birinci madde, devletin şeklinden,
ikinci madde, cumhuriyetin niteliklerinden,
üçüncü madde, devletin bütünlüğü, resmî dili, bayrağı, millî marşı ve başkenti'nden,
dördüncü madde ise bu ilk 3 maddenin hükümlerinin hiçbir suretle değiştirilemeyeceğinden ve değiştirilmesinin teklif dahi edilemeyeceğinden bahseder.
yalnız benim kafamı karıştıran bir şey var. dördüncü maddenin değiştirilemeyeceği ve değiştirilmesinin teklif dahi edilemeceğine dair bir hüküm yok. dördüncü maddede sadece ilk üç madde değiştirilemez ibaresi yer alıyor.
şimdi ben varsayıyorum; anayasayı değiştirebilecek ya da değiştirilmesini teklif edebilecek bir yetkiye sahibim ve dördüncü maddenin değiştirilip değiştirilmeceğine dair herhangi bir hüküm görmedim. dolayısıyla ben dördüncü maddedeki hükümleri ya toptan kaldırmak istedim ya da hükümleri değiştirmek istedim. ve ben bu hükmü diyelim değiştirmek istedim ve anayasanın ilk 3 maddesindeki hükümlerin değiştirilemeyeceğine dair yazılı olan hükümleri değiştirdim. o halde kim bana bu ilk 3 maddenin artık hiçbir suretle değiştirelemez maddeler olduğunu savunabilir?
ben anayasacı veya hukukçu filan değilim. eğer aramızda anayasacılar, hukukçular filan varsa bana bunun açıklamasını yapmalarını kendilerinden rica ediyorum. bu benim kafamı karıştırdı epey.
bana anlamsız geldi ve araştırdım. gülünç bulmak anlamına gelen eylem. evet bunu tahmin etmiştim zaten ama tdk'da yer alıyormuş bir de. tdk'da yer alması çok komiğime gitti. * http://www.tdk.gov.tr/tr/...me=komi%c4%9fine%20gitmek
yeni öğrendim efendim. çayı dökmeden servis etmek esasında bir sanat değilmiş. tek yapmanız gereken elinizdeki çay dolu bardağa bakmadan yürümek, yürümek ve yürümek. hani bir yakınınıza çay ikram ederken istem dışı bir şekilde çayı çay bardağına dökebiliyoruz muntazaman ve rezil bir durum ortaya çıkabiliyor. sonra peçete ile filan silmeye çabalıyoruz. bundan bahsediyorum. ya da olurda birgün bir cafede çalışmaya başlarsanız ve çay, kahve vs. servis etmek durumunda kalırsanız size yardımcı olur bu taktik.
kesinlikle topuklu ayakkabı sevdasını rafa kaldırması gereken kadındır. olmuyorsa olmuyor, zorlamanın bir manası yok. görmek istemiyorum artık sizleri sokaklarda. tamam yakışmış. yakışmamış mı dedim ben? yoo. ama yürümeyi bilmiyorsan giymeyeceksin.
muhabirin "türkiye'de olimpiyatlar düzenleniyor. haberiniz var mı efendim? ne olimpiyatları?" sorusuna, "fiyatlar iyidir ne olacak? iyi başbakanlık yapıyor adam ne olsun? iyidir yani normaldir abi" cevabını veren amcadır.
kendini ifade etmek zordur. bazen söylemek istediğimizi bir türlü ifade edemeyiz. işte bu durumda psikolog dr. başak demirizin 'bozuk plak tekniği'ni uygulayabiliriz.
başak demiriz'in kendini ifade edemeyen, karşısındaki insana söz dinletemeyen birine önerilerini sizlerle paylaşıyoruz:
danışan: kocaman kadın oldum hala kendimi ifade edemiyorum. isteklerimi söyleyemiyorum, insanlara hayır diyemiyorum ve bu beni çok yıpratıyor. bugün, bu konuda sizden yardım almak istiyorum. çünkü artık sinirli, suratı asık bir insan oldum. neden böyle olduğumu oturup düşününce, kendimi savunamadığımı, ihtiyaçlarımı ifade edemediğimi fark ettim.
dr. başak: bunu fark edince nasıl hissettiniz?
danışan: kızgın. hem kendime kızgınım, hem de etrafımdakilere. kendime kızgınım, çünkü dün akşam, bir pantolonu bile geri veremeyecek kadar acizdim. tabii bu sadece pantolon hikâyesi de değil, hiçbir yerde hakkımı koruyamıyorum.
