az önce bulduğum, tamamen kendime özgün, hiçbir yerden esinlenmediğim söz. burka dışındaki giysilerin transparan olduğunu hesaba katarsak sözün ne kadar yerinde olduğunu anlamış oluruz. burka giymeyen kadınlarla diyalog kurduğunuzda bu ahlaki çöküntüyü görmemek mümkün değildir. bugün batılılaşmak adı altında götünü başını açanlar maalesef toplumun ahlakını bozanlardır. sokağa çıktığında porno bombardımanına tutuluyoruz resmen ki bu da erkeği her daim erkete gezmeye zorluyor. hal böyle olunca erkek seks peşinde koşan asalak kadın açıldıkça açılan bir kevaşeye dönüşüyor.
kılık kıyafet devrimi yapılmalı ve acilen burka resmi giysi olarak herkese şart koşulmalıdır. toplumdaki ahlaki çöküntüyü durdurmanın başka yolu yoktur.
ahlaki hassasiyeti olan herkesin bu eyleme katılması gerek. hiçbir öfke dili kullanmadan veya saldırı olmadan sadece uyarı amaçlı kerhaneye girip oradaki karıların üzerine burka atıp çıkacağız. amaç toplumu fuhuş bataklığına çevirip bide onun üzerinden vergi kırpan devlete sesimizi duyurmak. kadının satılması, cinselliğin para karşılığı satın alınabilen meta haline gelmesi, devlet destekli fuhuş sektörünün bilinçli sürdürülmesi, sırf sektör sürsün diye köle ticareti yapılması insan haklarına aykırıdır.
anarşistler, marksistler, radikal dinciler, ne idüğü belirsiz sosyal demokratlar hepsi bu eyleme katılabilir.
amaç burka girmeyen kadınların kötü yola düşmesini burkaya vurgu yaparak gidermek.
o yüzden eylemin sembolünü burka gibi kadın için derin geçmişe sahip olan, onun bedeniyle adeta bütünleşip onu tamamlayan, evrensel değerlere uygun bir evrensel giysi olması.
evet, aynen öyledir. sorgulanamaz diye kendince duvar ördüğü altyapısız saçmalıkları eleştirince hemen üzerine çullanma refleksi gösteren aptal toplumların ilerleme şansı yoktur. bu aşağı toplumlar fikirlerini akli temelden değil salt duygusal veya geçmişte denenen kalıntılardan alır.
atalarının mirası üzerine çökmeyi bir tür övünç kaynağı haline getirip bir şeylerin sorgulanmasını şovenist veya bağnaz duygularıyla doğrudan kendine saldırı olarak yorumlar ve söylemlerinde toplumun genel kanılarını arkasına alarak haklı çıkma yoluna gitmeye çabalar.
oysa böyle olmamalı, bir toplum yeri geldiğinde en hassas konuları bile tartışıp akli temele oturtmalıdır. aksi halde sürekli ilerleyen bu döngüde yok olmaya mahkumdur.
doğrudur. batılı değerleri alan toplumların tek eşliliğe zorlanması ve bunun hak olarak sunulması saçmalıktır. tek eşlilik katolik inancında sabit alınan bir değerdir ve insan biriyle bir ömür birlikte olmak zorunadır. hatta boşanma hakkı bile yoktur. bu teşvikten ziyade dinsel bir zorunluluktur.
şimdi tek eşliliğin batılı değerler arasında yer almasının akli yönüne bakacağım.
öncelikle swingere, toplu seksi irade etrafında meşrulaştıran batının eş konusunda teklikte bu denli vurgu yapması saçmalıktır.
çünkü burada insan haklarını ihlal eden, hak mahrumiyetine sebep olan hiçbir şey yoktur. bu keyfi uygulamanın temelleri tamamen batının kendi dinsel kültürünün modernlik altında başkalarına aşılamasıdır.
oysa insan hakları çerçevesinde bakarsak, irade sahibi kişilerin cinsel isteklerini veya özel hayatlarını kimle, ne kadar sayıyla yaşayacağına kimse karar veremez.
irade yetkinse bunların birlikteliği sorun olmazken evlenmesi neden sorun olsun?
sonuçta gidip evlilik dışı bir çok kişiyle cinsel ilişkide bulunmak suç değilde evlilik altında aynı birlikteliği sürdürmek neden suç?
akli olarak bakıldığında bunda katolik propagandasından başka bir şey yoktur. batının bu refleksi eski dinsel dogmalarında sıyrılamamasının bir göstergesidir.
