denizli'de dolmuştayız 5-6 kişi... minibüs kalabalık. ben hepimizin parasını uzattım. normalde para üstlerimi almayı anında unutan biri olmama rağmen o gün ne hikmetse aklımda para üstüm var. bizim ekip kakara kikiri eğlenirken benim aklım almam gereken para üstünde...
neyse şoför 1 dakka sonra falan sordu:
- 20 TL'den kaç kişi?
- ben(gayet sakin): 5 kişi.
dolmuş ilerliyor... aradan 2 dakka falan geçti hala para üstüm gelmedi. şoför bi daha bağırdı:
- 20 Tl kaç kişiydi?
- 5 kişi.
benim sinirler nedense gerilmeye başladı. şehrin yabancısıyız adam bizi keklemesin? neredeyse gideceğimiz yolun 3/4 ünü gitmişiz gerginim. şoför bozuk para kutusuyla oynayıp bi daha seslendi:
- 20 tl 5 kişi miydi 6 mı?
- ya 5 yaa 5!
yine vermedi ama paramı... denizli'Yi bilen ayakta yolcu alınmadığını da bilir... artık biz neredeyse ineceğimiz yere gelmişken benim artık algılarım tamamen kapandı. gözüm sabit bi şekilde şoförün ensesinde. kesin diyorum yiycek bu benim parayı... para da 20 lira ulan neden o kadar gerildim ben? olsun ama sonuçta benim param. haklıyım...
ben artık kafayı kırdım, adam bi daha sorarsa "eaah yeter ulan! 50 kere sordun vermiceksen vermicem de" demeyi falan düşünüyorum. derken bi durakta duruyor. şöle bi bakıyorum, durak hıca hınç yolcu kaynıyor. dolmuş durunca hepsi birden binmek için atlıyor. yolcular atlıyor... bizim ekip hala eğleniyor mis gibi.. şoför paramı vermiyor... ben patlamak üzereyim... şoföre bağırmak için zemin kolluyorum... derken şoför arkaya doğru dönüyor ve şöle bir diyalog yaşanıyor:
şoför: yalnız 4 kişi alabilirim.
ben: (adeta anırarak) 4 değil 5 kardeşim beeeş!!
milletin tırsması, anlamaması, şoförün önüne dönmesi ve inanılmaz evet ama minibüse beşinci bir elemanın binmesi. 5 saniye sonra bizim klandan gelen altına sçmalı kahkaha tufanı...