2 sezon önce üçüncü ligde olup her sezon bir küme yükselerek bu sezon Bulgaristan şampiyonluğunu kazanan futbol takımı. utanmadan federasyon kupasını da almışlar. football managerde sen yapsan hile derler*.
trt spikerine göre fifanın, offside pozisyonlarında yardimci hakemlere verdiği talimattır. biz bunu yıllardır tam tersi olarak biliyorduk. yani, cem'i cümle hakem hocalarına göre fifa, futbolu daha cazip ve çekilir kılmak, gol sayısını arttırmak için yan hakemlere bir futbolcunun ofside pozisyonunda olup olmadığından çok emin olmadıkları durumda bayrak kaldırmayıp, pozisyonu devam ettirmelerini öğütlediği söylenmişti ama trt spikerlerine göre tam tersi öğütlenmiş sanırım.
trt spor spikerlerinin yanına vuvuzela denen gerizekalı alet de eklenince, bağra taş basarak, 2010 güney afrika dünya kupası maçlarını kumanadadaki mute tuşuna basarak sessiz izleme durumu.
rtük tarafından yasaklanmamış olmasına rağmen televizyon ekranlarındaki bazı dizilerde, her halinden rakı masası olduğu belli olan ortamlarda, seyirci tepkisinden korkulup herkese susuz rakı içirilmesi durumudur.
--spoiler--
en son kapalıçarşı dizisinde, amerika'ya yerleşmeye karar veren bir camia üyesini yolcu etmek üzere verilen yemekte, 'haydi şerefinize' denildikten sonra masadaki herkes yarım doldurulmuş sek rakı bardaklarını mideye indirmiştir. nasıl bir cemaat ise artık, kadını, erkeği cem'i cümlesi rakıyı susuz içmektedir.
--spoiler--
o beyaz pantolonun altına giydiği iç çamaşırın izinin belli olacağını bile bile giydiği için, kendisine bakan öküzlerden şikayetçi olmaması gerekir. tamam, evet, yapılan öküzlüktür ama bunun değişme şansı olmadığına göre ya o pantolonu giymeyecektir ya da o bakışlardan rahatsız olmayacaktır.
ne hikmetse türk erkeğinin neredeyse tamamının askerlik görevini genelkurmay başkanı tadında yapmış olmasıdır.
sanırım koca bir bölüğün yiyeceği patatesi, havucu, soğanı soyan, buz gibi havada günde 8 saat tel nöbeti tutan, tuvalet, mıntıka temizliğini yapan, bulaşık ve kılık kıyafetleri yıkayanlar şu hep bahsi geçen profesyonel askerler. yoksa herkes rahat askerlik yapmış olamaz değil mi?
16.06.2005 tarih ve 5368 sayılı kanun ile kabul edilmiş lisanslı harita kadastro mühendisleri ve büroları nın kısaltması.
kanun gereği, yurt çapındaki kadastro müdürlükleri tarafından yapılan tescile tabi olmayan işlemlerin (aplikasyon, parselin yerinde gösterilmesi, cins değişikliği, bağımsız bölümün yerinde gösterilmesi) yapım ve kontrolü ile tescile tabi işlemlerin (tevhit*, irtifak hakkı tesisi ve kaldırılması) yapım sorumlulukları sınavla lisans belgesi almış lihkab lara devredilmiştir.
yurutme işleri 7 asil 7 de yedek üyeden oluşan bir komisyon tarafından gerçekleştirilen lihkablar, lisans sayısı yurt çapında her 1000 işlem için bir tane olacak şekilde planlanmış gibi gösterilse de uygulamada tespit edilen düşük işlem sayıları nedeniyle daha başlamadan bir kaos ortamına sürüklenmiştir.
