22 temmuz 2007 genel seçimleri öncesi mhp lideri devlet bahçeli'nin katıldığı bir mitingte sarfettiği cümle. apo'nun asılmasını isteyen bahçeli'nin bu konuda eleştirdiği recep tayyip erdoğan'a ve hükümete olan bu ipli tepkisi seçmen tarafından iplenmemiş ve partisi seçimlerde istediği oy oranına ulaşamamıştı.
1950 doğumlu türk aranjör ve müzisyen. film müzikleri ve son zamanlarda tv dizilerinde hem besteci hem de aranjör kimliğiyle adından söz ettirmiştir. diskografisi için;
yavuz özkan'ın yönetmenliğini ve senaristliğini üstlendiği 1991 tarihli, türk-alman-fransız ortak yapımı olan ve Eurimages'in katkılarıyla çekilen sinema filmi. iki ayrı festivalde ödül alan filmin müzikleri Oğuz Abadan'a aittir.
mevcutlar içerisinde, izledikleri yayın politikası ve türkçe'ye kazandırdıkları eserlerle adından sıkça söz ettiren yayınevi. tarih ve edebiyat serisi takip edilesidir, candır canadır *.
john ruskin'in, orijinal adı "sesame and lilies" olan, türkçe'ye türkan turgut çevirisi ve babil yayınları baskısıyla kazandırılan deneme türündeki eseri.
kitaplar ve kadınlar hakkında iki konferansın metinlerinden oluşan kitap 19. yüzyılda yaşamış ingiliz yazarın kitap boyunca asıl amacı olan "eğitimin vurgulanması" üzerine denemelerinden oluşuyor. sanat ile ilgili olan kısımları sayesinde, walter benjamin'in pasajlar adlı eseriyle eşdeğer bir yapıt olabilmekte.
geçmişte kara veba'nın kol gezdiği sözlükler aleminde; önceleri ana enerjide görülen ve sonrasında klonlara yayılması engellenemeyen hastalık türü, sözlük yazarı hastalığı. (sözlüğün tıp ünitesindeki can dostum evinizdeki doktor'a teşekkür ediyoruz tanımlamadaki yardımı için)
ana enerji olan ekşi'de durumun fenalaştığını gören sahipler, bir süre sözlüğün kapılarını kapatarak duruma el koymuşlardı, bir nevi karartma uygulandı orada, izler sürüldü avlar avlandı. ancak klonlar arası münasebetin sanıldığından da hızlı olmasından kaynaklanıyor olacak ki, varolan 'ayarbiyotik' tedavilerine cevap vermeyen yazarlar o klon senin bu klon benim dolaşır oldular ve bu hastalık hem kronik bir hal alarak hem de giderek şiddetlenen semptomlarla belirgin hale geldi. bazı tıp çevreleri hastalığın belirtilerini;
- bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak
- forumlarda çok kalıp g.tü başı üşütmek
- sözlüğe girişte yazı ve dilbilgisi sağlığı kontrolünün yeterince uygulanmaması
- karma / bol entry girmek sevdasına gollum'luğa razı olmak
- "tek satırda anlatıyorum ben bab kenk her şeyi" yanılgısı (şizofrenisi)
olarak gösteriyorlar. bu tıp çevrelerinin güvenirliği seovi'nin beyin anüsü üzerindeki çalışmaları ile kanıtlanmıştır. hatta kendilerini isviçreli bilim adamları'na sorup gerekli bilgileri edinebilirsiniz.
yeni nesillerin dayanıksız vücut yapılarından kaynaklandığını düşündüğüm bu hastalık türü için hali hazırda üretilen ilaçlar yeterli olmamakta. üstelik ilaç stoklarının bittiğini bilen yetkililerin konu hakkında açıklama yapmamaları da uludağ sözlük içerisinde huzursuzluğa neden oluyor. konu ile ilgili görüştüğüm sözlüğün eski ve kalender yazarlarının da olaya mesafeli yaklaştığını gördüm. zaman zaman dile getirseler de tepkilerini en sonunda "eaaah bu kadar zamandır söylüyoruz bir şey değişmedi" söylemine dönmeleri o kalender yazarların da psikolojik olarak ne kadar etkilendiğini gösteriyor.
gelen tepkilerden ötürü örneklemek durumundayım ki hastalık olarak kastedilen entyrler;
"çok sevidiği bir film."
