paranoia
1048 (ulu)
dördüncü nesil yazar 2 takipçi 36.80 ulupuan
entryleri
oylamalar
medya
takip

    count me in

    1.
  1. sevgilicilik

    1.
  2. Bunalmış, canı sıkılmış iki bünyenin aşk adı altında kendilerini, birbirlerini, cümle alemi kandırma çabalarının genel adıdır.

    iki sevgilinin yapabileceği her şeyi kapsar, asıl önemli nokta duyguların sığ, hareketlerinse abartılı olmasıdır. duygularla hareketler arasında ne kadar büyük uçurum olursa, sevgilicilikte o kadar başarılısınız demektir.

    sevgilicilik oyununa birinci tekil şahsını tamamen unutmayı başaramayan ve her planını (wc dahil) birinci çoğul şahsa uygulamayı bilmeyen kişiler dahil olamaz.

    kişilerin birinci tekil şahıslarını kaybetmelerinden dolayı asla isimle hitap edilmez sevgiliciğe. tarafların birbirine ismiyle hitap etmesi ya kavga sebebi ya da kavga sonucudur.

    sevgilim, canım, bitanem, aşkitom, hayatım, bebişim filan gibi hitapların boku çıkarılmalı; her cümlenin başında, ortasında ve sonunda birer tane kullanılmalı, her fırsatta abartılı sevgi gösterileri yapılmalıdır ki eylem amacına ulaşsın, ele güne karşı yüzler kara çıkmasın.

    günde minimum on kez aranmalı, ortalama 20 mesaj atılmalıdır; sayılar bu değerlerin altına düşerse bir tarafın oyundan sıkılmış olması ihtimali vardır ve çok tehlikelidir. her eksik atılan mesajın yerine fazladan beş mesaj atılmalı, gece gerçekleşecek olan telefon görüşmesinde aşkım önce sen kapat evresi en az 10 dakika uzatılmalıdır.

    sevgiliciliğin olmazsa olmaz parçası sevişmek değil, sürekli birbirine sırnaşmaktır. mesela bir kafede oturuyorsunuz diyelim arkadaşlarınızla, tam birisi konuşurken dönüp sevgiliciğinizi öpmeniz gerekir. boşverin, arkadaşınız anlatadursun, öpücüğünüz onun konuşmasına engel mi sanki... öyle küçük bi öpücük de değil, uzun uzun öpeceksiniz ki herkes sevgili olduğunuzu ve aranızda çook büyük bi aşk olduğunu anlasın. el ele oturmanız, sürekli bakışmanız yetmez. anlamıyoruz biz, cahiliz. kucak kucağa oturun ki emin olalım sevgili olduğunuzdan. allah muhafaza, ya birinize göz koyarsak?

    önemli bir unsur da otobüs-minibüs-metro yolculuklarıdır. aşkınızı topluma kanıtlamanın en kolay yolu tabii ki toplu taşıma araçlarıdır ve içerisi kalabalık olmasa da sizin sanki ikinci kişiye yer yokmuşçasına sımsıkı sarılıp, tek kişilik bir hacim kaplamanız icap eder. hatta dişi birey bi yerden tutunmamalı, sadece sevgilisine sarılmalıdır. böylece ani bir fren yapıldığında düşme tehlikesi yaşama ve sevgiliciğine trip atma fırsatı bulma ihtimali olur. unutulmamalı; trip yolunda her şey mübahtır.

    sevgiliciliğin doğası gereği, hiç ayrılmayacakmış gibi davranılmalı, sonsuza kadar sevme sözleri verilmeli ama 3-5 aydan uzun da tutulmamalıdır ilişki. ilişkinin bitiminde karşılıklı nefret mesajları da atıldı, yeterince küfürleşildiyse siz bu işi kaptınız demektir.

    yeni sevgilicik arayışına hemen ertesi gün başlayabilirsiniz. ama eski sevgiliciğinizi de zaman zaman özel numaradan arayıp rahatsız etmeyi unutmayın.

