Mesajlarımızı hala silemedim… bir süredir okumamayı başarıyordum ama bu gece dayanamadım sadece birkaç tanesini okumam ağlatmaya yetti…
Hala özlüyorum, sana hissettiklerimi özlüyorum aslında galiba.
Sahteliğinin farkında değildim ve içimdeki duygular beni mutlu etmeye yetiyordu, senin de beni sevdiğine inanacak kadar salak ve aşık olduğum halimden hem nefret ediyorum hem de özlüyorum.
Senden nefret ediyorum. Hala sana karsı olumsuz da olsa duygularımın olmasından da nefret ediyorum… seni tamamen unutabildiğim günleri hayal ediyorum hep.
Benim canım senin yüzünden bu kadar acırken senin hiç canının acımadığını bilmek çok canımı sıkıyor.
Yine birlerine mesajlar vermeye çalışıyorsun, kim o çok merak ediyorum.
mutsuzsun farkındayım, hep mutsuz olacaksın biliyorum, ve hep mutsuz edeceksin kime yaklaşırsan…
Ben seninle mutsuzluğa da varım derdim içimden hep, sana diyemezdim. Sana hiçbir şeyi diyemedim ki ben zaten.
Keşke öyle olmasaydım, keşke sana bu kadar kör olmasaydım, keşke seni görebilseydim sana biçtiğim değeri değil de.
en çok güvendiğim kişi tarafından yıllarca tekrar tekrar kalbim kırıldı, her seferinde çatlaklardan sızan acıya rağmen güvenmeye devam ettim, çünkü güvenmekten başka bir ihtimalim yoktu, aksini düşünemiyordum bile.
sonunda o gitti. gitmeseydi ben sonsuza dek güvenmeye devam ederdim, ta ki kalbimin parçaları bir daha asla birleşemeyecek kadar un ufak olana dek.
bir şarkıda duymuştum: “bin bıçak var sırtımda, biniyle de adaşsın.” tam öyle…
''sonra aramıza şehirler girecek,
hiç karşılaşmayacağız.
tesadüfler bile bir araya getiremeyecek.
sonra belki birimiz öleceğiz,
diğerimiz hiç bilmeyecek.''