bu konuda yazmak için muhatabın en azından guyton ve hall un tıbbi fizyolojisini, harper'ın biyokimyasını, ve biraz microbiyoloji tabiki mutasyonlar ve kromozom anomalileri konusunda bilgi sahibi olması gerekir. üstüne evolusyon okunduğunda tartışma anlamlı olur. ben tarzanca bişiler anlatmaya çalışacağım. biraz eğlenceli yoldan fikir sahibi olmak isteyenler için (bkz: evrimcilerin sevmedikleri sorular/#11860439)
ne ideolojik olarak evrimci olmak zorunda olmadığımdan ne de bilimden dini inançlara kaynak arayanlardan olmadığımdan objektif bir yazı yazabileceğim kanaatindeyim. ancak peşinen belirteyim öttüğümüz yer (evrim konusu) bilimin çöplüğüdür ve burda onun kuralları geçer. (bu şuna benzer allahın sıfatlarını tartışıyor olsaydık bilimi kimse sallamazdı çünkü orasıda dinin çöplüğüdür)
biyoloji bölümünden hasbel kader bi kaç kız tanıyan herkes bu konuda yorum yapabilir. "bu kızlar bu bölüme olsa olsa doğal seleksiyonla alınıyodur abi" diyip inananlar kadar "hay maşşallah tay gibi tay! analar ne kızlar doğuruyo bee, allah boş vaktinde yaratmış" diyip şahadet edecekler de vardır.
(bkz: evrimcilerin sevmedikleri sorular/#11860439) bu entryde hem bu konuyu tartısan iki kesimin de aslında aynı noktada olduklarını(bu sebeple benzer argumanları birbirlerine karşı kullandıklarını) dolayısıyla tartışmanın beyhude olduğunu bilimsel geyik formatında özetlemiştim.
bakmayın 1900 entry girildiğine bu konuda iki üç belgesel izlemekle, 2 3 makale okumakla hele harun yahya serisini hatmetmekle söz sahibi olunabilecek konu değildir. (evrimi savunanların bazı bilimselmiş gibi duran tezleride harun yahyanın tezlerinden daha ciddi değil) canlıların akrabalıkları, aralarındaki az gelişmişten mükemmele doğru evrimi tüm biyoloji eğitimi içine gömülmüş olmanın yanında ayrıca evolution (evrim) adında başlı başına dersi vardır. (fen edebiyat fakultesini bana sor) ha yazacam diyenlerin de elini tutcak halimiz yok yazan yazsın o ayrı konu.. bu yazının amacı evrimin öyle "bence var abi bak bu da kaynak" yada "yok olm bence kesin yok bu da kıçımdan uydurduklarım" tarzında tartışılacak bir konu olmadığını özetlemektir.
kavga ettiğimiz çöplük bilimin çöplüğüdür demiştik. bilimin işi ise allahı inkar etmek yada kabul etmek değildir. bilim, hem ortaya çıkışı hemde formatı bakımından "allah yaratmıştır, zaten kaderde ne varsa o hacı, yalan dünya " diyemez. derse kendini inkar eder. insanın en temel sorularından birini araştırıp bu konuda teoriler ortaya koymaması düşünülemezdi. tabiki evrim teorisi sadece canlılar arasındaki az gelişmişten mükemmele giden yolu çizmekle kalmadı.(öyle olsa kimse karışmaz hakkında 10 taneentry ancak olurdu) aynen fiziğin sorduğu evren(madde) nasıl var oldu sorusu gibi ilk canlı nasıl var oldu sorusunu da sordu. ve bu noktada bigbangi kimse tartışmazken dinin alanına girdiği için evrimi tartışır olduk.
bahse konu süre milyarlarca yıldır. bu süre içerisinde dünya çok değişti. sadece atmosfer, sıcaklık vb değil değişen aslında herşey tamamıyla değişti. tek kıtadan iki kıtaya bölündü. sonra kıtalar güneyden kuzeye taşındı falan. yer şekilleri oluştu. günümüze kadar başından geçenler pişmiş tavuğun başına gelmemiştir. jeolojik dönemler incelendiğinde aslında "evrim"in sadece canlılarda gerçekleşmediği görülebilir.
bu jeolojik dönemler evrim teorisi açısından da son derece önemli bazı kırılmalara sebep oldu. bunu her jeolojik döneme özgü fosillerden görebiliyoruz.
peki canlılar açısından evrimin durumu nedir? kişisel fikrim evrim bilim açısından bile son derece tartışmalı bir konu olmaya devam edecek. ilk canlının oluşumu sorusunun önünde ilk maddenin oluşumu sorusu hala dikilmektedir.
canlıların çeşitliliğinin artması yani yeni türlerin oluşumunu evrim iki yoldan ortaya koyar.
