Takıntılar bazen psikolojik tedaviye kadar götürebiliyor. Takıntılarınızı bazen siz bile farkedemiyorsunuz. sürekli yaptığınız için size artık olağan geliyor.
(bkz: OBSESiF KOMPULSiF BOZUKLUK) (Takıntı Hastalığı)
kendimden bir iki örnek vereyim;
Yemek yerken elime veya vücudumun herhangi bir yerine yağ bulaşırsa delircekmişim hissine kapılıyorum. bulunduğum yerde en yakın lavabo yada elimi temizleyebileceğim bir yer arıyorum. o yağı temizlemediğim zaman vicdan azabına yakın bir his oluyor...
Mouse ile oynanan oyunlarda nesnelere üç kere tıklamassam, başarısız olucağım hissine kapılıyorum.
FACEbooku uzun süre dondurmadan kalırsam bir daha hiç kapatamayacağım hissine kapılıyorum. her hafta 1-2 kere 1 gün donacak şekilde düzenli olarak dondurup açıyorum.
merdiven korkuluklarına mutlaka tutunurum. tutunmazsam düşebileceğim hissine kapılıyorum. 1 ay önce gittiğim bir restorantın 3. katına çıkarken, bu takıntı yüzünden merdiven korkuluğunda bulunan sümük başparmağımın perdesine yapıştı. adamın biri peçete olarak kullanmış korkuluğu... elimi falan yıkadım. siparişim gelince o görüntü aklımdan çıkmadı, yemeğim burnumdan geldi resmen...
karşıdan karşıya geçerken; yol boş olduğu halde, 1 kilometre ilerde bir araba olsun, onun da geçmesini beklerim. insanlar gelip geçer ben mal gibi o arabanın da geçmesini beklerim. ege üniversitesinin kampüsünde 2 yolun birleştiği bir yolda tek ışık var. orda yarım saat karşıya geçemediğimi biliyorum.
arabaya bindiğim zaman mutlaka kenar köşe bir yer kaparım. tepede tutunmalık varsa ona tutunurum, eğer yoksa dirsek bölgesinde bulunan kül taplası, çöp v.s. gibi şeyler için yapılmış olan boşluklara parnağımı sokmak suretiyle tutunarak destek alırım. o da yoksa camı açmaya yarayan zımbırtıya tutunurum.
Geçen gün avea diye bağıran bir kedi dikkati mi çekti... bazen çocuk çığlığı ya da bebnek ağlamasına benzer sesler de çıkartabiliyorlar işte o zaman çok tırsıyorum...
(bkz: Erich von daniken) isimli yazarın kitabı. ÖZELLiKLE kutsal kitapların konularının işlediği bölüm hayli kafa karıştırıcıdır. sebepler dairesinde yaratılışı bilmeyen ya da dinsel düşünme yetisine sahip olmayan körpe beyinleri sapıttırabilecek derecede ikna edicidir. (bkz: Tanrıların arabaları) kitabı yazarın okunası başka bir eseridir.
Hükümetin komşu ülkelerle sıfır sorun ideolojisinde oluşan çatlaklar ve bu çatlakların bazı dengeleri alt üst etmesine sebebiyet veren çıkmazlardır.
Bildiğimiz üzere son günlerde artan şehit sayılarından dolayı hepimiz kan ağlıyoruz. Kimisi sorunu meclise, hükümete indirgeyebiliyor, kimisi TSK nın ihmalkarlığı ile suçu savunma kurumlarına atmaya çalışıyor. Kimisi şehit kanı üzerinden siyaset yapmaya çalışıyor. Kısacası herkes ayrı telden çalıyor.
Hükümetin uyguladığı komşularla sıfır sorun politikasının zarar görmesi ve bunun etkileri olarak pkk nın bu ülkeler tarafından desteklenmesi sorunsalı.
Dış politikada restleşlemelerin sonucu gerilen lişkilerde çözüm arayışları bulunmalı.
1.Pkk da şahin grubu dediğimiz grubun ideolojisi nedir?
Şahin grubu abdullah öcalandan emir almayan bir grup, dolayısıyla abdullah öcalanı ekarte edip örgütte tek baş olmaya çalışıyorlar. Amaçları Türk-Kürt savaşı dedikleri iç savaşı bir an önce çıkartıp, Ortadoğu ve Kuzey Afrika benzeri bir iç savaşı ülkemize getirtebilmek... Peki stratejik olarak nasıl adım atıyorlar;
1.aşama Türkiyede sıkışıp kalmış örgüt elemanlarını askeri lugatta yarma operasyonları denilen bir taktikle sınır dışına çıkartmaya çalışıyorlar. Belli bir sayıları karakollara intihar saldırıları yaparken diğerleri için yol açıyorlar.
