daha türkiye'ye gelmeden önce italya'da çalıştığı zamandan hatırlıyorum kendisini. fatih terim galatasaray'dan ayrılıp italya'ya gittiğinde kendisi geçmişti galatasaray'ın başına. tabi giden kişi imparator olunca zor kabullendik kendisini, nasıl olacak bilemedik başlarda.
italya dönemini bilen birisi olarak için kendisine gelir gelmez "köylü, çingene, kasımpaşalı" benzeri yakıştırmaları anlayamamıştım. brescia ve inter milan'ı çalıştıran adam nasıl köylü, çingene vs. oluyordu yahu? ahmet çakar televizyonlara çıkıp "bu adam galatasaray gibi büyük bir kulübü nasıl çalıştırır" falan diyordu da adam inter'den gelmişti lan, neden olmasındı? dahası kendisi ile ropörtaj yapan gazetecilerin biri ile ingilizce, diğeri ile italyanca, sonuncusu ile fransızca konuştuğunu görmüştüm, yıllar sonra imparatorun ingilizce konuşmaya çalıştığı videoyu görünce daha bir iyi anladım değerini.
galatasaray'a tekrar gelsin diye kendimi yakarım orası ayrı da, bu zeka ve kültürde bir adam geri gelmez arkadaş. sksen gelmez...