aynı derse 3 kez kayıt yaptıracak öğrencilerden katkı payı alınacağını belirten düzenleme. hatta ve hatta "bir derse üçüncü defa kayıt yaptıran öğrencilerden, ilgili dönem için öngörülen katkı payı ya da öğrenim ücretinin yanı sıra, ilgili maddelere göre hesaplanan kredi başına ödenecek katkı payı veya öğrenim ücreti, dersin alınacağı dönem için belirlenen kredi başına katkı payı veya öğrenim ücretinin yüzde 50 fazlası, dördüncü defa kayıt yaptırması halinde yüzde 100'ü, beşinci veya daha fazla defa kayıt yaptırılması halinde ise yüzde 300 fazlası ile hesaplanarak alınacak."
öğrencilerin hangi şartlar altında okuduklarını asla ama asla düşünmeyen hükümetin yeni haraç kesme yolu. doymadınız paraya pula! al sana yeni türkiye!
charlie chaplin'in asıl adıdır. hatta daha da tam adı: Sör Charles Spencer Chaplin. filmlerinin bazılarında adını charlie chaplin, bazılarında ise charles chaplin olarak geçirmiştir.
orjinal başlık: sabah beşten sonra evden çıkan kimse geri dönmemiştir.
bir adet yüzyüzeyken konuşuruz şarkısı.
buyrun burada da sözleri;
bugün balkondaki çamaşırlar kurumak bilmemiştir
sabah giden sular akşama kadar geri gelmemiştir
inan bana hiç kimse seni bir maaş kadar beklememiştir
mutluluk bir rüyaysa henüz kimse onu görmemiştir
kime sarılmak istesem kollarım yetmemiştir
sabah beşten sonra evden çıkan kimse geri dönmemiştir
abartmaya gerek yok bu sefer yalnızca üzgünüm
önümde onca yokuş varken ben yine sana düzlüğüm
ne zaman umut eksem ertesi gün tütün biçerim
sen istersen hiç gelme ben sardım kendim içerim
çatal bıçak kullanarak medeniyete adım attım
elektriği bulup uyumak için ışıkları kapattım
kime sarılmak istesem kollarım yetmemiştir
sabah beşten sonra evden çıkan kimse geri dönmemiştir
abartmaya gerek yok bu sefer sadece üzgünüm
önümde onca yokuş varken ben yine sana düzlüğüm
uzun uzun zaman sonra
ben de geldim bir noktaya
bu noktadan aşağısı
uçurumun başlangıcı
kendimi tutucam
çok sabırlı olucam
napıp edip sonunda
beeeen
çıldırmıycam, çıldırmıycam
çıldırmıycam, çıldırmıycam
biraz lustral, biraz da damla
antidepresanla kolkola
kışkış cinler yallah
düzlüğe çıkar bu yollar
inşallaah
çıldırmıycam, çıldırmıycam
çıldırmıycam, çıldırmıycam
kim gruenenfelder tarafından yazılmış, eğlence amaçlı okumak için tavsiye edilesi kitap.
--spoiler--
cazibeli, sivri zekâlı charlie edwards ve onun tecrübeyle sabitlenmiş ibret verici aşk güncesi, bu eğlenceli ve cesur kitapla geri dönüyor. charlie'nin her şeyi vardır: en gözde mahallelerden birinde bir ev, hiçbir koşulda desteklerini esirgemeyen müthiş dostlar ve hollywood'un en çekici yıldızı drew stanton'un kişisel asistanlığı işi
hepsinin ötesinde, yeni sevgilisi seksi ve romantik fotoğrafçı jordan ama işler drew'ün akla hayale sığmayan çılgınlıklarıyla, alışılmadık ailesinin gelişiyle ve en önemlisi de jordan'ın iş için iki aylığına paris'e gitmesiyle karışacaktır. charlie, jordan'ı beklemekle, drew'ün yeni filminin seksi yapımcısı liam'a karşı yakıcı duygular beslemek arasında gidip gelmeye başlar. baştan sona heyecanla okuyacağınız dertler şarabı sever, gruenenfelder'in çarpıcı çıkışını mükemmel şekilde devam ettirdiğini gösteriyor
--spoiler--
hollywood'a özgü aşk maceralarının anlatıldığı çok hoş bir kitap
chicago-sun times
roman cümlelerle dolu kahramanımızın doğmamış torunlarının kızlarına güçlü bir kavrayışla yazdığı taktikler gerçekten zekice
los angeles yakınlarında büyümüş, on dokuz yaşında kariyerine televizyon ile başlamıştır. "bazı günler makyaj yapmak çok gereksizdir" ve "dertler şarabı sever" isimli iki kitabından başka sinema filmi senaryoları ve iki tiyatro oyunu yazmıştır. halen, los angeles, kaliforniya'da yaşamaktadır. okuyucularıyla kendi internet sitesi ve facebook üzerinden haberleşmekten çok keyif almaktadır.