2.aşama şehit sayılarını arttırıp halkı kan ağlatırken, halkın tepkisini maksimum dereceye getirtip halkı sokağa döktürtmek. Milyonlarca insanın ayaklanmasını sağlamak. Türkiye ve dünyada sık kullanılan Sosyal medya araçlarını kullanarak amaçlarına ulaşmaya çalışıyorlar. Türkiyenin en ünlü hacker gruplarından Ayyıldız team, pkk nın fake şehit sayfaları açıp insanları sokağa dökmeye teşfik ettiği iddiasında bulundu ve internet kullanıcılarını uyardı.
3.aşama Batıda bulunan terör örgütü elemanları KCK yapılanması ile kürt işyerlerine, kürt ailelere suikast yapıp, bu katliamları doğudaki, özellikle diyarbakırdaki gençlere ve kürtlere; batı bölgelerindeki türkler kürtleri katlediyor imajı ile sunacak. diyarbakırda tahrir meydanına benzer bir meydan oluşturmaya çalışacak.
4. aşama KCK ile söylentileri ve katliamlarını yayıp iç savaşı tetiklemek. 1.aşama ile sınır dışına kaçırdıkları örgüt elemanlarını esad yönetimi, israil ve iran desteği ile güçlendirip, bu ülkelerin desteği ile olası bir iç savaşta cephanelik ağır silahlar ile donatmak için hazırlıklara yollamak. kuzey afrika ülkelerinden meydana gelen iç savaşlarda o kadar çok cephanelik çalındı ki şuan örgütün cephaneliği ve silahları bir iç savaşa yetecek durumda.
5.aşama türk-kürt iç savaşını çıkartmaya çalışmak...
peki bu adımlar niye gerçekleşmiyor derseniz; KCK ya yapılan operasyonlar ile KCK şehir yapılanmalarının yöneticileri, örgüt elemanlarının çoğu yakalanmış durumda. Polis in ve Jandarmanın desteği ile yürütülen operasyonlar sayesinde şahin grubunun 3. aşaması engellenmiş durumda. dolayısıyla şahin grubunun büyük bir çıkmaza girdiği aşikar. örgüt biterken ölümüne saldırılarda bulunacaklar. çünkü abdullah öcalana baş kaldırdıkları için başarısız olma gibi bir şansları bulunmuyor. geri dönüşleri yok. geri dönseler bile apo ya bağlı gruplar tarafından öldürülecekler.
şahin grubu yavaş yavaş etkisiz hale gelirken, dikkat edilmesi gereken grup pkk nın Suriye kolu olan grup, ve iran tarafından desteklenen murat karayılanın grubu...
2.esad ve yönetiminin pkk ya verdiği destek ve bunun etkileri nedir?
Türkiye nin artık Esad rejimini istemediği ve tüm dünyaya duyurmasınıın ardından Esad grubunun pkk ya tam teşekkül destek verdiği, özellikle pkk nın Suriye uyruklu esad rejimini savunan yaklaşık 1100-1200 kişilik grubun türkiyeye sızıp terör saldırılarında bulunduğu biliniyor.
3.israil-türkiye geriliminin oluşturduğu zıtlaşmanın pkk ya etkisi nedir?
israilin pkk yı desteklediğini herkes biliyor. Heron yada benzeri insansız uçakların pkk tarafından karakol saldırılarında kullanıldığını Fatih altaylı ile Dağlıca komutanı Onur dirik in söyleşisinde kan donduran ifadelerle anlatılıyor.
4.Natonun füze kalkanlarının Türkiye'ye dikilecek olmasının etkileri nedir?
murat karayılan ın iran tarafından yakalanıp bir takım anlaşmalar sonucu serbest bırakıldığını biliyoruz. iran murat karayılan ve grubunu, nato nun füze kalkanı projesine misilleme olarak kullanılacağı tahmin edilebiliyor. iran koz olarak örgütten bir takım güvenceler almış durumda. Zamanı gelince bunları türkiye için masaya koyacak.
5.Kıbrıs rum kesiminin israil-yunanistan-abd desteği ile akdenizdeki doğalgaz arama seferberliğinin etkileri nelerdir?
Henüz tam etkileri bilinemiyor.Ancak bilinen en eski yahudi yeraltı grubu illüminati grubunun sitesinin geri sayıma başlaması aklımıma kötü seneryolar getiriyor.
...
Dış siyasette komşu ülkelerle sıfır sorun politikasının çıkmaza girdiği bir gerçek. israil, Türkiyenin de kendisi gibi içe kapanmasını istiyor. Burada Hükümete ve muhalefet partilerine burada çok iş düşüyor.
