berbat bir durumdur.kendimizi yaratık gibi görebiliriz.millet yeni güne başlarken biz kafadan yeni güne 7 saat geç başlıyoruz.ayrıca vücut dengemizi bozduğumuz için hasta olma riskimiz artıyor.
cipiyle kuryeye çarpan bilica için 3 aydan 1 yıla kadar istenilen hapis cezasının onaylanmasıyla olabilecek olaydır.
not:bu durum gerçekleşirse fenerlilerin üzülmesine gerek yoktur.zira bilica üstün kazı yeteneğiyle hapishaneye girdikten kısa süre sonra firar edip geri dönecektir.
bu tür programlar kapansın diyoruz,üstüne dalga geçermiş gibi daha sinirbozucu programlarını çıkarıyorlar.kadınlar sadece bir kere geziye gitmek için 1000 tl elbise parası harcıyorlar.ama programdaki aptal tikiler 1000 liracık bize yetmez diye sürekli ahkam kesiyorlar.bir saatte harcadığı para bir asgari ücretli ailesinin 1 aylık yemek,giyecek,fatura,kira,ve çeşitli masraflarından yaklşık 2 kat fazla.benim fakir ama onurlu yurdum insanı yıllarca 10 liralık ayakkabı 5 liralık elbiseyle gezerken,benim zengin ama onursuz insanım yok benim 100 tane pantolonum var yok şu elbiseler çok ucuz bana uymaz(bahsettiği elbise 300 lira)diyerek kendi kendini şaşalı göstererek kendi çapında artistlik taslıyor.
burası türkiye burada neyin ne olduğu belli bu tür programları yapmak bana göre herkesle dalga geçmektir.yazık...
duygularımı söyleyeceğim;
korkuyorum. neden mi korkuyorum?insanlığın gidişatından korkuyorum. paranın insanları canavara dönüştüren gücünden korkuyorum. bir hiç uğruna bir insanın canını alabilecek kadar kötü insanlardan, para için şerefini satan insanlardan, yalanı adet haline getirmiş insanlardan, yedi yaşındaki kör çocuğa tecavüz eden insanlardan, dost sandığımız ancak arkamızdan kuyumuzu kazan insanlardan, ve bunları adaletsiz yargılayan sözde adaletten vs...
orta 2.sınıftaydım musa diye bir arkadaşım vardı. hep arka sırada oturur kimselerle konuşmazdı. sessiz ve sakin bir tipdi. defalarca yanına gide gele onunla arkadaş olabilmeyi başarmıştım. birlikte gezmeye başlamıştık. çok iyi biriydi. babası işçi annesi ev hanımıydı. sonradan ortaya çıktı ki sessizliği fakirlik ve küçükken geçirdiği kötü olaylardanmış. musa daha 6 yaşındayken ayakkabı boyacılığından, sigara satıcılığına birçok iş yapmıştı. o çalışırken eğlenen yaşıtlarını gördüğünde çok üzülmüş ve o eziklik hep içinde kalmıştı. dersleri de çok iyiydi. küçük bir kız kardeşi vardı. bir gün okula geldiğinde çok sevinçliydi. ne oldu diye sorduğumda babasının ona hafta sonu ayakkabı alacağını söyledi. yemekte ısmarlayacakmış. bende sevindim. gerçekten de ayakkabısı yırtık pırtıkdı. musa o hafta sonundan sonra bir hafta okula gelmedi. tedirgin olmuştum hiç böyle yapmazdı. evlerine gitdiğimde evin önünde birikmiş ayakkabıları gördüm. içeri girdiğimde insanların taziyeye geldiğini anladım. musa odasında annesinin resmine sarılarak ağlıyordu. evet maalesef annesi ölmüştü. sarıldı bana. nasıl oldu diye sorduğumda ise musa:
-hani sana geçen hafta sonu ayakkabı almaya gidecektik demiştim ya ayakkabıyı aldıktan sonra yemek yedik. biliyor musun ilk kez ailemle yemek yedik. ilk kez milletin eskileri dışında bir ayakkabım oldu. annemi ve babamı ilk kez bu kadar mutlu görmüştüm. gülümsüyorduk. en mutlu günümdü. yemekten sonra babam bize pamuk şeker alacağını söylediğinde kardeşimle sevinç çığlığı attık. ben kardeşim ve babam şekerciye girdik. o sırada annem bağırdı. hemen koştuk, maskeli bir adam annemin çantasını almış kaçıyordu. babam o herife doğru koştu. ben yerdeki anneme sarıldım. bıçaklanmıştı. şerefsiz kalbinden bıçaklamıştı. annem ellerimde öldü. kardeşim ve ben şok içindeydik. babam geri döndüğünde o da hıçkırıklara boğuldu. işte böyle dedi.
evet sözlük o hırsız yakalandı ancak 3 yıl sonra hapisten çıktı. çaldığı çantada ise şimdinin parasıyla 2.5liralık bozukluk ve musa ve kardeşinin resmi varmış. hırsıza hiç bir şey olmadı. ama arkadaşım mafolmuştu. okulu bıraktı ve bir ay kadar sonra taşındılar. sonradan o hırsız iki kere adam yaralamış ve ikisinde de bir kaç ay yatıp çıkmış. insan hayatının değeri sadece 2.5 liraymış.
büyük önder atatürk ü sevmek zorunluluk değildir ama saygı duyulmalıdır.o adamki bu ulusu yıkılmaktan kurtardı.padişah ülkesini satmaya çalıştı,halkının köle olmasına göz yumdu ama atatürk tüm hayatı pahasına savaştı ve halkımızı bilgilendirdi.(ayrıca savaşlarında gözünün biri köre yakınken savaşmıştı.)ve ayrıca islam dinine saygısı sonsuzdu.dinini içinden yaşıyordu.hatta suudi kralına Kabe sahip çıkılması için ültimatom bile vermişti.sözde dinci toplumun atatürkü sevmemesinin temel nedeni ise atatürk ün islam dininin temel kurallarından biri olan ''dinde zorlama yoktur'' ilkesini benimsemesiydi.zaten ne yazıkki müslümanlık ve namazla ilgili konuşan müslümanların yüzde 70 den fazlası bir çıkar uğruna bunları söylüyor.bu adam olmasaydı bu ülkede olmazdı.onun ve şehitlerimizin kurduğu bu ülkede(türkiye cumhuriyeti) yaşıyorsak atatürk e saygı duymak bir kanun olmalıdır.
üç takımdan hangisinin şampiyon olma ihtlmalidir.kanaatlmce trabzonspor ipi göğüsleyecektir.çünkü en hırslı takımdır.yorumlarla ihtimaller şekillenecektir.
anlayamadığım durumdur.entrylerle bu tür duygular bastırılabiliyorsa ne garip.ama sözlüklere gelen en büyük eleştiri budur.
(bkz: beyin ve cinsel organ transferi)