sene 1998-99 filan.. 98 ise 13, 99 ise 14 yaşımdayım. orta 3. sınıfa gidiyorum, tam okulun biteceği dönemler.. sınıfımıza bingöl'den yeni bir kız geliyor, ismi hilal, istanbul'a da ilk defa geliyor. bizim sınıfta kendisi de bingöllü olan mesut isimli bir çocuk var ve bu mesut gidip bu kıza aşık oluyor, yaka paça peşimden koşup "nolur aramızı yap" diye dolaşıyor, "lan nasıl olacak o, kızı sen ne kadar tanıyorsan ben de o kadar tanıyorum" desem de mesut bir türlü laf anlamıyor, sonunda da "yeter ızdırabanın s...." diyerek okul çıkışı kıza durumu anlatmaya yelteniyorum, mesut ile beraber çıkıp kızı takip ediyoruz, sonra ben mesut'a "sen şu köşede bekle, ben kıza durumu anlatayım, tamam derse sana işaret edersem gelirsin" diyorum, bu hıyar da tamam diyor. arkasından koşup kıza yetişiyorum ve aramızda şu muhabbet geçiyor;
ben: pardon bakar mısınız?
kız: evet?
ben: ya bu bizim sınıfta bir mesut var ya..
kız: ee nolmuş ona?
ben: ya o senden hoşlanıyormuş bak orad.. (arkamı dönüyorum mesut'u göstermek için ama ortada mesut'a benzer bir şey yok!)
kız: sen ne diyorsun be salak! sen beni buradaki kızlar gibi mi sandın!?!?
bu sözün akabinde kız elindeki çantayı mantayı neyi bulursa kafama geçiriyor ve beni yaklaşık 100 metre kovalıyor, bu olaydan sonra intikam için mesut'a neler yaptığımı anlatmayayım, cem yılmaz'ın dediği gibi;"kameralar çekiyor"
bu hikayedeki en çok "yaran" kısım ise bana "ben senin bildiğin kızlardan değilim" diye tekme tokat dalan kızı olaydan birkaç ay sonra bir kafede bir çocuğun kucağına oturup onunla öpüşürken görmem. ne diyoruz? (bkz: burası istanbul kızım adamı öperler)