cem yılmaz adını görüp sinemaya gülmeye gelen ve cem yılmaz' ın her sahnesinde abartılı kahkahalar atan ergenlerin de gittiği sinema filmi. lan adam orda avrat otu falan diyor edebiyat yapıyor, yeni nesil öküzler gülüyor arkada. sinema öküzü nesil yetişiyor aman dikkat.
filme gelince
--spoiler--
çekim teknikleri, oyuncu seçimleri, çekim yapılan mekanlar herşey çok güzeldi ama senaryo zayıf kalmış bunların yanında. battal gibi güçlü bir karakterin tam da av evinin yanına cesedin bir parçasını bırakması karakterle özdeşleşmemiş pek. elin battal' ın karısına ait olduğunun anlaşılmasının ardından, av evinin de elin bulunduğu yere çok yakın olması, battal' ı bir numaralı zanlı yapıyor zaten ki öyle bir durumdan adamın heybeti yetmez gözaltına alınmamaya. lakin ortada kuvvetli deliller olacak.
birde film çok yavaş ilerledi sanki. yani yaklaşık 2 buçuk saat süren bir filmden daha çok ayrıntı çıkartılabilirdi.
bu eleştirilerin yanında cem yılmaz' ın kahvedeki eğlence sahnesi, şener şen ve çetin tekindor' un beraber oynadığı sahnelerdeki diyaloglar ve muhteşem oyunculukları, birde okan yalabık' ın oynadığı karakteri çok iyi yansıtması filmin güzel noktalarıydı. tabi cem yılmaz' a ayrı bir parantez açmak lazım zira herşey çok güzel olacak tan sonra ilk kez böyle sulu olmayan bir rolde gördük kendisini. hakkını da sonuna kadar vermiş valla ağzım açık kaldı. gerçi ölmeyi pek beceremedi, olsun. * o sinemada gülen yavşaklar olmasaydı daha da bi sevinecektim ama asabımı bozdular cidden.
filmin en duygusal yeri ise avcı nın karısının yastık altında sakladığı defteri bulması oldu. "ben gidersem eğer tek başına zorlanma diye aklıma geldikçe sana not yazıyorum." diye bir cümle vardı ki tüylerimi diken diken etti. süper sahneydi.
--spoiler--