11 ekim 2009 tarihinde sınav yapılmış, 30 kasım 2009 da lisans hakkı kazananlar açıklanmış ancak gerek işlem hacimlerindeki düşüklük, gerekse de komisyonun henüz çalışma usül ve esaslarını belirleyememiş olmasından dolayı bir arpa boyu yol alınamamıştır. allah lisans hakkı sahiplerinin sonunu hayır etsin*
dünyaya tepeden bakmaya alışmış ingiliz halkının kendi icatları olarak gördükleri bazı spor dallarındaki dünya çapındaki organizasyonlarda sürekli sıçmaları.
satın alınan mobilyalar düğüne bir ay kala eve teslim edildiğinde tv sehpası ve orta sehpa nın eksik çıkması üzerine mobilyacının 'abi, onlar şu an boyada, kurur kurumaz teslim ediyorum, en çok dört gün sürer' demesi ile başlayan olaylar zinciri.
akabinde, sözkonusu mobilyacının düğün telaşıyla bir ay boyunca aranmamış olmanın rahatlığıyla arandığı ilk seferde, 'abi, aradık bulamadık, döndüyseniz cumaya yolluyorum' sallaması.
cuma akşamı, muhtemel mobilyacı ziyareti beklentisiyle eve kapanma.
cumartesi açılan telefonda fırçalanan mobilyacının rahatlığından ürküntü ve umutsuzluğa kapılma ve fakat bir türlü kurumayan boyanın bir sonraki salıya allahına kadar kuruyacağına inanma.
Aynı döngünün tekrarlanması üzerine, evde hatunla 'beceriksizliğiniz' üzerine kavga etme*.
ikinci ayın sonunda bu kez telefonda mobilyacıya 'lan sizin yüzünüzden evde huzur kalmadı, karıyı boşuycam bu gidişle' dediğinizde, gevrek bir sırıtışla birlikte aldığınız 'abicim allah belamı versinki bu sefer söz, aha sehpalar şu an önümde duruyor, yalnız, daha boyasız. atölyeye yolluyorum, üç güne evinde. aha da sana söz, bizzat ben gelicem teslimata' cevabıyla donarak bir şey söyleyememe.
aradan geçen onbeş günün ardından, onca telefon konuşmasından sonra oluşan samimi ortamında yardımıyla mobilyacıya 'nerde lan bizim sehpalar? hala mı kurumadı anuna koyyum' deyişin ve aldığın 'abi, çıktı valla, işte şurda köşede duruyo, sizin oraya çıkacak ilk kamyonla getiriyorum' cevabı.
iki ay sonra, mobilyacıya 'getirme lan o sehpaları, gerek kalmadı orspu cocugu boşandık biz. son senedi de ödemiyorum. git nereye şikayet edersen et' deyişinle birlikte aldığın 'abi bırak şakayı ya, hem senedi ciro ettim ben. başkasında senin senet' cevabı.
günü gelen senedi ödemediğinde bu kez mobilyacının seni arayıp 'abi akşam evdeyseniz sehpaları getiriyorum, senet de yanımda' demesi.
akşam sehpaları getiren mobilyacının 'abi yenge yokmu?' demesiyle birlikte kafayı alnının ortasına yemesi durumu.
the guardian dizisinde nick fallin karakterine sevgilisi tarafından, duygularını asla dışarıya belli etmediği için yakıştırılmış yafta.
hakaret dahi olsa, karşısındakine söylediği laflara bir tepki alamadığı, sözlerin adama yapışmadan yere düştüğünden dem vuruyordu. sinir bozucu bir durum.
o an öl daha iyi. ya en yakındaki çilingire yalvar yakar dünyanın parasına kapını açtıracaksın yada ona inat taksiye atlayıp ofisten anahtarı alacaksındır. her iki durumda mdden ve mağnen insanı yorar.
kötü bir ilk yarı performansı sonrası, ara transferde bombaları patlatmak isteyen dönemin fenerbahce yönetiminin ilk icraatıdır. figo henüz barcelonada, üstelikte takım kaptanıdır. transfer komitesi kendisine teklif götürmeden önce son bir kez izlemek istemiştir.
teklif gitmediğine göre, sanırım figo o maçta heyecan yapmış ve sçmış, sonuçta rapor olumsuz çıkmıştır.