Avcılar'da chp'li genç bir grup kurabiye hazırlayıp sabah işe gidenlere dağıtmışlar. Kurabiyeleri de ambalajlayıp üzerine hayırlı kurabiye diye yazmışlar.
Akp yandaşı gazetelerimiz haberi "yıllarca makarna edebiyatı yapan chp'nin yaptığına bakın" diye vermişler.
Halka paket paket makarna, torba torba kömür dağıtmak hediye değildir. Tam tersine kamunun parası ile fakir fukaranın oyu ve iradesi satın alımaktadır. Burada yapılan ise bir lokma kurabiye ile hoş bir jest.
Hükümet yandaşı medya hep oldu ama hiç bu kadar alçak olmadı
Her ikisi de ampülistan'da yaşanmıştır. Özal Zehirlendi bahanesiyle 20 sene sonra çıkarılıp test yapılmış, savcı mehmet kiraz ise yangından mal kaçırır gibi gömülmüştür.
Öldürülen savcı şimdiye kadar berkin elvan dosyasına bakan savcılar arasında en ciddi olanıydı. Bunu elvan ailesinin avukatları söylüyor. Dosyaya Savcı kiraz atanınca avukatlar ve aile umutlanmış. Yani; teröristler dosyayı süründüren bir savcıyı değil çözmeye çalışan bir savcıyı öldürdüler.
Teröristler ısrarla chp'li bir vekille muhatap olmak istediler. Yani olaydan sonra insanların kafasında chp konusunda bir acaba bırakmak ve algıyı sağ görüşten mümkün olduğunca uzak tutmak istediler.
Bütün talepleri adalet bakanlığı, içişleri bakanlığı ve emniyetten olmasına rağmen sezgin tanrıkulu, ümit kocasakal ile görüşmek istediler ve sadece cumhuriyet gazetesinden ahmet şık'a röportaj verdiler. Yani radikal solcu olarak görünmek için chp'nin radikali, baro başkanının radikali ile gazetecinin radikalini seçtiler.
Röportajlarında berkin bizim kardeşimiz, elimizde büyüdü dediler. Bu şekilde berkin'in ailesini ve sevenlerini yasa dışı sol örgüt üyesi gibi gösterdiler. Tayyip'in söylemini güçlendirdiler.
Ve bu defter bu şekilde kapansın diye vuruldular.
Dünyanın hiçbir yerinde bir devlet görevlisi rehinenin ölümüyle sonuçlanan bir olaydan sonra güvenlik güçlerini tebrik etmez ama tayyip özellikle tebrik etti. Bu da bize olayların tam istendiği şekilde sonuçlandığını gösteriyor.
Tayyip ve hükümet ısrarla savcının canlı kurtarıldığını sonradan hastanede öldüğünü vurguluyor. Hatta hastanede yaşam savaşı veriyor falan diyorlar. Hastane ise savcının geldiğinde ölü olduğunu söylüyor.
Tayyip savcının üç yerinden vurulduğunu söylüyor. Gerçek ise savcıda 7-8 kurşun deliği olduğu yönünde. Söylenene göre Polisler bir silah sesi duyar duymaz içeri dalmışlar. Oda çok küçük olduğundan polisler içeri girene kadar üç mermi sıkmaları zor, sekiz mermi imkansız.
Dolayısıyla bu son yılların en büyük algı operasyonlarından biri.
Olan cumhuriyet savcısına oldu. O iki şerefsiz de 5 yıl yatar çıkarsınız, size içerde krallar gibi bakarız yalanlarına kurban oldular.
Derin devlet hala var, sadece farklı kişilere hizmet ediyor ve eskisinden daha acımasız.
Bugün yaşanandır. Öcalan barış ve kardeşlik çağrısı yapmış, erdoğan ise ne kürt sorunu diyerek kendi başlattığı çözüm sürecini baltalamıştır. Öcalan'ın samimiyeti tartışılır ama erdoğan'ın kendisi dışında oluşacak, kendisine siyasi rant sağlamayacak bir barışı istemediği tartışılmaz.
Kabataş'ta saldırıya uğradığını iddia eden zehra develioğlu'nun kayınpederi bahçelievler belediye başkanı osman develioğlu tarafından ortaya atılan iddiadır.
Osman develioğlu'nun atladığı ise, olaydan sonra kendisinin, başbakan erdoğan'ın ve yaklaşık 10 gazetecinin görüntüleri seyrettik, çok korkunç, yakında kamuoyuna açıklanacak diye beyanat vermiş olmasıdır.
Başbakan'a kadar izlettirilen bir video nasıl silindi, yakında açıklanacak derken şimdi niye olay anını tam gören kameralar o gün arızalı diye ağız değiştirdiniz.
An itibariyle tuzlanmış haramidere rampasını çıkamadıklarıda göre doğru olan durumdur.
Ticari araçlara zorunlu, valilik açıklamasına göre istanbul'da hususi araçlarda bile zorunlu ama metrobüste yok.