PKK nn bitirilmesi için bazı adımların gerçekleştirilmesi gerekiyor;
1.Komuta kademe sorunu çözülmeli. Doğuda görev yapan bir çok askeriin beyanında; önümüzden geçen silahlı teröristler üst rütbelerden vur emri geç geldiği için yada vur emrini bekleyene kadar önlerinden geçip gittiğini anlattığını biliyoruz.
2.Eline silahı yeni almış acemi erlerin doğuda özellikle sınır bölgesinde görev yapması saçmalığına bir son verip, yertişmiş özel eğitimli askerlerin sınır bölgelerinde konuşlandırılması...
Jandarmanın içişlerine bağlanması gerekliliği ve polisin yetişmiş özel eğitimli askerlerinin pkk için bölgede görev yapması...
3.TSK nın bölgede stratejik desteğini kusursuz ve seri gerçekleştirmesi, askeri bürokrasinin minimalize edilmesi...
4.Meclisin yürüttüğü kademeli geçiş artık yapılmalı,
kısaca açıklamak gerekirse;
iç güvenlikte sivil dönem başlıyor;
- iç güvenlik tamamen içişleri Bakanlığı’nın denetiminde ve çatısı altındaki birimler eliyle yürütülecek.
- içişleri Bakanlığı Emniyet ve Jandarma’yı organize ve uyumlu hareket eden bir yapıya büründürecek.
- Terörle Mücadelede Polis Özel Harekat Timleri’yle (PÖH) birlikte Jandarma Özel Harekat (JÖH) kullanılacak.
- Böylece özel yetiştirilmiş PÖH’ler, bugüne kadar mücadelenin içinde bulunan JÖH’lerin tecrübesiyle birleştirilerek etkinlik artırılacak.
- Kara Kuvvetleri’nin belirleyiciliği nedeniyle yeterince etkin kullanılmayan JÖH’lerden de maksimum düzeyde verim alınacak.
- Jandarma bütün yapılarıyla içişleri Bakanlığı’na bağlanacak.
- 8 Sınır Güvenliği, Avrupa Birliği perspektifinde sivil bir yapıya kavuşturularak ve Genel Müdürlük seviyesinde, Sınır Güvenliği Genel Müdürlüğü kapsamında ele alınacak.
Sınır karakolları da kalkıyor;
- Kaçakçılarla mücadele döneminden kalan karakol sistemi kademeli olarak kaldırılacak.
- Sınırdan sızmalara karşı modern mücadele çerçevesinde elektronik sistemler kullanılacak.
- insansız hava aracı Heron konusunda yerli teknoloji devreye sokularak, mevcut Heronların kontrolü Kara Kuvvetleri’nin tasallutundan çıkartılarak Hava Kuvvetleri’ne verilecek.
- Heronlar sızma tespit ettiğinde görevli F-16’lar, Kara Kuvvetleri’nin de içinde bulunduğu prosedür sürecine takılmadan, izin almaksızın maksimum 15 dakikada direkt müdahale edebilecek.
- Sınırda istihdam edilecek profesyonel askerler sadece ihtiyaç durumunda destek alınacak unsurlar olacak.
Sosyal medyada gerçekleştirilmeye çalışılan ayaklanma gösteri propaganda gibi etkinliklere fazla ilgi göstermemeye çalışılmalı. pkk nın ekmeğine yağ sürmeyin...
Balkonlarımıza, arabalarımıza, işyerlerimize Türk bayrağı asarak tepkimizi gösterelim.
AYYILDIZ TEAMDEN UYARILAR
Facebook ve Twitter kullanıcıları için;
(SiYASYi KONU YAZAN SiYASi PARTi iSMi YAZAN BANLANIR.)
Pkk nın oyunlarına hizmet eden akılsız beyinsiz nekadar cok bu ülkede.Özellikle şehit sayısının fazla oldugunu söyleyerek ortalıgı karıştırmak ve ortamı germek,bdp liler bir Türkü bıçakladı gibi yalan haberlerle insanları sokaga dökmek,en önemliside bazı salak takımlarının dogudaki jandarma karakollarının telefonlarını dagıtarak destek için karakolları arayın yalanına inararak telefonların kilitlenmesine yardımcı olmak.ARKADAŞLAR AKILLI OLUN NE ÇABUK OYUNA GELiYORSUNUZ.SAKIN VE SAKIN KARAKOLLARI FALAN ARAMAYIN BUNLAR PKK LILARIN OYUNLARI,
GENEL AÇIKLAMA
1-Arkadaslar pkknın oyunları devam ediyor ve propaganda yapıyor sehit sayısının yüksek oldugunu iddia ederek kendi yasa dısı propagandasını sürdürmeye calısıyor böyle oyunlara gelmeyelim
Bu it soylari facebookda insanlarimizi kardirmak icin SEHiT lerimiz adina gruplar ve fakeler açacaklar.bu tür gruplara ve fakelere kanmayin arkadaslar bu hainlere firsat vermeyin.
