normalde karşı karşıya getirilen işâret parmakları arasında kapalı bir eşkenar dörtgen şekli oluşur. buna schamroth's window denir. sebebi, tırnak ile tırnağın proksimali arasındaki yaklaşık 160 derecelik lovibond angle'dır. bu açının, 180 dereceden fazla ve parmakta distal phalangeal distance'ın interphalangeal distance'tan fazla olduğu durumda eşkenar dörtgen kaybolur, schamroth's sign pozitiftir. clubbing (çomak parmak, hipokrat parmağı) bulgusudur. bâzı insanlarda doğuştan, herhangi bir hastalığa işâret etmeksizin yapısal olarak pozitif olabilir.
müller's sign, ağır aort yetmezliklerinde görülen, sistol esnâsında uvula'nın kalp atımıyla senkronize şekilde pulsasyonu. aortic regurgitation ilerlediğinde kardiyak stroke volume artar ve uvula'da pulsasyona neden olur.
ya da sister mary joseph's sign, umbilicus ve çevresinde inspeksiyonda fark edilen, palpabl, genellikle kızarık, ağrılı ve akıntılı olabilen metastatik kitledir. büyüklüğü 0,5 cm - 15 cm arasında değişir. en sık gastrointestinal ve pelvik malignitelerin metastazıdır (en sık mide ca). dişide over ca metastazı olabilir. genellikle kötü prognoz göstergesidir, farklı bölgelerde de metastaz olabileceğini düşündürür. fizik muayenede boyun, göğüs, abdominoinguinal lenf nodu muayeneleri detaylı yapılmalıdır. inspeksiyon görüntüsü tipik olsa da ayırıcı tanıda periumblikal diğer kitlelerden ayrımı için ultrason kullanılabilir.
ilk kez hemşire sister mary joseph dempsey tarafından fark edildiği için literatürde onun ismiyle yer almıştır.
adolesan dönem, latince adolescentia=gençlik, modern insan yaşamında jüvenil dönemi ve puberteyi takip eden bir yaşam dönemidir. adolesan dönemin uzunluğu modern insan popülasyonlarının özelliklerine göre değişir. adult iskelet gelişimi, diş gelişimi ve seksüel gelişimin bitmesiyle birlikte bu dönem de biter. sıklıkla 17 ile 25 yaş arası olduğu kabûl edilir. adolesanlığı tanımlayan karakteristikler olarak boyda belirgin uzama (bu özellik filogenetik açıdan yüksek primatlar arasından modern insana özgü kabul edilir, insan dışı birkaç primat türünde de kraniyofasyal boyutlarda bir artış söz konusudur) ve kütle artışı (pek çok primat türüyle ortaktır) görülür. bu değişimin şiddeti ve süresi coğrafî farklılıklara bağlı olarak modern insan popülasyonları arasında önemli varyasyonlar gösterir. modern insan dişilerinde menstrüasyonun başlangıcı (menarş) genellikle büyüme hızının peak yaptığı ilk bir sene içerisine denk gelmekle birlikte bu dişiler ilk birkaç sene içinde adolesan subfekundite yaşarlar. bu dönemde menstrüal siklus düzensizdir ve yumurtlama periyotlarında aksama yaşanması olasıdır. modern insan erkeklerinde seksüel matürasyon büyüme hızının peak yaptığı dönemin öncesine rastlar; fakat modern insan erkeğinde ikincil seksüel karakteristiklerin oturması ve sergilenmesi çok daha uzun bir süre içinde olur. biyolojik cinsiyetler arasındaki bu olgunlaşma farklılıkları, yaklaşık olarak aynı yaşta bulunan bir erkek ve dişi arasında yetişkin davranış sergileme bakımından farklılıklar ortaya çıkarır. bu dönemde aynı yaştaki bir dişi, bir erkeğe göre daha çok yetişkin gibi davranma eğilimindedir. bu davranışsal niteliklerin evrimsel kökenine dâir anlamlı açıklamalar getirilmiştir. teoriye göre bu durum, her bir sekse ait toplumsallaşan modern insanlarda sosyal, ekonomik ve cinsel açıdan birtakım adaptasyonlar barındırmaktadır. adolesan dönemin hem arkaik hem de anatomik açıdan modern insanlarda evrimleşmiş olabileceğine dâir kuramlar geliştirilmiş olup bunun kesin olarak hangi dönemde farklılaştığını kestirmek güçtür. nesli tükenmiş insan türlerinde, hominin ailesinde ve diğer primatlarda modern insanlarla adolesan dönem bakımından gelişim farklılıkları üzerine tartışmalar devâm etmektedir.
