şahane bir iggy and the stooges parçası bi filmde de çalmıştı geçen johnny deep filmi hem de güzel bi sahneydi, evet adını buldum sizin için dark shadows filmin adı. keşke türk filmlerinde de çalsa düşünsenize ya da dizilerde. mesela ezel dizisinde hiç aklıma hayalime gelmezdi ama oscar wilde epey tanıtıldı ve Türk halkı oscar wilde'la tanıştı bu olağanüstüydü, tabi özlü sözlerini bulup face'te paylaşmanın önüne giden çok sayıda olmasa da bu dediğim gibi oscar wilde'a aşık kimseler için muazzamdan da öte bir şeydi hayatları boyu yakalayabilecekleri müthiş bir şölendi öyle bir dizide o şiirlerin üstüne basıla basıla okunması. yani böyle bir şey daha olsa da iggy pop tanıtılsa the stooges tanıtılsa öyle güzel bir dizide olur mu acaba? umarım bir gün o da olur.
tamamiyle saçma bir film. tamam hikayesi güzel fakat çocuk başından beri kötü bir adam çıkacak köyü bir şey yapacak sanıyorum, filmin sonuna dek yaptığı iş ailesini kurmaya çalışmak annesi gibi gidip uyuşturucu çekmemiş. kızında çocuktan ürkük soğuma sebebi garsona atar yapması ulan tabii yapacak adam çiğ tavuk getiriyor onun yüzünden zehirlensen çocuk doğmadan geberse sonra da gurur duyardın kocanla ay ama beyefendiliğini korudun boşver canım derdin te Allahım ya.
Smiths'i gerçekten anlayabilen ya da en azından samimi bir biçimde ona kulak veren zarif bir ruhun içinde kaybolup müziğin içine hapsolup böylelikle parçanın geçen her saniyesinde daha da çıldırdığı inanılmaz bir eser. ayrıca bu ruhun sonunda müzikten almak istediğini alacağının, beklentisinin karşılanacağının garantisi verilse hiçte kötü olmaz. bir de pekala bazı özenti kısım ve çirkin ruhlar için bir hayli berbat bir eser olarak tanınmıştır.
so, goodbye
please stay with your own kind
and i'll stay with mine
there's something against us
it's not time
it's not time
so, goodbye, goodbye, goodbye, goodbye
i know i need hardly say
how much i love your casual way
oh, but please put your tongue away
a little higher and we're well away
the dark nights are drawing in
and your humour is as black as them
i look at yours, you laugh at mine
and "love" is just a miserable lie
you have destroyed my flower like life
not once - twice
you have corrupt my innocent mind
not once - twice
i know the wind-swept mystical air
it means : i'd like to see your underwear
i recognise that mystical air
it means : i'd like to seize your underwear
what do we get for our trouble and pain ?
just a rented room in whalley range
what do we get for our trouble and pain ?
...whalley range !
into the depths of the criminal world
i followed her ...
i need advice, i need advice
i need advice, i need advice
nobody ever looks at me twice
nobody ever looks at me twice
i'm just a country-mile behind
the world
take me when you go
oh oh, oh...
--
biraz da türkçe çeviri yapmaya çalışayım elimden geldiğince.
miserable lie - sefil yalan
peki güle güle..
kendi nezaketin ile kal lütfen
ben de benimkiyle kalacağım
bize karşı olan bir şey var
fakat şimdi zamanı değil
peki.. elveda, elveda, elveda, elveda..
illa söylemeliyim biliyorum..
senin bu rahat tavrını ne kadar sevdiğimi
ah.. ama lütfen dilini bir kenara koy
biraz yükseğe ve bizden uzağa
karanlık geceler çizimde..
ve senin mizacın onlar kadar kara
ben seninkine bakarım, sen benimkine gülersin
ve "aşk" yalnızca sefil bir yalandır..
sen benim çiçeklerimi öldürdün tıpkı hayat gibi
bir defa da değil - iki kez!
ve benim suçsuz zihnimi yozlaştırdın
bir defa da değil - iki kez!
biliyorum rüzgar esrarlı havayı süpürdü
bu demek oluyor ki: senin iç çamaşırını görmek istiyorum
ben şu esrarlı havayı farkettim
bu demek oluyor ki: senin iç çamaşırını yakalamak istiyorum
acımız ve sorunumuz adına ne var elimizde?
sadece whalley civarında kiralık bir oda!
acımız ve sorunumuz adına ne var elimizde?
