hepimiz kadar galatasaraylı. içimizden biri. bu fikrim hiçbir zaman değişmedi. belki bazı eleştrilere ''ben mi çok duygusalım acaba, ben mi göremiyorum bi tek. arda gerçekten de yapmış mıdır böyle bir şey'' diye yanıldığım olmuştur yenilgi sonrası üzüntü-sinir harbi esnasında. ama hiçbir zaman onun galatasaraylılığından zerre şüphe duymadım, hiçbir zaman ''avrupa'ya gitsin dönüşte emre abisi gibi o da gider fenere'' sözlerine kulak asmadım. arda o çünkü. senin benim gibi galatasaraylı. bizim hiçbir zaman yapamayacağımızı yapabiliyor hemde. senin renklerine aşık olduğun takımın kaptanı. o formayı sırtına geçiriyor ve saha çıkıyor. evet o formayı! senin de her maç giyilmesini istediğin ''parçalı'' formayı. çünkü o da senin gibi önce renklerine gönül verdi taraftarı olduğu takımın. çünkü önce armasını öptü parçalı formanın. ve sen istediğin zaman parçalını sırtına geçirirken o turuncu, mor, pembe, yani o çok sevdiği armayı belliki üzerine hiç yakıştıramadığı renkteki formaları giyerek çıktı maça. sen nasıl ''öyle renk mi olur laaan, elalemin diline düşücez yine'' diye aile, arkadaş sohbetlerinde dert yanıyosan, o adam da ailesine! dert yanmış ve ne yazık ki bunun 7-8 ay sonra tam da transfer söylentileri çıktığında basına sızdıralacağını düşünemeden. çünkü dediği gibi ne düşünüyorsa anında dile getiren bi adam arda turan. kolay kolay elde edemeyeceğimiz bi değer. yürüyedur sen koca kafa! bu taraftar sonuna kadar arkanda! derim başka da bişey demem. diyemem.