hatta futbolcular kutlu doğum haftası çerçevesinde maçtan önce orta yuvarlakta toplanıp,önceden hazırlanıp orta sahanın ortasına kapaklanmış maklubeyi yiyerek maça başlıyacaklarmış.
bilimle yakından uzaktan alakası olmayan asparagas haber. oluşan kara delikler küçük ve zararsız olucakmış, hatta kara borsadan suni vajina olarak piyasaya sürüceklermiş bu delikleri.. hem peçete derdi de yok oh mis.
yapılabilecek en kamilce harekettir. liseden sonra o adamlarla görüşmeye devam etmeyişinin sebebini unuttuğunda vuku bulur genelde.
haftasonu üç, beş kişi bi kafede buluşulmak üzere sözleşilir. sen donkişot gibi en önce gitmişsindir, oturursun bi masaya ve beklemeye başlarsın, elemanlar yavaş yavaş dökülmeye başlarlar. birbirinden kel ve göbekli insanlar gelip masana oturur. halbuki lise biteli beş sene dolmamıştır henüz, haftasonu olmasına rağmen takım elbise giyip gelen tipler bile mevcuttur ortamda.. şirket ceosu sanki pezevenk..! sen üstünde çamaşır suyu lekesi olan jackass tshirtinle kala kalırsın.
herkez birbirine "sen neler yapıyosun?" filan diye sormaya başlar, aralarında nişanlananlar hatta evlenenler bile olmuştur. kendi işini kurup erkenden hayata atılanlar olmuştur.. sana sorarlar; "sen napıyosun" diye, "altıma yapıp üstüne oturuyorum" demek istersin ama azğından "okuyos işte ehieh " şeklinde yarı duyulur bir tıslama dökülür.
gülünür edilir, eski günlerden, hocalardan filan bahsedilir. akşam olur. yine görüşelim ayağı çekilir. hesabı ben ödüycem münakaşası yapılırken siz uzaktan izlersiniz "lan inşallah alman usulu olsun demezler" diye ve ortamdan ayrılınır.
derken karnınızın acıktığını hissedersiniz, elinizi cebinize atarsınız ve eski parayla bir milyon sekizyüzelli binliranız olduğunu görürsünüz, en yakın büfede tavuk döner + ayran yeni parayla iki liradır. dönerciyle kısa süren bi pazarlıktan ve acıtasyon edebiyatından sonra yemeğinizi yersiniz ve yurdun yolunu tutarsınız.
yalnızca şirinlerin isimlerini aşırmakla yetinmeyip, mantalitelerini de benimsemiş bir amcanın işlettiği marketmiş. ben bugün bunu farkettim.
- abi kolay gelsin garnitür alıcaktım ben.
* hımm anlıyorum..
- tamam sen zahmet etme.. tarif et, bulurum ben abi şey yapma..
* bulamazsın sen!
- niye?
* ancak ve ancak iyi bir çocuk olabilirsen belki ileride bir gün görebilirsin garnitürü..
- iyide abi amerikan salatası yapıcam ben şimdi lazım bana.
* kornişon var onu veriym.
- yok dimi garnitürün.
* ehe he süperfresh mısır konservesi var.
birtakim yazarların içinde bulundukları beyhude çabalardır. birbirimizi kandırmayalım.
sonuçta hepimiz; yeni yediğimiz portakal sebebiyle yapış yapış olmuş ellerimizden dolayı, yampirik bir şekilde ürkerek tutulmuş mause yardımıyla başlıklara tıklıyoruz. **
yıllar sonra çalışıpta yapan öğrenciyle karşılaştıklarında aralarında şu tarz bi diyalog yaşanabilir;
- mali müşavir oldum ben. bak şimdi audi q7 ye biniyorum. sen neler yapıyorsun?
* ben malum senin kadar okuyamadım. işin mutfağında piştim, fırsatları değerlendirdim ve girişimciliğimi kullandım. şu an fordun icra kurulu başkanlığını * yapıyorum. şehir dışında bi toplantım var oraya gidiyorum otobüsümle.. uçmaktan pek hazzetmem.
kulak memesi kıvamındaki pipi, keser sapı kıvamına gelinceye kadar ovulur. daha sonra önceden tükürük briktirilerek ıslatılmış 37 santigırat derecedeki ağıza yerleştirilen çük, beş dakikalık bir muameleden sonra servise hazırdır.
yuvarlak kalemtraşın ortasına ayna yerleştirilmesiyle oluşan, bir garip tasarımlı kalemtraş.
öğrencilik yıllarımdaki popularitemi bu kalemtraşa borçluyum ben. ortasındaki ayna sayesinde her an burnumda tatak olup olmadığını görebiliyor ve olaya anında müdahale ediyordum. bu sayede okulun en revaçta erkeğiydim .. ne zaman ki okul hayatı bitti, etrafımdaki dişi sayısında hızlı bir azalma oldu.
powerrangersların çiftleşmesi ve üremesi üzerine ihtisas yapmış yazar.* duyarlı yazarlar olarak biz de powerrangerların doğal alanlarını tahrip etmeyerek ve kaçak avlanmalarının önüne geçerek bu süreci hızlandırabiliriz.
- oğlumuz tatar mı? nereli...? böyle gözleri çekik filan..
* aaa !!! tanımadınız mı koskoca hiro nakamurayı
- yoo?!?
* oğlum göster amcalara takaşi kensei kılıcını.
+ takaşi değil baba takezo kensei..
* sus lan artis! senin için uğraşiyoruz burda, otuz yaşına geldi hala daha tetrisle oynuyo eşşek sıpası!
kız tarafı tarafından hoş karşılanmayacak durumdur.
sadece kahraman olsalar sorun olmaz aslında. ne bileyim; bir malkaçoğlu, bir son osmanlı yandım ali gitse problem olmaz pek ama işin içine "süper" girince kıllanıyo insan. bikere kimliği gizli, gidip mahallenin bakkalına soramazsın "nasıl bilirsin?" diye..
karşı tarafın anlattıklarıyla yetinmek zorundasın;
- oğlumuz da pek kaslıymış..
* evet çok atletik bir çocuktur. bebekken hep işkembe çorbasıyla besledik ona bağlıyoruz.
- o kask ney kafasındaki? kurye filan mı..? oğlumuz ne iş yapar demiştiniz?
* ııı.. şey.. powerranger.
- ney ney?
* yok mu ya powerranger mavisi var, yeşili var, kızmızısı var..
- hımm sizinki mavi demek
* yok şey aslında pembe.. bugün buraya gelicez diye arkadaşınınn kostümünü ödünç almış kereta.
- bizim pembe powerrangera vericek kızımız yok efendi.
* maviyken iyiyidi dimi lan ama ipneler.