bugün karakoldaydım ve akabinde polisler tarafından eve bırakıldım. ekip otosuyla dolanmak çok eğlenceli, bir o kadar sinir bozucuydu.
günün en trajikomik tarafı, yaşanan olayda şikayetçi olan ben olmama rağmen, annemin olayı mabadından ** anlaması, yeni kalp krizi geçirmiş olan babama aksetmesi ile istanbul emniyetin ayağa kaldırılması ve nezarethaneler de müge anlı'ya evladı düşmüş ebeveynler gibi feryat figan beni aramaları.
durumu onlara açıklayana kadar girip içerde yatmayı tercih edebilirdim.
neyse, sonuç itibariyle haklıydım, kazandım. *
- hangi sebeple olursa olsun bir erkekle aynı çatı altındaysanız sizi sikmenin peşindedir. bu aklından en az 1 kez geçmiştir.
( meali : hepimizin icinde bir sapık var, durtmeyin durtuklemeyın )
- öpüşürken gözlerimizi açıyor ve göz kapaklarınız titrediğinde kapatıyoruz.
(meali : titrek manda gibi halimiz sizi kandırdıgımızı zannettigimiz reflekslerimizin dısa vurumu)
- yüzde %97,8'imiz porno tutkunu.
(meali : geri kalanı da porno cekiyor zaten)
- arkadaşlarımızla maç izliyorken ortamda hoşunuza gitmeyecek bir durum varsa(istemediğiniz bir kız, fazla alkol, esrar vb.) sizinle mesajlaşıyoruz. o da içimizi rahat ettirmek için sizinle hiçbir alakası yok(mesajlaşmıyorsak da başımızdan atıyorsak, ilişkimizle alakalı bir sıkıntı vardır).
(meali : o kadar tuhaf canlılarız kı bız oldugumuz ortamda istemediğiniz bir kız, fazla alkol, esrar vb. seyler varsa size mesaj cekiyoruz ama sırf bunlara gitmek icinde size binbir yalan söylüyoruz, her durumda sizi kullanıyoruz)
- testis ağrımız regl sancınızdan çok daha önemli bir şey bize göre.
(meali : testislerimiz olmasa erkek oldugumuzu hatırlamıyoruz ama bazen de diki taşı gibi takılmak sorunda kalıyoruz, erkegiz biz cekilin )
- pms döneminizde size iyi davranmamızın tek sebebi biter bitmez sevişmek isteyecek oluşumuz. eğer kötü davranırsak ya da umursamazsak vermezsiniz diye düşünüyoruz.
(meali : her zaman hazır kıtayız ve sizi hala kullanıyoruz, bir posta versene la)
- çoğumuz için önsevişme vakit kaybı(benim için hakket değil sayın sözlük kızları).
(meali : cunku sok cıkar bitir bosal bizim icin seksin tanımı delik olsa kafii, sevisme ne ola ki?)( biriniz versenize sozluk kızı sana dıyom)
- telefonumuzdaki haydarlar, ahmetler, kazımlar, orhanlar ve mukaddes ablalar hiçbir zaman abiler, arkadaşlar ya da ablalar değildi.
(meali : hem her boku yiyor hem de höt dediginizde ödümüz bokumuza karısıyor bu yuzden her sey sifreli)
- bizim için ayrılığın en kötü yanı düzenli seksin bir süreliğine bitecek oluşu ve başkasına verme ihtimaliniz.
(meali : benim beceremedigimi kimse beceremesin, narsist, sadist hatta seks seks seks )
- mango'ya sizinle birlikte giriyorsak bunun sebebi genelde içerideki kız potansiyelidir.
(meali : gozlerimiz her daim felfecir okur, karı kız olsun mekan yer farketmez, agda salonu kuafor her turlu geliriz)
- bu zamana kadar sevişmediysek ve doğru zamanı beklediğimizi söylüyorsak genelde bu doğru değildir, duymak istediğiniz şeydir. sizi zorlamak istemeyişimizdir.
