daha 10 yaşındaydım. bana sarıyı ve kırmızı öğreten annem ile onların bir araya geldiğinde oluşturduğu ruhu öğreten babamla televizyon karşısındaydık. öğretmeni vurduğunda bile ağlamayıp maç kaybettiğinde ağlayan bir insanın heyecanını tahmin edebilirsiniz az çok. o ilk 120 dakika belki ömrümden 5 belki de 10 seneyi götürdü ama ardındaki 20 dakikalık süre de en az bir 20 sene katmıştır ömrüme. öyle severim işte ben galatasarayımı. düştü dediler düşecek dediler. düşsün dedim; stadınızın kullanımı hakkını alamayacaksınız dediler. varsın alamayalım dedim. söyledim ya, işte öyle sevdim ben.
şampiyon oldu ağladım, olamadı yine ağladım, hagi gitti ağladım ,kazandık ağladım kaybettik ağladım. ilk 10a zor girdiği 2010-2011 sezonunda bile kaçırdıkları pozisyonlara sövdüm atılan her golde final maçıymışçasına sevindim. hiç bir zaman başımı önüme eğmedim, her zaman arkasında durdum takımımın.
böyle bir takımdır işte. kimine göre türkiye'nin en iyi takımıdır bana göre dünya'nın en iyi takımıdır. objektif olmamı kimse bekleyemez benden, adı üstünde taraftarım ben.