futbol; sadece bir oyun. uzaktan bakınca cok basit, belki gerçekten basit. sahada 22 adam var ve onlar işlerini yapıyor. belki de doğdukları yerden binlerce kilometre uzakta para kazanmak için çabalıyorlar. bir sevgili gibi gördükleri takımı en yukarda olması için değil, sadece para kazanmak için.
böyle olmayan futbolcu futbol tarihinde cok azdır.
ve bu iş üzerinden para kazanmak için her şeyi yapan insanlar. futbol seyircisini saf yerine koyup, giydiği çoraptan dişini fırçaladığı diş macunundan kullandığı bilgisayara kadar onu kandırıp üstünden para kazanmaya çalışıyorlar.
evet, bunların hepsinin farkında olmama rağmen o çorabı da alıyorum bilgisayarı da ve sonra dönüp baktığımda yaptığım şey normal mi diye düşünmüyorum değil.
bir takımı, belki bir takımdan çok daha ötesini, beşiktaş'ımı ölümüne sevmek saçmaymış gibi geliyor, abartma olm şunu diyorum.
ama olmuyor iste. her şeyin, mantığın bittiği yerde beşiktaş başlıyor. dünyadaki her şeyden büyük ve çılgınca bir aşk.
zamanında bir pakart vardı; "tedavisi olmayan tek hastalık beşiktaşlılık" diye. bu kadar doğru bir söz olamaz.
belki de beşiktaş yüzünden hayatımda pek çok sey kaybettim ve kaybetmeye devam ediyorum ama hiç bir zamanda arkama dönüp keşke bu kadar abartmasaydım demeyeceğim.