(meali : lan ver iste sende kurtul bende, sanki altın kaplı)
- okulda, iş yerinde yahut başka sosyal ortamda elbet gözümüze kestirdiğimiz en az bir güzel vardır.
(meali : bakınız, mango ornegi )
- mastürbasyonun sizinle hiçbir alakası yok bu tıraş olmak gibi bir şey.
(meali : babadan ogula gelenek, 31 ugurlu rakamımız haa bir de 69 diyince biri, gevrek gevrek güleriz)
- telefonumuz çekmediği zamanlar yalan söylemiyoruz zira kapalıyken çekmesi biraz imkansız oluyor.
(meali : cellocanları bile becerebiliriz delik nerde agalar)
- herhangi bir kız hakkında sorduğunuz soruyla alakalı işkillenip, nabzınızı ölçecek cinsten cevaplar veriyorsak bu o kişiyle zamanında bir şeyler yaşadığımız anlamına geliyor.
(meali : aslında bu kızın adı cogunlukla elizabethdir ama biz ego manyagı tipleriz siz kıllanın diye elimizden geleni yaparız)
- hepimizin en büyük hayallerinden biri 1'den fazla kızla grup seks yapmaktır. bunu espriyle karışık söylüyorsak ciddiye alınız, fantezisini kurmuşuzdur.
(meali : her kuşu sktik bir leylek kaldı ama olsun umut fakirin ekmeği )
- telefonda uzun uzun bir şey anlatıyorsanız, otomatik efekte bağlayıp başka şeylerle ilgileniyoruz.
(meali : aynı anda ıkı seye odaklanamıyoruz anlayın )
- küçücük göğüsün elbette bir önemi var.
(meali : biri meme mi dedi)
- aşk dolu bir ilişki değilse ve ilişki yeni başlamışsa, arkadaşlarınızın götünden ve memesinden arkadaşlarımıza bahsediyoruz.
(meali: delik olsun kafii demis miydik)
- sizden önce birileriyle cinsel birliktelik yaşadıysak, yokluk zamanı için cinsel birliktelik yaşamalık kızları hayatımızdan çıkarmıyoruz.
(meali : sansımıza bır el altı kızı dusurduysek bizi skseniz o kızın telefon numarasını silmeyiz)
- zeki olduğunuzu düşünmüyoruz.
(meali : meme mi o )
- her şeyinizi bilmek ama hiçbir şey anlatmamak gibi bir hayalimiz var. bu msn, facebook, twitter şifrelerinizi almak ama kendimizinkini vermemek ile de pekişiyor.
(meali : hep ben hep ben erkeğim lan ben, sen otur ben bır bakınayım boylelıkle erkek oldugumu hatırlayayım)
- yukarıdaki maddenin diğer bir kolu da, istediğiniz halde vermediğimiz herhangi bir şeyin şifresi varsa bu oradan bir şeyler karıştırdığımız anlamına geliyor demektir.
(meali : demokrasıler de careler tukenmez, sen bu sıfre ıle oyalan ben obur taraftan gene bıldıgımı okurum)
- sözlük zirvelerine aranızdaki güzele yakın olanları tespit edip, diğerleriyle vakit kaybetmekten vazgeçmek için gidenlerimiz var.
(meali : guzele yakın olan yani nefes alanlar)
- bazen sırf soru sormayın diye, gereksiz yalanlar söylüyoruz.
(meali : bazen derken bile yalan soyledık)
- erkek olduğu halde yakın olan her arkadaşınıza ayar oluyoruz.
(meali : cunku sız yururken evın ıcınde bızım aklımızdan gecen o ıbnenın de aklından gecıyor)
- henüz sevişmediğimizde rüyamızda sizinle seviştiğimizi gördüğümüzü anlattıysak bu; sevişmemiz gerektiğini belli ediyor oluşumuzdandır.