açıklamalarını okuyunca üşenmeyip hazırladım. kabul etmedikleri gibi şarkıya benzer diyenleride sahtekarlık, duygusuzluk ıvır zıvır ile suçluyorlar... dürüst bir şekilde çıkıp bilinçli yada bilinçsiz olarak esinlenmişiz demedikleri sürece, bu samimiyetsizliklerini sürdürdükleri ve dinleyen herkesi aptal yerine koydukları sürece, evet "kaka" olurlar.
madem modelsiniz başkalarının şarkılarına değil, kendi şarkılarınıza model olun. türk müziğini çalıntı ve intihallerle değil, orjinal bestelerle süsleyip geliştirelim.
%50 benzerlik bile orjinallik sayılmaz iken dünyaca ünlü şarkıcı ve grupların şarkılarının melodilerini copy paste yöntemi ile çalıp aaa biz modeliz şarkılarımız çalıntı değil, kız arkadaşımdan ayrıldım o zaman yazdım gibi salak bir bahanenin ardına saklanıp dinleyenleri keriz durumuna sokmak kimseyi öfkelendirmemeli değil mi?
gitaristim, müzik kulağı olan her müzisyen bu verdiğimiz şarkıların ritim geçiş ve sair melodilerinin esinlenmek değil direk aşırıldığını anlar.
ha diğer şarkılarının nasıl üretildiğini bilemeyiz. kimbilir belki onların orjinalleri de bir yerlerde... yada gerçekten orjinal şarkılar. pembe mezarlık şarkısının çalıntı olmaması en büyük dileğim umarım bu şarkı aşırılmamıştır.
- dizilere özenip, artist olma yolunda hevesle koşuşan kardelenlerin bir an annelerine haykırmaları neticesinde oluşan eylem.
- anne ben tiyatrocu yada dizi oyuncusu olmak istiyorum?
+ ney ney!
- bihter gibi, ferhunde gibi olmak benim de hakkım. benim neyim eksik be!
+ senin medyada çalışan tanıdığın eksik, ünlü tiyatrocu akraban eksik, ünlü yönetmen dıdısının dıdısı eksik, eksik babam eksik... fasülyeleri soy da akşama baban aç kalmasın...
- (zavallı kardelenden kız başı önde, eli fasülyenin sümüğünde gözleri dolar...)
Bu gerçek, yeryüzünde canlılığın başlangıcını tesadüflerde arayan bir teorinin savunulacak bir tarafının kalmamış olmasıdır...
Darwin 19. yüzyıl ortalarında teorisini ortaya attığında, yaşamın kökeninden, yani ilk canlı hücrelerin nasıl var olduğundan hiç söz etmemişti. 20. yüzyılın başında canlılığın kaynağını araştıranbilim adamları ise, evrim teorisinin geçersizliğini fark etmeye başladılar. Canlılıktaki kompleks ve mükemmel yapı birçok araştırmacının yaratılış gerçeğini görmelerine zemin hazırladı. Canlılığın evrim teorisinin iddia ettiği gibi bir "tesadüf ürünü" olamayacağı, matematiksel hesaplar, bilimsel deney ve gözlemlerle ispatlandı.
Tesadüf iddiasının çürümesi ve canlılığın "tasarlanmış" olduğunun anlaşılmasıyla, bazı bilim adamları canlılığın kökenini uzayda aramaya başladılar. Fred Hoyle ve Chandra Wicramasinghe bu iddiayı ortaya atan bilim adamları arasında en tanınmışlarıdır. Bu iki bilim adamı birlikte kurguladıkları bir senaryoda, uzayda canlılık için "tohumlama" yapan bir güç olduğunu ileri sürmüşlerdir. Hoyle-Wicramasinghe'nin senaryosuna göre bu tohumlar uzay boşluğunda yer alan gaz veya toz bulutları veya bir göktaşı ile taşınarak yeryüzüne ulaşmış ve burada hayatı başlatmış olmalıdırlar.
DNA'nın varlığını ortaya çıkaran çalışmasıyla ünlenerek Nobel ödülü kazanan Francis Crick de yaşamın kaynağını uzayda arayan bilim adamlarındandır. Crick canlılığın yeryüzünde tesadüflerle başlamasının akıl dışı bir düşünce olduğunu fark etmiş, fakat bu sefer de yeryüzündeki canlılığın "dünya dışı" akıllı varlıklar tarafından başlatılmış olduğunu iddia etmiştir.