    nerdeyse unutuyordum, çok önemli bir unsur daha var; kim daha önce sevgili bulursa facebook status'unu in a relationship yapsın ki diğerine nispet olsun. sakın atlamayın, oyunun olmazsa olmaz kurallarındandır bu!

    not: liseli gençler yaptığında biraz daha kabullenilebilir olmakla birlikte, daha ileri yaşlardaki bireyler için iticiliğin son safhası olduğu kanaatindeyim.

    not volume 2: bir kelmajeste uktesidir.
    8 ...
  3. a raven in the snow

    1.
  4. loreena mckennitt'in masal gibi şarkısı. uçurur, bulutların üzerine çıkarır dinleyeni.

    hani ben ikarus olsam ve düşlerimi yanıma alıp uçsam güneşe doğru, sonum olacağını bile bile; kesinlikle bu şarkıyı dinleyerek giderdim ölüme...
    3 ...
  5. mor çocuk

    1.
  6. geceydi ve fonda bir yerde oh sister'in çalması kaçınılmazdı artık. ömer bir çöp tenekesinin içine atlayıp çöplerle boğuşmaya başladı. sonra bir kahkaha duydu ve 'ne gülüyorsun?' diye sordu.

    - sen çok komik bir adamsın. orada ne yapıyorsun öyle?
    - her şey çok acı.
    - tabii acı olur.

    bir çocuk. tepeden tırnağa mor. başındaki kocaman şapkasıyla şikago'nun kenar mahalle çocuklarını andırıyordu.

    - deminki şarkı neydi?
    - oh sister. bob dylan'ın imani bir şarkısı.

    çocuk paltosunun sağ ya da sol cebinden bir ağız mızıkası çıkarıp eski bir irlanda türküsü çaldı. 'biraz küçük prens'i andırıyorsun' dedi ömer. 'hiç okumadım' dedi çocuk, 'ama sen de pilotu andırıyorsun. uçağının çöplüğe düşmesi ne trajik.'

    adı moritan'dı. 'son moritan' gibi. belli başlı bir hedefi var hayatta: moritanya'ya gitmek ve asla geri dönmemek.

    - bana bir moritanya haritası çizsene.
    - nasıl çizeyim?
    - mor çiz.

    sonra çekip gittiler. dünya çok sıkıcıydı.

    ***

    hakan albayrak kitabı

    hakan albayrak, 1991

    * her kim ki bu hikayeyi okudu ve aklı karıştı; tuhaf, tanımlayamadığı bir şeyler hissetti; işte o güzel bir insan bence!
    1 ...
  7. ozgur dus

    1.
  8. 5. nesil taptaze yazar.

    hoşgelmiş, sefalar getirmiş.

    kendisi dost insan, bilmem kaç yıllık kanka olur, e başlığı açmak bana düşer. *
    1 ...
  9. mağaza kabinlerindeki yüksek topuklu terlik

    1.
  10. alışkın olmayan bünyeyi strese sokan terliktir ve bu başlık da mağaza kabinlerindeki tuvalet terliği başlığından esinlenerek açılmıştır, en baştan söyleyeyim. sonra geleyim benim ve benim gibilerin maruz kaldığı eziyete;

    ben hayatımda 3 santimden fazla topuklu ayakkabı giymemişim, terlik kavramı benim için sadece parmak arası naylonumsu terlikten ibaret, o da yazın tatile gittiğimde. nasıl durcam arkadaşım ben o 12 santim topuğun üzerinde? insan böyle manyak bi stres yaşıyo, elbiseyi giymişim üzerime ama nası durdu, oturdu mu lanet elbise üzerime yoksa çuval giymiş gibi mi görünüyorum s.kimde değil, çünkü o an asıl amacım ayakta durabilmek. gökdelen gibi hissediyorum kendimi, ama mimarı-mühendisi en 'göçer'inden, çünkü 3.1 ile sallanıyorum. * ediyorum küfürümü, çıkıyorum kabinden. 'alıyorum işte, alıyorum, yeter ki şu terlikler uzak dursun benden!'
    2 ...
  11. these dreams

    1.
  12. bir heart şarkısı. 1985'te 'heart' albümünde seslendirmişler bu leziz şarkıyı.

    uzun zamandır duymamıştım. sözlüğe baktım, kimse bir şey yazmamış hakkında. yazayım dedim ben de sözlerini. birileri daha hatırlasın şarkıyı, nostalji yapsın benim gibi.