çok eşlilik tek eşlilik kadar insan iradesine bağlıysa normaldir ve bunu engellemek insan haklarına aykırıdır.
çoklu evlilik anayasayla güvence altına alınmalı.
ensest teist ve ateist argümanlar açısından ele alınacak ancak islam ağırlıklı olduğu için teistlerden sadece islam ele alınacak bu yazıda. zaten ibrani dinler birbirinin kopyası olduğu için hangisini aldığımız pek fark etmez.
ensest tartışması teist ve ateistler arasında süregelen bir tartışmadır. burada ensest kime göre doğru veya yanlış değil enseste karşı öne sürülen mantıki argümanlar ele alınacaktır.
önce islamdan başlayalım, islamda ensest yasaktır fakat burada mesele o değildir. ensest neden islamda yasaktır?
sonuçta allah bunu yasak ettiyse ve üstün zekaya sahipse( ki tanrıysa öyle olması lazım) bunu yasak etmesinin arkasında çok büyük neden olması gerekir ve bu nedeni dogmatik bir reflekse değil gayet akli bir temele dayanması lazım.
ayrıca ibrani dinlerin hikayesinde yer alan adem ve havvanın ilk insan olmasını kabul edip burası üzerinden bir mantık yürütürsek bunların çocuklarının birbiriyle ensest sonucu çoğalması da ibrani tanrısının çelişkili bir tutumunu ortaya koyar.
şöyle ki; eğer tanrı enseste karşıysa üremek için farklı bir yol bulması gerekir. bu kendi içinde mantıklı bir hamledir çünkü.
her şeye gücü yeten tanrı neden başka bir yol bulamamıştır ya da bulmak istememiştir?
ikinci sorun ise ateistlerin bakış açısı.
öncelikle ateistlerin ahlakı pragmatist hedef aldığı varsayılarak buna açıklama getireceğim.
pragmatist olarak bakarsak ensesti kötü yapan nedir?
hastalıklı çocuklar doğurması, falan filan bunları önlersek veya korunursa insanlar bu engel ortadan kalkar.
evrimsel sürece bakınca ensetin tabulaşmasının mantığı o dönemde vardır çünkü hastalıklı genlerin popülasyon içinde dağılması ve üremeyle aktarılması hastalıklı bireyler doğuracak ve bu da popülasyonun geleceği için risk olduğu için zaten elenmeye neden olacaktır. bu gibi etmenler artık ortada olmadığına göre ateistler neden enseste karşı çıkıyor?
bir başka neden ise aile üzerine. ensetin bir ailede yaygınlaşması çocuk istismarlarına neden olacağı için buna sıcak bakılmaması gayet mantıklı, ben buna sıcak bakıyorum düşünce olarak çünkü akli bir temeli var.
fakat bu da tamamen enseste karşıtlık için mantıki, ya da herkesi tatmin edecek bir cevap değildir.
çünkü bu ensesten daha çok taciz, tecavüze giren bir mevzu ve buna kötü vasfını veren şey ensest olmasının ötesinde bir taciz ve tecavüz vakası olması.
eğer iki kişinin rızası varsa ve bu rıza yaşça eşit kabul edilecek düzeydeyse bunda engel olan nedir?
hem müslüman hem de ateistler açısında enseste karşı mantıki bir açıklama göremediğim için bunları yazıyorum.
müslümanlar için allah yasakladı demek bir mantıki açıklama değil dogmalara teslimiyettir. ateistler ise bunu pragmatist mantıkla temellendirecek herhangi bir dogmadan veya akli açıklamadan mahrumdur.
ensest mide bulandırıcıdır, çok iğrenç bir şey gibi tanımlar gelebilir fakat bundan 100 yıl önce ve halen daha eşcinselliği de mide bulandırıcı gören mevcuttur.
not: yazıda herhangi bir enseste özendirme olmamakla birlikte, demogoji yapmak, toplumun ahlaki yargılarına doğrudan saldırmak gibi bir amaç da yoktur. son günlerde artan ensest tartışmasına iki perspektiften bakıp objektif değerlendirmeye insanları teşvik vardır.
cinsiyeti belirleyen X ve Y kromozomlarında Y nin erkekten geldiği bilimsel olarak kanıtlanmıştır ve bu yüzden erkeğin Y kromozomu veremediğini söyleyip çocuğun kız olmasının suçunun tamamen erkek olduğu görüşü bilimsel olarak ispatlanmıştır deniyor.
