güzeldir. uzun saçlı da güzeldir. mesela şurada ikisi de uzun saçlı. kısa saçlı olsalar nasıl olurdu diye merak ediyorum kadınları. mesela şu videodakileri: https://m.youtube.com/wat...PML4&feature=youtu.be
güzeldir. uzun saçlı da güzeldir. mesela şurada ikisi de uzun saçlı. kısa saçlı olsalar nasıl olurdu diye merak ediyorum kadınları. mesela şu videodakileri: https://m.youtube.com/wat...PML4&feature=youtu.be
anlatsam roman olur diyenlerin mekanı. belki de çok abartmamak lazım. birbirimize bile pek anlatmıyoruz. anlattığımızı sanıyoruz. gidip bir anlatmak, sonra da yazmak güzel olurdu.
bir tür zorunluluk şeysi bu da. ben sana şunu yaptım sen de bunu yap gibi. ayıp olacak başlıklı şeyler zaten hep bir sıkıcı. kim neyi istiyorsa onu takip etsin. ayıp yok.
ne zaman ki bu durumun üstünden gelinir, o vakit çocuk üremesi de durur, şiddet de şekil değiştirir, gülen yüzlü insanların sayısı artar. yoksa tersi mi lan? bu bir tespit. ne kadar doğru bilinmez. hayata bir bakmak lazım.
--spoiler--
“Gülüm” deyince pembeleşti yanaklarım.
Travmadan konuşuyoruz. Onunki “dağlı” travma; benimkiler iki kişilik…
Hem ne derim? Kime ne anlatacağım? Çok yaralı...
Ben PeKaKa diyorum; o PeKeKe...
“Geç kalıyorum” diye acele edince diyor ki, “Geç kalmazsın gülüm, gerekirse uçakla bile götürür yetiştiririm seni ben...”
Lise arkadaşımı ziyarete gidiyorum Tunceli’ye... 2013...
Sonra işte... Dersim’den döndüğümde bulduğum istanbul, tuhaf görünür hâlâ gözüme... *
- On altı yaşındaki kızın dağa çıkmasındaki motivasyon ne olabilir?
- ...
- Evde hiçleştirilmiş kadın, dağa çıkıp gerillalara komutan oluyor; inanamazsın burada olanlara...
- ...
- Arkamıza bakarak giderdik üniversiteye. Öyle... Bugün kimi içeri alacaklar diye espri yapardık.
- ...
- Fırat vardı. Bir gün duyduk dağa çıkmış. Ona gül atamazsın incinir diye, kurşun nasıl atacaksın?
- …
- Haberi geldi…
- …
- Bir tane de genç asker var.
- …
- Gerilla vuracak onu. O kadar küçükmüş ki yaşı…
- ...
- Büzüşmüş ve havaya ateş ediyormuş korkudan... Arkasına bakamadan, elleri boynuna doğru çapraşık…
- ...
- Beritan, Kayıp Özgürlük, Bahoz… Sen izledin mi bunları?
- ...
- Duymadın mı? Nasıl duymazsın?
- ...
- Yalnız Bahoz’u çarpıtmışlar. Onu da not al ha!
- ...
- Mındit, 38 Belgeseli… Onları da mı izlemedin?
- ...
- Yahu sen ne izledin?
- ...
- Ozan Delila, Ozan Serhat bilir misin?
- ...
- Ah be gülüm, bilir misin ki benim ailem Kemalist, ben PKK’yi yirmi yaşında öğrendim.
- ...
- General’i izledin mi?
- ...
- Tek kaynaktan beslenmişsin be gülüm... Sarhoş Atlar Zamanı?
- ...
- ideolojik darp uygulayacağım ha! Döveceğim seni...
- ...
- Etme şiiri?
- ...
- “Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun, etme
Başka bir yar başka bir dosta meylediyorsun, etme”
- ...
- On kişiyiz ailede çocuk. Hepimiz üniversite okumuşuz. Eskiden Türkiye birincisi çıkardı. Şimdi öyle değil. iki çocuklu aileler var ama başarı yok.
- ...
- Okumuyor; çünkü kırsala gidecek.
- ...
- Oy kullanıyor musun?
- ...
- Benim BDP. Sen?
- …
- Sakın CHP deme bana. ÖDP falandır senin…
- ...
- Ha?
- ...
- CHP değil mi?
- ...
- ?!**
_____________________________________
* Dersim’de gördüklerim, okuduklarım, bana dokunanlar... Buralardan kalkıp giden hallerim... Ne kadar eğip bükebildiysem... Yazdım, tam yüz sayfa olmuş... Bazı cümlelerdir bunlar, oralardan aldığım, buralarda -ne kadar olabilirse o kadar- kullandığım...
** https://www.youtube.com/watch?v=K7zt8QNSYVw
--spoiler--
doktorasını bitirse de oyunculuğa geri dönse dediğim bilge güzellik, tam o sırada caza başlamasın mı? kendi halinde, 2 gram müzik, 3 yudum şarapla yazıp çizdikleri ile, sakin görüntüsü altında bir kaplan beslemesiyle, aynı anda taşıdığı üç çantasıyla, eve günlerce uğrayamadan çalışmasıyla meşhur bir sanat emekçisi. hiç yaşlanmayacak olanlardan. lisede satranç şampiyonuymuş, çok acayip lan. http://t24.com.tr/yazarla...-salyangoz-satanlar,14480
kitap ve yorum sitesinde bahsi geçen kitap. ben en çok sevgilisinin başka bir adamdan hamile kalmasından etkilendim, öyle bir gup gup amca'dan yani.
