pazar geceleri mekanlar iyice boşaldı, herkes evinde artık. 10. ve 20. bölümdeki inanılmaz sahnelerin ardından, 30'dan da beklentim yüksekti. beklentilerimi de deldi geçti. sinema, dizi anlamında bu ülkede çok güzel, çok başarılı işler yapılıyor. bu bir dizi, karakterler gerçek değil, rol yapıyorlar. ama bu olayların, bu yaşananların, bu duyguların hepsi gerçek. gerçek olmayan gerçekler bunlar.
cemaate ayrı, orduya ayrı, türban gördü mü laf edenlere ayrı sokmalarının ve nice müthiş replik ve sahnenin yanında şundan bahsetmek isterim ki, behzat kendi sözleriyle vurulmuştur. adam, bahar'a mutsuz olalım demişti zamanında, bankta konuşurken. şimdi savcıdan aynı şeyi duyduk. ve bıçak sırtı'ndan beri hayranı olduğum savcı çok sağlam gelmiştir behzat'a. ''benden bir bok olmaz, ben iyi değilim.'' kafasındaki bir karaktere çiçekle, böcekle, hanım hanımcık saçmalıklarla gelemezsin zaten. sonuçta behzat bi alt duduş vermiştir. bu arada dil miydi, dudak mıydı üç izleyişte ancak çözebildim.
ayrıca allah kimseyi sokak köpeklerine muhtaç etmesin. ah harun ah, seninle biz de derbeder oluyoruz. ama bence bu eda bir daha boynuzlandığını görünce harun'a varır.
duygusallaşmama babında: o değil de behzat manita yaptı oğlum!