oysa durum gerçekten böyle mi?
kadın xx kromozoma sahip olduğu için mecbur x vererek olasılık olarak x i daha kesin hale getiriyor, eğer kadında da x ve y olsaydı o halde bu olasılıkta % 50 lik bir şans olacaktı ki bu şansı kadın öldürüyor. ayrıca olmasına hiçbir katkıda bulunmaması yetmediği gibi erkekten gelen y kromozomunu da alıp döllemiyor.
sonra vay efendim suç erkeğinmiş, sonuçta erkek y yi gönderiyorsa sorumluluk artık sendedir. sen alamadıysan erkeğin ne suçu var?
bilimsel veriler ışığında bile suçlu kadın oluyor yani.
evet genelde yeni yetme monoteistlerden duyulacak sözdür. çok tanrı olursa anlaşamamız da yok birlik olması için tek olması gerekirmiş de falan da filan da. kaç tanrıyı anlaşırken gördün de çok olursa anlaşamayacağına karar verdin berkecan?
ayrıca bide sağlam argüman diye kendisinden üstü düşünülmeyen şey kavramını ortaya atan da var. yani bir şeyin gidebileceği en üst yer vardır o da tektir ve o da tek tanrıdır. bu genelde ateistlere anlatılan hikaye ama neyse.
öncelikle sonsuzluk kavramından bir üst alt mevzusu yoktur çünkü sonsuzluk bir miktar belirtmez, bu yüzden de çok tanrı olmasının bir şeyin gidebileceği üst sınır üzerinden zorla teke indirilmesi saçmadır.
özellikle bu iki türde yazan çok görüyorum ve çok saçma. tanrılar için zaman, mekan, miktar yoktur. tanrılar sonsuzdur ve sonsuzluk miktar belirtemez.
nokta.
evet, nöroteoloji diye bir alan var. bu alan insanların dini ya da ruhani aktivitelerinde onların beyin bölgelerini kontrol edip ibadet halinde hangi bölgelerin aktif olduğuna bakıyor ve hangi bölge aktifse o bölgenin dinle ilgili olduğunu düşünüyor. sonuç olarak ise insanı kendinden geçiren bölgelerle dini bölgeler aynı ve beynin çalışma sisteminde etkinin şekli değişmez. yani insanı transa geçiren herhangi bir etken de olabilir. mesela uyuşturucu da buna dahildir ve bazı tarikatlar uyuşturucu kullanarak ayin yaparlar. şamanlar da buna en büyük örnektir, ya da afrikda voodoo ayinlerini izlerseniz onlar da böyle. burada uyuşturucu kullanmak tanrıya ulaşmada sadece yardımcı bir etmendir, transa hızlı geçmemenizi sağlar ve bunu dinsel deneyim kazandıkça da kişiler yapabilir.
işte tam bu noktada seks gibi gülü bir kendinden geçirici etkinin beyinde dini ayinde aktif olan bölgelere etki edip kişiyi tanrıya ulaştırıp ulaştırmayacağı konusunda ciddi şüphelerim var.
öyle sanıyorum ki beyni uyaran güçlü uyarıcıların dıştaki fizikselliğine bakılmaksızın aynı etkiyi gösterebilir. yani seks de ayinlerde kullanılıp tanrıya ulaşmak için bir araç olarak kullanılabilir. nitekim tapınak fahişeliğinin amacı da budur.
amaca dünyevi, bedensel odaklı bakmayın, amaç seks yapmak değil, seks tamamen araç ve tanrıya veya mistik bir yolculuğa ulaştıran kanal diyebiliriz.
edit: tapınak fahişeleri ayinlerde kullanılır arkadaşlar. seks ayinleri tarihte her zaman vardır ve bunlar sıradan değil tapınağa adanmış kadınlardan seçilir. bunlar üzerinden para sağlayanlar olabilir fahişelik zaten belli yerden sonra paraya döner ancak kadınların ayinlerde kullanılması, bakire ayinler gerçektir.