--spoiler--
Kitap adı olarak baktığımızda pembe dizi başlangıcı gibi değil mi? Aslında durum tam olarak öyle değil. Daha sert bir durum söz konusu. ilişkiler. Ama bu ilişkiler bildiğiniz tarzda ilişkiler değil. Nasıl ilişkiler peki? Anormal yani normal olmayan normalden uzak ilişkiler. Peki buna neye göre karar veriyoruz? Yani hangi ilişkinin normal hangisinin anormal olduğuna? Toplumsal değer yargıları, ahlak kuralları, örf ve adetler, sevgi, saygı aşk vs. gibi etkenlerle şekillendiriyoruz. Ya tüm bu değerlerimiz doğru değilse? Doğru bildiğimiz bir çok yanlış gibi onlarda yanlışsa? Mutlu olmak için yeterli değilseler? Huzurlu ve güzel bir yaşam, bu değer yargılarımız ile şekillenmiyorsa? Adam Phillips’in Tekeşlilik kitabından sonra üstüne bir de Hande Çayır’ı okuyunca bu konuda büyük bir sorun olduğunu ve işin kötüsü bu sorunun çözülmesi imkansız bir sorun daha olduğunu gördüğümü söylemeliyim.
Hande Çayır, kitabında röportaj şeklinde ilerlemiş. Çarpık olarak adlandırılan ilişkiler yaşayan insanlarla konuşmuş ve onlarla soru cevap şeklinde ilerlemiş. Aldatan eşler, cinsel fantezileri olanlar, farklı şeyler denemeyi sevenler bu kitapta. Tabi bütünüyle açık bir anlatım söz konusu değil. Hafif üstü kapalı hafif açık ilerlemiş bir anlatım. Tabi isim verilmiyor. Verilse bile sadece ilk adı kullanılmış. Hikayeler gerçek hikayeler. En azından yazarımız öyle diyor. Zaten gerçek olmaması gibi bir durum yok. Hepimizin duyduğu, karşılaştığı hikayeler. Tek farkı bunu açık dille anlatan bir kitabın olması. Genelde ayıptır bunlar tabudur ve anlatılmaz. Yapan kişiler ayıplanır ve dışlanır. Ama insan kendi içinde kendisini o kişinin yerine koyar ve o hazzı yaşar. Fakat dilinde ayıplar. Kendi içinde ise yapmak ister. Belki de yapar. Belki o da yaşıyordur bu çarpıklığı ama söylemez. Statüsüne saklanır, ahlak değerlerine saklanır, savunduğu dine saklanır, illa bir saklanacak yer bulur. Zaten değil midir en iyi saklambaç, her oyuncunun yakalanmadığı saklambaç…
Düşünsenize sürekli olarak analar kutsaldır diyen, anayı bacıyı karıştırma diyen bir toplumda yaşıyoruz, ama bir kadın geçerken tabiri caiz ise öküz gibi bakan insanlarla yaşıyoruz. Hatta çoğu zaman bakmakla yetinmiyor, çok daha berbat ve korkunç şeyler yapılıyor. Tüm bunlara rağmen hala cinsellik bastırılıyor. Yeri geliyor namus oluyor, yeri geliyor günah oluyor, yeri geliyor ahlaksızlık oluyor, yeri geliyor tabu oluyor bir şekilde o yeri geliyor. Bazı zaman ise allah rahmet eylesin oluyor. O bazı zamanlarda yüreği yananlara ne oluyor bilmiyoruz bilemiyoruz. Tüm bunlara rağmen hala aynı tas aynı hamam yaşıyoruz. Et üzerinden namuslu, lafta erkek, dışarıdan mükemmel insan, kağıt üzerinde edepli eş. Herşey, göstermelik gerçeklerin içinde itina ile hazırladığımız yalanlarımızdan ibaret…
Hande Çayır’ı tebrik etmek gerek. Ülkemizde böyle bir kitap yazıp, yayınlamak zor bir iş. insanların tepkisinin bir sınırı yok biliyorsunuz. Onlara göre yanlış olan her ne ise yok edilmelidir. Ne Zaman Boşanacaksın Da Evleneceğiz’e de, aynı önyargı ile yaklaşabilirler. Her ne kadar kitap bana hitap etmese de, olması gereken bir boşluğu doldurduğunu düşünüyorum. Herkesin her gün yaptığı, ama konuşulması ahlaksızlık olarak değerlendirildiği bir çok şeyin açıkça anlatılması bence doğru bir hareket. Düşünsenize doğru giden o kadar az evlilik varken, birbirini aldatmayan insan sayısı bu kadar azken hala insanların aşktan, sevgiden, evliliğin kutsallığından bahsetmesi sizce de çok komik değil mi? Tekeşlilik zaten yok. Sadece bizler varmış gibi yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz. Alın size modern toplumun bir sorunu daha. Çözülür mü? Kesinlikle hayır. Çok fazla yalanla birlikte yaşıyoruz, yaşatılıyoruz…
Tüm bunları düşündürmesi bile yeterli diyer düşünüyorum ve öncesinde ya da sonrasında Adam Phillips’in Tekeşlilik kitabını okumanızı tavsiye ediyorum.
--spoiler--