senfonik doom metal grubu virgin black'in kuruluşundan bu yana tüm albümlerinde yer alan dişi gitarist. birkaç albümde ek olarak kendisini çelloda da dinleriz.
tam adı goodman's understanding the human body : an introduction to anatomy and physiology olan; onlarca topicte alanının yetkin bir araştırmacısı tarafından hazırlanmış introductory lecture kıvâmında oldukça öz bilgiler içeren kitaplardan müteşekkîl the great courses serîsinden, amerikalı ünlü meme cerrahı anthony goodman tarafından yazılmış, okuyucu fokusu laypeople olan bir kitaptır. çevrenizdeki laypeople'dan ekserîyâ duyduğunuz, "ya x ben biraz anatomi öğreneyim insan vücûdu nasıl işliyor bileyim önereceğin bir şey var mı" tarzındaki soruları efektif yanıtlandırmanızı sağlayabilecek, köyünüzdaki ahmet dayılara dâhi okutabileceğiniz kolay bir ingilizcesi vardır. anatomi ve fizyolojide temel topicleri lecture lecture ayırıp öğretir.
islâmî tradisyonda mühmele de denir. aristoteles'e göre herhangi bir niceleyici ile nicelenmemiş önermelerdir.
"insan, ölümlüdür." önermesi buna bir örnektir. önermenin belirsizliğini ortadan kaldırmak için niceleyiciler kullanmak gerekir. günlük yaşantıda icrâ edilen spontane argümantasyonlarda ve fikrî hususlardaki diyaloglarda anlaşmazlık yaşanmasının nedenlerinden biridir. ifâde ettiği kümeyi nicelemeyen önermeler, argümanın muhatabının zihninde, argümantasyonu kuranla aynı perspektife ekserîyetle oturmaz. bu sebeple, öncül ve reasoninglerle formüle edilmiş bir düşünce akışında, entelektüel dürüstlük ve tartışma sağlığı açısından nicelemelere başvurmak gerekir.
latince orijinli medi (medius'un kökü) + ilerleyen zamanlarda -anus olarak kullanılmaya başlanan suffix -a + -nus'tan (âitlik bildirip sıfat yapan ekler) oluşur. orta, merkez, ortaya yerleşmiş, “-ın ortası” anlamına gelir. ilk kez 16. yüzyılda anatomide kullanıldı. median, daha sonraları, 1883 yılından itibâren statisticste kullanılmaya başlandı.
terminolojinin kökenini oluştuğu ifâde edilen medhyo- proto-indo-avrupa dillerinde “orta” anlamına gelir. ölçmek anlamına gelen me- kökünden geldiği düşünülür.
ordiner insanların subkortikal düzeyde konsentine dayanarak gerçekleştirilen ihlâldir. basit bir reel case üzerinden somutlaştıralım.
uyduruk kahve otomatı üzerinden bir vakada non-liberter pozisyonlu implicit ve unilateral sözleşme ihlâline değinilmesi
case'i açımlayacak olursak; insanların bolca bulunduğu, sürekli farklı insanların sirkülasyon hâlinde olduğu, refâhı nisbî yüksek bir bölgede, gözle görünen bir köşeye bozuklukla çalışan kahve otomatı koyun. makineye sadece su koyup kahve eklemeyin, makine de içinde kahve olmayınca bile bunu algılayamayıp çalışabilen son derece uyduruk bir makine olsun. otomat sâhipleri olarak makineyi kaderine terk edin, olay yerine asla uğramayın, ortalarda görünmeyin. insanlar makineye bozukluk atıp kahve almak isteyince, makine yarım bardak bile olmayan ılık su versin. makineden istediğini alamayan farklı farklı insanlar elbette bozukluklarının peşine düşmeyip mevzûyu pek de “tınlamadan” oradan uzaklaşsınlar. sâhipler olarak siz de gün sonu tenhâlığında çakal sürüsü gibi sahaya inip günü kurtarın.