...whalley mahallesi !
ahlaksızlık içinde canice bir dünya
kızı takip ettim ...
tavsiyeye ihtiyacım var, tavsiyeye ihtiyacım var
tavsiyeye ihtiyacım var, tavsiyeye ihtiyacım var
kimse bana ikinci defa bakmaz
kimse bana ikinci defa bakmaz
Yeni albümleri ready to die ile zaten gündemden asla düşmemiş efsane grup yeniden gündemin zirvesine çıkmıştır. Sanırım bu grup iggy pop ölene kadar devam edecek artık zaten albüm isminden de anlaşılacağı gibi.
Bir david bowie şaheseri, low adlı albümünden. içinde ruhani bir şeyler barındırır sanki bin diyar gezipte gelmiş birinin anlatmaya çalıştığı bir şey gibidir.
şaka gibi bir grup. adından da anlaşılacağı gibi the smiths çakması ama "the smiths'ten bir farkı var mı?" derseniz gerçekten yok gibi bir şey. solist aşırı derecede morrissey'in gençliğine benziyor ışıklandırmadan dolayı yüzü net gözükmese de beden ölçüsü saçlar yüz yapısı, dansı ve bunun dışında ses birebir benziyor neredeyse.
ödlekçe ve aşağılıkça bir davranıştır. bir: bu silahı çekiyorsan ancak ailen tehlikedeyse çekeceksin. iki: başka bir nedenle taşımak şerefsizliktir. Türk insanına yakışmayan bir harekettir.
ağzına sıçtığımının memleketinde her 10 ödleğin 9'unun belinde bir silah var. bizim belimizde olsa o silah çoktan alcatraz'a gönderilmiştik. zaten onlarda sıkamıyacaklarını bildikleri için ve de ödlekliklerinden, güçsüzlüklerinin çaresizliğinden ötürü taşıyorlar ya o mereti. bugün birine daha yumruğu koydum adam yere düştü sonra da yerde yatarken belinden düşen silahı alıp bana doğrulttu. sonunda ben de takıcam belime bi tane. sonra taşakların taşaklarına sıkıcam böyle ibnelerin. bu da demek oluyor ki arkadaşlar; araçların hukuki denetimleri sıkılaştırılmalı, sürekli olarak araçların içi muazzam bir şekilde aranmalıdır. yoksa yarın öbür gün biri de size de bagajdan çıkardığı bazukayı doğrultursa hiç şaşırmayın bence.
gayet mantıksız bir sorudur. "istediğim gibi geçmedi" gibi cevaplarda gelir ama yahu zaten özellikle lys'den filan bahsediyorum; herkese çıkan sorular aynı abicim neyin tribindesin? senin istediğin gibi derken? ne kadar çalıştıysan işte öyle geçer. he adamı tanıyorsundur tanımıyorsundur yine de bu soru sorulmaz tanısan da saçma tanımasan da saçma nasıl geçecek işte, bildiklerimi yaptım ona göre puan verecekler. farklı bir durum mu olması gerekiyor? he sınavda altıma sıçtım bayağı zaman kaybettim ya da solumda bir kız fena frikik verdi her sorudan sonra on saniye onu dikizliyordum ordan baya puan kaybettim be! mi diyek? ne bu beklenti arkadaşlar sayın amcalar, teyzeler, abiler, ablalar? sormayın artık lan şu salak soruyu. bu soru tıpkı kapıyı açıp içeri giren birine "ha sen mi geldin?" olayının aynısıdır. lütfen, lütfen, yapmayınız, etmeyiniz. bırakınız bu soktuğumun klasik sorularını. biraz yenilikçi olunuz, biraz romantik olunuz, odun olmayınız.