brezilya'da 25 temmuz'da başlayacak toplantıda karar onaylanırsa, dünya mirası listesine giren "kültür başkenti" istanbul, kenti çirkinleştiren, tarihi umursamayan uygulamalar nedeniyle bu listeden çıkarılıp, "tehlikede olan dünya mirası listesi"ne alınacak. istanbul'a 1 şubat 2011'e kadar süre tanınacak. istanbul'un listeye girmemesi için haliç metro köprüsü projesinden vazgeçilmesi, ahşap yapıların korunması için rehabilitasyon programı geliştirilmesi, inşaat ve altyapı projelerinin tarihi kentin üstün değerlerine etki etmemesi istendi.
- yav bırak mustafa abi yaa, sen mi kurtarıcan memleketi allah
aşkına!
- ama işgal zırhlıları...
- boşver şimdi sen işgal zırhlılarını filan... gün gelir, memleketin
malını mülkünü tapusuyla ingiliz'e satar bunlar.
- yok canım!
- yeminle söylüyorum, ingiliz vatandaşı bakan bile getirip koyarlarsa
şaşma.
- ama ahval ve şerait...
- güzel abim yaranamazsın... bak şimdi binicez bu dandik gemiye, taaa
samsun'a gidicez, savaş, boğuş, kendimizi paralayacağız, diyelim
becerdik, devrim mevrim, anlata anlata dilinde tüy bitecek, sonra sen
kahırdan ölücen, önce biraz ağlıycaklar, sonra gene "son osmanlı
padişahı" diye pankart açacaklar, mezarında dönücen.
- saltanat kalsın diyosun yani...
- alışmadık kıçta don durmaz abi, egemenlik megemenlik vereceğine,
iki çuval kömür ver, daha iyi... aha buraya yazıyorum, açlıktan
nefesleri kokarken padişahlarına saltanat uçakları alırlar, bu gemiyi
de jilet yaparlar, söylemedi deme.
- efkárlandım be...
- yakma o cigarayı gözünü seveyim, yarın öbür gün belgesel yaparlar,
keş gibi gösterirler seni haberin olsun.
- hal çaresi nedir peki?
- al padişahın kızını, yırtalım.
- millet ne olacak?
- onlar da ulemaya sorsun artık ne olacaklarını, bize ne, kendi düşen
ağlamaz.
- laik olmasınlar mı, birey olmasınlar mı, kendi lisanları olmasın
mı, şıhlara şeyhlere mi bırakalım kaderlerini?
- bak ne güzel söylüyorsun, kader der geçerler, takalım takkemizi
bakalım dalgamıza, iş çıkarma başımıza...
- iyi de, yazık olmaz mı?
- asıl bu yaptığını yaparsan yazık olur... bazıları sana inanacak,
etkilenecek, senin fikirlerini yaşatmaya kalkacak, hayatları kayacak,
evleri basılacak, içeri tıkılacaklar, kimine saçını örtmediği için
fahişe diyecekler, kimine milletin malını arap'a satmayın dediği için
komünist diyecekler, kimine ne mutlu türküm diyene dediği için faşist
diyecekler, darbeci diyecekler... yorma ahaliyi, kula kulluk edelim,
rahat edelim.
- yok arkadaş, ben bi deniycem.
- e, sen bilirsin paşam.........
geçtiğimiz haftalarda islam ülkelerinde başlayan facebook isyanı artık sanal ortamda da kendini göstermeye başladı. işte helal sınırlara uygun yeni sosyal ağ... ünlü sosyal ağ facebook'da hz.muhammed ve islam karşıtı grupların artması müslüman kullanıcıların sinirlerinin gerilmesine neden olmuştu. geçtiğimiz haftalarda site üzerinde açılan ve kullanıcıları hz.muhammed karikatürleri çizmeye davet eden grup ise müslümanların sabrını taşıran son damla olmuştu. pakistan'da başlayan anti-facebook gösterileri diğer islam ülkelerinden de destek gördü. bu olaylar sanal dünyada da yankılanmaya devam ediyor. müslümanlar internet üzerinden facebook'a karşı ellerinden geldiğince tepki göstermeye çalışıyor. pakistan'daki genç web tasarımcıları din kardeşlerini facebook'tan kurtarmak için ünlü sosyal ağın alternatifini tasarladı. herkes için sosyal ağ sloganıyla hazırlanan bu site islam'ın helal kurallarına göre sosyal ağ kavramını tekrar düzenliyor. geçtiğimiz hafta içerisinde açılan sayfanın şimdiden 83 bin üyesi oldu. bu hızlı büyümeyi beklemeyen site sahipleri ise yaşananlar karşısında oldukça şaşkın.
inandırıcılığı olmayan reklamlardır.
