öncelikle sakin olun. oturup objektif düşünün. bu maç ne için yapıldı?
tabii ki de eksikleri görmek, oyun düzenini oturtmak ve yeni oyunculara da milli takımda şans vermek için. bunda sanırım hemfikirizdir.
eksikleri gördük mü? evet.
oyun düzenini oturttuk mu? kısmen.
yeni oyunculara şans verdik mi? evet.
şimdi bu soruların başına "60 dakika boyunca" yı koyalım. sonuç doğru. ancak 60. dakikadan sonra bir eksik var. o da takımımızın kaptanı emre belözoğlu.
arkadaşlar. bilenleriniz bilmeyenleriniz vardır ancak ben yine de açıklamak isterim. takımdan 1 kişi atılınca bütün düzeniniz alt üst olur. öyle " ne olacak abi ya biri daha fazla koşar. " gibi bir düşünceyle olmuyor ne yazık ki. keşke olsa. bu bir hazırlık maçı ve oyunu oturtmaya çalışıyoruz.
ne yaptın kaptan? niye bırakıp gittin ki bizi?
üstelik belki o kulübede bekleyen bir kardeşimiz daha girecekti oyuna? ona yazık değil mi? o kadar heyecanla top oynamayı bekleyen bir insanın hakkını gasp etmiyor musun?
ya takım arkadaşlarını yalnız bırakman? yakışıyor mu sana?
hocana ayıp olmadı mı?
bakın futbol, bildiğiniz üzere takım oyunudur. ve sen orada kendin olmayacaksın. takımın bir parçası olacaksın. sana bu yakışır.
tenis değil bu. kayakla atlama değil. burada takımın parçasısın ve de kaptanısın.
o kulübedeki genç çocuklara örnek olman lazım. onların senden öğrenecekleri var.
tabii ki ben bu yazıyı emre belözoğlu nu karalama kampanyası yaratmak için yazmadım. insanları kazanmak kaybetmekten zordur. ve biz daima zorlu yolu seçmeliyiz.
emin olun o da pişmandır yaptıklarından. ancak ne olursa olsun ufak bir gözdağı da verilmesi gerekir bu futbolcuya. en azından o genç adamlara ibret olması için. tabii ki de emre yi kırmadan.