(meali : ruyalar bızım ıcın kamyon devırmek oyle romantık anlamlar yuklemeyın : dun gece senı ruyamda gordum benı optun dedıgımızde aslında ucunce derece porno cekmısızdır)
(meali : ve siz bunları bulacaksınız diye telefonlarını sizin yanınızda kıclarına soktular)
- bu entry'yi okuduğumuzda eksi veriyorsak tek sebebi bunları kabul etmiyor oluşumuzdur. çünkü kendimize göre biz gayet romantik, uzun ilişki adamıyız. zira bu göstermek istediğimiz potansiyeldir.
sen,sen ol kelimelere fazla takılma. aşk diyarında dil zaten hükmünü yitirir. aşık dilsiz olur.
demiş elif şafak aşkı anlattıgı kitap da.
aslında kitap mevlevi bir yaklasımı aktarmak için yazılmıştır yani gönlü allah aşkı ile yananların bu gerçek aşka baglılıklarını cümlelere dökmüştür.
ama sanırım bazı sözler insani yani kalben bir insana duyulan büyük hissiyatı da aktarırken hah tamam bu işte dedirtiyor adama. mesela ;
rüzgarla gelmedim. demişti şems,ki rüzgarla gideyim senin hayatından!
bunu zaman zaman hepimiz düsünmez miyiz?
yaşadıklarımız kendi tercihlerimiz değil mi!? bir nevi acı cekmeye de, kahkaha atmaya da biz karar vermiyor muyuz?
etrafımızda ki herkes ama yapma dediklerin de he he diyip gene bildigimizi okumuyor muyuz?
aslında aşk en büyük başkaldırı degil mi herkese, her şeye?
ve aslında aşk savunma şekli değil mi insanlığın yaptıklarına karşı ?
en temiz ama en ağır ama en hafif ama en kirli ve en karmaşık duyguların en dengesiz şekilde beden bulması değil mi aşk?
aşk anneye duydugumuz gibi saf degil mi?
biraz narsist değil mi aşk, insanın kendisi sevmesi aslında başkasını severken sırf o sevdiği için ?
ve biraz sado- mazo degil mi, bile bile canımızı acıtmak üç harfli ateş için?
aşk denilen hissin ya da işte neyse o tuhaf şeyin bedenimizde kalbimizde olması büyütmüyor mu bizi?
bilemiyor mu sizi hayata karşı dimdik durusunuz da bazı zamanlar sırf inat ugruna?
ya da bazen de unutmak için değiştirmiyor muyuz nefes alış şeklimizi bile !
cunku, aşk bazen nefes diye içimize çektiğimiz insanlar da vucut bulur.
kamuya açık alanlarda sevebilmek seni
inceltilmiş a harfinde mesela
heyecanla okuduğun romanın birkaç sayfasının eksik çıkması gibi
gitgide sıradanlaşan yanık kokusunda ortam uygunsa
yoğurdun kaymağını sana ayırmak mesela
kuştüyü bir kaşıkla uzatmak açık ağzına
hiç hoş şeyler değil bunlar
hiç hoş şeyler değil
akşama lodos varmış, hava bültenini sunanlar söylüyor
gidip tüm teknelerimi tek başıma çekmeliyim kıyıya
hiç hoş değil
hiç hoş değil bunlar bunlar
eğer halatların ucunda boş hayatlar bağlıysa
insan gençliğinde ilerisi için bir çift kazma kürek saklamalı
derdi büyüklerimiz
hiç hoş şeyler değil bunlar
sis sirenleriyle uyanırsan bir sabah sen de adada
veda mı feda mı vafa mı üçünden birini seçmekle yargılanırsan ansızın
mezar büyüklüğünde devasa bir yeşil biber gibiyse
içerde hep uyuyan sevgilin
uyanırsan bir sabah sende adada pislik içinde
yoğurdun kaymağını sana ayırmak mesela, inceltilmiş a harfinde
hiç hoş şeyler değil bunlar
hiç hoş değil
bu gece canlı yayında açıklayacağım, seni nerelerinden sevdiğimi
kabus görmüş, son bir haftadır cehennemi yaşamış yazar.