dr. başak: etrafınızdakilere neden kızgınsınız?
danışan: çünkü ben sustukça kendilerini haklı görüyor ve benim daha çok üstüme geliyorlar. bu da benim daha da pasifleşmeme neden oluyor. bazı insanlar vardır, tüm ihtiyaçlarını, isteklerini rahatça söyleyebilirler. ben de öyle olmak istiyorum.
dr. başak: öyle olmayı öğrenebilirsiniz. isteklerinizi ve hatta istemediklerinizi ifade edebilme becerisini kazanmak zaman alabilir. ama ilk adımı için size bir yöntem öğreteceğim. örnek olarak kullanmak için isterseniz dün akşam olanları, pantolonu nasıl geri veremediğinizi konuşalım.
danışan: peki. iki gün önce bir pantolon almıştım ama eve gelince beğenmedim. geçen hafta arkadaşım aynı yerden aldığı bir ceketi benim yanımda iade etmiş ve parasını gayet rahat bir şekilde almıştı. ben de buna güvenerek, yani nasıl olsa geri iade edebilirim diye biraz da aceleyle almıştım pantolonu. ama ben paramı geri alamadım.
dr. başak: tam olarak ne oldu?
danışan: satış görevlisi bana bir sürü soru sordu, neden aldınız, almadan önce denememiş miydiniz? size başka bir pantolon verelim mi? yani geri vermemek için ne lazımsa yaptı. ben de baş edemeyip aldım pantolonumu çıktım dükkândan. sonra bütün gece sinirle kendi kendimi yedim.
dr. başak: çünkü iade etme hakkınız olduğunu biliyordunuz değil mi?
danışan: evet, ama hakkımı koruyamadım. işte benim sıkıntım da tam bu zaten. insanlar çok üstüme gelince hemen yelkenleri suya indiriyorum.
dr. başak: etrafınızdakilerle, hemen pes etmeden baş edebilmeniz için size öğretmek istediğim yöntemin adı: bozuk plak tekniği nasıl uygulayacağımızı göstermek için şimdi kısa bir rol oynayacağız. ben sizin yerinize, pantolonu geri vermeye çalışan müşteri olacağım, siz de satış görevlisi olacaksınız ve onun söylediklerini aynen bana söyleyeceksiniz. eğer yapabilirseniz, benim cevaplarıma da dikkat etmeye çalışın.
danışan: yani ben satıcı olacağım, peki, rol yapmayı da hiç becermemem ama deneyelim. (satıcı rolünde) buyurun size nasıl yardımcı olabilirim?
dr. başak: (müşteri rolünde) iyi günler, bu pantolonu iade etmek istiyorum.
danışan: (satıcı rolünde) neden iade etmek istiyorsunuz? çok kullanışlı bir pantolon.
dr. başak: (müşteri rolünde) haklı olabilirsiniz ama ben bu pantolonu iade etmek istiyorum.
danışan: (satıcı rolünde) ama burada beğenmiştiniz, sizi çok da zayıf göstermişti.
dr. başak: (müşteri rolünde) teşekkür ederim. ben bu pantolonu iade etmek istiyorum.
danışan: (satıcı rolünde) isterseniz başka bir rengini verelim, size kahverengi de çok yakışır veya onun yerine bir elbise verelim.
dr. başak: (müşteri rolünde) hayır teşekkür ederim. sadece bu pantolonu iade etmek istiyorum.
danışan: (satıcı rolünde) anladım illa geri vermek istiyorsunuz. o zaman size mağaza kredisi verelim, başka zaman bir şey alırsınız.
dr. başak: (müşteri rolünde): mağaza kredisi istemiyorum. bildiğim kadarıyla iadelerde paramı geri alabiliyorum.
danışan: (satıcı rolünde) evet olabilir. yani siz paranızı geri mi almak istiyorsunuz? kredi işlemi daha çabuk olurdu ama...
dr. başak: (müşteri rolünde) hayır teşekkür ederim. ben paramı geri almak istiyorum.
danışan: (satıcı rolünde) bunu ancak yöneticim yapabilir, bekleyebilecek misiniz?
dr. başak: (müşteri rolünde) evet bekliyorum. teşekkür ederim.
danışan: sizi tebrik ediyorum, çok sabırlısınız. ben ikinci cümlede vazgeçmiştim çoktan... ama siz hiç vazgeçmediniz.
