aslında sıkça karşılaştığımız bir durumdur. tarikatlar ve müritlerindeki sapkın bağlılığın, hatta neredeyse tapınmanın bir örneği, sadece daha modernize edilmişi. şeyhinin çorabını öpen adamlarla bunu diyen adamlar aynı zihniyetteler. mantık arama çabasına girmek beyhude, çünkü sağlıklı bir psikolojik durum değil. insanlar zayıf ve korkak inançlarını yeryüzünde simgesel bir şeye bağlama ihtiyacı hissediyorlar, allahı kalplerinde bulamadıkları için, o ne derse yapıyorlar, düşünme kabiliyetleri ve sorumluluk alma cesaretleri olmadığı için. Hz Muhammed son peygamberdir, bunun tartışılacak, düşünülecek bir noktası yoktur. Hz Muhammed dışındaki insanlara itaat etmek şirk koşmaya girer, ki buda dinden çıkmaya yol açar.
karisinin msn den beni tehdit etmesiyle ogrendim eski sevgilimin evlendigini. mail sifresini kirip gecmisteki mailleri okumus olsa gerek...haberi olsa kiza neler yapardi dusunmek istemedim.evlendikleride yalandir muhtemelen, o kizi da evlenicez diye keklemis garibimde havaya girmistir. maliyeden ve askerlikten kacan bi adam nasil nikah kiyabilirmi? bilmiyorum. kiza anlattim bir bir bana yaptiklarini, parami yedigini falan. bunu neden yaptim hala bilmiyorum ya. bi baskasinin da cani yansin mi istemedim, rezilliklerini bu kiz da ogrensinmi istedim bilmiyorum. hayat boktan be sozluk.
burnundan nefes alamiyor olabilir. yamukluk, et buyumesi, alerji vb nedenlerle burun tamamen veya tamamina yakin kapaliyken, ses cikar cunku yemek yerken nefesini agzindan almak zorunda kalir. azmi insanlardan kacarak yemek yedim.piuvvvvv
mobil sürüme ' türkçe karakter yap' butonu eklenseya. cepten yazmak zaten eziyet azizim, bir de türkçe karakterleri yazmakla uğraşıpda yazarlığımızı baltalamasakya. öpüyorum sözlükcüğüm.
bugüne kadar asla para hırsım olmamıştı, zengin olmak isteğini cok yaşamamıştım helekide son zamanlarda iyice uzaklaşmıştım bu kavramlardan , karnım doysun bana yeter diyordum.
bugün akşam kardeşimi devlet hastanesi acile götürdüm, orada sara krizi geçiren genç bir adamı ve başında çırpınan, sürekli oğlunun saçını, yüzünü okşayan babasını gördüm...çocuk zangır zangır titriyor babası çaresizce onu sakinleştirmeye çalışıyordu, o esnada doktormu hemsire mi olduğunu bilmediğim insanlar babayı sedyeyi bulunduğu yerden çekmesi için azarladılar. içim acıdı, eridim, küçücük kaldım, o anda dünyayı değistirecek gücüm olmalıydı. görevlilere kızmak değil bu, çok yoğundu servis, onların çalışma şartlarının insancıl olmaması da ayri bir sorundu.
bu sahneden sonra bencil bi insan oldum ben. sırf sevdiklerimin sağlığı için zengin olmak istiyorum. mutlulukları uğruna yaşadığım insanlar olurda birgün sara krizi geçirirse onları ilgi görecekleri bir hastaneye götürebilmek için para kazanacağım bundan sonra. antikapitalist ruhum bir anda eridi, karşı çıktığim tüm dünya düzenleri sevdiklerimin sara krizi geçirmesi ihtimali karşısında bir saniyede yıkıldı. bugünden itibaren paranın gücünü kabul ediyorum ve zengin olmak istiyorum.
yalnizliktan ölünür mü? ölünür be sözlük.
ölmek illa toprağın altına girmek midir? değildir be sözlük.