"ahmet çakar bikinisi giyen bir homofobiktir."
"çakan çakmak çakan çakmaz kaçan kaçmaz bir yazar."
"gözlerini devşirse daha güzel olacağını bildiğim şeker oyuncu..."
tek satırlık entry hastalığına tutulan yazarların tez zamanda iyileşmesini ve uzun, okunabilirliği yüksek seviyede, güzel cümlelerle (bilgi, eğlence ya da her ne içerikle olursa olsun) entryler girmesini diliyor ve aşırı şahsi bir notu da ekliyorum müsadenizle; bu hastalığa tutulup artık kurtarılamayacak durumda olan kimi yazarların bana saldırma olasılığından korkuyorum, yok korkmuyorum, yok lan korkuyorum galiba...
not: konunun bir de böyle irdelenmesi açısından açılmıştır başlık, bir nevi eylem planıdır *.
not2: hastalık olarak adlandırmam, aşağılama ya da başka olumsuz bir anlam ihtiva etmemektedir.
ntv'de dünya ülkelerinden seçilmiş, farklı konularda, bol ödüllü belgesellerin yayınlandığı ve 27. uluslar arası istanbul film festivali'nde de 18 belgeselle yer alacak olan seyr-i şahane. festivaldeki detayları için;
amerika'nın demokrat parti ile birlikte iki büyük partisinden biri, cumhuriyetçiler olarak da anılır. parti amblemi fil olan ve muhafazakar tutumu ile bir fil hortumunun yiyecekleri silip süpürmesi misali dünyada ne var ne yok süpürmeyi kendisine gaye edinen republican party 19. yüzyıla kadar uzanan bir geçmişe sahip.
1854'te kurulduğunda amacı köleliği önlemek olan partinin, ilk başkan adayı Abraham Lincoln'dür. günümüz dünyasındaki duruşları için;
"Erkekle kadın arasındaki eşitsizlik ortadan kalkıncaya kadar pozitif ayrımcılık yaparak sadece kadın yönetmenlerin filmlerine yer verme kararı alan" ve altıncısı bugün istanbul'da başlayacak olan festival. Filmmor Kadın Kooperatifi tarafından düzenlenen festival, istanbul'dan sonra 28-29 Mart'ta Eskişehir, 4-5 Nisan'da Tunceli ve 11-12 Nisan'da Van'da devam edecekmiş.
uzun zamandır can sıkan, kafa kırdırtan ve sözlüğümüzdeki kalite sorununu ihtiva eden sorunlardan biri. bakın sırf bu mevzunun boyumu aşması derelerde çağlamasından ötürü konumumu bile belirtmekte sakınca görmüyorum. şili'de yaşayan ve kurtlar vadisi'ni sadece internetten indirerek izleyebilen insanlar olarak ben, topal arkadaşım escobar ve onun pavlov'un köpeği adını koyduğu ölü köpeği (ölünce insan oldu o) bu sorundan dolayı şikayetçiyiz.
dizinin her hafta yayınlanan yeni bölümünün ardından sözlükte gerek kurtlar vadisi gerekse de ana karakterler memati, alemdargillerden polat, muro ve camgöz hakkında spolier içeren bilgilerin "entry içine spolier ibaresi düşülmeden" verilmesi ne tat bıraktı damağımızda ne de bir tatlı huzur şili kalamış'ında. e nihayetinde sıla hasreti ile kavrulan amele yanığı bünyemi rahatlatmak için her hafta heyecanla beklediğim bu dizinin içeriği ile ilgili ulu orta bilgi saçılması okyanusları aşıp kafa atma isteği uyandırıyor çizgili kaslarıma kadar, uyarılıyorum yani tepeden tırnağa kaş kesilip. yeni bir bölümde polat alemdar'ın sümkürmesi ile ilgili sahneyi, muro'nun her biri birer aforizma olan cümlelerini ve o mükemmel dünya görüşlerini, memati'nin alnındaki arjantin bardak büyüklüğündeki sivilceyi sıkmasını başkalarını umursamadan sözlüğe açık açık yazan yazarlardan istirham ediyorum; bu kadar mühim bir dizi hakkında verdiğiniz eşsiz bilgilere saygım var ama yapmayın etmeyin, bizi şili'lerde perperişan komayın.
