t24 den hakan aksay sıla ve ahmet kural üzerinden kadına şiddet hakkındaki güzel bir makale yazmış.
yazısına sadece katılıyorum demiyorum sanki tek ruh gibi ben yazmışım diyorum...
kitapları 2010 yılında 100. yılı doldurduğu için kamu malı haline gelmiş psikanalist.
bunu geçenlerde bir dergide okudum. sonra da kendi kendime demek ki adını bile hiç duymadığım yayın evlerinin freud un kitaplarnı basmalarının nedeni buymuş dedim. telif ücreti kalkmış olmalı, artık beleş...
bugün güzel bir yazı yazmış yazar, nerdeyse yazının tamamına katılıyorum...
biri hariç..
vapurda kızlar gülüyormuş. adamın biri rahatsız olmuş, gülmenizden rahatsız oldum demiş.
genç kızlar şaşkın… bir şey yapmadık güldük demişler.
adam herkesi rahatsız ediyorsunuz diye bağırmış…
orada oturan bir başka adam yo ben rahatsız olmadım demiş...
bu sefer o rahatsız olmadım diyen adamın üzerine yürümüş ipinden boşanmış ipsiz...
bu tip durumlara bende denk geliyorum. eğer burada bahsettiği kızlar şöyle kendi aralarınca hafifçe gülmüşlerse bence sorun yok sorun o aşırı müdahale eden ipsizdedir. ama eğer ortalık o. su ya da saba tümer gibi gülüyorlarsa bence bir sorun vardır. vapur, tren, otobüs gibi toplu ulaşım araçlarında kimisi kitap okuyor, kimisi belki işinden çıkmış yorgun, belki patronuna kızmıştır herkes kendi aleminde. böyle ortamlarda mümkün olduğu başkalarını rahatsız etmeden yolculuk yapılması gerekiyor..
sonuç olarak gülmek güzel bir şey rahatsız olmak yanlıştır çıkarımı yanlıştır. kendisinin de yukarıda onlarca ayılığın, kroluğun altında hep bu bana göre bu yapılan doğru, iyi, güzel anlayışı var… sana göre bir ölçü olamaz sen ayının biri olabilirsin ama farkında olmayabilirsin oysa çevrendekileri iyi izlersen orda doğru davranışın ne olduğunu aklın bozulmamışsa anlayabilirsin…
fatih altaylı sanırım fildişi kuleden yazıyor. muhtemelen milyonluk villada oturuyor ve milyonluk lüks otomobile yolculuk yaptığı için diğer konuların aksine burada zırvalamış. en son ne zaman toplu taşıma yapan bir otobüse ya da vapura binmiş merak ediyorum..
bugünkü yazısının sonunu çok takdir ettim....
anca bu kadar güzel anlatılabilirdi.
hükümetin bu vizyon ile 5 yıl sonra geleği yer 2023 değil 1805 olacaktır..
kant ın felsefesinde bir eylemin yapılmasına karar vermeye yol açan güdü.
büyüklere saygılı olan bir insan.
kimisi onlarda beni sevsin, bana değer versin diye (maksim) büyüklere saygılı olur.
kimisi kendisine ilişlkin bilgisinde bulduğu, varlığının içinde duyumsadığı ahlak yasası için(maksim)
ayhan çitil hoca maksimi dustur diye çeviriyor. pek de kötü bir çeviri değil.
bülent somay ın bir şeyler eksik adlı kitabında bir cümle ile çok iyi anlatılmış kavramdır.
eksik, tanrı elimizden alındığında geriye kalan şeydir.
yani tanrıdır.
tanrı ya inanın ya da inanmayın bu ayrı bir konu ama fallus un nasıl bir şey olduğunu, ne olduğunu anlamak için tanrı yı ya da kavramını kullanmak zorundayız; çünkü başka hiçbir şey fallus un eksiğini dolduramaz. burdaki tanrıyı inanmak şeklinde değilde olmak şeklinde düşününce kendinizi nasıl hissedersiniz!
fallus şudur budur şeklinde yapılan bütün benzetmeler, açıklamalar fallus u asla anlatamaz..
hele hele birilerinin zannettiği gibi penisle doğrudan bir ilgisi yoktur. en yakın kavram belki iktidar, güçtür, günümüzde en güçlü devletin başkanı olmak gibi ama o da fanidir...
