leyla ile mecnun

entry10127 ↓ galeri
    485.
  1. işin aslı şudur:

    --spoiler--
    bir ülkede mecnun diye fakir bir genç yaşarmış.. ülkenin padişahının kızı leylaya aşıkmış.bir gün leyla ülkedeki herkese meydanda kendi eliyle çorba dağıtacağını söylemiş.bunu duyan mecnun heyecandan eline geçen küçük bir tası kapmış ve sıraya geçmiş... sıradaki herkes mecnunla dalga geçmeye başlamış

    -"küçücük bir kap çorba için mi bekliyeceksin bu sıranın sonunu?" diye..

    mecnun :-"çorba umrumda değil. leylamı bana çorbamı doldurana kadar izleyebiliyim yeter" demiş.

    uzun bir zamandan sonra sıra mecnuna gelmiş.mecnun o kadar heyecanlanmış, o kadar kendinden geçmişki; kafasını kaldırıp leylasına bakamamış. leyla elindeki kepçe ile ve büyük bir hışımla mecnunun kafasına vurmuş.

    mecnun kafasından kanlar akar vaziyette iken kafasını kaldırıp leylası ile bir süre bakışmış.sanki dünya durmuş onların gözleri konuşmuş... bir süre sonra mecnun:

    - "leylam" diye bağırmış.

    kalabalık mecnuna büyük bir sinirle:

    - "sen ne salak adamsın, o senin kafanı kanlara kattı sen hala leylam diyorsun" demiş.

    mecnun:

    - "leylama laf edemezsiniz, o kadar kişi içinden benim kafama vurdu diye kıskanıyorsunuz" demiş.mecnun leylanın arasında sadece ikisinin anlayabildiği bir dil varmış.

    mecnunla leyla bakışırken leyla:

    -"ben senin için koca ülkede kazanlar kurdurup, kendi elimle yemek dağıttım ve sadece senin gözlerini bir an için görebileyim diye sense yüzünü kaldırmıyorsunki göreyim güzel gözlerini! senin kafana vurduğum için yüreğim yanıyor ama yüzününü görebildimya o dünyalara değer" demiş.

    leylanın göz lisanı ile anlattığı bu sözlerden sonra mecnun kendinden geçip "leylam" demiş
    --spoiler--

    anlayamayanlar için:

    yûnus'un dağdan sadece 'düz odun' getirmesini müşahhas bir manâ yükleyerek olduğu gibi kabûl etmek zihnen ve fiilen de mümkün değildir.

    "senin kapından eğri giremez!" ifadesinin burada yûnus'un iç dünyasını yansıtan dolaylı bir ifade olduğunu ıskalamamak gerekir.

    kasd-ı mahsûsa hakk'ın dergâhında odunun bile eğrisinin doğrulacağıdır. yûnus da kendisini tapduk'un doğrulttuğu bir odun seviyesinde görmektedir.

    eğri odunun nasıl doğrultulacağını tabîatıyla tapduk sultan bilir! odun ya yakılarak veya yontularak düzeltilip doğrulur.

    hülasa odun- odun meşrep insan- dergâh-ı hak'ta bir şekilde güzel ahlâkı tamamlayacaktır.
    0 ...