Görüldüğü gibi hayatın uzaydan geldiği fikri, bilim dünyasının önemli isimlerini de etkilemiştir. Bugün canlılığın başlangıcını konu alan çeşitli yazı ve tartışmalarda bu mesele sıklıkla gündeme gelebilmektedir. Yaşamın başlangıcını uzayda arayan görüşü iki temel açıdan incelemek konuyu aydınlatacaktır.
kısacası dünya dışı zeki yaşam formları, insanı oluşturdu. bulunan en eski insan iskeletleri hep bir zaman aralağında, o zaman aralığının öncesinde yok. yani hooop dünyaya indirilmiş. ve dünya dışı varlıklar kendilerini göstermeden dünyada düzeni sağlamışlar nasıl mı? doğa üstü güçlere ve üstün zekaya sahip embriyolar oluşturup dünyada bazı kadınlara koydular ve doğan üstün çocuklar onlarla iletişime geçebilecek yeteneğe sahipti. bu çocuklara biz peygamberler diyoruz. peygamberler meleklerle (uzaylılarla) iletişime geçip kutsal metinleri hazırladılar. yani melekler dediğimiz kavramlar da bu uzaylılardır. çok çok uzun süre yaşadıkları için insanları gözlemleyip teknolojiye müdehale edebiliyorlar. buluşlar v.s için ürettikleri üstün embriyoları dünyaya yerleştirip, çağın buluşlarını yapacak kişileri dünyaya getittiriyorlar. ve bu kişiler insanlığa büyük yararı olacak buluşları yapıyorlar, büyük buluşları yapan bilim adamlarını araştırırsanız çoğuna buluşu rüyasından ilham olarak gelmiştir. çünkü bu kişilere uzaylılar zihin yoluyla mesajlar ve ilhamlar gönderebilyorlar.
belgesel tadında geziler düzenliyorlar. milyonlarca yıllık ömre sahip oldukları için, ilk insandan günümüze kadar geçen bütün olayları biliyorlar.
başka bir teori daha var ki ben o teoriye inanıyorum
(bkz: yaratılış teorsi)
sigara sevdasını anlatan yada sigarayı lanetlemek için yazılmış her türlü söz veya yazıdır... kimi yazılar cız ettirirken insanın içini, kimi yazılar allahından bulsun dedittirir vicdani sesinize... bir kaç satır kelam da biz edelim.
Nefes gibi tüketirken zamanı ciğerlerinden,
hergün yirmidört kez çalarken
kapısını kabadayı saatler...
o sigarasını tüttürdü içine zamanı çekerken
zaman beklemez dediler,
beklemez kabadayı saatler...
türküm bana birşey olmaz dedi
ürktüm cevap olarak dedim ki;
"atın ölümü arpadan olsun,
kabadayı saatler yoldaşın olsun..."
ahaha, ohoho, sjbasdbg(gelişigüzel),kihkih, ehehe, zubalabu v.s gibi gülme tarzlarından birisidir zuha. hatta zuhanın son harfi uzatılarak.zuhaaaaa olarak oha kelimesine çağrışım yaparak ve harmanlayarak,zuhaya gülerken ee oha artık iması verilebilir.
-lan çorapların buzdolabının meyve rafından çıktı!
+meyve alırken üst raftaki yoğurt alt rafa damladı, onu silmek için senin aynanın karşısında unuttugun coraplarını kullandım.
-zuhaaaaaaaaa.
-hocam tuvaletim geldi çıkabilirmiyim?
+olum lisedesin sen ilkokul mu burası?
-hocam ilkokulda genelde dona bırakıyolar pat diye.
+sınıf(zuhaaaaaa)
ee yuh artık versiyonuda mevcuttur.
muhabir genç kıza sorar
-cumhurbaşkanımız kim biliyormusunuz?
+sürekli değişiyor takip etmedim.
-yuhaaaa.
ege üniversitesinde saat başı karşınıza çıkabilecek bilim ve mantık ötesi davranışlardır. artık öğrenciler o kadar alışmışlardır ki bu uygulamalara kimseden ses çıkmamaktadır. beyin yıkama dedikleri olay bu olsa gerek...