inanılması güç ve kurgusal gibi duruyor; ancak bâzı yerlerde uygulamaya konulmuş implicit bir sahtekârlık örneğidir bu; farklı formatlarda, yerlerde, mekanizmalarla, âlet edevat ve personalarla bir şekilde işler. bu, sözleşme ihlâli temelli implicit sahtekârlığın sadece bir örneğidir. özünde kalabalığın ufak bedelden cayma eğilimini ve buna yönelik spontan, bir nebze de “çâresiz” konsentini kullanan ve liberter prensiple bakıldığında esâsında sözleşme ihlâli yaratmak sûretiyle gayriahlâkî bir pozisyona bürünüp suç teşkil eden bir durumdur. karşı bedel yaratır. birbiriyle alâkası olmayan, dinamik ve sirkülasyon hâlinde yabancı kalabalıkların olması, cayılan bedelin ufaklığıyla birlikte karşı muhattabın o anlık bulunmaması netîcesinde kayba implicit rızâ gösterilmesi, bu tip bir sahtekârlığı ortaya çıkaran olmazsa olmaz ayaklardır.
probleme bir bireyci-liberteryen solüsyon: ilgili makinede yaşadığınız durum sonrasında muhatabınız ısrarla yoksa makineyi uygun bir yerinden kırmak sûretiyle, “alamadığınız ürün bedeli” olan bozukluklarınızı makineden alın, makinenin verdiği yarım bardak bile olmayan ılık suyu mutlaka çıktığı yere bırakın ve yolunuza devam edin.
işbu yazının fokuslandığı husus sizin üç kuruşunuz değildir elbette; söz konusu problem başlı başına bir gayriahlâkîlik örneği olan unilateral sözleşme ihlâlidir. bu case, siz farkında olmasanız bile toplum içerisinde yaşayıp yaşayabileceğiniz hemen her türden gayriahlâkî duruma benzeşim yönünden mânâ kazandırır. bugün kahvenizi vermeyen non-liberter eğilim, yarın yatağınızdan dişinizi çalar. dikkat edin, yaşarken deneyimleyebileceğiniz sayısız default gayriahlâkî durum var ve siz bunlara rızâ gösteriyorsunuz, üstelik belirli bir kısmınız bunu “hoşgörüyle” yapıyor. biz ekstrem sağ liberteryenlerin ekserîsi için yeryüzündeki ahlâken en acınası şey, suça hoşgörü göstermek ve suçluyu alttan almak. toplumsal interaksiyonlarda ve birey-birey etkileşimlerde default savunusu gereken ahlâkî pozisyon olarak liberteryenizm, biz individüalistik anarşist ve ekstrem sağ liberteryenleri bir kenara bırakalım, türkiye tabanlı âvâm popülasyonları konsidere ettiğimizde, misâl kamâlistler, komünistler, sosyalistler, feministler, solcular, yerli social justice warriorlar, lümpenler, meriçler, devletçi liberaller, islâm tabanlı anadolu milliyetçileri ve jakobenler gibi zihnen alt ırkların ve non-liberteryen alelâde kitlelerin dâhi ekmeğe, suya muhtaç oldukları gibi muhtaç oldukları ahlâklardan bir ahlâktır.
yenidoğan bebekte hypoglycaemia gelişimine neden olan müslüman tradisyonu. hâlâ bu inanışı ve geleneği devâm ettirmeye çalışan annelerle karşılaşılmakta. bebek, tıbben mümkün olan en kısa sürede anne kucağına verilip emzirilmeli.
1307 - 1326 yılları arasında yaşamış olduğu düşünülen, muhtemelen avrupa tıp târihindeki ilk kadın anatomisttir. o dönemde bir cerrahın asistanlığını yaptığı rivâyet edilir. varlığına dâir kesin deliller tartışmalı olsa da, literatürde ismi geçer. vasküler sisteme renkli kimyasallar enjekte edilip damarları inceleme tekniğini ilk kez dile getiren kişidir. 19 yaşında enfeksiyöz nedenlerle hayâtını kaybettiği tahmin ediliyor.