Mantıklı mantıksız arkadaş kafa kurcalıyor işte. Katilin neden belli bir siyasi parti üyesi veya sempatizanı olduğuna dalalet işaretler var, kurban neden yine alevi, neden bütün hükümet üyeleri idam tartışılsın diyor, havuz medyası kadın cinayetlerine, tecavüzlere çok yer vermezken bu sefer ekran karartmaya kadar gitti ve ciddi ciddi idam tartışılıyor.
Metrobüslerin içindeki ekranlarda dönen kamu sporundaki mantık hatasıdır.
Şöyle ki, bir gencin sabah ilk otobüse bitmesiyle ekranın sağ alt köşesinde bir sayaç işlemeye başlıyor. Otobüsler metrobüsler hıza gün boyu işliyor, insanlar inip biniyor, sayaç hızla dönüyor ve diyor ki; siz bu reklamı izlerken 18453 kişiye hizmet verdik. Reklam filmi biraz daha devam ediyor ve bu sefer diyor ki; bir günde 3,5 milyon kişiyi taşıyoruz.
3.500.000/24=145.853 yani bir saatte taşıdıkları yolcu sayısı
Reklam 1 dakika sürse 145.853/60=2.430, 2 dakika sürse 4.860 kişi olur.
En iyimser tahminle reklam 6 dakika olsa (ki değil) veya günü 12 saat olarak alıp reklamı 3 dakika olarak hesaplıyorlarsa dediklerine yakın bir sayı çıkar ama bu sayı 18.453 değil 14.583 olur.
Kısacası ibb ve iett 1453 sayısını çağrıştıracak bir sayı çıkartmak için bayağı kasmış.
Edit: 1 günde hizmet verilen kişi sayısı 3,5 milyon değil 3,7 milyonmuş ama sorun yok mantık hatası devam ediyor.
Sayı atmasyon değildir efendim. Resmi rakamlara göre ülkemizde 3 milyon yüzbin aile "nakdi" sosyal yardım almaktadır. Bu sayı ailelere vurulduğunda yaklaşık olarak 13 milyon kişinin sosyal yardımlarla geçindiği söylenebilir. Tabi bu sadece nakdi yardım alanların sayısı, bir de maddi yardım (gıda, kömür vs.)alanlar var ki onlara hiç girmeyelim. Bu "yardıma muhtaç" kişiler biliyorlar ki (bilmiyorlarsa da bildiriliyor) yardım almaya devam etmeleri siyasi istikrara bağlı. Hatta akp'nin çoğu ilçe teşkilatı tarafından yardım alan evlere baskı ziyaretleri yapılıyor. akp'nin kadin kollarında, gençlik kollarında aktif olarak çalışan, mitinglere kalabalık kitle götürebilen kişilere sosyal yardım adı altında maaş bağlandığı artık herkesçe biliniyor.
Sonra biri çıkıyor ve diyor ki "bu cahillerle benim oyum eşdeğer mi? Tabi ki değil kuşbeyinli oyunun değerli olması için onun biri tarafından satın alınması gerekir.
sitenin ana sayfasında "köşk anketine katıldınız mı" linkini görünce dayanamayıp atlamamla gördüğüm ve dumura uğradığım ankettir.
soru: erdoğan'ın cumhurbaşkanı olmasını ister misiniz?
şıklar:
a.evet isterim.
b.hayır. başbakan olarak devam etmeli.
bir an olsun doğru dürüst bir anket yapacaklarını sanmıştım. kafama sıçayım.
kazlıçeşme mitingine katılacak akp'liler için devletin tüm imkanları seferber edildi, iett insanları bedava taşıdı eleştirilerinin üzerine ortaya çıkan gerçektir.
ibb yetkilileri hizmetin bedava sunulmadığını, ücreti mukabilinde yerine getirildiğini ispatlamak için akp'den ibb'ye 194.700 tl'lik ödemenin dekontlarını yayınlamışlar. yayınlamışlar yayınlamasına da miting 16 haziran'da oldu, dekonttaki transfer tarihi 17 haziran. bu durumda ibb akp'den ödeme almadan hizmet sunarken neye güvendiğini, akp dışında hangi kurum ve kuruluşlara veresiye hizmet sunduğunu derhal açıklamalıdır.
ulan bir de yandaş medya haberi "akp'ye atılan bir iftira daha fos çıktı" başlığıyla vermiyor mu...
önce malum medyaya kemal kılıçdaroğlu'nun havuzlu villasının eskiden zeytinlik olduğu haberleri servis edildi.
sonra yine malum medyada acarkent vs. gibi siteler yapılırken tabiatın nasıl katledildiği hangi eski siyasetçilerin ve askerlerin evi olduğu haberleri yer aldı.
daha sonra vali, belediye başkanı ve emniyet müdüründen oluşan komedi üçlüsü sözü aldı ve toplanan kalabalığın taksim meydanının trafiğe kapatılacağını protesto eden ve polise saldıran marjinal gruplardan bahsetti. avm-rezidans olayına özellikle girmediler.
son olarakta başbakan gecenin 11'inde tutuşmuş bir vaziyette suriyeli mülteci kamplarına saldırı yapmak üzere olan bir grubu yakaladıklarını anlattı.
