lise yılları. otobüse doluşmuş, eskişehir deplasmanına gidiyoruz. kendi çapımda sağcıyım; o zamanlar türkiye falan okuyorum. ahmet kaya'yı da duyuyorum ama, solcu diye heves etmiyorum. kısmet, bu yolculuğaymış..
esenlerli bi tip vardı grupta. fırlamanın kıralıydı. o şamata içinde otobüsün teyibine bir kaset attı. bir anda bütün otobüs sustu kaldı. o nasıl ses, o nasıl beste? çıt çıkmıyor. üç dört dakka herkes dinledi. sonra reislerin sesi yükseldi, "olum kapatın lan şunu, anarşist mi yapacağınız milleti!" kapatıldı.
ama benim için konu daha yeni açılıyordu. o gün, ahmet kaya zehrini kaptım ve yıllardır da ciğerimde döner durur öyle. ne öldürür, ne süründürür. sadece yakar, düşündürür, bazen de ateşler...