felsefi anlamdaki hümanist insanın, toplumsal gerçeklere ve maddi ilişkilere uyarlaması niteliğindeki bu yapıt; soyut insandan, somut ve toplumun en temel unsuru olan bireye geçişi ele alır.
bu bağlamda,
işe, 'kendi geçim araçlarını' ve bunlar sayesinde 'kendi maddi yaşamlarını' sürdürmek için üretim yapan canlı varlıkları ele almakla başlar. onlar, üretim faaliyetleri ile yaşadıkları doğal çevreyi dönüştürmekle kalmaz aynı zamanda, birbirlerine duydukları gereksinim ve aralarında gerçekleşen iş bölümü ile sosyal ilişkiler de kurarlar. insanın, sahip olduğu öznel değerleri ile toplumu biçimlendirmesi ve biçimlendirdiği bu toplumun onu yeniden şekillendirmesi sürecindeki karşılıklı etkileşim sonucu oluşan yeni bir insan anlayışı ortaya konur.
jacques milhau, kitabın sunuş bölümünde bu yapıtı 'tarihsel materyalizmin doğum belgesi' olarak niteler.