şu an işte, yalnızlıktan ölüyorum. kalabalık bir evde, beni seven bir ailedeyim. ama bu değil işte. dibibe kadar yalnızım, hayal kurmak bile canımı acıtıyor artık.
hayallerden, umutlardan, amaçlardan vazgeçmek kolay mi be sözlük. ömrünün kalanını da yalnız geçireceğini anlamak ve bunu kabullenmek kolay mı?
yalnızlıktan ölüyorum, son canımı da bu gece veriyorum hayata. ''ölürsem annem babam ve kardeşim üzülür'' gerekçesiyle sürdüreceğim hayatıma merhaba diyorum.
yalnızlıktan ölüyorum, üşüyorum, donuyorum, ölüyorum....
o benim işte. neden bir birbirine zıt, bir arada olması imkansız şeyler gibi lanse ediliyor anlayamıyorum. Müslümanın, allah'ı peygamber'i -korkmaktan öte- seviyorum. ama bu benim mahremim, şahsi tercihim, devlet buna karışsın istemiyorum, herkes özgür olsun, ister Allah'a inansın, ister ateist olsun, farketmez, iyi bir insan mı değil mi ona bakarım ben. benim inancım etrafımdaki inanmayan insanlardan yada başka dine inanan insanlardan etkilenmeyecek kadar kuvvetli çünkü, hiç bir korkum yok. insanlar bundan korkuyor bence, zayıf inançlarının etkilenmesinden korkuyorlar.
inanamadım bu başlıktaki yorumları görünce....
bir çocuk, içinde yoğunlukla 'sevimlilik' barındıran bir atarla kan vermek istemediğini söyleyen bir çocuk, kendisine hiç bir şeyin zorla yaptırılamayacağının bilincinde, şahsına saygı bekleyen erdemli bir çocuk...
kaldı ki, yaptığı erdemsiz bile olsa, o sadece bir çocuk, ne yaparsa yapsın, dövülmeyi, küfür edilmeyi, azarlanmayı hak etmeyen...bir çocuk.
Biz kadınları hiç sevmedik! Saçlarını sevdik, hele bir de sarışınsa daha çok sevdik Ağızlarını sevdik, hele bir de şehvetli ve dolgun ise daha çok sevdik. Göğüslerini sevdik... Bacaklarını sevdik, hele bir de sütun gibiyse bayıldık. Kalçalarını sevdik... Gerçekten güzel vücutlu ve "çıtırsa" daha çok sevdik...
Yolda, arabada, televizyonda, internette onlara hep "baktık" Her yerlerine iyice ve dikkatle baktık. Pek iyi görememiş olacağız ki bir daha baktık. Bir daha ve bir daha... Kadınların her yerlerine baktık ama gözlerine ya hiç bakmadık ya da baktığımızda çok geç olmuştu...
Biz kadınlara çok dokunduk! Onlar istese de istemese de dokunduk. Son yıllarda dini motiflerden güç bulanlarımız oldu. Eh! yozlaşan toplum ve geç gelen hatta hiç gelmeyen adalet olunca da 13-14 yaşındaki çocuklara bile dokunmaya başladık! Sapık damgası yemeyi göze alanlar bile şaşırdı çünkü sapık diye haykıran ne kadar azdı!
Kadınlara dokunmada dünya sıralamasında üst yerlere geldik... 2009 itibariyle rakamlar oldukça "umut verici!!!"
% 40 ını sürekli dövdük %45 ine duygusal şiddet uyguladık (küfür,hakaret,küçük düşürme) %16 sına zorla sahip olduk (ve olmaya devam ediyoruz)
Tüm bunlara maruz kalan her 3 kadından biri intihara kalkıştı ama biz hiç oralı olmadık (hem bize ne değil mi? Fener ya da Cimbom maç kaybedince çok üzüldük ama kadınlar söz konusu olunca pek oralı olmadık)
% 9 una daha masum birer çocukken bile dokunduk.
