bu sözlüğe ara ara gelip bulunduğum durum. biri okumuş okumamış, beğenmiş beğenmemiş hiç umrumda değil. harika bir duygudur ve burada şunu da ilk defa hissettim; nickname ile yazmak tanınmamak çok yavşak bir duygu. ~~
twitter'dan kedi sever birine bunu yazdığım için aylar önce savcılığa giden biri olan benim, yarın sabah 09.00'da mahkemede ifade vermem için çağrıldığım dava.
burada ki baş sahipsiz bir baş. aslında bu gütuh kendi başlarına bela. o nohut beyinleriyle ataistlik taslayıp ne mal kafa oldukları ortada olan zavallılar hepsi.
iphone 4 kampanyaları içinde en iyisi vodafone'nin yaptğı kampanya. ancak şöyle bir sorun var ilk olarak bulunduğum ilçe sonra il merkezi ve merkeze yakın diğer ilçeleri araştırdım fakat yok. sonra türkiye'nin muhtelif yerlerindeki vodafone bayilerini aradığım halde (il merkezleri dahil) oralarda da olmadığını stokların yetişmediğini öğrendim ve ben de şöyle bir kanaat hasıl oldu. vodafone elinde çok az sayıda olan bu cihazları zararı pahasına reklamını yapmak için sattı ve hala da reklamını yapmya devam ediyor. ancak cihaz ellerinde olmadığı için bayiler doğal olarak satamıyor. aynı zamanda müşteri hizmetlerinide aradım stoklarda yeteri kadar olmadığı için hikayesini onlardan da dinledim. fakat yine bulunduğum ilçede turkcell bayisi haftada en az bir tane getirip satabiliyorsa bu ne menem bi stok sorunu imiş diyiverdim.
vakit gazetesi'nin yeni adı. bir açıklama yapmışlar.
"Değerli okuyucularımız. 9 yılı aşkın süredir Anadolu'da Vakit'te sizlerle birlikte olduk, halkın dertlerini cesaretle kamuoyuna aktarıp, dost-düşman herkesin güvenini kazandık. Gönül isterdi ki; bu yayın çizgimiz, daha uzun yıllar aynı çatı altında devam etsin.
Ancak, Anadolu Vakit, gazetemizin imtiyaz sahibi muhterem Nuri Aykon Beyefendi'nin, 13 Eylül 2010 günü vefatı hepinizin malumudur. Bu vefat sonrası; gazetenin isim hakkına sahip olan kanuni varisler, neşriyatın devam edip etmeme konusunda tereddüt yaşamışlardır. Bu çerçevede Vakit Yayın Kurulu olarak bizler de yeni bir karar alma zorunluluğu hissetmiş bulunmaktayız.
Gazetenin isim hakkına sahip varislerin tereddütlerini saygıyla karşılayan Vakit gazetesi Yayın Kurulu, misyonumuzu yeni bir gazete ile hayata geçirme kararı almıştır.
Yarından itibaren Yeni Akit gazetesinde buluşmak dileğiyle, saygı ve muhabbetimizi sunarız.
internetin bu kadar yayıgın olduğu, download yapmanın bu kadar kolay olduğu, korsan cd ve dvdlerin her yerde satıldığı bir ülkede. 50-70-100 dolar gibi yüksek meblağlar ödeyerek yapılan eylem. evet korsan cd, dvd, internet ücretide bir nebze para ödemeye bağlı bile olsa en azından 3-5 dolara geliyor.
içerisinde barınan kişilerin mutlaka ama mutlaka bir süre önce mensubu ya da sempatizana ama zamanla nefret edeni, kaçmak istyeni olduğunu hissettiren baskı.
içerisinde epey fazlaca kalmış kokuşmuşluğu görmüş ama aninda çekip gidebileceği bir yeri olmayanlar için buram buram işgencedir bünyesinde bulunmak.
