bugün okadar komik birşey geldi ki başıma sözlük, anlatmadan duramayacağım. sabah herzamanki gibi dolmuşa bindim. en önde oturuyordum. tarifeler değişmiş. şişli 4 lira 10 kuruş olmuş, harbiye ise 4 lira 50 kuruş. türkçeyi konuşmakta zorlanan, arabistan kökenli olduğnu düşündüğüm dolmuş şoförü, bizler gibi daha hala milyonlardan, liralara, kuruşlara geçmiş olmayı hazmedememişti. "şişli nekadar?" diye soran yolculara, "dört bir, ee üü" diyordu. bende camda asılı olan tarifeyi göstererek 4 lira 10 kuruş dedim. demez olaydım. şoför abi bana bakarak rica etti;
- "paraları sen toplarmısın? aha paralar burda"
o an kaynar sular indi tepemden. yahu uykudan yeni kalkmışım, değil matematik yapacak hal, sosyal bilgiler sorsalar mal gibi bakarım, o durumdayım. fakat bir anda toparladım kendimi. arkadan birsürü para uzanıyor. bozuk paralar, 20 liralar, her kafadan bir ses,
-"şurdan bi harbiye, bi karakol"
-"iki osmanbey"
neyse sözlük, tek tek almaya başladım paraları. ilk para üstünü verirken dikkat ettim ellerim titriyordu. sağlamasını falan yapıyorum kafamda. hani sanırısın üç bilinmeyenli denklem. ama öyle olmuyor işte. 4 lira 10 kuruştan iki kişi 8 lira 20 kuruş diyemiyorsun kitlenince.
nerde kalmıştım,heh ellerim titriyordu işte parayı uzatırken. ama ilk para üstünü verdiğimde içim bir rahatladı aklın falan durur. sonra bir anda, ben, grafiker, 4 sanat dalıyla aynı anda uğraşan dreamrocker;
- 20 lira kaç kişiiee, neresiieee? diye bağırıken buldum kendimi. yahu bozukları alıp torpidonun üstüne vurdum resmen avucum yere bakacak şekilde. nasıl bir psikolojiye girdiysem dolmuşçu olmuştum sözlük. o sessizlikte son darbeyi vurarak konuyu kapadım;
- para üstü almayan varmıııaaaa?
Yahu sahi bu adamlar bunları yaparken bir de araba kullanıyorlar...
dolmuşcu bir baktı bana, teşekkür ederim dedi. bense yardım etmiş olmanın ve başarmanın mutluluğu, bir de o halimin şaşkınlığıyla bütün yol boyunca bunu düşündüm.