    (benim 1985'te duymuş olmam imkan dahilinde değil gerçi ama -seviyorum 80'leri!-)

    these dreams

    Spare a little candle, save some light for me.
    Figures up ahead moving in the trees.
    White skin in linen, perfume on my wrist,
    and the full moon that hangs over these dreams in the mist.

    Darkness on the edge, Shadows where I stand
    I search for the time on a watch with no hands,
    I want to see you clearly, Come closer to this
    But all I remember are the dreams in the mist.

    These dreams go on when I close my eyes.
    Every second of the night, I live another life.
    These dreams that sleep when it's cold outside,
    every moment I'm awake, The further I'm away.

    Is it cloak and dagger, could it be Spring or Fall?
    I Walk without a cut through a stained-glass wall.
    Weaker in my eyesight, a candle in my grip,
    and words That have no form are falling from my lips.

    These dreams go on when I close my eyes.
    Every second of the night, I live another life.
    These dreams that Sleep when it's cold outside,
    every moment I'm awake, The further I'm away.

    There's something out there I can't resist.
    I need to hide away from the pain.
    There's something out there I can't resist.

    The sweetest song is silence that I've ever heard.
    Funny how your feet in dreams never touch the Earth.
    In a wood full of princes, freedom is a kiss.
    But the prince hides his face from dreams in the mist.

    These dreams go on when I close my eyes.
    Every second of the night, I live another life.
    These dreams that sleep when it's cold outside,
    every moment I'm awake, the further I'm away.
    3 ...
  13. evde otururken can sıkıntısından makyaj yapmak

    1.
  14. günlük hayatta makyaj yapıyor olsun ya da olmasın, bir kadının o gün dışarı çıkmak için bir bahanesi yoksa, bütün gün evde tek başına oturacaksa, evde de yapacak bi işi yoksa, üstüne üstlük canı da sıkkınsa; o kadın mutlaka aynanın karşısına geçecek ve bi nebze olsun iyi hissetmek için makyaj yapacaktır.

    böyle durumlarda makyaj bir çeşit mastürbasyon yöntemi gibi imdada yetişmektedir, hatta genellikle bu masum macera makyajla kalmaz, gardroptan şöyle süslü püslü, hatta bazen dekolteli filan giysiler de bulur giyersin; aynanın karşısında kendi kendini seyreder iyice tatmin olursun, üstüne bi de neşeli eğlenceli bi müzik açıp kendi kendine dans ettin mi, bir süreliğine de olsa rahatlar, can sıkıntını unutursun.

    test edilip onaylanmış bir yöntemdir.

    edit: fotoğrafını çekip, facebook'a koymak devamında yapılabilir, lakin test edip onayladığım kısma dahil değildir. *
    7 ...
  15. nizatidin

    1.
  16. simetidin

    1.
  17. famotidin

    1.
  18. ranitidin

    1.
  19. h2 reseptor blokeri

    1.
  20. mideden asit salınımını azaltan ilaçlardır.

    peptik ülser, gastroözofageal reflü, zollinger-ellison sendromu bu ilaçların kullanım alanlarındandır.

    h2 reseptör blokerleri; ranitidin, famotidin, simetidin, nizatidin'dir.

    not: h2 reseptör antagonisti de aynı anlama gelmektedir.
    2 ...
  21. little italy

