senaristleri gayet ince ruhlu insanlar anladığım kadarıyla. bazen çok yerinde, çok ince espiriler dökülüyor karakterlerin ağızlarından. belki de anlamadıkları için gülmüyorlardır bazıları. özellikle kemal, simge ve erdo karakterlerinin repliklerine dikkat edin derim.
barış... sevimli bir adam. saf ve cana yakın. sevdiriyor kendisini.
cazi... güzelliği yeter. dizinin başrolü gibi görünse de biraz gölgede kalıyor bence.
paris... annem... sen de bu dizinin en önemli karakterlerinden birisin. seni kim süslüyor öyle kızım? tatlı şey. yerim seni ben. o ayakkabılar, tokalar. çok şıksın.
manidar... bu kadın da çok içten. cazibe'ye her gidişinde 'müsaitseniz 15-19-37 dakikaya oturmaya geldik' deyişleri çok hoş. kemal'in doğum günü partisi için içeriye girdiğinde 'ne diyecek acaba' diye bekledim. 'valla bu sefer parti bitinceye kadar kalacağız' dedi. çok hoş ya.
peker pekmez... tahin pekmez'in torunu olman dışında bir çekiciliğin yok. çok kötü espiriler yapıyorsun. dizide sırıtan bir karaktersin ve fazla cıvıksın.
hulusi bey... senin o nefret ettiğin 3 şeylere bayılıyorum. hepimizin karşılaştığı ve nefret ettiği şeyleri çok espirili bir şekilde hatırlatıyorsun bizlere. fanatik fenerbahçeli oluşun da ayrı bir güzellik.
derin su... simge'nin yakın arkadaşı, güzel bir kız. bazı konularda simge'ye çok güzel ayar veriyor. simge de gaza gelip dağıtıyor ortalığı.
kısacası gayet izlenebilir bir dizi. yayın saati ve günü de çok uygun. cumartesi geceleri o saatte izlenebilecek başka hiçbir şey yok. beğenerek izliyoruz efendim.