eksileyecek arkadaşlardan ricam, önce okuyunuz. bunu saldırmak amaçlı yazmadım, çünkü gerçekten merak ediyorum.
üzerinde düşününce kafa bulandıran din.
lise hayatım boyunca neresinden kurcalasam elimde kaldı. özellikle bu kutsallık konusu benim bir hayli kafamı karıştırır.
puta karşı gönderilen bir din olduğu iddiasında. ibrahim dininin bugünkü üç temsilcisi de aynı iddiada aslında. fakat üçünde de puta tapınmacılık görülüyor. özellikle katoliklerde haç ve isa figürünün önünde (hatta o figüre) tapınma çok bariz. bir de kutsal emanetler var. isa'nın konduğu çarşaf, çakıldığı tahta, çivi ya da muhammed'in ayak izi, dişi vb kutsal kabul edilip saygı görüyor. bu durumda allah dışında canlı ya da cansız bir varlığın kutsallaştırılması günah olmuyor mu?
tamam, dinin kaynağı olan kitap böyle bir kutsallık belirtmediği için bu soru insanların yanlış hareketleri olarak değerlendirilebilir.
ama benim kafamı asıl karıştıran soru şu. geleceğimizi bildiği halde tanrı neden bizi dünya gönderdi, sınava tabi tuttu vb sorular sorulduğunda insanlar itiraz edemesin diye cevap veriliyor. benim soracağım bu değil ama. madem geleceği biliyor, tanrı neden tekrar tekrar kitap yollayıp duruyor? evet, aynı dinin değişik versiyonlarıdır anlatılagelen; ama sonuçta bu din sürekli bozulup duruyor? madem kuran'da söylediği gibi "sonsuza dek korumak" gibi bir becerisi var, tanrı olduğuna göre olması da gerek zaten, neden bunu daha önceden kullanmıyor? demem o ki musa, isa ve diğerlerinin öğretilerinin bozulmasına, unutulmasına neden izin veriyor? isa demişken, isa'nın varlığına dair neden bir kanıt yok? incil'e ve kuran'a bakılırsa hayli patırtı koparmış. ancak her şeyin kaydını tutan romalılar nedense bunu tutmamışlar? bu da benim aklıma havarilerin uydurduğu bir kişilik acaba muhammed tarafından hristiyanların desteğini toplamak için dine mi eklendi sorusunu getiriyor.
her halka bir peygamber gönderdik iddiası da biraz kafamı karıştırıyor. üç ibrahim dininde anlatılanların ortadoğudaki çok kısıtlı bir bölgedeki insanlar olmasını bir nebze anlıyorum çünkü o dönemin arabına amerika diye bir yer var, oradaki azteklerin peygamberi de şudur tarzı bir şey demek abes olurdu. benim kafama takılan o değil. muhammed doğduğu sırada yahudi ve hristiyanlar bozulmuş da olsa kuranda adı geçen peygamberlerin öğretilerini devam ettirmekteydiler.
ancak dünyanın geri kalanına baktığımız takdirde, hristiyanlık veya müslümanlıkla karşılaşmadan önce hemen hepsinin pagan olduğunu görüyoruz. yani, eğer varsa, bu peygamberlere gelen öğretilerin izi dahi kalmamış. ancak en küçük temasın dahi iz bırakacağını düşünürsek, o peygamberlere iman eden kesimin bozulmuş da olsa bir tek tanrı inancını sürdürmesi gerekmez miydi? hristiyanlık gelene kadar avrupa'da böyle bir şeyin olmadığını biliyoruz. amerika'da da yok gözüküyor. uzakdoğu ve kara afrika'da da böyle bir şey olmadığı aşikar. dünyanın hiçbir yerinde peygamberlerden iz kalmaması düşündürücü değil mi?
bir diğer şey de, tufan. ortadoğu'da bir tufanın yaşandığına dair arkeolojik izler var. zaten sümerlerde de anlatılıyor. doğuya baktığımızda türk efsanelerinde de bir tufan anlatısı görülüyor. sorum şudur. tanrının dünyaya en az bir kere reset attığını kabul edelim, bu da tufan. nuh'un ne kadar eski olduğuna dair bir bilgi yok kuranda. ama bilmediğimiz bir tarihte dünyadaki imansızlar yok edilmiş ve birkaç imanlıyla hayat yeniden kurulmuş. ademle havva için de aynı şey geçerli. imansız yok, imanlılar var. nasıl olmuş da iki seferde de herkes imanlı olduğu halde zaman içinde bu imanlılar toptan yok olmuş da yerini imansızlara bırakmış? bu aslında biraz yukarıda sorduğum soruyla aynı gibi. tanrı neden kendi öğretisinin yok olmasına izin verdi?
özet geçeyim sorularımı:
1. tanrı neden her seferinde dinin yok edilmesine, bozulmasına ve saptırılmasına izin vermiş, göz yummuştur? yok olacağı, bozulacağı bildiği halde neden muhammed'den önceki peygamberler öğretilerini yaymakla görevlendirilmiştir? madem, islam'da yaptığı gibi zorla bozulmamasını sağlayacaktı, neden bunu en başta yapmamıştır? yok eğer şeytanla yaptığı anlaşma üzerine karışmamaya karar vermişse, neden muhammedin öğretisi ayakta tutulmuş ve "onu biz koruyacağız" güvencesi verilmiştir?
2. her topluma bir peygamber gönderildiği ve islamın onlara öğretildiği söylenmektedir. neden dünyanın ortadoğu dışında kalan hiçbir yerinde tek tanrıcılığın bozulmuş da olsa izleri görülmez? amerikan yerlilerinin yazıyla sümerlerle hemen hemen aynı dönemden beri haşır neşir olduğu biliniyor, okunan yazıtların hiçbirinde onlara peygamber gönderildiğine dair bir emare yok. benzer bir şekilde helenlerde de böyle bir kayıt tutulmamış. aslında ortadoğu dışında hiçbir coğrafyada böyle bir iddia yok. hindistan'da da, çin'de de... hani demem o ki, hiçbir yerde mi bu peygamberlere bir gönderme olmaz?
üç ibrahim dininden sonra gelen hep bir öncekini doğrular nitelikte, bunda sorun yok. ancak neden ortadoğu dışında birileri çıkıp da "allah diye bir kuvvet var, ben de onun peygamberiyim" dememiştir? tarihte buna yönelik bir kayıt olmaması tesadüf mü yoksa?
yazı yoktu falan diyebilirsiniz. ama islamdan önceki birkaç bin senenin kaydını tutacak belirli merkezler var dünyada. amerika kıtasındaki medeniyetler yazıyı bulmuşlar, afrika'da mısır, avrupa'da roma, helen uygarlığı, sümerler ve daha birçok uygarlık var, doğuda çin ve hint uygarlıkları var. yani aslında dünyanın büyük bir kısmında yazı kullanılıyor. ki bu uygarlıkların hepsi paganist, hiçbirinde peygamber kaydının olmaması bence düşündürücü.