eshot, burs verecek kurumlar, sağlık giderleri için,vs öğrenci olduğunuz kanıtlamak için öğrenci kartı yada okudugunuz üniversiteden alınabilen öğrenci belgesine ihtiyaç duyuyorsunuz. harçlar yatırılıp yeni eğitim dönemine kayıt olduktan sonra hemen basılması gereken ögrenci kartları zamanında basılmadıgı için öğrenci belgesi almak durumunda kalıyoruz. ancak yeni bir uygulama gelmiş bu sene fen fak. A bloktaki ögrenci işlerine..ögrenciler ögrenci belgesini almak için A bloğun 2. katından özel kalemden 1tl karsılıgı kırtasiye katkı payı adı altında ZORUNLU BAĞIŞ ödemek zorundaymış.(verdikleri makbuzun hiçbir yasal düzenegi ve gecerliligi yok tamamen fotokopi) ben bunu ödemekte inat ettim ve fen fakültesi dekan yardımcısı ile tartıştım.her neyse malesef 1tl yi verip ögrenci belgemi aldım. kırtasiye katkı payı adı altında toplanan ZORUNLU BAĞIŞI vermemek için ögrenci belgesinin fotokopisini cektirdim 2adet.10kurus ödedim. daha sonra dekan yardımcısından aslı gibidir mührü ve imzasını istedim. imzayı ve mührü bastırdım. fotokopi başına 50kuruş istendi.bir imza ve mühre para isteyen bir zihniyet hertürlü üçkağıdın bu fakültede dönmesine zemin hazırlar diye düşünüyorum.fotokopiden ibaret bir makbuzun hiç bir geçerli yönünün olmadıgını tahmin edebiliyorum. bu ZORUNLU BAĞIŞ ların kimin cebine gittiğinide merak ediyorum. öğrencilerin yararına olmadıgı kesin.
Dekan yardımcısı ile aramda geçen tartışmanın en sonu...
-sekreter:öğrenci belgesine aslı gibidir vurdurtmuyoruz.
-ögrenci:dekan yardımcısı onay verdi.
-sekreter:bi dk sorayım kendisine (yan odaya gider)
-dekan yardımcısı: yine mi o öğrenci! çağır gelsin...
-ögrenci:aslı gibidir ve mühür lazım.
-dekan yardımcısı:tamam ama normalde böyle bir uygulama yapmıyoruz,aşağıdan alıcaksın belgeni
-ögrenci:biliyorum hiç bir üniversitede yok bu uygulama...aşağıdan zorunlu bağış olmadan veremiyorlarmış..
-dekan yardımcısı:israfı önlüyoruz bu şekilde.
-ögrenci: ögrencinin parası israf olmuyormu peki.çoğu öğrenci harçlarını bile zor ödüyor.
-dekan yardımcısı:zaten yılda 1-2kere alınıyor.
-ögrenci:1-2kere alınıyor diye yanlış bir uygulama sürdürülemez.
-dekan yardımcısı:3yıldır var bu uygulama(dekan yardımcısı saçmalamaya başladı)
-ögrenci:hayır geçen sene yoktu.
-dekan yardımcısı:diğer üniversitelerdede var bu uygulama.
-ögrenci:mesela? (konuyu degistirmeye calıstı, cvp veremedi*)
(imzayı attı mührü bastı sekreteri yanına çağırdı)
-dekan yardımcısı:1lira alıcaksın bu öğrenciden.
-ögrenci:hmm.imzaya ve mühre katkı parası ödemek,o da ayrı güzelmiş...
(sekreter şaşkın şaşkın yüzüme baktı ve makbuzu uzattı.)
-makbuzu aldım dekan yardımcısına dönüp bu üniversitede çok üçkağıt dönüyor dedim.ve odasından cıktım....
...
BUNLAR GiBi EĞiTiMCiLER BU ÜLKEDE YÖNETiCiLiK YAPTIKÇA ÜNiVERSiTELER BiLiM YUVASI DEĞiL.DÖNER SERMAYE VE TiCARET MÜLKLERi OLUR SADECE...
internette rastladığım ve günlerce kodlar ve şifrelerle uğraştığım şizofren ve paranoyak yapabilen bir zeka oyunu. her durakta 10 soru sorulmakta. her soruda size bir kod vermekte(sayfayı kapatınca kaldıgın yerden devam edebilmen için)
4.durak soruları geldi.(41-50) bitiren ilk kişiye ödül olarak adminlik verileceğini belirten oyun.
Nedir Bu Trolica ?
Trolica, web tabanlı bir oyundan ibarettir; bilgi, beceri, zeka ve araştırma oyunu. Amaç; giderek zorlaşan sınavları başarıyla geçmektir. Trolica BETA sürümümüzde 50 sınavlık bir maratonla kaşınızdayız. Sınavların tamamını başarıyla cevapladığınızda ödülü kazanan kişi olacaksınız.
Hayat, zekanı kullanmadığın sürece sadece izlediğin bir oyundur.
Seyirci kalmak istemiyorsan aklını fazlasıyla kullanman gerekir.
Hayatı yönetenlerden olmak istiyorsan zekanı göster..."
