çingene'nin ya da yahudi'nin ırkçı sayılması gibidir. şimdilerde çingene yerine roman, yahudi yerine musevi sözcükleri seçiliyor. oysa bu tür şeyler gereksizdir. kediye kedi demekte bir sakınca yoktur.
edit: zenci zaten siyahi demektir. nigger ya da negro kelimesinden değil arapça ya da farsça zenc kelimesinden türkçe'ye geçmiştir.
osmanlı'da laiklik var mıydı yok tüm tartışılabilir. Lakin Türkiye Cumhuriyeti'nde kesinlikle olmadığı söylenebilir. çünkü tüm dinsel kurumlar devletin kontrolünde ve tekelindedir. devlet vatandaşın neye, ne kadar inanacağına, ne zaman cemaatle namaz kılacağına, nerede kılacağına, kimin arkasında kılacağına, nerede ne giyeceğine kısacası din adına her şeyine karışmaktadır.
600 liraya ek olarak,
-kendisine oy vermeyen halka aptal demeyi bırakıp, aptal muamelesi yapmaktan vazgeçerse
-darbecilerle arasına mesafe koyarsa
-halkın inançlarına ve değerlerine hakaret eden adamları bertaraf ederse
-kürtlere kürt, alevilere de alevi demeyi öğrenirse
-temel hak ve hürriyetler konusunda açık ve net projelerle halkın karşına çıkarsa
...
veee
-balık kavağa çıkarsa
belki birinci parti olabilir.
Nitekim, dalgalar onları [ölümün] gölgeleri gibi kuşattığında, [o anda] bütün içtenlikleriyle yalnız ve sadece Allah'a bağlanarak O'na sığınırlar: fakat Allah onları sağ salim kıyıya ulaştırdığında da bir kısmı yolun ortasında [inanmak ile inkar etmek arasında] kalıverirler. Ama hiç kimse, haince bir nankörlüğe kapılmadıkça mesajlarımızı bile bile reddetmez.
-lokman 32-
sadece aborjinler için değil, yeryüzündeki tüm diğer insanlar için geçerli olacak şekilde şunu diyebiliriz. ahlaki bir yaşam sürdüren, kimseye zararı olmayan, kimsenin hakkını yemeyen, kimseye ayırımcılık uygulamayan ve allah ile itişip kakışmayan, haddini bilen herkes cennete gidecektir. diğer konular detaydır...
allah'a inanıp, güzel işler yapanlar ve birbirlerine doğru olanı ve güzel işlerde ısrarcı olmayı tavsiye edenler kurtulmuştur. -asr suresi-
özgür, demokratik seçimlerden umudu kesenlerin bel bağladığı çağrıdır. başka yerlerde millet seçim olsun diye sokağa dökülür, bizim buralarda bizzat hukukçularımız seçime karşı sokağa dökülsünler diye milleti tahrik eder. dünya tersine dönmüş işte...ayıptır ya, kendinize gelin. gerçekten inanıyorsan doğrularına sabırlı ol. propagandanı yap, milleti ikna et, değil mi? bu seçim olmaz, bir sonraki ya da bir diğer sonraki seçimde başarırsın belki.
anmuhalefet partisi olduğu ve hiçbir zaman özgür bir seçimi kazanıp birinci parti olamadığı halde, yüzde birlik bir oy artışını başarı sanan parti ve o partinin mensupları, yöneticileri...başka yerde yoktur.
namazın sünnetlerini terketmek diye bir şey yoktur. farz olmayan bir ibadet için "terketmek" söz konusu bile değildir. kılmayanın kınanması ise tek kelime ile ayıptır. aklınızı başınıza toplayın. bir şey farz değilse, basitçe, yapılmayabilir demektir. yemeğin salatasını terketme, yemekten önce ve sonra su içmemek kadar doğal bir şeydir bu. oranızdan buranızdan uydurmayın.
ak parti'nin uzun süredir yapmaya çalıştığı ve fakat askerin muahlefeti nedeniyle eretelediği-gerçekleştiremediği projedir. chp bunun için çoook geç kalmıştır.
epi topu 20 cm yağmış, kıyameti koparıyorlar. bizde yarım metre, bir metre yağıyor, aylarca haftalarca dışarısıyla iletişim kesiliyor, sesimizi bile duyan olmuyor...
gayet tabi öyle bir şey yoktur. çünkü din yaşam şeklidir, bir dünya görüşüdür. yaşamı, evreni algılama ve yorumlama ve onlara dayanarak da değerler üretme biçimidir. o nedenle dinsizlik diye bir şey yoktur. bilinen büyük dinlere muhalefet eden kişilerin kendine yakıştırdığı bir isim olsa da dinsizlik, aslında kastedilen seküler din, materyalist din, pozitivist din ve buna benzer şeylerdir.