Ama onlar hep sustular. Çünkü konuşsalar kimse inanmazdı. "kim bilir neler yaptın ki sana tacizde ya da tecavüzde bulundu amcan ya da komşun" bu da sana ders olsun, türünden tepkiler görecekti.
Ama bu ders o kadar acıdır ki biz erkekler bilemeyiz. Bizlere sorduklarında %25 imiz "bazı durumlarda kadın dövülür" demeyi doğal bir şey gibi dile getirdik. islami öğreti yalanları ile kadınları, kız çocuklarını bizlerin kölesi yapmaya başladık ve bu çabalar sonuçlarını vermeye başladı. Artık kadınlar o bildiğiniz kadınlar değil!.
% 51'i erkekler ile tartışmayı bile "saygısızlık" sanıyor artık. %36'sı kendisi para kazansa bile parasını nasıl harcayacağına karar veremeyeceğine inanmış ya da inanmak zorunda kalmış. % 52'si "erkek kadından sorumludur" diyecek kadar kadınlığını unutmuş ya da unutturulmuş. % 49'u "erkek ne zaman isterse bana sahip olabilir benim itiraz hakkım olamaz" diyecek konuma gelmiş ya da getirilmiş!
Hal böyleyken kabul edelim biz kadınları kullanmayı çok sevdik. Evde, işte, siyasette, okulda kısacası her yerde...
Parti kongrelerinde sözde liderler konuşurken arka fonda 3-4 kadın vardı hep. Onlardan vitrin yaptık, imaj yaptık. Başörtülü, normal türbanlı, modern türbanlı ve türbansız..
Parti çalışmalarında kapı kapı dolaşanlar hep kadınlardı. Koşturan ve çabalayan hep kadınlardı. Miting olduğu zaman onları ön sıralara toplayıp karanfiller attık üzerlerine ve iki lafın birinde anam, bacım edebiyatı yaptık ama "ananıda al git" demek bize daha çok yakıştı!
"Cennet anaların ayakları altında" diye diye büyütüldük ama anaları hep ayaklarımız altında çiğnedik, ezdik, tepikledik...
14 şubat sevgililer günü ya da anneler gününde bir kaç saat ara verdik ama sonra yine ezmeye devam ettik.
iş verirken bile onları hep düşündük! iş yerinde gözümüz gönlümüz açılsın ya da malum niyetler ile bayan eleman aranıyor ilanı vermeyi çok sevdik.
Bu ülkede kadın olmanın ne kadar zor olduğunu biz erkekler bilemeyiz. Çünkü artık konuşmuyorlar, konuşamıyorlar, konuşturulmuyorlar.
Dini sömüren ve kullanan karanlık zihniyet kendi kadınlarını yetiştiriyor. Susan, itaat eden ve kaybolmuş kadınlar... Kızlar... Hatta çocuklar... Arada vizyon ya da imaj için ortaya "sürülen" kadınlara bakmayın siz onlar da biliyor "kullanıldıklarını" ama artık düzen kurulmuş.
Bu ülkenin kurucusu Atatürk 1930'lu yıllarda Türk kadınına dünyadaki birçok çağdaş ülkeden önceden hak ettiği hakları verdiğinde umutlanmıştık. Çünkü o Atatürk'tü ve Kurtuluş Savaşında bebeğinin kundağında mermi taşıyan anayı ya da cephede erkeği ile göğüs göğüse savaşan bacısını unutmamıştı. ihanet edemezdi ve etmemişti de. Ama biz ihanet ettik! Türkiye nereye gidiyor? diye soruyor herkes birbirine.
Oysa cevap ne kadar da açık değil mi? Türkiye hızla ve şevkle karanlığa gidiyor. Hatta koşuyor...
Çünkü kadın yok oluyor, yok ediliyor... Benim annem, kız kardeşim, sevgili kızım yok oluyor...
Kadını yok olan ülkenin gideceği yol bellidir. Karanlık ve onursuz bir gelecek...