Oyun başlasın..!
--spoiler--
>> Derin bir serüvene hazır gibi gözüküyorsun. Gizemli bir oyun seni bekliyor...
>> Karşına çıkacak sayfalarda gerekli cevabı bulman için ipuçları verilecek. Bu ipuçları; bir resim, bir yazı, bir sayı dizisi hatta bir noktalama işareti bile olabilir. Ekrandaki sayfayı iyi incelemelisin. Çünkü farkını ortaya koymak o kadar kolay bir iş değil...
>> Geçtiğin sınavların 16 haneli sınav kodlarını bir yere kaydetmeyi unutmamanı öneririm. Kaldığın soruya dönmen için dakikalarını harcaman senin zararınıza olacaktır...
+ lütfen dolmuşçu abi/amca artık dinleme şu arabeski; çok arabesk olmadan yaşamak lazım hayatı. atlı karıncanın üstünde hiç çocuk olmamasıdır arabesk hayat. arabesk yaşamak, dünü bugünle yaşamak olur ki. dün unutamadığını yarın nasıl unutasın değil mi? o zaman ne yapmak gerek. dün dünde kalır, yarın bugünden cezasını bulur hay allah cezanı vermesin emi kafamı karman çorman ettin.
- hadi git in!!:) get out hala düşünüyor bak git out **
O....ötekileştirilmiş olmak...
"O" demek, ne kadarda basit şu zamanda...
çünkü sen değilsin "o"...
O farklı birisi,ve sen değilsin o...
senden farklı , senden çok farklı ve seni ilgilendirmeyen birisi o...
O demek bir kıyaslamadır çoğu zaman.Onların sahip oldukları,onların yaşayış tarzları,onların hayata bakışı, hep senin zıttındır.
Sen....Sen biz dersin, bizim gibi dersin, ve en önemlisi "sen de bizim gibisin" dersin...
O olmak, senin zıttını yaşamaktır, hayata bakış açının yüz seksen derece farklılaşmış halidir senin gözünde..."Onlar"ile kıyaslanma bazen seni yarışa sürükler, onlarla yarıştığı zannedersin ama aslında kendinle yarışırsın hep, çünkü empati kuramazsın.. senin gözünde "o" ; senden farklı,senden çok farklı birisi ve seni ilgilendirmeyen birisidir hep...
onu ezdiğini,onları görmezden geldiğini farketmezsin,farketsen bile aldırmazsın çünkü sen değilsin o,
senden farklı,senden çok farklı ve seni ilgilendirmeyen birisidir o...
onları ezersin,onları görmezden gelirsin, bilerek yaparsın bunu ,çünkü farklı o, senin gibi değil,
senden farklı,
senden çok farklı ve seni ilgilendirmeyen birisi o....
Fikir ayrılıkları, yaşayış tarzları, yaşayış farklılıkları ve iletişim kopuklukları "O" kavramını oluşturmuştur.Onlar gibi olmak yada olmamak senin yaşayış planını kurgulamıştır, bu yüzden "Onlar" ,senin hayatında senden çok karar verir olmuşlardır hep....çünkü onların yaptıklarına, sahip olduklarına, yeteneklerine, başarılarına, vs.. ulaşmak için kendinle yarışıp,kendini geliştirip,kişisel gelişimini arttırmanızı sağlamıştır onlar ,evet... bunu onlar sağlamıştır...
"o" bir sınırdır bazen,
toplumda o gibi olmak,yada onun gibi olmamak için uğraşlar verilmektedir..."o" bir kıyas, aynı zamanda hayat standatınızı geliştirmeniz gerekliliğini göstereren bir çizgidir..."o" hırsın kaynağıdır,aynı zamanda da boşvermişliğin tanımıdır..."o" uç noktaların tanımıdır...orta yolu yoktur onun...
senin gibi olmayana"o" dersin....
başını örtenlere , giyinişini beyenmediğine "o" dersin...
senin inanmadığına inanana "o" dersin...
senin inandığına inanmayana "o"dersin...
farklı olana "o" dersin...
seninle aynı görüşte olmayana da"o" dersin...
ve bunlardan biri elbet sensin.....ama onlarda sana "o" der...siz asla biz olamazsınız, çünki biz olmak, "o" duvarını yıkmak demektir ki, bunu başaran insanlar kendilerini insanlığa adamış kişilerdir....Mevlâna Celâleddin-i Rûmî dir en önemli misallerinden biri..
"Ne olursan ol yine gel".....demekle kalmamış, "o" duvarını yıkmış,yerle bir etmiştir......."Madem ki sen bensin, ben de senim, niceye şu senlik benlik"...diyebilecek seviyede insana yöneliktir hisleri ve fikirleri...