ben bu bkz'a hala düşünüp te kafamda bir tanım oluşturmak istemiyorum. öyle lanet bir laf bu. yani şimdi biraz düşündüm de; ne ektiysen onu biçiyorsun. bunda neyi iyi geçsin neyi kötü geçsin? ya allah bismillah allahuekber ya.
sezen aksu yeni bir şarkı çıkardığı zaman insanda "ben bunu daha önce dinlemiştim ya" diye kuşku uyandıran şarkıların gözden kaçmayan detaylarından bir tanesi. bu da sezen aksu'nun işçi zekasına sahip olduğunu gösteriyor. al şu şarkıyı söyle diyeceksin bu kadına söyleyecek iyi de söylüyor ama bu sezen aksu tıpkı iggy pop gibi. o iggy'de tam bir salaktı ama mükemmel şarkı söylerdi hala da yaşıyor ve söylüyor zannedersem, ölmediyse. Aynı zamanda iggy gibi salak biri bile en azından şarkılarını farklı söylerdi sezen aksu da bu yok işte. yani diyeceğim bu şarhoş insanlarda yenilikçilik sıfırın altındadır. Oysa bir the doors'a bakın her parçası başka bir güzelliktir her parçası farklı bir parmak izidir. Sezen aksu madem bu kadar büyük bir mevkiye geldi o zaman poposunu biraz kaldırıp en iyisini yapmak için kendini zorlamalıdır, bu işin layığı ancak budur.
adam olan biri, kimseye "at gözlüklüsün sen, at gözlüğüyle bakıyorsun her şeye" demez. bu ne terbiyesizlik yahu? ne demek at? ne demek gözlük? sen kimsin ki ya? yavşaklık yapıyorsun bana. burada hiç birimiz heman değiliz. herkes bakıyor bakabildiği kadar işte. ama sen gelip atı avradı gözlüğü karıştırırsan bunun adı düpedüz yavşaklıktır. çok çocukça duygularla söylenen bir söz bu. at gözlüğüymüş te allahım ya.
her erkeğin hayali. gerçekleştirebilen var mı hala bilinmiyor fakat türk erkekleri bu konu üzerinde çalışmalarını yoğun şekilde sürdürmektedirler. ygs ve lys ilk sınavlarından edinilen tecrübenin sayesinde lys'nin son edebiyat sınavında büyük aşklar başlayabilir.
abdullah öcalan'ın avukatı aracılığı ile yaptığı açıklamaların arasında yer alan mevzu.
--spoiler--
öcalan'ın açıklamalarında en ilgi çekici kısım isim ise chp lideri kemal kılıçdaroğlu'yla ilgili sözleriydi.. "kılıçdaroğlu iyi niyetli olabilir, kişiliğine bir şey demiyorum ama bilinçli bir planın, senaryonun sonucu chpnin başına getirildi. aslında kısmen de başarılı oldular ama olan alevilere oldu. kılıçdaroğlu bir asker-ergenekon operasyonuyla chpnin başına getirilmiştir, iyi analiz edilirse bunu görmek zor değildir. bu operasyonun asıl amacı alevi kürtleri bizden uzaklaştırmak, chpye oyları kanalize etmekti. dersimde neden böyle oldu?"
--spoiler-- *
isteyerek ya da istemeyerek dışa vurulan ifadelerdir. bu konu üzerinde uzmanlaşmak insanları daha iyi anlamayı sağlar. fakat çoğu kimse de zaten ifadelerini hep gizlemektedir. bu yüzden bu konudaki uzmanlık pekte işe yarar bir şey değildir aslında.
windows xp'nin yazıcılardan test sayfası almak için oluşturduğu bir program. başlık olarak büyük puntoda "windows xp yazıcı sınama sayfası" yazar. devamında: "kutlarız, bu bilgiyi okuyabiliyorsanız, xxxxxxxxxxxx(yazıcının adı ve markası yazar) doğru şekilde kurulmuş demektir." diye devam etmektedir.