uzun zamandır gördüğümüz ama son iki gündür inanılmaz boyutlara varan yüzsüzlüktür. temelinde, bir taraftan bu kayıtların yapılmasının ne kadar da insanın özel alanına tecavüz olduğu, dinen de insanların gizlilerinin araştırılmasının yasaklığı vurgulanırken, öte yandan "ama bu mhp'liler de çok ahlaksız canım, biz hiç öyle değiliz" temalı konuşmaların hemen peşine eklenmesiyle oluşur bu iki yüzlülük.
son günlerde ise, olayın akp tarafından düzenlendiği ayan beyan ortaya çıktıktan sonra, hedef saptırmak için farklı kişi ve gruplara işaret edilmeye başlanmıştır.
şimdi bunlara bakınca, biri mhp'nin iç meselesi diyor, biri chp yapıyor kesin diyor, bir diğeri ise (başbakan olan) mhp en kısa zamanda bize destek vermezse bu iş daha da büyür diyor. şimdi bu aba altından sopa gösterme durumlarını bir kenara bırakırsak, bu açıklamaların tek ortak noktası "valla biz yapmadık ama şunlar olabilir" deme çabasında olmaları.
ama hiç birinin cevap vermediği sorular ise şunlar:
- neden seçim meydanlarında bu kaset olayını sadece akp istismar ediyor?
- bu kasetle şantaj olaylarının, akp'nin yargıyı da ele geçirip tüm derin devlete sahip olmasından sonra gerçekleşmesi bir tesadüf mü?
- neden bu açıklamalarda hiç kimse "anayasa" kelimesini ağzına dahi almıyor? yoksa zaten deşifre olmuş planın hiç mi tutar yanı kalamz?
- her türlü internet sitesi ışık hızıyla kapatılırken, ve akp'ye dokunan kişiler ışık hızıyla tutuklanırken, bu kaset konusunda ve deniz baykal'ın kaseti konusuyla ilgili neden hiç bir şey yapılmıyor, yapılamıyor?
- bu kaset olaylarının sadece muhalefet partilerinin başına gelmesi bir tesadüf mü?
ve daha nice sorular var... ama sanırım tüm bu soruların cevabını devlet bahçeli "okyanus ötesi" diyerek yeterince cevaplamıştır.