fallus u anlamak için önce lacan ın dediği eksik i doğru anlamalıyız. eksik i anladığımız an fallusun anlamı apaçık ortaya çıkıyor.
delegelelerin yüzde ellisi kurultaya gidelim diyor ve bunun altında gizli olarak kemal kılıçdaroğlu seni istemiyoruz, güvenimizi kaybettin, sen bir halt mesajı var. adam çıkmış seçimler geliyor, partinin iyiliği için şimdi kurultaya gitmemiz doğru olmaz diyor. bu nasıl bir kafadır. artık bu saattden sonra parti için iyinin ne olduğuna sen karar veremezsin meşruiyetini kaybettin bundan sonra yapacağın her şey şüphelidir, yetki dışıdır...
pkk en gerici, yobaz, dinci örgütlerden(ışıd) bile daha ahmak, ancak elinde silah olmayan masum insanlara gücü yeten gerçekte katil ve tecavüzcülerden oluşan bir terör çetesidir. pkk hâla 1917 yılında lenin in izlediği yıldırma, korkutma, sindirme yöntemleriyle devleti değiştireceğini ya da ciddi zarar vereceğini filan zannediyor. oysa bilmiyor ki türk devleti bu saldırılarla kendisini teröre karşı geliştirdi, değişti, çelikleşti. şimdi değil pkk köpekliğini yaptığı abd ile birlikte gelse bile uluslararası dengeler itibariyle yine kazanma şansı yok.
bu çete dün yüksekova da bir bebeği ve annesini öldürdü. o aracın içinde asker olsa bile yine de bu şekilde suikast yapılmamalıydı. askerle savaşmak istiyorsan gider dağda savaşır orda geberirsin. önceden aklıma 1990 larda derin devletin kürt halkına yaptıkları gelince bende devlete karşı büyük bir nefret oluşurdu. işte son yıllarda bu nefreti pkk için besliyorum.
bir taraftan mevlana dan örnek verip diğer taraftan kin, öfke, nefret, kabalık, ayılık, hoşgörüsüzlük.
işte kılıçdaroğlu bu... her şey gibi mevlana nın özünü de anlamamış.
bu adam cumhurbaşkanı adayı olsaydı kesinlikle oy vermezdim, m.ince olunca oy verdik.
son bir not.
kılıçdaroğlu erdoğanla savaşırken kendisinin asıl muhatabının halk olduğunu unutuyor...
siyah türklerin nasıl iktidar olduklarını ve hala iktidar kaldıklarını bilseydi öfke duymaz, af dilerdi..
oyların % 93 sayılmış bir mucize olmazsa maalasef cumhurbaşkanlığı seçimini kaybettik. erdoğan kazandı kendilerini tebrik ediyorum..
muharrem inceye ve millet ittifakına oy veren birisi olarak bugün chp nin yaptığı bir çok açıklamadan rahatsız olduğumu da belirtiyim. muharrem incenin başta ysk nın önüne giderek ysk daha hiçbir şey olmadan tehdit etmesi çok iğrençti. seçimi nerdeyse bütün kanallardan izledim. halk tv baştan beri aa ve ysk arasındaki farka takıldı. aa seçimlerinin % 80 ini açıklarken ysk da % 30 mu neymiş bu nasıl oluyormuş... bu nasıl bir kanal nasıl bir kafa hiçbir şey bilmiyorsanız gidin cem tv yi izleyin, cem tv sistemi çok iyi anlamış... aa seçim sandıklarına görevli koymuş bunlardan gelen kendi verilerini kullanıyor ysk ise kendi sistemini bu kadar basit ... başta erdoğan niye % 60 la başlamış.. niye olacak aa nın sandık görevine chp liller, hdp liler gitmezse oraya akp liler gider onlar da önce akp nin kazandığı yerleri aa ya gönderirler bu kadar basit. bir dahaki seçime sizde (ya da bizde) aa ya sandık görevlisi gönderelimde önce bizim yüksek oyları gönderecekleri için önce biz % 60 başlar sonra % 30 a düşerdik ne değişecekse...
