hayattaki en hakiki dostumdur bir bakıma. değişmesi gereken düşüncelerim, yenilemem gereken özelliklerim, bir şeyler iyi gitmiyorsa aldığım radikal kararlarım uykusuzluğum vasıtasıyla olması gerekene ulaşmıştır.
bir klişe vardır hani monotonluk... uykusuzluk bana monotonluğun aslında abartıldığı kadar kötü olmadığını göstermiştir. yıllardır ciddi anlamda uyku problemi çekiyorum. hatta ne yıllardırı, doğduğumdan beri bir manyaklık var bende o konuda. bazen ciddi anlamda canımı sıkıyor, acayip sinirlendiriyor beni bazen. ancak inkar edemediğim bir gerçek var ki, uykusuzluk beni ben yapan bir olgu.
gecenin sessizliği kadar güzel bir düşünme ortamı var mıdır? tamam uyku bir ihtiyaçtır da, düşünmeye de ihtiyaç yok mudur insan bünyesinde? cevabı çok açık, kafa yormaya tartışmaya ne hacet, sen sürekli bir işi yapıp monoton bir hayatım var diyebilecek noktalara getirirsen yaşantını, düşünmeye vakit ayıramayacak kadar yoğunsan kendi dünyanda, kusura bakmayacaksın, o monotonluk seni hayat boyu takip edecektir.
4 saatlik uyku insan için yeterli bir süre, bunu bilim kanıtlamış durumda. düşünebilmenin, sakin kafayla kararlar verebilmenin, "doğru" kararlar alabilmenin önüne geçebilir mi uyku?
şimdi ben bunları söylüyorum, peki benim uyku olayım nasıl bir kombinasyondan oluşuyor? açıkçası gelişigüzel. bir gün hiç uyumam, bir gün 5 saat uyurum, bir gün 15 saat. o gün yapmam gerekenlerin azlığı/çokluğu ve yoğunluğuna göre şekillenir uyku saatim. ha bir de, o gün işim yoksa, sabah 6-7 gibi yatıp akşam 10'da kalkmanın verdiği hazzı da tarif etmek mümkün değil hani.