11. nisan gecesi malum stresli kupa maçı vardı, penaltılar atıldı fenerbahçe'm yarı finale çıktı.
mutlu mesut eve döndüm, babamın sesi kısılmıştı.
her stresli maçta yaşardık bunu, babamın sesi kısılırdı.
şekeri çıkardı ama sarı- laci aşkı ve mutluluğu ile bir süre sonra sakinleşirdi.
bu sefer daimi senaryoya uymadı babam, olmadı.
gece yarısı odama gelip, beni hastaneye götür dedi.
bu onun kuracağı bi'cümle değildi, ilk kalp krizini de meşhur trabzonspor- fenerbahçe maçında geçirmişti.
üstelik maç sırasında odasına gidip uzanmıştı, taa ki şampiyonluk turuna çıkmak için ''babam nerde'' diyene kadar hiç birimiz fark etmemiştik.
böyle aşıktı fenerbahçe'ye..
ambulans içinde marş söyletecek kadar deliydi.
evden çıkmamız, koşuyolu kalp ve damar hastalıkları hastanesi aciline girmemiz beş dakika sürdü sanırım.
babamı direkt olarak acil servis de aletlere bağladılar ve bekletmeye başladılar.
annem yanındaydı.
dışarda üç kardeş, anlamsız, korkulu, bi sigarayı öbürü ile yakarak beklemeye başladık.
gece dört gibi o korkunç sesi duyduk karşımızdaki beyaz önlüklü adamdan ''kalp krizi çok ağır''.
sonrası kabus..
sabaha karşı altı ''bi kalp krizi daha''.
damarlar tıkalı, toplam 8 damar kapkara.
acil operasyona dediler, tamam dedik, ne diyeceğiz zaten.
aşağıya indim, güneş beni çarpsın da uyanayım bu kabustan diye.
telefonum çaldı o sırada kız kardeşim avaz avaz bağırıyordu ''abla koş, babamı yoğun bakıma aldılar, yetiş''.
yetiş!
yetiş, ne demek!?
neye yetişeceğim, neye gidiyorum, bu merdivenleri kim bin tane olarak döşedi buraya, bu koridor neden bu kadar uzun!??
yoğun bakım ve babam aynı cümle içinde.
herkes orada.
kimse göz göze gelmiyor. sanki o zaman bi'şey olacak gibi.
bir an ayaklarımın beni taşımadığını farkedip amcamın koluna girdim, sonra hemşire dil altı verdi bana tansiyonum on altıymış.
''dayan'' dedi birisi de neye kime dayanacağım?
ben hayatım boyunca babama dayandım..
haber bekliyoruz..
bekliyoruz.
bekliyoruz.
saat durmuş sanki.
doktor geliyor ''kalp ritmi kötü, yoğun bakımda kalacak'' diyor ve dönüp arkasını gidiyor.
aramızda buzlu cam şifreli bi'kapı var.
babam orada, biz burada.
buz gibi sanki dünya.
içim üşüyor, yukardaki ile hesaplaşıyorum.
dua ederken isyan etmeyi o anda öğreniyorum.
onu değil diyorum, şimdi değil, sakın!
ertesi sabah sabah altı.
hastane bile kapalı.
kafası koparılmış tavuklar gibiyiz, oradan oraya koşturuyoruz.
babamı görmeliyiz.
saat sekiz.
yoğun bakımın kapısındayız.
ve sonunda kardeşim dayanamıyor.
yoğun bakım kapısını açıyor ki bunu kelimelerle ifade etmem imkansız sanırım.
ona doğru koşan güvenlik görevlisine tek bir şey söylüyor '' içerde yatan babam''.
yoğun bakım hemşiresi mudahale ediyor, ''gelsin, göstereceğiz'' diyor.
giydiriyorlar, maskesini takıyorlar ve giriyor evimin küçük sıpası içeriye.
iki dakika sonra geliyor yanımıza.
sarılıyor bize ''babam dedi, sar ablanları benim için, iyiyim dedi'' diyor.
