mevlana

entry1379 galeri
    504.
  1. akılla ilgili görüşleri kafa karıştıran düşünürdür. bir yandan aklı öven mısralarını görürken bir yandan bakarsınız aklı yerin dibine batırmıştır. bir yandan akıl şaşmaz rehber iken bir bakmışsınız akıl, yol bulamayan ve yol verilmemesi gereken bir şey olur. neden böyledir? bu yaman çelişki nedir?

    akademik çalışmalara bakıldığında bu iki görüşü de görürsünüz. biri mevlana'nın akla verdiği önemi yazarken, bir diğeri mevlana'nın aklı kötüleyen, aklı şeytanın rehberi gibi gösteren mısralarını gösterir. örnek olarak şuraya bakın http://seyyahin.wordpress...07/07/02/mevlana-ve-akil/

    google'da mevlana ve akıl kelimelerini arattığınızda bu konuda epey malzeme bulursunuz.

    bazıları da orta yolcudur. bunlara göre mevlana aslında aklı kötülememiştir. aklın kötü kullanımını ya da yanlış kullanımını ve eksik kalan taraflarını eleştirmiştir. çünkü bunlara göre mevlana gibi büyük bir adam-düşünür çelişmiş olamaz. çünkü bir yandan aklı göklere çıkarırken bir yandan yerin dibine batırıyorsa kesin bunun bir açıklaması olmalıdır.

    oysa ortayolcuların açıklaması bir açıklama olmaktan çok bir kaçıştır. mevlana açık bir şekilde aklı kötülemiştir. şimdi bir de aklı övdü diye buna orta bir yol aramaya gerek yoktur.

    çünkü mevlana en nihayetinde bir tasavvuf ehlidir. bu kesim akıldan pek hazzetmez.
    mevlana'nın filozoflara ve felsefeye bakışı ile ilgili bir çalışma için
    http://www.tasavvufakadem...ndir.php?tur=2&no=924
    yazara göre mevlana derinlikli bir felsefe bilgisine sahip olmadığından filozofları kötülemiştir. ama meselenin bu kadar masum olduğunu kanaatinde değilim.

    tutalım ki ortayolcular haklı olsun. mevlana aklın eksik ve yanlış kullanımını eleştirmiştir. ona göre akıl hakikati bulmaz. bu yüzden her şeylerini akılla inşa edenleri cehaletle eleştirmiş, yerin dibine batırmıştır...iyi de aklın böyle olduğunu mevlana nereden çıkarıyor. mevlana'nın inandığı kutsal kitapta akıl hep övülmektedir. gerçi akıl ibaresi geçmez kuranda. fiil hali olan akletmek kullanılır. ama öyle ya da böyle kuranda bir defa bile akla yönelik olumsuz tek bir gönderme bulamazsınız. akılla ilgili bağlamların hepsinde akıl olumlu bir anlamda kullanılır.

    bu böyle olduğu halde ısrarla aklın ve akletmenin kötü, olumsuz, eksik yönlerine dikkat çekelim diye aklı yerin dibine batırmanın ne gibi bir gerekçesi olabilir. inanılan kutsal kitabın görüşleri niye hiç dikkate alınmaz.

    tabi burada bazı muhtemel itirazları sezinliyorum. mesela; akıl kuran'da isim olarak geçmez. mevlananın kötülediği akıl, falan filan filozofların, yunan felsefesindeki akıl anlayışının aklıdır. akletmek ile ilgili bir sorunu yoktur mevlananın vs vs. bazıları hatta işi abartır ve mevlana'nın aydınlanmanın ortaya koyduğu aklı taaa o zamandan öngördüğünü ve eleştirdiğini bile söyleyebilir...

    sonuç olarak, mevlana bir tasavvuf ehlidir ve akıldan hoşlanmaz. onun aklı övdüğü yerler daha çok gündelik işlerle ilgili bağlamlardır. hakikat arayışında akıl ona göre bir rehber olamaz. kuran'da aklın hakikat arayışında akla verdiği rol ve önemi tamamen görmezden gelmiş görünmektedir. kişisel olarak akılla bulunamayan ve bilinemeyen bir şeyin bir başka şeyle nasıl bulunabileceği benim için tamamen muammadır. tabi ki mevlana'ya göre aklın bulamadığı o yüce hakikatleri aşk bulabilir.

    bir başka konu da şudur belki, şairlerin, edebiyatçıların tutarlı olmak gibi kaygıları yoktur. onlar coşarlar ve söyler, yazarlar. bir gün öyle söylerler, bir gün böyle söylerler...şiir niyetine okumak güzel olsa da rehber niyetine okumak sorun yaratabilir...

    edit: bir diğer ortayolcu akademik değerlendirme için http://akademik.semazen.n..._article_print.php?id=892

    bu çalışmadan bir alıntı:

    alıntı

    1- ilk kıyas yapan iblistir: yüce allah, adem'e secde ediniz (bakara, 2/34) şeytan; adem'i topraktan beni ateşten yarattın, ateş topraktan üstündür, şeklinde bir akıl yürüttü, kibirlendi ve allah"ın emrine uymadı. burada açık seçik bir emir, bir vahiy varken şeytanın kıyasa başvurması lanetlenmesine ve hüsranda kalmasına sebep olmuştu. yapılması gereken melekler gibi hiç düşünmeden emre uymaktı. bu konularda vahye ve onun devamı olan keşfe/ilhâma tâbi olmak yegane sağlıklı yoldur. mesnevi, trc. ist. 1942, i,337

    alıntı

    yani adem kıssasını anlatırken, şeytanın karşı koyuşunu akla yüklemek ancak tasavvuf ehlinin yapabileceği bir şey olmalı. burada şeytan aklı kullandığı için mi yoldan çıktı yoksa kullanmadığı için mi? bu nasıl bir islami anlayıştır. şeytan aklını kullansa direk iman ederdi. oysa aklını geri bırakıp saçma sapan açıklamalara sığındığı için yoldan çıktı demek daha doğru değil midir?
    1 ...