    1.
  22. manhattan'da bulunan, chinatown'a komşu italyan mahallesi.
    küçük italya demişler ama, italya'yla ne kadar benzerliği olduğu tartışılır.
    bahsedilen sokak bugün bir ticarethane halinde ve daha çok turistlere yönelik italyan restoranları mevcut.
    3 ...
  23. welcome to wherever you are

    1.
  24. have a nice day albümünden (2005) bir jon bon jovi şarkısı.

    welcome to wherever you are

    Maybe we're different, but we're still the same
    We all got the blood of Eden, running through our veins
    i know sometimes it's hard for you to see
    You come between just who you are and who you wanna be

    if you feel alone, and lost and need a friend
    Remember every new beginning, is some beginning's end

    Welcome to wherever you are
    This is your life, you made it this far
    Welcome, you gotta believe
    That right here right now, you're exactly where you're supposed to be
    Welcome, to wherever you are

    When everybody's in, and you're left out
    And you feel you're drowning, in a shadow of a doubt
    Everyone's a miracle in their own way
    Just listen to yourself, not what other people say

    When it seems you're lost, alone and feeling down
    Remember everybody's different
    Just take a look around

    Welcome to wherever you are
    This is your life, you made it this far
    Welcome, you gotta believe
    That right here right now, you're exactly where you're supposed to be
    Welcome, to wherever you are

    Be who you want to be, be who you are
    Everyone's a hero, everyone's a star

    When you wanna give up, and your heart's about to break
    Remember that you're perfect, God makes no mistakes
    2 ...
  25. eksi oylanmaktan hoşlanan ibne

    1.
  26. sözlükte provokasyon yapmaya çalışan, çalıştıkça bundan zevk alan, kutuplarda duran, eksileri bağrına basan, eksilendikçe eksilenmeyi daha da arzulayan nirvana çakması ibneler. * * * *
    4 ...
  27. ssri

    1.
  28. bir antidepresan türüdür.
    açılımı; selektif serotonin reuptake inhibitörü.
    1 ...
  29. ben büyüyünce hiç oldum

    1.
  30. * büyüyünce ne olacaksın diye sorarlar çocuklara. kimi pilot der, kimi doktor, kimi öğretmen, kimi baba, kimi dansöz.. bir gün bakarsın ki büyümüşsün. (büyümek de ne demekse!) belki de doktor olmuşsun. ama hala kendini koca bir 'hiç' hissediyorsun. meğer ne olacağının bir önemi yokmuş, aslolan kendini nasıl hissettiğinmiş. o zaman dönüp geçmişe ve geçmiştekilere vereceğin cevaptır bu cümle. 'ben büyüyünce hiç oldum, aslında sen de hiçsin, aslında hiçlikten başka bir şey yok bu dünyada..'
    2 ...
  31. türbana takılan iğneyi yutmak

    1.
  32. acil servise sık sık gelen bir yabancı cisim yutma durumudur, malumunuz, son yıllarda sayısında epey bir artış olmuştur.
    şimdi bu türban takacak olan arkadaş iğneyi ağzına alır, dudaklarının arasında tutar. çünkü elleri dolu, türbanını takmaya çalışıyor o arada. nedense başka bir yere koymak da aklına gelmez. türbanı takacak, sonra da iğneyle tutturacak işte.. o arada ne olursa olur hıkk diye (muhtemelen hıçkırık ya da iç geçirme) yutuverir birden iğneyi! iğne de şu şeylerden, hani bu ucu kocaman renkli renkli olan toplu iğneler var ya, onlardan..
    apar topar gelir acile, bi röntgen çekilir, iğne gün gibi meydanda.. sonrası cerrahlara kalmış, kolay gelsin..
    3 ...
  33. yerim yok aldanmaya

    1.
  34. inanırdım duyduğum her söze,
    bir zamanlar saflık vardı..
    şimdi yerim yok aldanmaya,
    bir hayat sıradanı kalbim..

