giderek dibe vurmaya başlayan takımım. yani en azından futbol için konuşuyorum. şu anki durumun oluşmasında tabi ki herkes suçludur. yönetiminden tutun aykut hocaya, futbolcusundan tutun anonsçusuna, masöründen malzemecisine... ama en büyük suçlunun aziz yıldırım olduğunu düşünüyorum.
çok değil bundan yaklaşık 3-4 sezon öncesine kadar fenerbahçe adına en çok güvendiğim insan,gittiği günü düşünmek bile istemediğim,istifa edeceğini söylediğinde neredeyse ağlayacak duruma geldiğim aziz yıldırım.
şampiyonlar ligi;süperdi sevilla,penaltılar,deivid reyiz,hatta emre tilev'in deivid'in chelsea'ye attığı süper ötesi golde söyledikleri bile,hiçbirşeyi unutmadık. rüyaydı adeta tüm fenerbahçeliler için. daha sonrasında zico,kardeşi,problemler falan,gönderildi. tamam kabul. vardır aziz yıldırım'ın bir bildiği dedik,hata gibi duruyordu ama aziz yıldırım'a güvenim tamdı.* daha sonra yerine birisini getirmek gerekti,henüz 2-3 hafta önce avrupa şampiyonu olmuş takımın teknik direktörünü getirdi. o an yapılabilecek en iyi hamleydi bu. dile kolay luis aragones,kurt hoca,disiplinli,tecrübeli... tabi güiza,ispanya ligi gol kralı o an alınabilecek en iyi oyunculardan birisiydi. aurelio'nun yerine emre.
işte ne olduysa buradan sonra oldu. aragones tutmadı,olmadı bir şekilde,çok başarısız oldu,aynı şekilde güiza da. işte aziz yıldırım hayal kırıklıklarını buradan itibaren başlattı. önce 34 yaşında villareal'in yedek oyuncusu josico verdu ön libero olarak alındı. zaten elde var maldonado. o sezon öylece bomboş, hayal kırıklıklarıyla dolu bir şekilde geldi geçti.
aragones gönderildi ki halen tazminatını ödüyoruz tabi josico,maldonado'sunu da aldı ve süper(!) ön liberolardan kurtulduk tabi çok yüklü tazminatlarla.
sonra daum kabusu geldi. tekrar.zaten hata olduğu baştan belli olan bir hamle yapıldı. 3 yıl üst üste şampiyonluk sözü verildi. cristian baroni,andre santos, bilica gibi brezilya ekolünden futbolcular takımda yer almaya başladı.
olamadık şampiyon. hem de nasıl olamamak. birkaç gün boyunca depresyonlara girdik. daum gönderilecek tabi*. ama gönderemiyoruz. neden daum ve teknik kadrosu tazminat istiyor tabi haklı olarak. o görüşmeler uzun sürdü, çok uzun. tüm paralar saçıldı iki sene boyunca. şampiyonlar ligi'nden gelen milyonlar,tabi onlarla birlikte itibar. christian ve bilica'nın gönderilememesinin sebeplerinden birisinin de tazminatlara saçılan paralar olduğunu düşünüyorum.
tüm bu olumsuzluklara rağmen yünetim bence şu kaos dolu yıllar boyunca en iyi şeyi yaptı ve bu sezon için aykut hoca ile anlaşıldı, transferler konusunda sütten ağzımız yandığı için,aykut hoca'nın da isteğiyle geçlere yönelinip çok iyi transferler yapılmaya başlandı. twente'nin şampiyonluğunda çok büyük rol oynayan miroslav stoch, nancy'de oynayan gelceği parlak olan issiar dia, marsilya'nın kaptanı mamadou niang ve everton'dan joseph yobo alındı. çok başarılı bir kadro kuruldu.