dr. başak: sadece bozuk plak tekniğini uyguladım. bu tekniğe güvenin, etkisi kanıtlanmış bir iletişim tekniğidir. kararınızı değiştirmek istemediğinizde, istekleriniz, ihtiyaçlarınız konusunda pazarlık yapmaya niyetiniz olmadığında kullanabilirsiniz. tek yapmanız gereken, karşınızdakine gereksiz açıklamalar yapmadan, sadece ne yapmak istediğinize odaklanıp serinkanlılıkla sözlerinizi tekrarlamak.
danışan: bu yöntemi çok sevdim hemen oğluma da uygulayacağım. akşamları yatması bir problem. her, saat 10 oldu yat artık dediğimde, başlıyor pazarlığa; beş dakika daha tv seyretsem olmaz mı; azıcık daha oynasam vs inanır mısınız, yarım saatimiz bu pazarlıklarla geçiyor. onun her lafına bir cevap verince konuşma uzayıp duruyor, bir bakıyorum ki yine o kazanmış.
dr. başak: bozuk plak tekniğini uygulayarak, bir dahaki sefer ona ne diyeceksiniz?
danışan: saat 10, yatma vaktin geldi diyeceğim, başka tek kelime yok!
dr. başak: (oğlu rolünde) ama anne dizi daha bitmedi, biraz daha seyretsem?
danışan: (gülerek) saat 10, yatma vaktin geldi.
dr. başak: emin olun sonunda vazgeçen siz değil o olacak. hem de hiç sinirleriniz bozulmadan, ona bağırmadan, onunla gereksiz bir çatışmaya girmeden.
danışan: evet, çok iyi anladım. başta biraz komiğime gitti hep aynı şeyi söylemek ama bir yerde de haklısınız, gereksiz açıklamalar yapıp da konuyu uzatmanın, pazarlık yapmanın da âlemi yok!
öğrenci yemeklerine alternatif, bir yemek. yeni bir umut.
tarifine gelince; bildiğimiz makarna. tek farklı yanı, 2 çeşit makarna kullanacak olmamızdır. spagetti içine azıcık cimcik makarna karıştırıyoruz ve afiyetle yiyoruz.
hayatınıza biraz çeşitlilik katın diye yazdım. hep makarna hep makarna nereye kadar? bakın 2011'e girdik. azıcık marjinal takılın. modern bir çağda yaşadığınızın farkına varın. yeni heyecanlara atılın ve en önemlisi denemekten korkmayın!
uluslararası şeffaflık örgütü'nün yayınladığı raporda ortaya çıkan sonuçtur.
rüşvetin en yaygın kullanıldığı kurumlar ise özel sektör, kamu ve eğitim alanları olarak sıralanıyor. http://www.ntvmsnbc.com/id/25158954/
pera classic's albümünün devamı niteliğinde olan, 2.albüm.
Albümdeki şarkılar;
1.taa uzaklarda
2.sensiz saadet neymiş
3.seni beklerim öptüğün yerde
4.samanyolu
5.kimler geldi kimler geçti
6.buruk acı
7.iki yabancı
8.sen sevdalı ben belalı
9.gülmek için yaratılmış
10.boş sokak
11.kadınım
12.yaşanmamış yıllar
13.sevemez kimse seni
14.vuslat
15.yıldızların altında
i never wanted
and i never cared before
take it back
this is a new day
i never wanted
and i never cared before
take it back
this is
how i long to regress
to the days before i took upon myself
the obsession of this world (for tomorrow)
a day of innocence equating beauty (may fall)
for tomorrow may fall (and today)
and today is already (is already gone)
tomorrow may fall
today is already gone
take it back
this is a new day
i never wanted, this is a new day
and i never cared before
i never wanted, i never wanted
and i never cared before
i've grown tired of chasing
convinced i was in need
and now the years i've spent
only a slave to this
tomorrow may fall
and today is already gone
i will no longer adore these things
that will never satisfy me
i've seen my world change
and then go back to where it came
in this vicious circle
we are all brought back to life
only to die
in this vicious circle
we are all brought back to life
only to die (again)
in this vicious circle (i've seen my)
we are all (my world change)
brought back to life (and then go back)
only to die (back to where it came)
in this vicious circle (but without these)
we are all (barren obsessions)
brought back to life (i am simply)
only to die again (i am simply free)
i've seen my world change
and then go back to where it came