şöyle ki; şu günlerde televizyonlarda dönüp duran, türk telekom'un "akşam 7'den sabah 7'ye ücretsiz konuş" kampanyasının anlatıldığı reklamda cem yılmaz'ın oynaması saçmadır. cem yılmaz bedava konuşsa ne olur, konuşmasa ne olur. garajının içinde araba galerisi açmış adamın, telefon faturasına yatıracağı parayı gözünde büyütmesi mantığa aykırıdır bir kere. başka bir oyuncu koysalarmış, daha inandırıcı olurmuş.
"Pop-caz vokalisti, piyanist ve şarkı yazarı. 2000 yılında "montreux jazz festivali"nde aldığı ödülle kendisini tanıtmıştır. New York Timesa göreyeni neslin gelecek vaat eden en iyi vokalist ve piyanistlerindenPeter Cincottinin kariyeri 2000 yılında Montreux Caz Festivalinde kazandığı birincilik ödülü ile uluslararası alanda da parladı. Genç yetenek, henüz 19 yaşındayken tamamladığı ilk albümü On the Moon ile Billboardun caz kategorisinde ikinci sıraya kadar tırmandı. Hem bestelerini hem de sözlerini baştan sona kendi yazdığı ve prodüktörlüğünü Grammy ödüllü ünlü David Fosterın üstlendiği son albümü East of Angel Town, dokuz yaşından beri müzikle haşır neşir olan Cincottinin piyanist ve vokalist olarak eşsiz yeteneğini gözler önüne serdi. 26 yaşındaki karizmatik Amerikalı müzisyen, hayat dolu, enerjik, canlı ve çok katmanlı, baştan çıkarıcı sesinin yanı sıra etkileyici sahne performansıyla da dikkat çekiyor."
14 nisan 2010'da türkiye'de Salon iskv'da sahne alacaktır.
son albümü: East Of Angel Town (temmuz 2009)
1. Always Watching You
2. Angel Town
3. Another Falling Star
4. Be Careful
5. Broken Children
6. Cinderella Beautiful
7. Come Tomorrow
8. December Boys
9. Goodbye Philadelphia
10. Love Is Gone
11. Make It Out Alive
12. Man On A Mission
13. The Country Life
14. U B U
15. Witch's Brew
geçenlerde arkadaşım tarafından şahsıma izletilen bir videodaki kendini aşmış olan baterist. nokia zil seslerini, mario oyununu, william tell müziğini, klasik müzikleri ve bilumum müzikleri baterisiyle harikulade bir şekilde çalan insan. ayrıca o kadar şeyi çalarken yüzündeki gülümseme ve rahat tavırları insanı çıldırtmaya yeter de artar bile. kendisinin çaldığı hiçbir grup yok ve tek başına harikalar yaratıyor gerçekten. *
Yeşim Eyüboğlu, tiyatro eğitimini lise yıllarında Ali Poyrazoğlu Tiyatro Atölyesi'nde aldı. Üniversite eğitimini Kamu Yönetimi alanında yapan Eyüboğlu, 1987 yılında Serhan Sarıkaya ile birlikte Tiyatro Özgün Deneme'yi kurdu. italyan gazeteci yazar Orianna Fallaci'nin Doğmamış Çocuğa Mektup adlı yapıtını oyunlaştırdı. Oyunun başarısı üzerine amatör olarak başlayan bu çalışma, tiyatro topluluğunu profesyonel bir çizgiye getirdi. Edebiyattan sahneye uyarlamalar yaptı.
Sıfır Noktasındaki Kadın (Neval El Saaddavi), Bir Yufka Yürekli (Dostoyevski) ve Virginia Woolf'un hayatından, eserlerinden ve günlüklerinden oluşturduğu "Bir Kadın Bir Oda Bir Söz" Eyüboğlu'nun önemsediği çalışmalarıdır. Tiyatroculuğunun yanı sıra edebiyatçı kimliği ile de tanınan Eyüboğlu, 1998 yılında katıldığı "inkilap Kitabevi Öykü Ödülü"nü "Geleceğini Biliyordum" adlı öykü dosyası ile 102 katılımcı dosya arasından kazandı. Eyüboğlu'nun kitabı aynı yayınevi tarafından basıldı. Fethi Naci, Füsun Akatlı, Doğan Hızlan, Pınar Kür, Tarık Dursun, Hilmi Yavuz ve Dilek Doltaş'tan oluşan jürinin Eyuboğlu'nun öykü dili üzerinde belirttikleri en önemli noktalardan biri, psikolojik hareketlenmelerin anlatımına rahatlıkla ve sıradanlığa kaçmadan girip çıkabilmesindeki başarısı olarak belirtildi.
