özellikle tv haberlerinde haberi kısaca tanımlayan alt kısımda bulunan yazı. iki satırdan oluşur. üstteki satır daha kısadır ama daha vurucu olması gerektiği düşünülür. alt satırda ise haberin içeriğindeki önemli bir kısımdan bahsedilir. günümüzden haber kanalları genellikle bir haber için birden fazla, değişen kj kullanmaktadır.
caftan (afrika) 5 takım geldi: cezayir, kamerun,gana,fildişi sahilleri,nijerya`.
kamerun, fildişi sah ve gana elendi, nijerya bir üst tura bosna hersek sayesinde çıktı. Cezayir son tur atan ülke oldu.
uefa (he işte avrupa) 13 takım gönderdi kupaya. şimdi saymayalım hangi takımlar olduğunu ama 7si elendi, 6sı çıktı. portekizve rusya son elenenler oldu.
Her takım en az 1 gol attı. Belçika ve kosta rika 4 gol atıp 1 gol yiyerek grup lideri oldular. En çok golü Hollanda (10) atarken, Belçika, kosta rika ve Meksika 3 maç sonunda sadece 1 gol yedi. Avustralya ve kamerunsa 9ar yol yiyerek gole doydular. En çok gol (22) Hollanda ve şilinin çıktığı b grubunda atıldı. En az gol (12) ise d grubundaydı.
dizi giderek kitabın dışına çıkarak çeşitlemeler yapmaya başladı. büyük olaylar değişmezken, bu olaylara giden yollar değişti. bu da kitabın çok geniş bir konu ve karakter dağarcığına sahip olmasından ileri geliyor olabilir; diyeceğim eleştirilecek bir yanı yok benim açımdan.
ama robin arryn karakterinin geçirdiği salakça değişim pek hoş olmamış. kitapta da dizide de embesil ve ağlak olan bu çocuğun 4x05'de "pitır amca, pitır amca" diyerek baelish'e koşup sarılması hiç de doğru olmamış. biz daha önceki bölümlerde de gördüğümüz burnu sümüklü, anasının kucağından inmeyen ve "cüceyi uçuralım" diyen annenin aşırı ilgisi sonucu insanlıktan çıkmış ergeni görmek istedik.
gustave flaubert'in 25 senede yazıp 1869'da yayınladığı başyapıtı. 1848 ihtilalleri dönemi fransa'sını ve ihtilalin öncesini arka plana alarak oluşturulmuş bir imkansız aşk hikayesidir. ihtilal, direniş, barikatlar ve gerçek aşk peşinde genç bir adam.
"bazı durumlar vardır, hiç de zalim olmayan bir insanoğlu, öbür insanlardan öylesine ayrılmış kopmuştur ki insan soyunun yok edilişini tek kılı bile oynamadan seyreder."
güzel ülkemde bazı sorunların neden hâlâ çözülemediğinin emarelerinden olan başlık.
bir ölümün, bir sorunun esas sebeplerini göremeden, nefretle suçlayarak sadece başka ölümlere davetiye çıkarırsınız. ortada gitmiş gencecik bir can ve muhtemelen batmış bir başka genç hayat var.
bir takım taraftarını katil olmakla suçlamak her gün oturup konuştuğun, çay-kahve içtiğin, yaşamından pek çok şeyi paylaştığın 'o takım'ı tutan dostunu da suçlamaktır. kısacası riyakarlıktır. riya yok diyorsanız, klavyenin başına geçince kendinizi kaybedip saçmalıyorsunuz derim sadece.
mayın kullanımını, stoklanmasını ve üretimini yasaklayan, imhası konusunda çalışmaları içeren sözleşmedir. çalışmalara 1997'de başlanmış ve 1 mart 1999'da yürürlüğe girmiştir. türkiye'nin de içlerinde bulunduğu 161 ülke tarafından imzalanmıştır.
haziran 2012'de yayınlanan, esad rejimine karşı mücadele veren özgür suriye ordusu, suriye devlet başkanı beşşar esad ve muhaliflerin uzlaşısına dayalı bir geçiş hükümetinin oluşturulmasını öngören cenevre'de yapılmış uluslararası toplantı ve bildirinin adı.
aradan 1 yıla yakın süre geçmiş olmasına rağmen iç savaşın tarafları, bu mutabakata yanaşmamışlardır.