1.mutasyonlar
2.doğal seleksiyon
mutasyon kısaca genlerde meydana gelen ani değişikliklerdir. bu değişiklikler sürekli olarak olur aslında. bazen bi bakarsınız kanser olmuşsunuz. bi grup hücre çalışmaması gerektiği gibi çalışıyor. yada 6 ayak parmağı olan çocuk, 5 ayaklı kuzu vb görülür. ancak bunların evrim açısından anlamı yoktur. çünkü evrim için önemli olan yeni kazanılan özelliklerin yavrulara aktarılmasıdır.
bu aslında bir sorun gibi görülebilir. diyelim ki bir su canlısı türü devonien dönemde karaya uyum sağlayacak bir adaptasyon geliştirdi. binlercesi bunu başardı. bunu gelecek nesle aktarması için genotipte bu mutasyonun yansıması olması gerekir. anlaşılır olsun diye şöyle diyelim. ben 400 iq ya sahip olacagım mutasyonu geçirdim diyelim. bunun benim cocuguma geçmesinin tek yolu spermlerime kodlanması şartıdır. bunun için ise mutasyonun somatik(vücut hücresi) hücrelerde değil direkt olarak eşey hücrelerinde olması gerekir.
tabi konu bu kadar yüzeysel değil. evrimin bu noktada bi sn bi sn.. dediği noktalar vardır. (bkz: duplikasyon)
bu eşey hücreleri (sperm, yumurta vb) oluşurken meydana gelen bir fazladan katlanma fazladan bilginin kromozomlara aktarılması olayıdır. olay genelde eşey hücrelerinin oluşumu sırasında crosing over da gerçekleşir. bu şunu ifade eder canlılar bazan gerektiğinden fazla bilgi aktarabilirler ancak bu bi sorun teşkil etmez. son derece önemli bir olaydır. bu nokta bence direkt olarak evrim vardır yada yoktur demeye yetmez.
biyoloji bilen biri canlılar arasındaki basamakları gözüyle net bir şekilde görebilir. az gelişmişten mükemmele giden bu yol evrime inancı kuvvetlendirir.
ama evrim her zaman mükemmele doğru çalışmaktadır. yani insan zamanla maymuna evrilemez.
ancak evrimin işi çok zordur. kambriyen patlaması (bu konuda sözlükte dikkate alınacak tek satır yoktur) bu konuda herkesin bildiği bir dönemdir. proterozoik dönem denen milyar yıllık tek hücreliler, protozoalar döneminden sonra aniden kambrien dönemde ortaya çıkan çok hücreli canlılar, ve okadar çok ve fazla türde ki ancak patlama kelimesi ifade edebilirdi. gerçekten de insanı son derece zorlamaktadır. evet dünya şartları değişmiştir. evet milyarlarca yıllık bir biyolojik birikim vardır. ama neticede kural bellidir. bunca canlının aynı anda çok çok ilkel atalardan mutasyon yada bilinçli bir şekilde çok hücreli organizmalara hemde bu işi nesilden nesile aktarabilecek şekilde gerçekleştirmiş olması inanılmaz bir olaydır. durun daha bitmedi jeologların söylediğine göre kambriende canlılar en az 4 5 kez neredeyse yeryüzünden silinmiş ve tekrar görülmüştür. bu neden önemlidir. ara formlar yani bu evrimi gerçekleştiren canlılar diyelim ki başardılar ve daha gelişmişe adım attılar. sonra yok oldular sonra yeniden oluştular sonra yeniden yok oldular... bu bir tesadüften çok mecburen gidilecek bir yolun varlığını gösterir gibidir.
bu kambriyen dönemle ilgili atıp tutan değişik teoriler getiren de çoktur. neticede bu olamaz demek ki evrim yoktur demek olmaz. bilim mutlaka sorgulayacak ve bir çıkış yolu bulacaktır.
evrimle ilgili benim aklıma takılan bir başka konu ise canlıların evrimi sırasında atlanan ve pek tartısılmayan bir konudur. (tabiki bilim cevrelerinde tartısılmaktadır ama hak ettiği gibi bi tartışma görmedim) şimdi diyelim bir canlı böcekten, yumuşakçadan (kan dolaşımı olmayan bir canlıdan) bir üst canlıya evrildi. bunu başarabilmesi için ilk canlının oluşmasından bile zor bir çok sistemi geliştirebilmesi gerekir. sadece sinir sistemi oluşturmak. nörotransmiter bir ajanı sentezleyebilmek. yada kan basıncını ayarlayacak baroreseptorlerden tutta kanama zamanını kısaltacak sistemi oluşturmak, hemoglobini ve bağışıklığı sağlamak. milyonlarca daha önce hiç tanımadığı hormon, sistem, mekanizma, bunları besleme ve sentezleyecek birimleri oluşturma, bu birimlerin doğru çalışması için gereken kontrol sistemlerini kurma gibi son derece işin içinden çıkılmaz bir olaya imza atması gerekecektir.
ancak bu konularla ilgili de teoriler bulunmaktadır. ahah herşeye teori var kısacası yok diye bişi yoktur bilimde.
doğal seleksiyon ise çatır çatır işleyen bir mekanizmadır ve görürüz ki her canlı hayatta kalmak için mutlaka çok özgün bir yetenek geliştirmiştir. tartışılacak tarafı yoktur.
bütün evrim tartışması sonucunda ortaya kocaman bir soru işareti çıkar isteyen inanır isteyen inanmaz ama ben evrime bilim çerçevesinde bakıldığında yok demenin çok zor olduğunu düşünüyorum. canlılar arasında bir bağlantı var ancak bu bağlantı neticede insanı vücuda getirmiş midir? burdaki kapalı kalan nokta ilk canlı oluşumunun ve insanın nasıl meydana geldiğidir. bu noktalarda ise bir cevabım yok. inancım gereği insanın evrimi konusunda insanın mükemmel bir şekilde özel olarak yaratıldığını düşünüyorum. geri kalan canlılar varsın evrim geçirsin.
haa bilim için hava hoştur beyler. diyelim evrim teorisi çöktü. sanıyormusunuz ki ertesi gün canlıları allah yarattı diye bildiri yayınlanacak. olacak şey canlıların var oluşunu daha iyi açıklayan bir teori aramak olacaktır. bilimin işi budur hep arar. tabi allah'ı ıspatlarsa o başka.