Shakespeare döneminde oyunculuk ve reji eğitimi olmadığı için aynı zamanda yönetmen gözüyle kafasındakileri yazmıştır.
Mesela bir örnek verelim:
Brutus - Casius çadır sahnesi.
Bu sahnede iki yoldaşın çatışmalarını görüyoruz. Eserin doruk noktası diyebiliriz.
Casius: ben senden daha iyi askerim daha iyi yürütürüm devlet işlerini.
Brutus: Yürüt hadi yürütemezsin Casius.
Casius: Yürütürüm.
Brutus: Yürütemezsin diyorum sana.
Casius: GELME ÜSTÜME, tutamam kendimi.
Büyük harfle yazılmış kelimelerden anlıyoruz ki, Brutus bu sözlü çatışmada Casius'un üzerine yürümeye başlıyor.
Başka bir küçük bilgilendirme ise: shakespeare oyunlarını önce sağırların sonra da dilsizlerin anlayabileceği şekilde yazmıştır. Yani değişimler, hisler ve fiziksel aksiyon cümle öncesini tamamlar. Sanınanın aksine shakespeare oynarken saçma sapan rol kesme ve büyük oynamalar kalmadı türkiye de.
Shakespeare oyunlarını 11 lik dilime göre yazmıştır:
romans (dikkati çekemedi tam olarak), countrymen (yine tam çekemedi), and lovers! (yine tam çekemedi) hear me for my
cause (Güçlü giriş ve cümle ortalarına doğru lirik melodik biçimde daha da yükselir. cause kısmında düşer ve artık dikkati çekmiştir.)
Bazı cümleleri -yine oyunculuk eğitimi olmadığı için- tek solukta okunmasını sağlamıştır. Sebebi ise, oyuncunun tek solukta bağırarak okuması ve cümlenin sonuna doğru karakterin kızarmasını sesinin çatallaşmasını gözlerinin dolmasını sağlamak. Arkasından "kralım gözleriniz doldu" diye bir replik gelebilir mesela. Shakespeare oyunlarını biraz duyguları istekleri çıkardıktan sonra akışına bırakmak gerek. Fölsfölyöye hakim olmak gerek.
Shakespeare oynayabilen bir oyuncu -bana kalırsa- her metni oynar.
Shakespeare böyle ufak tefek şeyleri hesap edebilmiş bir yazardır.