içinden bir parçanın kopması durumudur. yitirirsin bir çok şeyi onunla beraber. hele ki aranızda güçlü bir bağ varsa ve ölüm çok erken gelip almışsa onu sevdiklerinden,geride bıraktığı ailesinin dayı,hala,teyze,amca her kimse artık gözlerinin içine bakamaz olursun. ışıklarının söndüğünü görmek daha çok acıtır insanın içini. bir zaman sonra kabullenirsin,alışırsın... adı her geçtiğinde bir iç çekiş,bir damla gözyaşı ile rüyalarda buluşmayı,onu görebilmeyi dilersin.
hayat bazen ağır yükler bindirir ya insanın omuzlarına... sıkıldığınız, daraldığınız ama hiçbir yere kaçamadığınız zamanlar olur ya... avazınız çıktığı kadar bağırmak istersiniz ama yapamazsınız ya... işte o zaman dindirsin istersiniz bir şeyin ruhunuzdaki kabaran dalgaları ve gecenin karanlığında kaybolurken mırıldanırsınız, günü ve kendinizi özetleyerek!
zaten ıslağım boğazın ortasında
yaşlarım gizleniyor damlalarında
durma, yağmur durma
cilalanıyor ruhum istanbul sağnağında
damlalar karışmış elmacıklarıma
durma, yağmur durma…
okunmuyor adı artık yıldızlarda
ayrılık yazıyor arkası yarınlarda
sorma bana, sen de onu sorma
sorma, sorma doldur boğaziçini
sen doldur ben içerim efkarımla kana kana
durma, durma doldur boğaziçini
sen doldur ben içerim yalanlara kana kana
durma, canım cayır cayır yanıyor
söndür yalvarırım durma n’olur durma
kesinlikle doğrudur. çünkü türk erkeklerine inanmak gibi bir yanlışta bunulurlar ve bu yanlışı sürekli tekrar ederler. neden mi? çünkü erkekleri de kendileri gibi sanırlar,yani temiz kalpli; ama bu çok nadir görünen bir durumdur.
şimdi bu başlığı açan arkadaşımıza bir gerçiği ele aldığı için mi yoksa bu duruma neden olduğu için mi teşekkür etmek lazım!
susmak ve arkana bakmadan gidip kaldığın yerden hayatına onsuz devam etmek en güzel cevaptır.. bazen bir bakışında en güzel cevap olabileceği gibi bazen de bir tokat içini bir anlık bile olsa rahatlatacak bir cevap olur.
yapılan hataya göre değişir.. bazı hataları tek bir laf bile kurtaramaz.. kurtarıyorsa eğer acizdir affeden.. kaybetmiştir ve hep kaybetmeye mahkum olacaktır.. kendini hiç sevmiyor demektir.
_ ... yaptım ama seni seviyorum.
_ bütün yaptıklarına rağmen ben de seni seviyorum AMA....
doğru olan budur. 'ama seni seviyorum'lar tükenmiştir.. geriye 'seni seviyorum ama *' kalmıştır.
kendinden geçme durumudur.. tarifsiz acılar içinde kıvranırsın.. kimseye anlatamazsın zaten kimse de anlamaz.. bir de hergün görüyorsan,gözünün önünde bir başkasının gözlerinin içine bakıyorsa,utanırsın,kalbin acır,nefes alamazsın..gözlerinin içine her baktığında derin sularda boğuluyormuş gibi hissedersin kendini..işte o an tek istediğin kaçmaktır.. kaçıp kurtulmak,yok olmak.. ancak nereye gidersen git seninle gelir.. 'unuttum' derken kendini avutursun sadece bir bakışıyla sil baştan yaşamaya başlarsın tüm acılarını.. bir müddet sonra aklın başına gelir muhakkak. unutmak değil de alışırsın görünce daha güçlü görünürsün.. bazen eski acılarının hatrına onun tarafından gelen anlık mutluluklarla yetinmek hoşuna gider,küçük bir bakış belki ya da dokunuş.. bilirsin sana ait değildir,umutlanmazsın ama yasak olan çekmez mi her zaman.. kabullenmek tek yoldur..
sadece kızı elde edene kadar güzel sözler söylerler. bunun yanında aslında hiçbir zaman tutmayacağı sözler de verirler. kızın 'evet' sözcüğüyle her şey geride kalır. aşk da biter. **
kimi zaman anneye,babaya,kardeşe karşı, kimi zaman da aslında yanından hiç ayrılmak istemediği, özleyeceğini hem de çok özleyeceğini bildiği, gözleri dolarak, gitmek zorunda kalarak yapılan eylemdir. son bir öpücüktür, o andan itibaren hasreti hissederek,belki bir gün kavuşma umuduyla sevginin gösterilme biçimidir.
herkesin mizah anlayışı farklıdır. kimi en basit şeylere bile katıla katıla gülerken kimisi de farklı tepkiler verebilir. bu yüzden kimse kimseyi yargılayamaz.. Cem Yılmaz işinde usta olabilir ama herkes onu sevecek ve esprilerine gülecek diye bir şey yoktur.
kansız olması ilk akla gelendir ya da süsünden vazgeçmemek için çok soğuk olan havalarda ince giyinip dışarı çıkan kızdır. bir ihtimal daha var o da yanında hoşlandığı bir erkek vardır ve ellerini tutmasını veya sarılmasını istemektedir.
tamamen yanlış bir önermedir. Türkiye'nin geri kalma sebebi cinsiyete yüklenemez. En temel sebep eğitimdir. bu başlıktan sonra ayrımcılığı da sebepler arasına ekleyebiliriz. Gençlerin bu tür düşünceleri daha doğrusu düşünememeleridir. nerden geldiğimiz unutuldu nereye gittiğimizde belli. soru şu olmalıdır: Türkiye geriye girderken Atatürk'ün vatanı emanet ettiği gençler biz ne yapıyoruz?
paylaşım, dostluk ve sevginin var olduğu 'dalış'ın sadece araç olarak görüldüğü üyesi olmakla gurur duyduğum uludag üniversitesi su altı topluluğudur. 'dalmak özgürlüktür' gibi sosyal sorumluluk içeren projeleriyle duyarlı ve bilinçli gençler olduklarını göstermektedirler.
yanında kimsenin olmamasıdır.herkesin zaman zaman kalması gereken haldir. kendini dinlemesine, yaptıklarını gözden geçirmesine, doğru tercihler vermesine yardımcı olur. hiç kimse 'neden ben yalnızım' diye üzülmemelidir. aslında her insan biraz da yalnız değil midir hayatta?
Atatürk'ü sevmek, O'nun ilkeleri doğrultusunda biz gençlere emanet ettiği vatanımızı korumak,yüceltmektir.
onu anlamaktır. bayrağımızın altında özgürce nefes alabiliyorsak bunu O'na borçlu olduğumuzu unutmamaktır.
her dinlediğimde garip bir şekilde mutlu olduğum,içimi kıpır kıpır yapan, özellikle sabahları uyanınca dinlendiğinde güne güzel başlamanı sağlayan Oya-Bora şarkısı.