akıl tutulması yaşayan solcudur. bugün büyük devlet kurup da emperyalist olmayan yoktur. bugün bu ülkede yok viyanaya gittik diyen sevinen osmalıcılardan tut napolyondan hitlere kadar hepsi saygın yere sahip ve emperyalisttir. büyük iskender ve cengiz han gibi dünyanın hemen hemen en önde gelen iki lideri de bir sürü toprakları ele geçirmiş ve bugün onun soyundan olanları gururlaştırmıştır. o batının çok övdüğü roma da en katı emperyalistlerden biridir ve romayı bu denli büyük devlet yapan da emperyal hırslarıdır. gene bizans ile yunanın osmanlı ile ümmetçinin övünmesinin nedeni de bu emperyal güçtür.
o yüzden,
bugün aşağı devletlere bakarsanız sürekli kaos içinde ve devamlı diktatör çıkartarak bok gibi yaşadığını görürsünüz. bu insanlar kendini yönetmekten, kaynaklarını kullanmaktan acizken gidip bunu nasıl normal görürsünüz. kendi adaletinizi, kendi kültürünüzü, kendi bürokratik ve devlet anlayışınızla bir yere girer ve aşağı olan o yeri kalkındırabilirsiniz. çocukların eğitip askerde savaşçı olarak kullanabilirsiniz, iyi kadınlarıyla üreyip geni de daha iyiye götürebilirsiniz. emperyalistler hep böyle yapmıştır ve bugün batı medeniyeti veya abd medeniyeti diye bize dayatılan şey de emperyalizmin ürünüdür. komünistler açılıktan ölüp devrim müzikleri söylerken kapitalistler küreselleşme adına tüm dünyaya yayıldı ve kültürel asimilasyonla bugün sizin medeni diye tabir ettiğiniz yasaları kişilere benimsetti.
bu da emperyal bir güç olma sayesindedir ve kimse kendi toprakları içinde kalarak bunu başaramaz. bizim acilen başka insanları sömürüp onların kaynaklarıyla cihan devleti kurmamız lazım ancak bu seferki ümmetçi arapçı değil tamamen milli olmalı.
siz che tişörtü giyenlere bakmayın, emperyalizm bir ulusun uluslararası güç olmadaki en kilit noktadır.
aynen öyledir. bakire olmayanla evlenmek bile bile beni aldat demektir. nedenlerini şimdi anlatacağım. öncelikle o zarın bilimsel bir karşılığı olabilir ama bizi de atomlarımız üzerinden anlatırsan bizi de basite indirgersin. insan sosyal bir canlıdır ve insanın biyolojik ya da daha temel düzeyde materyalist bir yanı olduğu doğrudur ancak bu sınırlıdır. insan toplumsal bir varlıktır ve onun zekasını geliştiren de budur. o yüzden bilimsel açıklamalar yapıp bekaretin toplum için önemini hafifletecek açıklamalarda bulunmak yersizdir. insanın da salt materyalist yapısını anlatırsan onu toplumsallıktan kopartıp bir metaya indirgersin.
şimdi bakire kadının aldatma potansiyeli neden vardır?
toplum bir kere bu zarı kutsar, hatta bu zar kadından daha değerlidir ve kadının amacı bunu koruyup bununla yaşamaktır. bunu kollamazsa toplum onla ikinci el, patlak, işte onu proveke edecek her şeyi söyler hatta bazı yerlerde gerekirse öldürür. eğer evlenince bakire çıkmazsa kadının geri verilmişliğ de vardır.
bu yüzden bu mevzu basit değildir ve bekaret aslında bir zarı kollamak değil kendi arzularını dindirmenin bir yoludur. herkes istek duyar ama bir kısmı kendini kontrol altına alır. şimdi onca toplum baskısı, dini öğretiler, baba veya anne korkusu, cinsel ilişki yaşarsam bana karşı her türlü aşağılanma olacak korkusu, falan filan. her türlü korkunun direnç göstertemediği şeye sen nasıl gösterteceksin?
yani toplumsal normları, dini zorunluluklar, ailevi baskıyı, hatta devletin bile baskısını hiçe sayıp bu zardan olan birini sen nasıl kontrol edeceksin?
yarın bir gün gene arzularından bu kadar şeyi yıkan bir kadın senin onun kocan olmanı takar mı? ya da evlilik denen kurumun arzuları karşısında ciddiyetini kavrar mı?
işte bu sebeplerden dolayı bakire olmayan kadın arzularının esiridir( yabi evlilik dışı ilişki yaşamış olması kaydıyla evliyse zaten bir sorun yoktur) hal böyle olunca da dün bu kadar baskıya, aşağılanmaya rağmen gene de arzularını gerçekleştirmede bir direnç göstermeyen kadın senin varlığında da göstermez.