üç kardeş belki de ilk defa aynı anda ağladık, omuzlarımızda birbirimizin gözyaşları.
böyle geçen beş gün..
kanamalar, kalp atakları, ritm bozuklukları, şeker yükselmeleri, ara yoğun bakımlar, bayılanlar, ayılanlar, sevkler, kavgalar, heyet kararları.
ve bugun bitti.
babam üç hafta sonra bir operasyon daha geçirecek ama evimizde nefesi var şu an.
çok şükür..
ölünün arkasından konuşmanın dinimizce günah olduğunu bilmeyen zavallı imansızları ve müslümanlığın ne anlama geldiğini bilmeyen din bezirganlarını ilgilendirmeyen durumdur.
edit : bahse konu entari ''meral okay ın dinsiz olması'' diye açılan saçma sapan ahlaksız bir başlıktan yönlendirilmiştir. *
bugün öğrenim hayatımdaki ücüncü toefl sınavına girdim, iyi geçti falan orası değil de, tepemde dikitaşı gibi takılan hoca ''aaaa solak mısın hayat sana zor tabii'' dedi.
kısa süreli şok geçirdim, alındım, dağıldım.
hayatımda ilk defa solak olduğum için biri bana acıdı yahu.
eve gelip anneme, beni niye solak yaptınız bile dedim.
psikolojim bozuldu.
bugün itibariyle kullanmaya başladım ve sanırım onlarda beni bekliyorlardı, hat aktif hale geldiginden beridir dakika başı beş mesaj falan geliyor, okumaktan vazgeçtim artık.
-geçen sabah babam beni uyandırmaya ve ilacımı içirmeye odama gelmiş, gözümü açtığımda söylediği ilk şey ''demek öyle oldu'' dedi, ''anlamadım'' dediğimde, yarım saattir beni dinlediğini uykumda konuştuğumu söyledi. neler anlattım acaba, öleceğim meraktan ya da o beni öldürecek, bekliyor.
-ilk aşkımla buluştum, anlatmaman gereken ne varsa anlattım, bakışlarını görünce kendimden nefret ettim. akabinde ilk aşkımın nefret ettiği başka birisiyle görüştüm o da ilk aşkımdan nefret ediyor. bermuda şeytan üçgeni halt etmiş benim yanımda.
-bu gece bi'bok yedim ki, biri beni gömsün.
-en yakın arkadaşlarımdan biri yarın istifa ederek, önümüzdeki hafta büyük bir bankanın genel müdürlüğünde önemli bir görevle işe başlayacak, tebrik etmek yerine kart başvurumu onaylat hemen dedim, olur öküzüm benim, bende seni böyle sevdim dedi. sanırım bir cicek yollamam gerekecek.
-boynumun sağ tarafında dövme var, sol tarafımada yaptırmak istiyorum ama dövmecim yapmam sen dövme haklarını doldurdun dedi, başka dövmecilere de güvenmiyorum, referans olacak, tanıdığı olan varsa bana bi ulaşsın zahmet olmazsa.
-bir üst satırı okuyan iki can dostum beni camdan sallandıracak, biliyorum.
-bi'süre daha bu azimle kilo verirsem babam beni sandalyeye bağlayarak, günde üç öğün iskender yedirecekmiş. tehditini yerim senin dedim, önce tabağındakini bitir dedi.
-tedavi için gittiğim hastanede nöroloğundan, hemşiresine, psikiyatristinden, kbb uzmanına, onkoloğuna kadar herkesle tanışıyorum, hepsi dosyamı biliyor ama geçen gün hiç alakamın olmadığı ürolog bana naber dedi, sanırım her seferinde it gibi giyinip kontrole gitmem, bağırarak telefonla konuşmam ve bunlar gibi bi'çok sebepten dolayı adamcağız bende fazla testosteron tespit etti. bir daha ki sefer on beş santim topukluyla gideceğim, kararlıyım.