Gel, gel, ne olursan ol yine gel,
ister kafir, ister mecusi,
ister puta tapan ol yine gel,
bizim dergahımız, ümitsizlik dergahı değildir,
yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel...
Şu toprağa sevgiden başka bir tohum ekmeliyiz,
Şu tertemiz tarlaya başka bir tohum ekmeliyiz biz...
Beri gel, beri ! Daha da beri ! Niceye şu yol vuruculuk ?
Madem ki sen bensin, ben de senim, niceye şu senlik benlik...
Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız!
Bizim mezarımız âriflerin gönüllerindedir.
kısacası hayatta mutlu, başarılı, anlaşılır bir birey olmanın ilk ve tek koşulu "o" kavramını yok etmektir..."biz",
biz insanlar demeli.....kısacası sen gibi yaşamak,ben gibi olmaktır biz olmak....
"o" bir kişi zamiri değildir anlattıklarımda, "o" tamamen ötekidir,ötekileştirilmiş olandır...zıt fikirlerin ete kemiğe bürünmüş halidir"o"....
çünkü sen değilsin o....
başkası....
senin olmak istemediğin yada olamayacağın birisi "o"...
Farklı
Senden farklı
senden çok farklı
ve seni ilgilendirmeyen birisi o....
edit: empati kuramayan birisine kızıp, o gün yazdığım bir saçmalamacadır.
karakterlerin hareketlerinin klasik müzikle bezendiği çizgi filmler izlerdik biz, şimdilerdeyse elektronik ve kalın ürkütücü ses tonuyla konuşan karakterlerle, daha doğrusu yaratıklarla dolu; silah, patlama aksiyon eksik olmayan dövüş çizgi şiddetleri izliyor çocuklar...
küçük arabalarımla, topaç, fırıldak ve biriktirdiğim gazoz kapaklarıyla oynardım. şimdi ise çizgi şiddetten fırlamış plastik karakterler çocukların hayal dünyalarında ve bu dünyada herşeyle savaş içinde... bu savaş genç dimağlara yayılıyor günden güne...
toplanıp saklambaç, yakartop vs oyunlar oynardık amaç eğlenmekti ama sosyalleşmek daha ön plandaydı sanki... şimdi ise internette savaş ve şiddet dolu oyunlarda üst rutbelere gelip kendisini ispatlayıp bir şekilde saygı kazanmaya çalışan miniklerle dolu ortalık... kendi aralarında medyadan özendikleri karakterleri canlandırıp oynayan... kısacası cem gariboğluculuk ve aşk-ı memnuculuk oynayan mini mini birler var şu sıralar...
arkadaşlarıyla monitörden veye cep telefonunun mesaj özelliğini kullanarak iletişim kuran bu yüzden beden dilinden yoksun ve geliştiremeyen gençler mevcut... belkide bu yüzden cep telefonunun mesaj kısmını ve internette chati kullanmıyorum... benim için mimikler , yüzyüze konuşma ve ses tonu çok önemli çünki...
nesil nereye doğru gidiyor diye sormaya gerek yok aslında, çünkü çocukların ve gençlerin bir yere gittiği yok... ama medya nereye doğru gidiyor derseniz?
o zaman iş değişir, çünkü medya hayal gücünün şiddetle birleştiği yere doğru gidiyor elinden tuttuğu bir sürü minikle...
facebook ta oynayabileceğiniz çok güzel bir oyun. kendi taktiklerinizi ve savunma binalarınızı geliştirerek size verilen bölgeyi savunuyorsunuz. canavar üreterek diğer kişilere saldırıp, madde çalabiliyorsunuz. oyunun en güzel yönü ise kağıt üzerinde olmaması, tamamen 3 boyutlu bir oyun.
12 eylül 2010 da gösterime başlayan bir kanada dizisi.
--spoiler--
bo isimli karakter, fae isimli bir ırktan gelmektedir. faeler insan ırkından önce yaşamış bir ırktır ve çeşitli kabilelere ayrılırlar. bo kızımız succubus türüdür.bu tür insanların enerjisi ile beslenmektedir.fantazi ve drama ağırlıklı bir dizi olacak sanırım. ilk bölümden kendini belli etti.
--spoiler--
ingilizce bir metni google translate ile tercüme ettikten sonra çıkan yazı gibi olmuş entry.*
edit isteriz.yoksa;
(bkz: imdaaat biri bana tercüme etsin)
iyi beslenememiş ev kedisi, genellikle hazır kedi mamasına alışkın olan ev kedileri sokağa atılınca, uyum sağlayamamaktan dolayı bir deri bir kemik kalıyorlar. terkedilmiş gariban kedicikler...