erkekleri tek eşli olmaya zorlayan, modernlik adı altında onun biyolojik yapısını hiçe sayan bu dayatma zulümdür. kadın yapısı gereği eksik bir canlıdır ve bir araya gelerek birbirini tamamlarlar. evde tek bir kadının olması bir çok işin aksamasına neden olur ve kadın erkeğe hizmet edip onun ihtiyaçlarını tatmin etme görevini tam olarak yerine getiremez. bu durum ise erkeği zorunlu olarak aldatma gibi hiçbir anlayışta kabul görmeyecek sapkınlığa götürür. kadın biyolojisi erkek gibi değildir, erkek sürekli aktifken kadının dönemleri vardır, hastalığı olur, doğum yapmıştır, hamiledir falan filan. bir kadının bu tür eksilikleri olması onun tabiatıdır bunun için kimseye bir şey dediğimiz yok ancak bu eksiliğin ortaya çıkması durumunda erkeğin ihtiyaçlarını karşılayıp bu kutsi görevi sürdürecek başka kadınlara da ihtiyaç vardır. bugün tek eşlilik adı altında aldatmaların gırla gitmesi bu ihtiyacın ürünüdür. bu inkar edilemez bir gerçektir.
erkeklerin legal olmayan yollara zorla sevk edilip kirli kadınlarla birlikte olmaya zorlanmasına karşıyım. evde başka kadınların da olması bu ihtiyacı dışta değil aile içinde karşılamasına neden olur ve kadın da aldatılma şüphesi yaşamaz. sonuçta nerde yattığını bilirsin eşinin.
tabi bu olurken hak gözetmek önemlidir kadınlar sonuçta değerli insanlar ve kimsenin gecesinde ve yatağında başkasıyla olmamak lazım. böyle olursa hem kadın hem de erkek doğasının tam karşılığını aldığı için aile kurumu daha birlik ve beraberlik içinde olur. bugün boşanma oranları neredeyse evlilik oranlarını geçecek ve bunun nedeni modernlik adı altında dayatılan ve erkeğin biyolojik kimliğini yok sayan bu dayatmadır.
bu iki zehir fikrin de tam bir baş belası olması durumudur. biri halk, eşitlik saçmalığı adı altında kişiyi kendi milletine bile düşman eder, diğeri arabın dinini evresel diye kakalayıp insanı arabın ideolojisine hizmet etmeye zorlar. bide milleti cennet vaadiyle uyutup muhammed in ideolojisini sanki tanrı buyruğuymuş gibi sunup taraftar toplar. muhammed araplara çok şey kazandırmış olabilir, arapların atasıdır bir arap için bir şey de anlam ifade edebilir ancak bu zehir altında başka etnik kimliklerin kendi varlığını inkar edip arabın o pekte artık sike sürülecek dermanı kalmayan ideolojisine hizmet etmesini doğru bulmuyorum.
ayrıca halkların eşitliği altında herkesi eşit görüyorum değip ülkelerde terör estiren ve bir ülkede anarşist veya sol fikirlerin etkisinde kalıp bölünmek için çabalayanların da fikirleri zehirdir.
özetle bu iki fikir toplumun milli kimliğine zararlı, etnik kimliği belli saçma sapan ideolojiler altında asimile edip bir kimliğin kendi ait olduğu milli bilince hizmet etmesi yerine, devşirme ne idüğü belirsiz fikirlere yönelmesini sağlar.
ikisi de zehirdir, biri imanlı zehir diğeri imansız zehir de denebilir.
inanılır gibi olmayan müslümandır. bana bunu diyen oldu lan burada. ırkçılık kötüdür dedi, dinde bu yok falan dedi.
peki bir müslüman kendini kafirle eşit görüyor mu ki ırkçılık kötüdür diyor bana?
sen kendinden olmayanı kafir diye aşağılıyorsun ben ırkımdan olmadığı için aşağılıyorum, farkımız ne ulan!
o yüzden bu tür söylemlerde bulunurken kendi görüşünüzün de bilincinde olun ona göre konuşun.
sen kendinden olmayanı aşağılarken benim ırkçılığıma kötü demen tutarsızlıktır.
ayrıca emperyalist dinlerde ırkçılık olmasa da ümmet faşizmi vardır, onlar da kendilerini tek doğru görüp diğerlerini yanlış olarak görür ve hakla batılın ( kendilerini hak kabul ederler) asla eşit olamayacağını söyler.