    saflığını, iyi niyetini, umutlarını hayata, aşklara, aşıklara kurban etmiş; her yeni insana, her yeni olaya ürkek yaklaşan insan cümlesidir. hayatı anlamıştır artık, başına gelecekleri bilir ama yüreğini yok sayması da imkansızdır. her an, bir kez daha kırılmaktan, aldanmaktan korkarak yaşar.. feridun bir defa daha hislerimize tercüman olmuştur. iyi niyetlerimiz tüketilmiş olsa da bir temenniden zarar gelmez. ne feridun daha fazla aldansın, ne de biz.. kim bilir, belki hala bir umut vardır..
    0 ...
  35. kadın iyileşmek bilmeyen bir yara gibidir

    1.
  36. ' Kan, kadının büyülerinden biridir. Her ay doğa kadını orasından yaralar. Kadın her ay kanayan, iyileşmek bilmeyen bir yara gibidir. '

    Puşkin in Gizli Günce sinden..

    (kadının iyileşmek bilmeyen bir yara olduğu fikrine katılmamak elde değil sanırım! *)
    2 ...
  37. sözlükte moda olan kelimeler

    1.
  38. türban, zar/hymen, sağ, sol, rte, akp gibi artı ve eksileri coşturan, yazarlara birbirini kırdıran kelimelerdir.
    masum değildir.. hiçbirisi..
    4 ...
  39. çok kolaymış sevmeden sevişmek

    1.
  40. karnın aç, kalbin boşsa gerçekten kolay olan eylemdir.
    karnın doyduğunda veya kalbin dolduğunda pişman olma ihtimalin vardır.
    karnın tok, kalbin doluyken hala kolaysa sadece maymun iştahlılıktır.

    edit: başlığı sol frame'de görünce şu bilgiyi de ekleyeyim dedim; bu başlık bir 'cennetten kovulan uktesi'dir.
    9 ...
  41. korkuluğun kalbi

    1.
  42. Yalvaç ural'ın ilk kez 1994'te Avusturya'da 'hoşçakal sığırcık' adıyla yayımlanan çocuk kitabı.
    Yazarın, 'En sevdiğim kitaplarımdan biri!' dediği 'Korkuluğun Kalbi'nin yeni baskısının resimlerini arjantinli çocuk kitapları çizeri sebastian barreiro yapmıştır.
    içindeki çocuğu gülümsetmek isteyenlere kesinlikle tavsiye ederim!
    1 ...
  43. give the anarchist a cigarette

    1.
  44. bir Chumbawamba şarkısıdır.

    give the anarchist a cigarette

    Albert
    Bobby
    For god´s sake, burn it down

    Nothing ever burns down by itself
    Every fire needs a little bit of help

    Give the anarchist a cigarette
    Cos that´s as close as he´s ever gonna get
    Bobby just hasn´t earned it yet
    That times are changing but he just forgets
    He's going to choke on his harmonica albert

    Nothing ever burns down by itself
    Every fire needs a little bit of help

    Give the anarchist a cigarette
    A candy cig for the spoiled brat
    We'll get albert to write you a cheque
    A hell be burning up the air in his personal jet
    You know I hate every popstar that I ever met

    Nothing ever burns down by itself
    Every fire needs a little bit of help

    Burn baby burn
    Nothing ever burns down by itself
    Every fire needs a little bit of help
    0 ...
  45. seni kimse anlamıyor duygu

    1.
  46. akgün akova'nın 'sevdiğim kadın adları gibi' isimli şiir kitabından, tüm duyguların derinliklerini titreştirmiş şiir..