-babam bir zam daha olursa arabanızı satacağım dedi, kardeşimle kaçak benzin işine girmeyi planlıyoruz ya da at almayı fayton için. henüz karar vermedik.
-sigara içmem tamamen yasaklandı. ama ben bunu günde bir paket olarak algıladım ki zaten her şeyi işime geldiği gibi anlama yeteneğim fazlasıyla gelişmiş durumda neyse önümüzdeki on beş sene içinde bırakacağım.
-kız kardeşim evleniyor hem de oldukça ani bir kararla. üstelik başka bir şehirde yaşayacak. eş adayını ondan önce tanıdığım/ bildiğim için severim, kardeşimi çok mutlu edeceğini de biliyorum fakat bu gitme olayı sebebiyle üzüntümüzü belli etmemek için elimizden geleni yapıyoruz ama geçen gün annemle karşılıklı dört saat ağladık.
-kız kardeşim evlenirken ablam boşanıyor, dayım bi bitmediniz amk dedi. sinirli mi, kızgın mı, mutsuz mu anlamadık.
-bugün uzun zamandır baygın/ hasta -artık ne denirse işte- olduğum bir arabanın direksiyonuna geçtim, bir kilometre sonra teşekkürler bro diyerek arabayı sahibine teslim ettim, uzaktan sevmek aşkların en güzeliymiş anladım.
-annem her fenerbahçe maçından bir gün önce yada maç sabahı formalarımızı yıkamayı adet haline getirdi. son iki maçtır baya ıslak ıslak giyiyoruz.
-doktorum dedikoducunun önde gideni hatta okumuş delilerden, muayeneden hemen sonra hastanede kim/ kiminle/ nerede/ ne bok yemiş anlatıyor. sanırım grey's anatomy hayranı.
-mba için seçtiğim bölüm çok eğlenceli. bitirince bi'bok olmayacak gene ama neyse.
-bundan bir buçuk sene önce evli olan bir arkadasımın çalışanlarından biriyle ilişkisi olduğunu anlamış ve bunu ona söylemiştim. bana bağırmış ve arkadaşlığımızı sonlandırmıştı. önümüzdeki hafta evleniyorlar-muş-.
-sol framede an itibariyle cin muhabbeti dönüyor, normal şartlarda karanlık olan odam şu an madamın evi gibi ışıl ışıl.
-fal baktığım herkes ''oha'' dedi, kendim hariç kimi rüyamda görsem dediklerimi birebir yaşıyor. bir tek kendime hayrım yok, ben aldıracağım bu üçüncü gözü.
-göz demişken, geçen gün biri ''gözlerini benim için öldürür müsün'' dedi, oha kıro ama güzel laf etti dedim, meğer sarkı sözüymüş hayal kırıklığı yaşadım.
-hayatımda en utandığım an uzakdoğu acentelerimizden biriyle kavga ederken ve bütün ofis * beni dinlerken ''fuck you'' yerine ''fuck me'' diye bağırdığım andır. allah da beni kahretsin zaten gene kıpkırmızı oldum.
-hayalim aynen bu şarkıda anlatıldığı gibi bi'yaşam;
konuya subjektif yaklaşmam gerekirse, adamla zaten yedi sene beraber olmuşum, beni benden daha iyi tanıyor, cümlelerimi tamamlıyor bunlar başlı başına güven. arada ''yahu biz neden ayrıldık ki'' sorusu ile canınız sıkılabilir, o da nazarı olsun artık.
aşk bittikten sonra çok klişe olacak ama sevgi ve saygı varsa arkadaş hatta dost kalın derim.
arada görüşün, kahve içmeye, rakı- balık yapmaya gidin.