ben de ırk olarak bunu diyorum, hiçbir ırk eşit olamaz. insanlar da eşit olamaz. nokta.
edit: açıklamaları okudum ve genel görüş ırkın bir seçim olmadığı dinin bir seçim olduğu üzerine. peki böyle bile olsa sen kendini kafirle neden eşit görmüyorsun? seni müslüman yapan şey zekanın üstünlüğü mü? fiziksel kabiliyetin mi? yoksa başka bir şey m?
başka yerde doğsan sana da bu pufpuflansa aynı şeyi zaten düşünecektin. bir başkası da kendi dininin en doğru olduğunu düşünüp bunun üzerinden kendini hak adledip diğerlerini batıl, kafir ilan edebilir ve bunlarla eşit değilim diyebilir. yani ben sırf bu yerde doğduğum için kendimi üstün görüyorum sen de burada doğup burada aldığın dine inandığın için kendini üstün görüyorsun. kendinle bir kafiri eşit görmüyorsan benim de gidip bir kürtle kendimi eşit görmemi bekleyemezsin. bu çelişkidir.
sünnet denen insan sakatlama gereksizdir. sünnetin yahudilikteki amacı zaten bir semboldür. yahudi olduğunu kanıtlamak için sikini hahamlara kestirmen gerekiyor çünkü bu kesim tanrıyla yapılan anlaşmadır.
yani tanrı senin sikine bakıp aa bu yahudi galiba diyor.
böyle bir mantığın peşinden gidip küçücük çocukların çünkünü kesen bir anlayış dinin değil olsa olsa aptallığın ürünü olur.
nokta.
o yüzden o minnaklara dokunmayın.
imkansızdır. tanrı sonsuzdur dedikten sonra tanrı birdir demek saçmalıktır. tanrı sayılabilir bir şey değildir, tanrılar demek de aslında sakat bir tabirdir ancak oradaki "lar" eki bir çoğulluk ya da sayılamamazlık belirttiği için daha anlaşılır olabilir. yani tanrı sonsuz derken sonsuzluk miktarın dışındadır. bu yüzden sonsuz bir şey teklik gibi bir miktar belirtemez.
tanrı her yerdedir de denemez çünkü tanrı mekan denen şeyin dışındadır. bu mekanın hepsinde olduğunu göstermez mekan denen şeyin tanrı için olmadığını belirtir. yani tanrı her yerdedir denemez tanrı için yer diye bir şey olamaz çünkü.
tanrı her andadır demek de bu mantıkla yanış, çünkü miktar, yer ve zaman gibi kavramlar bize ait olan, bizim bir şeyleri anlamak için kullandığımız ve bizim uydurduğumuz kavramlar.
tanrıları anlarken kendi fiziksel yasalarımızın etkisiyle kendi mantığımızı kullanırız. ancak bu mantık bize bu dünyada işe yarar. yani bu doğayı kendi mantıki açıklamalarımızla anlaşılır hale sokabiliriz. daha iyi kuramlar geliştirip bir şeyleri daha iyi açıklaya da biliriz.
ancak iş tanrılar gibi bu dünyanın dışında bir varlığa geldiğinde onu düşünmeye başladığımız anda bile onu insanlaştırmış, ya da kendi akli seviyemize ve bize mantıklı gelen anlayışa indirmiş oluruz ki bu da sınırlı bir beynin aslında her neyi düşünürse düşünsün tanrılar hakkında söyleyeceği her şeyin yanlış ve sınırlı olacağını gösterir.
mesela tanrıların ilk başlarda gayet insana benzer olmasının nedeni insanın tanrıyı kendi üzerinden anlamasıdır( çünkü buna mecburdur) daha sonraları insan aklı geliştikçe tanrı tanımı daha soyuta doğru evrilmiştir ancak gene insansı özellikten kopmamıştır.
tanrılar iyi ve doğruyu gözetir, kötülük yapana ceza verir, sinirlenir, yasak koyar, yeri geldiğinde helak eder gibi şeyler de insan uydurmasıdır ya da insanın kendi sınırlı beyninin dışında çıkamamasının bir ürünüdür.
o yüzden tanrılar hakkında söylenen her şey kişilerin kendi algılarının ürünüdür ve bu yüzden kimse kimseye kendi algısını, ya da kendi algıladığı biçimi dayatmasın çok rica ediceğim.
