imparator fatih terim bile zaten düşüşte olan kariyerini tehlikeye atmayıp enkazı reddederken ateşten gömleği kabul eden bu adamı, hagi'yi kovduktan sonra geleceğe aydınlık bakıp üstüne iki milyon euro kar edecek taraftar bozuntularına, her haltı kullanıp hagi'ye saldıran sözlük soytarılarına, nevzat dindarlara, yalçın dümerlere ve diğer adnan polat sevdalısı saz arkadaşlarına, bel altı çalışan iftiracı menajerlere, ihaleyi beşinci defa teknik direktöre yıkmaya çalışan rezil yönetime göz göre göre yedirmem. iş çığırından çıkmış durumda. resmen bu adam yıllardır biriktirilmiş günahlara kurban edilmeye çalışılıyor. adnan polat'ın "sorumluluk hagi'de" işareti, medyanın hazır savunmasız bir yabancı teknik direktör daha bulmuşken sağlı sollu vurması, tüketicinin en aşağılık, en bilinçsiz formu haline gelen taraftarın günah keçisi arayışı, galatasaray platformlarını mesken tutan sik kafalı sirk soytarılarının aptal kurguları derken hagi'm yine hedefte yalnız kaldı.
gheorghe hagi'nin teknik direktörlüğünden memnun değilsiniz. peki. teknik direktörden beklentiniz ne?
galatasaray'da aynı kadro çatısıyla başarılı olmaya çalışan altıncı teknik adam hagi. feldkamp'tan rijkaard'a kadar kariyerli kariyersiz, yaşlı genç, ofansif anlayışlı defansif anlayışlı her türlü teknik direktör denendi ve hiçbiri ikinci sezonun devre arasını göremedi. ahmet çakır ve türdeşlerinin saçma sapan bakkal hesabına bakarsak astronomik paralar harcanmış, kadro mükemmel ve hagi bu kadroyu değerlendiremiyor. transfermarkt lalelerini bir tarafa bırakıp baktığınızda kewell, arda, baros, çağlar başta olmak üzere galatasaray'ı herhangi bir süper lig takımından ayıran futbolcuların tamamına yakını sakat. kalanları ya yeteneksiz, ya da verimsiz. devre arasındaki takviyeler olmasa galatasaray'ın vasatın üzerinde performans gösteren futbolcusu yok. stancu, culio, colin kazım ilk maçlarından beri takımın en iyileri yahu. şu ortamda moronun biri çıkıp "hagi'nin bizi düşürdüğü haller" şeklinde bir tamlama kuruyorsa -ki kuran soytarılar var- ileri derecede art niyetlidir, en hafifinden bi siktir git derim. hagi gelmeden önce durum bundan iyi değildi, o gün nasıl sorumlu rijkaard değilse bugün de hagi değil.
kadroyla ilgili sıkıntıları her yenilgi sonrası frank rijkaard da öne sürüyordu, haklı olarak gheorghe hagi de sürüyor. bir teknik adam ikinci yarıda yorulan kewell yerine aydın'dan ya da emre çolak'tan başka futbolcu sokamıyorsa çaresizdir. ileri oynama konusunda sıkıntı çeken orta sahada sürekli arayış içerisindeyse tek kelimeyle çaresizdir. "bahane buluyor pezevenk" diyen futboldan bir bok anlamıyordur ve de en kallavisinden hödüktür. altı sezon önce elinde rigobert song ve flavio conceicao gibi mevkilerinin gereğini yapan ve birbiriyle ikame edilemeyecek futbolcular vardı, dolayısıyla böyle bir arayış içerisinde değildi. gerçi haklısınız, hagi futbolu unutmuş. (song, conceicao) değişikliği yapmazken şimdi (neill, cana) değişikliği yapıyor [sıralı ikilileri karşılaştırın bir zahmet]. hazır gelmişken oyuncu değişikliği konusunda da tahminlerinizi alalım. ne de olsa hagi değişiklik oyun okumayı da bilmediğinden bir sürü alternatifle dolu yedek kulübesinden hep aynı adamları sokuyor. orta saha oyundan düşmüş, müdahale gerekiyor ve sadece mustafa sarp var, tıpkı rijkaard döneminde olduğu gibi. her durumda suçlu olmak böyle bir şey. herhangi bir şekilde defanstan ileri top taşıyamayan ve ileride top tutamayan takımda, forvet arkası oynadığı zaman zarfında kaleye minimum 40 metre uzakta topa sahip olan yeni tanrımız, efsane futbolcumuz, onurumuz gururumuz yiğidimiz, sarı saçlımız, mavi gözlümüz, biriciğimiz, gülüşüne kurban olduğumuz #21 olsa bütün dertler bitecekti, takım frank rijkaard'ın son dönemlerindeki gibi gol olup yağacaktı ve üstelik takım orta sahada hiçbir zafiyet çekmeyecekti*, ama onu da harcadı işte.