bir zamanlar ziyaretçiler dizisini izlerken de yaşamıştık bunu, muzsozluk'te zamanın yazarları "v" içerikli bilgileri spolier notu düşmeden çakıyordu gözümüze gözümüze. şimdilerde ise lost'ta akıllandığını görüyorum insanların, zaten kurtlar vadisi'nin yanında lost ta dizi mi! geçiniz efendim geçiniz... türkiye'nin her şeyi olan ve toplumca kalkınmamızın eşiği olan bu diziyi izleyenlere saygı gösterilmeli, moderasyon buna bir önlen almalı!
stephane mallarme'in bir zar atımı adlı şiirinde geçen dize. bir aforizma olmasıyla birlikte ucu açık bir görüştür aynı zamanda, mükemmelin arayışını simgeler.
1958'de çıkan ve ilhan berk şiirinde yeni bir dünyanın arayışına yönelen şiir kitabı. ilhan Berk şiirinde, bir dönemi kapayıp yeni bir dönemi açan karakteriyle ayırıcı öneme sahiptir. Bundan sonraki yapıtları ikinci Yeni'den divan şiirine, kendi atlasını kurmaktan düzyazı şiirlere, aforizmalardan harfleri, nesneleri ve semtleri sevmeye dek genişleyen çok kollu bir şiir ırmağının ürünleri olarak değerlendirildi.
mevcut kapanma davasından nasıl etkileneceği merakla beklenen ve bir anda gündemden düşen proje. kapatma davasının üzerine eşiği çoktan geçen ekonomik dalgalanmanın da eklendiği son günlerin iç gündeminde akp hükümeti, yaşananları değerlendirirken bir yandan da gap'ın üstüne geniş bir yelpazede cila geçecek olan bu pakette şunları hedefliyormuş;
* iki büyük baraj ve yollar yapılacak. Sulama kanalları sistemi kurulacak.
* Baraj yapımına, proje planlarının iki ay içinde tamamlanmasından sonra başlanacak.
* TRT'nin bir kanalı Kürtçe yayına tahsis edilecek. Kanal bir kaç ay içinde yayına başlayacak. Bu kanalda Kürtçe'nin yanı sıra Arapça ve Farsça yayın da yapılacak.
* Başbakan yardımcılarından birisi bölgedeki büyük kentleri ziyaret ederek sorunları yerinde tespit edecek.
* Suriye sınırındaki mayınlar temizlenecek ve bölgedeki ticaretin desteklenmesi sağlanacak.
ve ek olarak,
* Merkezi Irak hükümeti'yle ilişkileri daha da ilerletmek amacıyla Basra kentinde bir konsolosluk açılacak.
kanadalı yönetmen, senarist ve yapımcı. Charlie Chaplin filmlerinin birçoğunda onun imzası vardır hem yönetmen hem de senarist olarak. komedinin kralı (The King of Comedy) olarak anılır.
bir Charlie Chaplin filmi. diğer filmlerinden ayrılan tarafı, bu filmde Şarlo tiplemesiyle görülmemesidir Chaplin'in. Mack Sennett'in yönetmenliğinde beş oyuncunun rol aldığı 1914 tarihli bu film, sessiz ve siyah beyaz bir yapımdır.
Neo-spiritüalizm'in temelini oluşturan ve Bedri Ruhselman tarafından bildirilen yasalardır. kimi yerinde gülsem de, bir inancı oluşturması ve ifade etmesi bakımından ilgi çekicidir.