şimdi gelelim aykut hoca'ya. çok severim kendisini,kişiliğini ve takımın başına geçtiğinde çok sevinmiştim çünkü futbolu çok iyi bilen bir teknik adamdı. istediği çoğu adam alındı(ki burada yönetim elinden geleni yaptı). sezon başladı bildiğiniz gibi kupalardan eleniş, takım oturmadı dedim birbirlerine alışmaları lazım genç bir ekip beklemek lazım. nitekim transferlerin tamamı iyi çıktı.
türkiye'de sadece beşiktaş'ın kadrosuyla kıyaslanacak kadar iyi bir kadrosu var elinde aykut hoca'nın. ancak neden bu başarısızlık? (teknik,taktik konulara fazla girmek istemiyorum ama dia, stoch orta sahanın her yerinde oynayabilen adamlar bunlar neden ikisinden biri arasında seçim yapılmak zorunda kalınıyor)
çok çok başarısız olan luis aragones'in bile kadronun yetersiz olması gibi bir mazereti olabilirdi. ama aykut kocaman'ın böyle bir mazereti olamaz hacı. teknik direktörlük kıyımına çok karşı olan birisiyim. gönül ister ki aykut kocaman onlarca yıl bu takımın başında kalsın ama olmuyor be aykut hocam! tek tek çok iyi oyuncular sahada bütün olamıyorlar,olduramıyorsun.
ben doğduğum günden beri fenerbahçe taraftarıyım. evet başlarda öyle çok fanatik biri değildim ama yine de giderdim maçlara,izlemesem bile 'kaç kaç bitti' diye sorardım yani.
sonra aragones dönemi takım rezalet. içimde birşeyler oldu. yani takımımı yalnız bırakmamalıydım. işte o zaman başladım. gönülden bağlandım takımıma,aşık oldum adeta. o sene 26.,27. haftalarda bile şampiyon olacağımıza inanıyordum,yani yapabilirdik çünkü fenerbahçeydik biz.
ama şu anki tablo, yani çok mu rezalet? hayır. ligin bitimine 17 hafta var ve liderin sadece 9 puan gerisinde üçüncüyüz. ama inanmıyorum be hocam. vallahi daha önce hiç bu kadar inancımı yitirdiğim olmamıştı. futboldan, fenerbahçemden bile soğumaya başladım,içimde neredeyse hiç istek kalmadı maçları izlemek için.
fenerbahçe taraftarı çok büyük bir taraftar.gerçekten. yani yaşadığımız şeyler, kolay değil 5 yıl arayla 2 defa son hafta şampiyonluğu kaybetmek. olgunlaştık aslında biraz da. trabzon maçında bağdat caddesindeydim dev ekran kurmuşlardı oradan izledim. bitiş düdüğü çaldı ve ne mi oldu? sanki normal bir maçı kaybetmişiz gibi.(daha sonra olna rezaletler tabi) etraf sessiz. millet birşey söyleyemiyor.(statta daha beterleri oldu tabi doğal olarak) yaşamıştık çünkü bu tabloyu bir kere,olgunlaşmıştık. ama halen fenerium tam gaz,gsstore ve kartal yuvasının gelirlerinin toplamından bile daha fazla,ürünler yok satıyor. palamut forma çıktı mesela. 1 hatada kaç bin satar? çok bin satacak şüpheniz olmasın. kombineler desen aynı 20.000 in altına inmiyor. halen...
tüm bu olumsuzluklara rağmen taraftar hala elinden geleni yapıyor. her türlü desteğini sürdürüyor. böyle de olacak bu belki bilinçli belki bilinçsiz olarak insanlar kombinelere devam edecek,ama içi kan ağlayarak.
bu aşk bitmez. hem de hiç. ama genel geçer insanlara değil. her zaman ebedi kalmaya devam eden formaya,renklere,armaya,mabede,hatta stat önündeki dereye bile be*. biz yine sevgililer gününde kız arkadaşlarımıza maç bileti almaya, yarım kalpli tişörtler alıp,sarılıp onu tam kalbe çevirmeye devam edeceğiz. çünkü fenerbahçeliyiz.
ben mi? maç sırasında altta fenerbahçe su reklamı gördüm, hafta sonu sipariş edip damacalarından almayı düşünüyorum. *