    sevdiğim kadın adları gibi / duygu

    seni kimse anlamıyor Duygu
    yıkandığın su, yürüdüğün yol, omzunda gezinen melek
    şemsiyende sayı saymayı öğrenen yağmur
    sarmaşık gibi yüzüne sarılan ayna

    seni kimse anlamıyor Duygu
    binicisiz atlar, yeleli gece, elini altına soktuğun yastık
    hep başkalarının sevdiği şarkıları çalan radyolar
    kırmızı şarap gibi alnında gezinen ateş

    seni kimse anlamıyor Duygu
    denizdeki şişe, şişedeki mektup, mektuptaki söz
    tuttuğun günlüğe düşen gölge
    kuruttuğun çiçeklerden uçup giden koku

    seni kimse anlamıyor Duygu
    kırılan bardak, taşan süt, eteğine sıçrayan çamur
    yorgunlukta başını dayadığın omuz
    rüzgarın getirip pencerenin önüne bıraktığı kuştüyü

    seni kimse anlamıyor Duygu
    yıldırım aşkları, boşanma davaları, evine dönen yolcu
    aşkını portofino mu mortofino mu, neyse işte öyle
    bir yerlerde bulduğunu şarkısında anlatan adam
    ve mırıldanan
    yalnızca mırıldanan kalabalıklar kentin iç organlarında

    seni kimse anlamıyor Duygu
    yaşını başını aldığı halde neden teyze olmadığını kimsenin
    bilmediği güzin abla
    bilginin kurutulacak bir çamaşır olduğunu sanan okul
    bir terliksi hayvan olduğunu
    ve tek hücreli canlılar gibi bölünerek çoğaldığını düşünen devlet

    seni kimse anlamıyor Duygu
    ayın arkada kalan karanlık yüzü
    aşkın sana bakan yaralı yüzü
    ve kayarlarken dilek tuttuğun yıldızlar

    "birisi çıkıp
    yalnızca
    beni ben
    olduğum için
    sevsin
    tanrım!
    ama
    geç olmadan,
    olur mu?"
    1 ...
  47. birlikte ölecek miyiz

    1.
  48. Feridun düzağaç'ın 22 ocak 2008'de çıkacak yeni albümü 'uykusuza masallar'da yer alan 'söz ver' şarkısından bir soru cümlesi. yalnızlıklardan, belirsizliklerden yorulmuş melankolikler için..
    şarkı sözleri..

    söz ver

    inanırdım duyduğum her söze
    bir zamanlar saflık vardı
    şimdi yerim yok aldanmaya
    bir hayat sıradanı kalbim

    bana bitmeyen bir tek şey söyle
    söyle, sonsuza inanayım
    bana nasıl seveceğimi anlat
    aşk karlı yokuş, yorulmayalım

    söz ver, durma öyle bana söz ver
    bakışına kanmam artık, söz ver
    çok zor soru değil bu, hadi çöz ver
    birlikte ölecek miyiz?

    hadi beni biraz heyecanlandır
    yüzüm gülmüyor çoktandır
    ben kaybetmekten çok korkarım
    tüm alışkanlıklar çocukluktandır

    geleceksin, belki çok seveceksin
    zamanı gelince gideceksin
    bir keşkeye daha yer yok kalbimde
    birlikte ölecek miyiz?

    söz ver, durma öyle bana söz ver
    bakışına kanmam artık, söz ver
    çok zor soru değil bu, hadi çöz ver
    birlikte ölecek miyiz?

    feridun düzağaç
    4 ...
  49. i am dina

    1.
  50. türkçe'ye dina (lanetli kadın) olarak çevrilmiş, Ole Bornedal'ın yönettiği, yapım yılı 2002 olan, Fransa/Almanya/Danimarka/Norveç ortak yapımı film. Başrollerde Maria Bonnevie, Gérard Depardieu, Christopher Eccleston, Pernilla August, Bjørn Floberg oynamıştır.
    bu etkileyici filmi drama ve çello sevenler mutlaka görmeli!
    1 ...
  51. ballina

    1.
  52. güney irlanda'nın county mayo bölgesindeki en büyük şehirdir. nüfusu 8000 civarındadır. Her yıl düzenlenen sokak festivalleri yaklaşık 150000 turisti bölgeye çekmektedir.
    0 ...
  53. © 2025 uludağ sözlük