kör bir kişinin hz.muhammet'in yanına gelmesiyle hz.muhammet'in keyfinin kaçması ve kör kişiyi adamdan saymaması sonucunda direkt allah tarafından vahy yoluyla uyarılması olayıdır.
edit: bu sure bize peygamber bile olsa hiç kimsenin mükemmel olmadığını, daha çok hz.muhammet'e değil allah'a tapınmak gerektiğini ve en önemlisi kuran'ın insan uydurması değil allah kelamı olduğunu gösterir.
istanbul'daki kamu kurumlarının yanı sıra 3 bin 500 okula ücretsiz dağıtılan 7 bin tirajlı Okulların Sesi adlı dergide, ilköğretim çağındaki çocuklara, dikkat dağınıklığı ve unutkanlık sorununu çözmek için hacamat yaptırmaları tavsiye edildi.
Habertürk'ün haberine göre; yayın kurulunda istanbul Milli Eğitim Müdürlüğü Ar-Ge Birimi'nden Yusuf Çopur ile Bağcılar Milli Eğitim Şube Müdürü Aziz Erdoğan'ın da yer aldığı dergide "hacamat" doğal tedavi uzmanı Süleyman Gök tarafından anlatıldı.
Dergide hacamat, deri altındaki kirli kanın jiletle kesilerek vücuttan atılması olarak tanımlanırken, 70 derde deva olduğu belirtildi.
HACAMAT NEDiR?
Vücudun herhangi bir yerini hafifçe çizip, üzerine boynuz, bardak veya şişe oturtarak kan alma, hafif yaralama işlemi.
millet olarak hepimiz bilgisayar toplama uzmanıyızdır. oem listesiyle hesap makinesini alırız önümüze gigabayt veya megabayt bazında en yüksek olup usd bazında en düşük olanlardan toplarız bilgisayarı. bir de şöyle diyaloglar geçer;
-hacı, ekran kartını kaçlık koyalım?
-oldumu iyi bişey olsun.
-tamam bak 2 gb'lık var burada 70 dolar.
-şu 512 mb'lık olan niye 500 dolar acaba.
-siktiret bolm, hep para tuzağı. biz bilgisayarı 500 dolara toplıycaz.
-e iyi bari.
-ya da boşver. bak sana bi kıyak yapiim. sen hiç boşu boşuna ekran kartına para verme, 90 dolara bi anakart var 1 gb'lık ekran kartı ve ses kartı hediyeli.
-aa süper yaa...
shazili marka hazır türk kahvesinin üzerindeki ibaredir. hazır türk kahvesi kalıbını ingilizceye çevirirken sadece türkçe-ingilizce sözlükten faydalanan mal firmanın ürünüdür lakin içimi fena olmayan bir kahvedir.
osmanlı'nın yükselişini düşman ülkelerin önleyemediği bir gerçektir, ancak osmanlı'nın yükselişini esas önleyemeyen osmanlı'nın ta kendisidir.
bir ülke düşünün, çiftçisi hayvancısı tam olarak kendine yetemiyor, ticaret gayrimüslimlerin elinde, sanayi desen hiç yok, pozitif bilimle ilgilenen alim yok denecek kadar az, ekonomi politikası sadece vergiye ve sefere dayalı.
ayakta kalmanın tek anahtarı var o da sürekli sefer yapıp yeni yerlerin ganimetini toplamak ve oraları da vergiye bağlamak. zaten padişah yeni yerleri fethetmek istemese de sefersiz geçen 1-2 senenin ardından yeniçeriler isyan ettiği için sefere çıkmak şart. osmanlı'nın etrafındaki ülkelerde genelde osmanlıdan küçük olduğu için genelde yenen taraf şanlı osmanlı ordusu.
ha osmanlı hep çıtır çerez ülkeleri mi yendi, tabiki hayır ama habire savaşmaktan öyle ustalaştılar ki gemileri karadan yürüttülerde istanbul'u aldılar. hiç bir ordunun sahip olmadığı savaş stratejilerini osmanlı komutanları düşünür ve uygulardı. peki nihayetinde ne oldu; ateşli silahlar icat oldu, mertlik bozuldu. birinci dünya savaşında ülkemizi alman malı mouser tüfeklerle savundu osmanlı askeri. ingilizler demirden gemilere sahipti bizimkilerin kadırgalarına karşı, bir tane ateşli silah üretilmemişti bu topraklarda toptan başka, topu topu 400 yıllık mazisi olan amerika'nın uçağı vardı.
osmanlı tarihi neden bu tarafından da anlatılmaz hep merak etmişimdir. neden adam gibi bir tarihçi çıkıp osmanlı'nın adam gibi bir ekonomi politikası olmadığından sürekli büyümek zorunda olduğunu ve sonunu hazırlayanında kontrolsüz bir biçimde büyümek olduğunu söylemez.
küfür olmayan ama küfür etkisi yaratan söz ile küfür olmakla beraber küfür etkisi yaratmayan söz arasında kalan, söylenişi hoş, yeni nesil hakaretvari hitap şeklidir.