bi adamın sevdiği kadına mecburi bi ayrılık yüzünden veda ederken söylediği, söylerken de içine sadece o'nun anlayabileceği anlamlar gizlediği büyülü sözler.
her bir dizesini tam da demek istediği şeyi onun gibi eşsiz bi ahenkle söyleyerek yeniden yazmak biraz zor...
deneme cüretim bende saklı;
"gerçekten sevenler fısıldar gibi gider, ilan etmeye muhtaç değildir sevgisini, ay altındaki diğer sıradan sevgililer gibi..." der ve başlar;
"ama biz, sevgilim, öyle sızdık ki birbirimize, bizim aklımız bile almaz, bu eller, gözler, dudaklar nasıl da kaybolur birbirlerinde..."
" bizim ruhumuz bir sevgilim, bu bir ayrılık değil, olsa olsa altının ezilerek, coğrafyasını genişleterek işlenmesi, incelmesi; daha da zarif, daha da belirgin olması adına"
ve çembere gelir sıra, ancak milimi milimine başladığı yerde biterse kusursuz olacak olan,sonsuzluğun ebedi simgesine... ve tabii ki compasses* metaforuna;
"biz bi pergelin iki ayağıyız seninle, sen sabitimsin, ben yolculuğumu sayende tamamlarım ancak, sen eğilirsin belki, zor olur dayanman dairemiz büyüdükçe, ama çizimi bitip ben odağına; yanına dönünce, beni dimdik karşılayacak olan da sen değil misin..."