* ilahî irade yasalari, ilahi irade'nin, evrendeki yansıması olan yaptırımlardır.
* Evrenin görkemli uyum ve düzenini ilahi irade yasaları'nın gerekleri sağlamaktadır.
* ilahi irade yasalari, evrendeki her varlığa, her zerreye, her olaya, kısaca her şeye hakimdir. Evrende ilahi irade yasaları'nın kapsamı dışında kalan hiç bir şey yoktur.
* ilahi irade yasalari, değişmez ve kesindirler; hiçbir etki, hareket veya güçle yönlerinden kıl kadar şaşmazlar.
* ilahi irade yasalari, sonsuz ve sınırsızdır, sayı ile de sınırlı değildir; yani ilâhî irade yasalari'na bir son, bir sınır, herhangi bir sayı kavramı yakıştırılamaz.
* Hiçbir varlık ilâhî irade yasalari'nı tam anlamıyla kavrayamaz.
*insanların doğanın düzen ve sistemlerini inceleyerek saptadıkları, doğa yasaları dediğimiz yasalar, ilâhî irade yasalari'nın doğal (tabii) dediğimiz olaylara ait yansımalarıdır.
* insana kendi iradesiyle mukadderatını belirleme özgürlük ve yetkisi verilmiştir. ilâhî irade yasalari'nın yansımaları olan düzen ve kuralların birine veya diğerine uymak, varlıkların tamamen kendi durum ve yeteneklerini ilgilendiren bir iştir. Dışarıdan hiçbir güç, zorla, kimsenin bu konudaki özgür seçim hakkını elinden almaz; fakat, ilâhî irade'nin yansımalarından birinin, bir başka deyişle ilâhî irade yasalari'ndan herhangi birinin seyrine uymak iradesini göstermiş, yani karar ve girişiminde bulunmuş bir varlık, artık o yasanın gereklerince meydana gelecek sonuçlara katlanmak durumundadır. Bu kaçınılmaz sonuçlar da onun mukadderi olmuştur. Bunu kimse geriye çeviremez.
* Tekâmül düzeyi yükselmiş varlıklar, tekâmülleri oranında, ilâhî irade yasalari'nın uygulanmasında birer etken, birer vazifeli olarak çalışırlar.
* Karşılaştığımız olayların düzen ve denetimi, ilâhî irade yasalari'nın gereklerine göre, Yüksek idare Mekanizması tarafından sağlanır.
1970'lerde başlayan ve yapılan açıklamalara göre 10 yıl daha sürmesi hedeflenen nüfus politikası. Tek çocuk politikasının nüfusun yüzde 35.9'unu kapsadığı ve nüfusu yılda 16-17 milyon artan çin'de ailelerin ikinci çocuğu yapması için tek çocuklarının evlenmesi gerekiyor.
sevgi soysal'ın, 12 mart dönemi'nde kaldığı Yıldırım Bölge Cezaevi'den kesitler sunduğu anı-deneme türündeki eseri. çok eski basımlarından biri bilgi'deydi, şimdilerde iletişim yayınları devralmış bu eserin basımını.
DC Comics imzalı Çizgi roman kahramanı. amerikan çizgi film/roman sektörünün yenilmez-eğilmez-bükülmez-ağlamaz süper kahramanlarından biri. bir de filmi vardı galiba bu ablanın.
Augusto de Campos tarafından geliştirilen ve deneysel şiir türlerinden biri olan somut şiirin bildirisi.
"Somut şiir, dil öncesi topyekün bir sorumluluk üstlenmekle başlar: iletişimin elzem esasları gibi tarihsel tabirlerin önermelerini onaylar. O, sırf önemsiz araçlar oldukları için, yaşamasız, kişiliksiz, fikirleri defnetme konusunda ısrar eden kuralları içeren tarihsiz mezar taşları gibi duran sözcüklerin yutulmalarına karşıdır.