1999'da çağrıldığı Belgrad Uluslararası Yazarlar Buluşması'nda sunduğu bildiri "Küreselleşen Dünya, Derinleşen Çatlak ve Edebiyatın Zayıflığı" başlığını taşıyordu. Bildiri tam metni Sırpça olarak Belgrad'da gazetelerde yer aldı. Bildiriden ötürü, ispanya'ya Dünya Şairler Buluşması'na davet edildi. ikinci öykü kitabı "Cinnet Misafirleri" Can Yayınları'ndan basıldı.(2002, Haziran, istanbul) "Cinnet Misafirleri" adlı bu eser, Yugoslavya'da yaşanan etnik savaşlara yer verdiği gibi, Nazizim dönemini de bugüne, Türkiye'ye, istanbul'un bir sokağına taşıyordu.
2003 yılında kendi yazdığı ilk oyunu olan "Sır" için Hollanda'ya yönetmenlik yapmak üzere çağrı aldı. "Sır" Flemenkçe'ye çevrildi ve "Rotterdam Dans Akademisi" de dahil olmak üzere Türk-Hollanda ortak yapımı olarak Hollanda'da değişik kentlerde gösterime sunuldu. "Mystery" adlı bu oyun, Anadolu inançları ve azınlık psikolojisi ile ilgilenen bir çalışmadır.
Yeşim Eyüboğlu'nun başlangıçta jestlerin kullanımında yaratmak istediği değişim, giderek 'söz'ün kullanımındaki değişime gitti. Şimdi, Eyüboğlu için söz, tıpkı oyun karakterlerinden biri gibidir. "söz", yalnız olaylardan etkilenen bir kişi değil, aynı zamanda "olay"ın ta kendisidir. Eyüboğlu, şu günlerde kurucusu olduğu Tiyatro Özgün Deneme'de "Öykü-Tiyatro Araştırma Laboratuarı" bölümü için çalışmalar yapıyor.
"Öykü Tiyatro Araştırma Laboratuarı" öykü ile tiyatro sanatının beraberliğini dolaysızca gerçekleştirirken aynı zamanda da üç, beş, on beş dakikalık, kısa öykü kaynaklı kısa gösterilerle değişik yönetmenleri tanıtmak amacının dışında "BiRAZ BAKAR MISINIZ!" spot cümlesi ile tiyatro sanatının son yıllarda azalan seyircisinin dikkatini çekebilmeyi hedefliyor.
Tiyatro ve öykü çalışmaları dışında TRT'de iki yıl süre ile eğitici programlara senaryo yazarlığı yapan Eyüboğlu, hâlen TRT Ankara Radyosu Radyo 1'de Tatil Gündemi adlı programda "Edebiyat ve Edebiyatın Arka Sokakları" adlı bölümü hazırlamakta ve sunmaktadır. Tiyatro ve edebiyat çalışmalarına devam etmekte, düşüncelerini farklı gazete ve dergilerde dile getirmektedir..
Yayımlanmış Eserleri
Geleceğini Biliyordum 1998, istanbul, inkılap Kitabevi
Cinnet Misafirleri 2002, istanbul, Can Yayınları
Yeşim Eyüboğlu'nun tiyatro çalışmaları:
SIR / MYSTERY
OYUN yazarlığı/ Yönetmenlik
Sır adlı oyunu Flemenkçe'ye çevrildi.
"Sır/ Mystery" Hollanda- Türkiye ortak yapım projesi olarak Hollanda'nın değişik kentlerinde gösterime girdi.
"Rotterdam Dans Akademisi, Galip Tiyatro Production" ve "Zuid Plane Theatre" proje ortakları oldu.
Bir Kadın Bir Oda Bir Söz
ingiliz feminist yazar Virginia Woolf'un eserleri, günlükleri, mektuplarından oluşturulan yarı belgesel drama
Oluşturma/Yönetmenlik/Oyunculuk
Sıfır Noktasındaki Kadın
Mısırlı feminist yazar Nevval El Saddavi'nin aynı adlı romanından..
Uyarlama/ Yönetmenlik /Oyunculuk
Bir Yufka Yürekli
Dostoyevski'nin aynı adı kısa romanından..
Uyarlama/Yönetmenlik/Oyunculuk
Doğmamış Çocuğa Mektup
italyan gazeteci yazar Oriana Fallaci'nin aynı adlı romanından esinlenerek..
Uyarlama/ Yönetmenlik/Oyunculuk
tipik görüntü: dışarıda kar yağar. tam camın önüne yerleştirilmiş bir koltukta, üzerine bir battaniye almış, elinde saleple ya dışarıyı seyreden ya da kitap okuyan insan."
hoş ve yaşanması gereken bir an.