açık konuşalım, galatasaray yönetiminin ve dolayısıyla taraftarının beklentisi tam anlamıyla şapkadan tavşan çıkaracak bir teknik direktör. yönetimin takımın futbolcu profilini değiştirmeye niyeti yok, ihaleyi sürekli teknik direktöre yıkıyorlar. gerekirse elli defa teknik direktör değiştirip mevcut çöplükle hemen başarılı olacak olanı arayacaklar. aynı kadroyla üç yılda altı teknik direktör değiştirip halen başarısızlıklarda teknik direktörü tartışan aptalların mantığı bu. galatasaray bütün olayın teknik direktörde bitmediğini anladığı zaman önündeki engel hagi olmayacak. şu berbat şartlara rağmen sahada yapmaya çalıştıklarını görmezden geldiğiniz, kariyeri yok diye küçümsediğiniz hagi galatasaray'la birlikte büyüyebilecek bir teknik adam.
bir de mide bulandıran bir konu var ki iftiranın en aşağılık, en haysiyetsiz formu. yazıp yazmama konusunda tereddüte düşürecek kadar ciddi bir durum. söyleyene ayrı, aktaranlara ayrı sövüyorum.
hagi'nin en fazla takip ettiği lig rumen ligi. izlediği, yeteneklerine güvendiği futbolcuları tercih etmesi anlaşılabilir bir durum. hagi'nin kendi açıklaması ortada, "sadece culio'nun transferini özellikle istedim. bunun dışında adnan sezgin isimler getiriyor, ben de görüş bildiriyorum." diyor. galatasaray yönetimi ne yapıyor? günlerce sergio romero için uğraşıyorlar, dört milyon euro vermiyorlar ve beleş zapata'yı alıyorlar - ki adam bonservissiz, üstelik romanya'yla hiçbir ilgisi yok. forvet için djibril cisse ve mounir el hamdaoui gibi isimlerle görüşüyorlar, getiremiyorlar. bu transferleri hagi'nin istememesi mümkün mü? değil. tt arena meselesi dolayısıyla zaten isyan noktasına gelmiş taraftarın gazını almak için yekta kurtuluş ve bogdan stancu'yu transfer ediyorlar. söz verilen defansif ön libero? yok.
gheorghe hagi döneminde galatasaray'a gelen ilk ve tek rumen bogdan stancu. ayhan akbin'in futbolcusu alioum saidou'ya yer açmak adına gariban ovidiu petre'yi harcamadığı için yöneticilerle arası açılan, adı komisyoncuya çıkarılan, karalanan hagi'nin en büyük hatası budur bana kalırsa. burası her halta pisliğin bulaştırıldığı, dolayısıyla her haltın altında pislik arandığı bir ülke. sen yine becali'nin futbolcuları ilie ve filipescu sayesinde galatasaray'ın rekor gelir elde etmesini sağlarsın, bunu kimse konuşmaz. yetenekli olduğu her halinden belli olan gencecik futbolcu alınır, hemen şarlatanlar ortaya çıkıp içlerindeki cerahati ortaya saçar. mesnet yoktur, ispat yoktur, sadece karalama vardır, bel altı vurma vardır. hastalıklı toplumlarda kendi içinde çelişmeyen her türlü kurgu doğru kabul edilir.