Bu işi planlı yürütenler islami motifler ya da örnekler ile kadının ikinci sınıf konuma gelmesini doğal karşılamamızı bekliyorlar. Bu işe Kuran-ı Kerim'i ortak koşmaları ne acı... Mesela miras hukuku; erkek çocuğa 2 pay, kız çocuğa 1 pay ya da kadının erkeğe itaat etmesini empoze eden garip ayet ya da sureler... Belli ki burada büyük bir istismar var. Çünkü tüm Tanrı'nın kendi yarattığını aşağılaması söz konusu bile olamaz değil mi? Kuran'ı kendi amaçları için yorumlayanlar kadını ikinci plana atmayı çok seviyor olabilir ama biz hiç sevmedik.
Lütfen artık kadınlara beyinleriniz ve gözlerinizle bakmaya başlayın.
-Yıldırım Türker....
bu adamın laflarına şaşırıyorum, sonrada şaşırdıgıma şaşırıyorum. her seferinde tamam top nokta artık daha fazla saçmalayamaz diyorum, sürekli kendini geliştiriyor. müslüman taklidi yapan akayı ne olacak.
bi bırakamadınız birbirinizi, bi saygı duymayı öğrenemediniz. sanane, banane, onane. derdin islamiyeti anlatmaksa, oruç tutturmak çözümmü? allaha, peygambere duyduğun sevgiyi anlat, mucizeleri anlat ona, yeryüzünde sahipsiz olmadığımızı anlat. bir de allahım sen şu kullarına akıl fikir ver.
topuklu ayakkabı ile araba kullanmak sorun değil, topuk yüksekliğine göre paspasın üstüne bi yere sabitlersin topuğun ucunu, mis gibin basarsın pedallara. ustalık o ayakkabı ile ayakta gezmek, yamulmadan, salına salına yürümeyi başarabilmektedir. mesele yürüyebilmektir yeğen....
sanane kardesim ya. ister ateist olur, ister inege tapar, ister puta tapar, ister hz isaya tapar. sanane banane. islamiyetde baskasının günahından mesul olmak varmı? yok. ha sen duzgunce anlatirsin, yaymaya çalısirsın budur görevin. musluman değil diye, ateist diye bir insanı dışlamak en büyük günahtır. yaradılanı yaradandan ötürü sev mek zo run da sın. dinimiz boyle bir insan sevgisini emreder. şu durumda bende senin müslumanlıgını sorgulayabilirim? bence sen gerçek müslüman değilsin. ama banane. günahın bana değilya, benimki de sana değil. öbür tarafa imanlı gitmeye bak sen, insanlara kötü davrandıkça bu şansın azalacak bil. bıktım lan bu din arkasına saklanan cılızlarda.
once polis kursunundan degil, direniscilerin başına attıgı taştan öldü dediler, otopsisine kimseyi almak istemedile, sonra katilini bulamadılar ( kendi teskilatındaki katili bulamayan polis bekleki dısardaki katilleri bulsun) zar zor katil bulundu, sonra serbest bırakıldı! sebep; mesru mudafa! 37 tas isabet etmis vucuduna, silahlı, kaskli, kalkanli, maskeli adam kendini silahsız baska adama karsi koruyamamıs! (6 yasındaki yegenime anlat belki o inanır nede olsa egitim seviyesi düşük) at yalani siksinler inanani. goruntuler olmasa ethem polisi vurdu bile derdi bu şerefsizler. allah korkusu da yok bunlarda, her yol mubah bu müritlere.
ethem...yakisikli devrim şehidim...bu vatan sana borclu. ruhun sad olsun. mekanin cennet olacak, peygamberimize en yakin yerde. kahramansin....
onlar sadece gezi parkında değil, tüm illerde... bu yüzden çoğunluklar. bu yüzden sesleri çıkıyor. tayyip bu yüzden daha çok daha çok deliriyor. polisin gösterdiği şiddetin seviyesi eylemin ne kadaqr etkili olduğunu gösteriyor