galatasaray

entry22147 galeri ses2
    4164.
  1. karakter

    konyaspor – galatasaray maçının ardından internette paylaşılmış bir fotoğraf gördüm. altyapıdan gelip, oynadığı ilk maçta takımına galibiyet getiren golü atan genç anıl dilaver gol sevinci yaşıyordu. taç çizgisine doğru yaptığı sevinç koşusu sırasında, çizginin diğer tarafında eşofmanlarıyla ayaklanmış bir yedek, son zamanlarda galatasaray’da görmediğimiz, hani şu sürekli söz edilen ve aranan ‘ruh’un hakkını verir biçimde coşkuyla seviniyordu gole.

    takımlarda isimlerin önemi yoktur derler ama aslında çok önemlidir. ‘bir’ olma yolunda ilk gereken ‘birey’ olmak, bütünün en küçük parçası olduğunu kabullenmektir.

    türkiye’de, bir takımın başarılı olması için gereken ilk unsurun, hiç çekinmeden söyleyeceğim, faşistçe bir yaklaşımla, türk oyuncuların takımı, takım arkadaşlarını çekip çevirmesi gerekliliği olduğu söylenir. bu bağlamda ‘bizim çocuğumuz’ diyerek yerli oyuncular kayırılır, buna karşı çıkanlar sistemden püskürtülür, adete kusulur, yabancı hayranlığıyla suçlanır.

    topraklarımızda makyavelizmi hüküm sürdüren karar, kuvvet ve söz sahipleri, yabancı futbolcuları karaktersizlikle suçlar, ‘bizim çocukların’ haklarını çaldıklarını iddia ederler. bu kafatasçılar, zaman zaman –yine bu makyalezim çerçevesinde- yabancı bir futbolcunun milli takımda oynamasını sadece ve sadece ‘bizim takım başarılı olsun da nasıl olursa olsun’ düşüncesi içerisinde –ayıplasa da- kabul edebilirler.

    mustafa sarp’ın, eski teknik direktörü tarafından tamamen kadro yetersizliği içinde sürpriz koşu yapabilme meziyeti sebebiyle oynatıldığı ve sarp’ın bunu abartıp doksan dakikayı ‘hayalet koşu’larla bitirdiği, serdar özkan’ın sorumluluk almak adına işini gücünü! bırakıp sahaya inip top koşturduğu, servet çetin’in basit olmayı bir türlü öğrenemediği, kabullenemediği ve yaptığı işi beceremediği halde teknik direktörü hakkında atıp tutabildiği, hakan balta’nın protestolar karşısında antrenörüne dönüp “beni değiştirin” dediği bir garip ortam galatasaray. frank rijkaard’ın kovalandığı gün,‘ikibin ruhu’nun mimarları futbolcu eskilerinin florya’da boy gösterdiği, hakan şükür’ün, metin oktay’dan daha büyük olduğunu iddia etme gereği gördüğü bir garip aile. abdul kader keita’nın karaktersizlik sebebiyle rolünün çalındığı bir absürd komedi.

    akılcı insanlardan kurulu bir yönetim kurulu, böylesine bir ortamda, başarısızlıkta ilk iş olarak teknik ekibini mi yolcu etmelidir sizce? dürüst medya, lorik cana’dan bank asya’da elli tane bulup, “yabacılar tatil köyüne mi gelmiş?” diye sorup, bizim çocuklar içinse ‘tanırım, çok iyi çocuktur’culuğu mu oynamalıdır?

    daha fazla meraklandırmayayım sizi. o fotoğraftaki coşkulu yedek emiliano insua’ydı. oynar, oynamaz, teknik direktörün tercihidir elbette. buna diyecek bir şey yoktur. ama yine de, futbol oynamak gibi bir derdi olmayan, takımının önüne kendi ismini koyan, sahada hiçbir şey yapmayan futbolcuları gördükten sonra, geldiği takımın ‘galatasaray’ olduğunun farkında olan ender oyunculardan biri olan bu genç adamın gönderilecekler listesinde ilk sırada adının geçmesini kabul edemiyorum, sindiremiyorum.

    şu koca ülkenin futbol tarihindeki en büyük başarıların altında imzası bulunan galatasaray, başkanına “galatasaray türkiye’dir” diyebilme hakkını verebilen galatasaray, teknik direktörüne “karakterli futbolcu istiyorum” dedirtebilecek kadar çürümüşse, ben bunu hazmedemem, bu denli büyük bir değerin yozlaşmışlığını midem kaldırmaz.

    şimdi galatasaray transfer yapacak diyorlar. i̇çeridekileri temizlemeden dışarıya göz dikmek, çöp kutusunun içinde yemek yemeye benziyor ama, olsun. yapsınlar bakalım. transfer şans işi derler ya hani, tutarsa takdir edeni zaten çok olur. tutmazsa tekrar yenileri getirilir.

    ne de olsa karakter meeselesi.

    twitter.com/gorkemkirgiz

    http://www.medyaspor.com/yazarlar/gorkemkirgiz
    4 ...