çok açık söylüyorum, hagi'nin komisyoncu olduğu iddiasını ispatlamayan iddia sahipleri ahlaksızdır, haysiyetsizdir.
yine dönüp dolaşıp aynı yere geliyoruz. biz her ne kadar onu benimsesek de gheorghe hagi en nihayetinde yolu türkiye'ye düşmüş bir yabancı. arkasında iktidarın ya da başka herhangi bir güç odağının desteği yok, sadece bir avuç galatasaray taraftarı var. galatasaray yönetimi desek kendi kabahatlerini örtmek için yapabildikleri tek şey teknik direktörleri günah keçisi yapmak, hagi'nin harcanması onların işine gelir. durum buyken her gün hagi'nin aşağılandığı, hakarete ve iftiraya uğradığı, onun tek desteği olan galatasaray taraftarını aleyhinde yönlendirecek aşağılık haberleri, yorumları okumamız çok şaşırtıcı değil. galatasaray taraftar platformlarında bile bunları kullanıp mesnet aramadan, gözü kapalı gheorghe hagi'ye saldıran köpekler varken kimse bu kulüpte değerlerden bahsedemez.
fatih terim güçlüdür, milli takım için futbolcu seçimlerinde o kadar absürd işlere imza atmasına ve dünya kupası elemelerini tek başına kaybettirmesine rağmen hakkında negatif bir şey duymazsınız, okumazsınız. kimse eleştirmez, eleştiremez, eleştirirse osman tanburacı gibi kalakalır. gheorghe hagi zayıftır, tıpkı frank rijkaard ya da michael skibbe gibi. bu adamlar ezilir, günah keçisi yapılır, taraftarın önüne atılır. stajyer de olurlar, futbol cahili de, kara balon da. verdikleri profesyonel kararlara saygı duyulmaz, "sen kimsin ki?" denilir. etiket varsa bir sezon sabredilir, yoksa baştan kaybetmiştir.
ben transferinin üzerinden kırk gün geçmesine rağmen schalke 04 ve bundesliga sevdasını anlatan profesyonel adamların yönetim kaynaklı sorunları için en büyük efsanemi, kutsalımı harcamam. aşağılık bir koronun ağız birliğiyle bu adamı karalamasına göz yummam. babasının öldüğü hafta ayağındaki mezarlık tozuyla sahaya çıkan, uefa kupası alındıktan sonra herkes prim derdine düşmüşken "başka bir şey yok kardeşim, en büyük galatasaray. başka yokhttp://www.rerererarara.net/sozluk.php?id=590416, her buhran döneminde galatasaray'a sahip çıkan hagi'mi bir sezonda on beş maç oynayan, çoğu maçta piyasada olmayan adamların gülüşüyle, sağ kolundaki dövmeyle falan ikame etmem, edene de gerizekalı gözüyle bakarım. isteyen saçma sapan komplo teorileri üretir, yeniçerilerin ağababalarını takımdan kazıyan bu adamı yeniçeri ağası ilan eder, komisyoncu der, teknik direktör değil der, aşağılık iftiralarla karalamaya çalışır. üç kuruş etmez bir menajer bozuntusu hagi'nin adamlığını tartışır, mesnetsiz, dayanaksız hagi'ye iftiralar atar. "sen nerenin bokusun?" diye soran çıkmaz ve hatta ne idüğü belirsiz bir kısım galatasaray taraftarı bu boktan adamların peşine takılır. inanın hiçbiri zerre umrumda değil. tek kalsam bile hagi'yi savunurum. "futbolcuyken efsaneydi" yavşaklığına bulaşmam, futbolcu hagi neyse teknik direktör hagi de odur.