yakın zamanda katılan yarışmacıların pek çoğunun koç, sabancı, boğaziçi ve itü gibi elit üniversitelerden olduğunu gördüğümüz programdır. ya da köylü teyze-amca gibi yarışmada başarılı olamayacağı düşünülen kişileri çağırıyorlar. bir orta yeri yok. ne marmara'dan ne celal bayar'dan ne de onsekiz mart'tan kimseyi göremiyoruz.
ulan başvuranların hepsi de bu elitistlerden mi? benim anadolu üniversitelerinden mezun olan ya da öğrencisi olan vatandaşlarım başvurmuyor mu?
ya ilginç bir hikayen olsun ya da über bi okuldan mezun ol, harvard'da yüksek lisans yap, peeh!
edit not: al tanıtımında da gördük bilkent'ten mezunu, ulan bir gün biri de çıksın "erzincan üniversitesi'nde okuyorum, beşinci senem, seneye inşallah mezun olcam kenan bey" desin dişimi kırcam.
edit not 2: ya unutmuşum, ilkokul mezununu çıkarıyorsunuz marjinal yarışmacı kadrosundan, bir gün de lise mezunu birini çıkarın. lise mezunu tabii, hiçbir ilginçliği yok mnkym!
bir veya birden fazla alanda etkin olan abi/abla kardeşli ya da ikiz kardeşli oluşumlara denir. bunların ebeveyninin o alandaki etkinliğinden feyz alarak, kardeş kardeş ilerlerler. aklıma gelen ilk örnek:
en iyi film, en iyi yönetmen, en iyi uyarlama senaryo, en iyi görsel efekt gibi kulvarlarda büyük bir adaydır. en iyi kaplan özel ödülü de verirlerse olur.
sinemada izlerken, ara verildiğinde arka sıramızda oturan gençlerden biri "fransız devrimi mi olm bu" derken, yan sıramdaki hatun "ay bu bane kominist mi yaa" diyerek filmle ilgili derin düşüncelerimi daha da derinleştirdi.
akif beki'nin 19 mayıs 2012 tarihli "el öpen bir rektörün farkı" adlı yazısının temel öznesi. el öpen rektör cemil çelik, eli öpülense mahmut çalık.
yazar buradaki el öpme ritüelini bir değişim, demokratikleşme, zihnıyet değişimi olarak görmüş. kim bilir, belki de kimileri bunu bağışlarla içini rahatlatan sermayedara biat olarak da görebilir. birileri de kültürümüzde el öpme vardır, bu da normaldir de diyebilir.
karmaşık bir ülkede yaşadığımızın göstergesidir el öpen rektör.
zülfü livaneli konuğudur şu anda. az önce "lord byron'ın bir şiiri var 'herkes öldürür sevdiğini'" diyerek bilmeden de olsa oscar wilde'ı anmış kişi. livaneli de karşısında edebiyat parçalıyor, sirano de bercarak da siyavuşgil de po da vs...
ilki bush'la clinton'ı birbirine karıştırıyor. ikincisi clinton'da, kahn'da yaptıklarının yanlış olduğunu söyleyip kamuoyundan özür dilediler. daha bilgiçlik taslayıp verdiği örneklerin doğruluğundan habersiz.
konuşması oldukça kötü ve kendini aklamaktan oldukça uzaktı. ben böyle bir şey yapmadım demiyor ama medyayı kendisini yargılamakla suçluyor. bu, suçunu kabul etmenin başka bir yolu. "benim bir ailem var, yanımda 1500 kişi ekmek yiyor" diyerek eğer bu suçlamalar doğrulanırsa ailesini kaybedeceğini, işini kaybedeceğini -ki bu da yanımda çalışanların işini kaybetmesi demek oluyor- ima ediyor. alttan alta bir duygu sömürüsü ve tehdit barındıran cümleler.
magazinleşmiş bir haberi izledikten sonra bunun ben de uyandırdığı, bu adamın suçlu olduğu ama pişkince "hadi bunun üstünü kapayalım" mesajları verdiğiydi. örnek verdiği kişilerin hayatını daha dikkatli inceleyip sonunda itiraflarda bulunup özür dilemesi, gerekiyorsa ceza çekebilmesi temennimdir.