yalan, dolan, alavere dalavere, manipulasyon diye bağırıp onu bunu suçlamayın, resmi sonuçlar açıklanınca mahkemelere itiraz edebilirsiniz. böyle onu bunu suçlamak bence başarısızlığı sindirememek, kendi sorumluluğunu kabul edememektir. gerçekten başarılı olmak istiyorsanız önce gerçekliği iyi değerlendirmeyi öğrenin, bunu öğrenemezseniz hayal dünyasında yaşarsınız....
chp li bir fanatik kadar değil tabiki ama sonuçların böyle çıkmasına gerçekten üzüldüm...
bir adam yerde su bulmak için kuyu kazıyor. kuyu kazarken hazine buluyor.
işte burdaki hazine bulma ilinekseldir. aristotales metafizik kitabında ilineksel e bu örneği veriyor.
metafizik kitabının delta bölümünde sanırım ilineksel kavramının çeşitli anlamlarınıda anlatıyordu.
delta: kitap içinde sözlük gibi bir bölüm...
insanın zihinsel dünyasını diğer canlılardan ayıran boyutudur.
kelimeler ve kavramlarla ifade edilebilen üst düzey zihinsel işlevlerdir, diğer hayvanlarda bulunmaz.
bir şizofrenin toplumsal bilinç, farkındalık oluşturmak için sözde şizofreniyi, madde bağımlılığını konu edinmiş filmi.
şizofreni gibi ruhsal hastalıklar özünde kişiliğin parçalanması, bölünmesi nedeniyle hastanın zamanı, mekanı ve toplumsal gerçekliğide bölünmüş, parçalanmış olarak algılaması ve hissetmesidir. böyle bir insan şizofreni filminin senaryosunu yazamaz, eğer şizofren böyle bir filmi yazabilecek kadar zamanı, mekanı, gerçekliği doğru şekilde ayrıştırıp bütünleştirebiliyorsa bu kişi zaten şizofren değildir.
işte bu film şu ya da bu oranda halen şizofren olan bir insan tarafından yazılmış ve filmin diğer işleride çok amatör bir ekip tarafından yapıldığı için yarım saat olmadan kapatma istediği uyandıran kopuk, alakasız saçma sapan bir film ortaya çıkmış.
bu filmden şizofreni ve madde bağımlılığıyla ilgili bir şeyler öğrenmek istiyorsanız filmde sahnelere, diyaloğlara bakarak bir şeyler öğrenmeye, anlamaya çalışmayın anlayamazsınız; ünkü ortada bütün bir film yok. fakat öğrenebileceğiniz bir yer var. bu da filmin tamamını bir şizofrenin zihni olarak kabul etmek. filme bu şekilde bakılınca şizofrenin zihninin parçalanmışlığı, bölünmüşlüğü fimde net olarak görülüyor.
antidepresan +18 filmi yotube dan izlenebilir, sanırım telif hakkı filan yok herkesi açık gibi..
kendi kararını kendisinden dinlerken kendisini çatı aday yapmamakla özel olarak benimde kendimi içinde hissettiğim sol kesimin ve bütün türkiyenin çok büyük fırsatı kaçırdığını ya da riske attığı düşündüğüm kişidir.
türkiye de uzlaşma kültürü gerçekten çok zayıf. sol kesim, bir taraftan bizim çatı adayımız tamamen bizim gibi, bizden olmalı diyor ama tarihe baktıklarında nerdeyse tek başına hiç iktidara gelememişler. bu seçimde umarım türkiye karanlık dönemden çıkarak ışığa kavuşur ama türkiye seçmeninin yapısı düşünüldüğünde bu ihtimalin çok da güçlü olmadığı, mevcut koşullarda en fazla zorlama ile sonucun belki 50 50 olacağı şeklinde. yani başta yazdığım gibi bu bir risktir, ışığın gelmesini bir 5 yıl daha öteleyebilir; oysa gül gibi bir aday sol kesimden çatı aday olarak çıkarılsabilseydi önceden iktidara, mhp ye oy veripte bunlardan rahatsız olan insanlarda gül ün kişiliğinden, siyasi duruşundan dolayı gül e oy verebilir ve kazanma nerdeyse garanti gibi olurdu. enteresan olan hdp nin bile gül ün çatı adaylığına belli belirsiz bir ışık yakmasına rağmen chp nin bunu tamamen dışlaması oldu. seçimleri akıllı insanlar kazanır kendini büyük, önemli zanneden hezeyan sahipleri değil.