yazmaya geç yaşında başlamış olması bir çok okuru tarafından kendisinden öğrenilecek çok şey olduğu da düşünülerek "kayıp" olarak nitelense de yarısı dolu bardağa sevinmeye de sebeptir.
normalde amerikalı yazarları ve yapıtlarını pek sevmiyorum ama "bilmemnere asıllı amerikalı yazar" denilince işin rengi değişiyor açıkçası. misâl "alman asıllı amerikalı yazar charles bukowski" veya ne bileyim "italyan asıllı amerikalı yazar mario puzo" olabilir. ya da latin amerikalı olması, her zaman artı puan kazandırıyor yazara. neyse dallanıp da budaklanmasın konumuz.
bukowski'nin belki de en büyük avantajı, yazmaya geç sayılabilecek bir yaşta başlamış olmasıdır(ki kendisi de bunun, böyle olduğunu söyler bir çok yerde). biriktirdiklerini, yaşadıklarını yazmak belki de en iyisidir. zira böyle bir şöhrete, genç yaşta kavuşan bir çok yazar asıl amacı olan "yazmak" eyleminden uzaklaşabiliyor veya eserlerinde belli bir sürenin sonunda o "ukala tavır" kendisini gösteriyor. bukowski "ukala değil" demiyorum tabi sadece olması gereken kadar ukala olduğunu söylüyorum, hepsi bu.