filistinve gazze'de şimdiye kadar meydana gelen tüm katliamların baş sorumlusu olan bir ülkenin kendi irkını uyutmak için yaptığı zırva. bizim koyun koyunları bile o aptal liderlerden daha çok dünyaya faydalıdır.
mevlana'nın insanı okuduğu zaman eriten olağan üstü güzellikte ki satırları.
sonsuz bir karanlığın içinden doğdum.
işığı gördüm, korktum.
ağladım.
zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim.
karanlığı gördüm, korktum.
gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi...
ağladım.
yaşamayı öğrendim.
doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu;
aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar olduğunu
öğrendim.
zamanı öğrendim.
yarıştım onunla...
zamanla yarışılmayacağını,
zamanla barışılacağını, zamanla öğrendim...
insanı öğrendim.
sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu...
sonra da her insanin içinde
iyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim.
sevmeyi öğrendim.
sonra güvenmeyi...
sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu,
sevginin güvenin sağlam zemini üzerine kurulduğunu
öğrendim.
insan tenini öğrendim.
sonra tenin altında bir ruh bulunduğunu...
sonra da ruhun aslında tenin üstünde olduğunu öğrendim.
evreni öğrendim.
sonra evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim.
sonunda evreni aydınlatabilmek için önce çevreni aydınlatabilmek
gerektiğini öğrendim.
ekmeği öğrendim.
sonra barış için ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini.
sonra da ekmeği hakça üleşmenin, bolca üretmek kadar
önemli olduğunu öğrendim.
okumayı öğrendim.
kendime yazıyı öğrettim sonra...
ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana..
gitmeyi öğrendim.
sonra dayanamayıp dönmeyi...
daha da sonra kendime rağmen gitmeyi...
dünyaya tek başına meydan okumayı öğrendim genç yasta...
sonra kalabalıklarla birlikte yürümek gerektiği fikrine vardım.
sonra da asil yürüyüşün kalabalıklara karşı olması gerektiğine vardım.
düşünmeyi öğrendim.
sonra kalıplar içinde düşünmeyi öğrendim.
sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek
olduğunu öğrendim.
namusun önemini öğrendim evde...
sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk olduğunu;
gerçek namusun, günah elinin altındayken, günaha el
sürmemek olduğunu öğrendim.
gerçeği öğrendim bir gün....
ve gerçeğin acı olduğunu...
sonra dozunda acının, yemeğe olduğu kadar hayata da
"lezzet" kattığını öğrendim.
her canlının ölümü tadacağını,
ama sadece bazılarının hayatı tadacağını öğrendim.
ben dostlarımı ne kalbimle nede aklımla severim.
olur ya...
kalp durur...
akıl unutur...
ben dostlarımı ruhumla severim.
o ne durur, ne de unutur ...
25-30 yaşları arasında, okulu bitirmemiş, askere gitmemiş, sevdiceğinden ayrılmış, arkadaşları çoluk çocuğa karışmış, iş güç, ev bark sahibi olmuşken hala bir baltaya sap olamamanın verdiği acı durum. bir de üzerinde sağdan soldan evlilik baskısı gelmeye görsün. ana babadan duyduğun onca laf da cabası.
not: kabak tadını sevenler için, kabak tadı vermek deyimine bakınız bi zahmet.
sabahtan beri şebekelerin olmaması durumu, önce turkcell'de sorun vardı avea'da şebeke full görünüyordu ancak yanıltmacaymış full gözüküyor olsa bile hiç bir yer aranmıyor muhtemelen aynı durum vodofone'de de vardır.
teknolojik felaketin başlangıcı, ey sözlük panik oldum.
Banliyö 13 film serisinin 2. filmii, Çok iyi bir film değil ama iyi bir film olduğu kesin. Aksiyon sahneleri ilk filmde olduğu gibi gerçekten harika. fransızların yavaş romantik filmlerinin yanında oldukça farklı ve güzel yeri olan bir film.