Bursa terminal'den kalkan 93 numaralı otobüste, eski 302 lerin olduğu zamanda geçmektedir olayımız.
Bilindiği üzere kıymetli otobüs şoförlerimiz otobüsleri ellerinden geldiği ölçüde hunharca kullanmaktadırlar her daim. Ağzına kadar dolu otobüs ve bir insanın ancak geçebileceği boyuttaki araya sıkıştırılmış valizlerimiz de cabası o günlerde...
Yine bi sefer, yine aby otobüslerde... Otobüs ilerlemiş, Acemler kavşağına gelip de anayola girecekken ki virajda [takribi 90 derecelik bir dönüş] dönecek. Tabi şoför yine hurharca gaza yüklenmiştir. Içerdekiler de hallaç pamuğu gibi savrulmuştur o anda. Herkes perma perişan... O curcunada birinin götü mü değdi, havada uçan valiz mi çarptı bilinmez düğmeye basılır işte kadakayıp.
Sonra şoför durakta durur. Kapıyı açar. Bekler. aynadan bakar. Tık yok... Herkes mal mal bakıyor. Şoför ray ban aviator gözlüğüyle şöyle bi geri döner, bi daha bakar! Yine tık yok! Kimse inmiyor... Bekle bekle... Yok hacı!
Sonra kaptan otobüsteki yolcuları moleküler fisyona uğratıp, ne bok yiyeceklerini bilemez hale getiren fukishima nükleer santralivari o repliği sarf eder;