muhteşem bir filmdir. insanın içini kıyım kıyım kıyar. o özgürlüğün tadını alırsın özgür oladıktan sonra dğmak neye yarar. hapishaneye olmasada askere gideb bu duyguyu bilir. umarım dünayada zorunlu hiç bir şey kalmaz. yanlız fimle ilgili tabii kafamıza takılanlar var şöyleki:
--spoiler--
yıllar yıllı o tüneli kazarken hiçmi hüçresi değiştirilmiyor veya bundan nasıl bu kadar emin olabiliyor orası saçmalık. artı endynin hikayesi şu mehur belgesel kanalarından birinde hapishaneden kaçanları konu alan bir programda nerdeyse bire bire benzerlikte gösterildi. ama orda gerçek kahraman tecavüze uğramadı bir polis öldürmüştü yaşamayı seviyordu ve idama mahkum edilmesi olasıydı. önce oda duvarı delmeye karar verdi hemde akıl almaz yöntemlerle diş macunu ve tualet kağıdı karıştırıp sıvayı tekar yerine yapıştırıyordu ama bir gardiyanın bunu farketmesi uzun sürmedi fakat adamı bir şekilde kandırdı fakat 1 gün içinde kaçması gerekti ve kaçtıda başa bir yöntemle neyse. sadece o hücre olayı benim canımı biraz sıktı onun dışında o okyanus kıyısı sahnesi, zenci akadaşının ona giderken yoldaki özgürlk hali insanı okadar derin duygulara sevk ediyorki. askerdeyken dünya kupasını evimizde yağlı çipslerimizi yediğimiz elerimizle göğüs kılarımızı kaşıya kaşıya izleyceğimizi konşurken askerlik bitimi evde dünya kupasıın ilk maçı başlamadan 2 dk evel asker arkadaşının arayıp bunu hatırlatması ve keyiflenmememe benzer bir durum oluşturmuştur, evet ben bunu yaşadım.
--spoiler--