Somutçu şair kelimelerden vazgeçmez. Kelimelerle kapalı imalarda bulunmaz. O kelimeleri yaşatmak, gerçekliğe döndürmek, canlandırmak için onların merkezine doğru yol alır.
Somutçu şair bir sözcüğü, olasılıkların manyetik alanında, hareketli bir nesne, yaşayan bir hücre, fiziksel, kimyasal ve ruhsal özelikleriyle bütünlüklü bir organizma olarak görür, yaşayan bu kalbin dolaşım duyargalarına temas eder.
Gerçeklikten uzaklaşmaya ya da onu alaşağı etmeye çabalamanın ötesinde, somut şiir kendini yiyen iç düşünümlerin, gözlemlerin ve aptal basitliğindeki bir gerçekliğin karşısındadır. O kendini nesnelerden önce, bir soyut gerçeklik mevkisinde konumlandırmaya, yaymaya niyet eder.
Uzlaşmacı şiirin yıkılması için destek, atomik öz ve ortaçağ zırhlarıyla melezleşen çağdışı yapılar gibi yüzyıl başında yerle bir edilen eski bildik tasımsal-söylemsel esaslar yeniden tebliğ ediliyor.
Sözcüklerin bir ziyafetteki kadavralar gibi arz-ı endam ettiği sözdizimsel yapıların bakış açılarına karşı somut şiir yepyeni bir yapısal anlam önerir; kayıpsız bir ele geçirme kabiliyeti ya da şiirselleştirebilir deneyimin çağdaş özünün geri çekilmesi.
Somut şiir ya da ideogram bir ilişkisel işlevler alanına dönüşüyor.
Şiirsel öz, artık dizenin ardışık ve çizgisel zincirleme görüntüsünde mevkilendirilmeyecek, şiirin bütün parçalarının arasındaki dengeler ve ilişkiler düzeninde kendini konumlandıracak.
Grafik ve sessel, işlevler ve bağıntılar(benzerlik ve yakınlık unsurları) ve bir komposizyon öğesi olarak uzamın özgürce kullanımı, anlamın ideogramik sentezleriyle bağlaşık gözün ve sesin eşzamanlı diyalektiğini besler, "sözselsesselgörsel" (verbivocovisual) bir bütüntük yaratılır. Böylece öncelikle sözcükler ve deneyim, sağlam bir görüngübilimsel olanaksız yapı tarafından bitiştirilir.
şiirde sözcüklerin sadece imgesel olarak değil, görsel olarak da -ya da görsel olana doğru- kullanılmasını ifade eden bir şiir anlayışıdır. anlamın ve içeriğin yanında sözcüklerin oluşturduğu şekli, resmi de hedefler. desen şiiiri veya görsel şiir de denir. 1956'da Augusto De Campos'un somut şiir manifestosu ile etraflıca tarif edilmiştir.
hüseyin nihal atsız'ın o "kanlı boya" tablolarına ve alparslan türkeş ile arkadaşlarının bestelediği-sahneye koyduğu "tosuncuk gölü balesi" adlı şahesere bakınca daha iyi anlaşılan gudumlu sanat önermesi. **
27 şubat'ta chp ve dsp milletvekillerinin de içinde olduğu toplam 112 milletveklili tarafından üniversitelerde başörtüsüne serbestlik getiren 5735 sayılı "Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun birinci ve ikinci maddelerinin iptali veya yok hükmünde olduklarına karar verilmesi ve dava sonuçlanıncaya kadar yürürlüklerinin durdurulması" istemiyle talep edilen davadır. bugün, anayasa mahkemesi başvuruyu kabul etmiş ve raporların hazırlanmasının ardından istemin görüşülmesi için gün belirleneceğini açıklamıştır.
şimdi hükümetin ve türban konusunda hükümetle ittifak içinde olanların nasıl bir hamle yapacağı merak konusu. chp nin secimi anayasa mahkemesi ne tasimasi sırasında ve ardından yaşanan gelişmeler de göz önünde bulundurulduğunda yine anayasa'nın içi dışı tartışılıp maddeler arasında gezinme günleri başlıyor demektir.