öncelikle örtünmenin amacını yazacağım ve ardından bu amaca en uygun giysinin burka olduğunu anlatacağım.
öncelikle örtünme neden önemlidir?
örtünme bir toplumda cinselliği kontrol altına almanın en etkin yoludur ve toplumlar kadınları bu yüzden örter. amaç kadının kadınsılığını kırıp onu cinsel bir meta olmaktan kopartmak ve erkeği dizginleyip evliklik dışı cinsel birlikteliğin önüne geçmektir.
bugün topluma şöyle bir bakarsanız dışarıya çıktığınızda götünü başını açmış yığınla insan görürsünüz. bu tıpkı internette dolanırken araya cinsel içerikli görseller devamlı çıkması gibi ve ilginizin dağılması gibi bir şeydir. sokaklar aynen böyledir, sürekli kapitalizmin dayattığı daha güzel olma iddiası ve alt kültürlerin sürekli açılma sevdası görülmektedir. bu yozlaşmanın önüne ne yazık ki geçebilecek herhangi bir güç yoktur.
görüntü her şeydir, bir erkek sokağa çıktığında bu kadar pornografik saldırıya maruz kaldığı için kimyası bozuluyor. erkek sürekli erkekte gezdiği için tek derdi am peşinde koşmak gibi yaşıyor. bugün nerde o eski aşlar demenizin sebebi işte tam olarak bu, çünkü bir erkek sana gelene kadar bir sürü pornografik saldırıya sokakta özgürlük adı altında maruz bırakılıyor ardından sana o hormon yüklü bedeniyle geldiğinde sana da o dışarıda görüğü kişiler gibi bakmaya çalışıyor çünkü sistem onu ona zorluyor. bu tabi bu kadarla sınırlı da değil, sürekli bu cinsel saldırının insanın üzerinde yarattığı etki onu cinsel ilişkiye zorluyor ve zaten hali hazırda git gide yozlaşan değerlerin yarattığı serbestlik bu ilişkinin olmasına olanak sağlıyor. yani toplumu ayakta tutabilecek en önemli kurum sarsılıyor çünkü evlilik dışı ilişkiler artıyor.
bunu basit görebilirsiniz ancak aile her toplumda kutsal bu yüzden sayılmıştır, aile bir toplumun temelidir ve ailenin kutsiyetine zarar verecek, insanları aile kurmaktan vazgeçirecek, ya da aile kurumunu yıpratacak her şey( evliyken başka biriyle olma gibi) toplumun kimliğine doğrudan saldırıdır.
bu yüzden insanları aile kurmaktan uzak tutacak her şeyden uzak durulmalıdır.
peki neden burka?
burka çünkü kadının cinsel kimliğini tamamen yok edip onu tahrik edici bir unsur olmaktan tamamen koparabilecek en etkin giysidir. karşısından geçtiğinde herhangi bir şeyin karşısından geçiyormuş gibi etki bırakacak burka, insanları evlilik dışı birliktelikten tamamen kopartacak giysidir. ben türban ve çarşafın bunu tam yapabileceğini düşünmüyorum. çünkü saçından daha güzel türban giyenler var ve bazıları süslenip püslenip geziyorlar ki bu örtünmenin mantığına tamamen aykırı bir eylem. ayrıca türbanda çok renk çeşidi var ve bu tek tip, herkesi aynı göstermekten onları soyutluyor. bir kadına baktığında onu diğer kadından ayırt edebilecek hiçbir yan olmaması lazım, hepsi tek renk ve tek giysi giyip tüm eşitliğin bu konuda sağlanması lazım.
çarşafa karşı olmamın sebebi ise yüzü göstermesi ve daha da önemlisi gözü göstermesi. bir kadının gözleri saçından daha tehlikelidir buna inanabilirsiniz ve gerek yüz hatları, gerek göz rengi, bir kadının çekici yapıp diğer kadınlardan farklı biçimde onu algılatabilecek bir görüntüdür. işte bunu da kırabilecek tek giysi burkadır.
yani özetle; örtünmenin toplumun faydasına olduğunu ve bunu yerine getirebilecek en etkin ve doğru giysinin burka olduğunu söylüyorum.
ayrıca kadınların moda denen saçmalıklar üzerinden güzelliklerini at gibi yarıştırmasının ve daha güzel olmak için harcadığı çaba ve emeğin de kadına kalacağını söylüyorum.