Sonra da kadın okusun da, onuruna sahip çıksın da...okumamış kadın, tacize, tecavüze uğruyor da...bıdı bıdı bıdı...demek ki neymiş? mesele okumuşukta değilmiş...beklentiler, korkular ve ilişkiler daha belirleyici demek ki.
devleti işgalden kurtarma başarısının üstüne yatan, devleti kuran diğer unsurları çeşitli ayak oyunlarıyla safdışı bırakan, o ötekiler nefes almasın diye on yıllarca tek parti yönetimini bu topraklarda yaşatan, hiç bir demokratik, özgür seçimi kazanamamış olan, halk ile olan alakası sadece adındaki "halk" kelimesi olan parti.
sadece tesbitten ibaret değildir belki.bizzat yaşamışlığı da olabilir. belki tanıdığı pek çok kadın bu kürt çeteleri tarafından satılığa çıkarılmıştır. genelleme yapacak kadar acısı vardır. kimbilir...
anasının sadece doğurduğu, başka da hiçbir işe yaramadığı bazı sözde kişiler için geçerli olabilir elbette. ana sevgisi tatmamıştır. anası onu insan evladı gibi büyütmemiştir, terbiye etmemiş, koruyup kollamamıştır...büyüyünce böyle schopenhauer olurlar işte.
buradaki ünlüden kasıt genelde magazin ünlüleridir tabi ve doğruluk payı yüksektir. örnek falan vermeye gerek yok. pek çoğu tam da o yüzden ünlü oluyor. yoksa çoğunun kayda değer bir ünü olduğu bile söylenemez.
--spoiler--
''Şiddet, dünyanın neresinde olursa olsun, kime yönelik olursa olsun kötüdür ama kadına yönelik şiddet, vicdansızlıktır, insafsızlıktır, hiç tereddüt etmeden söylüyorum; alçaklıktır. Hiç kimse, kadına yönelik şiddeti, adına 'töre, gelenek, namus davası' diyerek meşrulaştıramaz."
--spoiler--
Sonra da biz bağımsız haber yapıyoruz derler. şu konuşmanın içeriğine bakıp, başlığa bunu mu layık gördünüz. gerçekten kendinizi bu kadar akıllı mı sanıyorsunuz? sonra çoluk çocuk, sadece başlığı okuyup anlamadan bilmeden yazıyor...
muhtemelen henüz çizmeye başlamamıştır. ayrıca açıkça görülüyor ki, kimsenin karikatürün çizgisiyle ilgilendiği yok. herkes karikatürün verdiği mesaja göre değerlendiriyor. benim meşrebime göre çizerse iyi, değilse kötüdür. o nedenle türkiye'de asla türkiye'nin en iyi karikatüristi gelmeyecektir.
türkiye'nin başka ülklere model olup olamayacağının tartışıldığı bir dönemde bizzat abd büyükelçisinin de katılımıyla yürütülen bir kampanyanın parçasıdır. bu kişiler suçlu da olabilir, suçsuz da...ama bana kalırsa birileri savcılara bir zarf atmış ve savcılar da bunu yemiştir. amaç, işte türkiye'nin bu model oluşunu tartışmaktır. abd'nin ısrarla bu olayın üstüne gitmesinin tek açıklaması da budur. yoksa dünyanın her yerinde gazeteciler tutuklanır ama abd'nin onlar için her zaman gözyaşı döktüğünü söylemek mümkün değildir.
hükümet'in işin içinde olduğunu da sanmıyorum. ama hükümet elini çabuk tutup bu, boş beleş tutuklamaların önüne geçmelidir. istediğin kişiyi istediğin zaman çağır, sorgula...fakat tutuklama ve sabahın köründeki baskınlar gereksizdir. bu iş en çok hükümete zarar verecektir. aslında ortaya saçılan ergenekon belgelerine bakınca, bu iş tam da onların istediği türden...
düşebilir elbette. seçmene ve seçime saygı gösteren bir muhalefet olursa neden olmasın. sen yüzde 70 de alsan sana şunu bunu yaptırtmayız diyen insanlar varsa ve muhalefet de onların arkasında durursa düşmez...birileri yaptırmayız, ettirmeyiz dedikçe millet de oyu yükseltiyor...türkiye'yi yönetmek ve dönüştürmek istiyorsa muhalefet, sadecce sadece halk desteğine güvenecektir. başka hesaplara bel bağlayanlara bu saatten sonra geçit yok çünkü...
muhtemelen öyle biri yoktur. arabası olmayabilir, çok zengin olabilir vs vs. ama kimse memnun olamaz bu benzin zammından...ama sonuç olarak alternatifi olmayan kişidir. hiçbir ekonomik başarısı olmayan, iktidar oldukları dönemler bu günden daha iyi olmayan ve üstelik de kendine aptal diyen insanlara oy verecek hali de yoktur netekim.