insan için, beyni "serebral hemisfer" olarak implicit kullandığımızda,
Standardizasyona sâhip doğru ve aktüel cevâbı 4-5 değil, 6 olan soru. Bunun yanı sıra 4'ün de 5'in de târihsel olarak doğrulukları var. Tıpta anatomik klasifikasyon ve yapıları adlandırma için kullanılan global standardizasyona sâhip Terminologia Anatomica'da serebral hemisferler 6 lobda incelenir. Bu çok öncelerden beri böyleydi ama nöroanatomistler-nörofizyologlar bunu böyle pek kullanmamışlar idi. Özellikle serebral yapıların fonksiyonel ve anatomik ayrımlarında târihsel olarak bir sıkıntı vardır. Sâdece loblar değil, sensori-motor yollarda genel anatomi ve fonksiyonel nörobilim arasında nereyi nereye dâhil edelim, neyi nasıl adlandıralım veyâ ayıralım tarzında bir keşmekeş var. Fonksiyonel ve anatomik klasifikasyonlar birbirine uygun olmuyor. Bu nedenle nöroanatomi câmiâsı, TA dışında, daha spesifik, işlerine daha çok yarayacak, fonksiyonel ve klinik perpektifi dışlamayan bir terminolojik standardizasyona gereksinim duydu. Aynısı embriyoloji vesâirede de oldu. Yeni geliştirilen Terminologia Neuroanatomica'da da serebrum 6 loba ayrılıyor. Nöro çevrelerinde tradisyonel ayrım genelde lateralden ve kemik isimlerine uygun yapılır o nedenle 4 klasikleşmiş bir bilgi idi, sonradan sulcus lateralis'in derinindeki insula'yı da lob kabûl ettiler; bununla berâber limbik lob (dikkat, limbik sistem değil) da serebrumun medialde görünen bir lobudur. Limbik lob, diğer loblardan apayrı anatomik bir yapı değil aslında, diğer loblarda işlevsel olarak farklılık gösteren birtakım yapıları ayrı bir lob olarak inceliyorlar. "Limbik kemik" diye bir kemik yok. "Insular kemik" diye de yok. Ama bunlar, standardizasyona göre lob kabûl edilmiş. Meselâ frontal-parietal ayrımı anatomik olarak kolay yaparken limbikle frontal-parietal-temporal lob ayrımları bu kadar keskin bir anatomik sınırla yapamıyoruz. Güncel basılan bâzı klinik nöroanatomi textbooklarında serebrumun limbik lob dâhil 6 lobda incelendiğini görürsünüz. Daha eski kitaplar 4 ya da 5 lob yazabilir. Klasik bilgi 4'tür. Kemik isimlendirmesine uygundur. Insula'yı da eklediğimizde 5'tir. TNA'yla birlikte standardize edilmiş terminolojiye göre, 6'dır. Örneğin High-Yield Neuroanatomy'nin 20 sene önceki kitaplarında serebrum 4 lobda incelenmişken en son basımında 6 lobda incelenir. GRAY's Clinical Neuroanatomy'nin güncel baskılarında da limbik lob dâhil 6 lob vardır. Farklı yaklaşan kitaplar da var. Tıpta nöroanatomide lisans düzeyi text olarak kullanılan Snell's Clinical Neuroanatomy serebrum'da 4 lob inceler (Insula'yı lob olarak değil, farklı bir kortikal alan şeklinde, limbik lobu da diğer loblar içine dâhil ederek). Terminologia Neuroanatomica'nın geliştirilmesinde rol üstlenen Hans Donkelaar'ın 2011 yılına âit Clinical Neuroanatomy: Brain Circuitry and Its Disorders kitabında Donkelaar insula'yı da katıp 5 lob sayarken, TNA'yı geliştirdikten sonraki yayınlarında limbik lob'u da serebral hemisfer lobu olarak kullanıyor.
substernal guatr (plonjan guatr) düşündüren bir fiziksel muayene bulgusudur. substernal guatr (tiroidin torasik kaviteye doğru büyümesi) varlığında, hasta kollarını 90 derece abdüksiyona getirdiğinde, sağ eksternal jugular ven distansiyonu olur. sağ atriuma dönen kan artar ve venöz sistemde kompresyon meydâna gelir. eksternal jugular ven şişer. buna marañón bulgusu denir. endokrinolog gregorio marañón y posadillo (1887-1960) tarafından tanımlanmıştır. literatürde, graves hastalığı varlığında tiroid üzerindeki derinin vazomotor stimülasyon sonucu kızarması ve kaşıntılı olması da marañón bulgusu olarak isimlendirilmiştir. iki bulgu da gregorio marañón'un ismiyle bilinir.
marañón bulgusu (+), substernal multinodüler guatr'ı olan hasta:
geliştirilen machine learning modelleriyle kanser hastalarının tedâvi sırasında karşılaşabileceği depresyon, anksiyete ve uyku bozuklukları gibi yaygın problemlerin önceden tahmin edilmesi ve bu şekilde kanser hastasının yaşam kalitesini düşüren semptomların önüne geçilebilmesi olayı.
ilk olarak, rt alan hasta gruplarının tedâvi boyunca ne zaman, ne sıklıkta ve ne şiddette semptom geliştirdiklerini raporluyorlar. bunu da geliştirdikleri machine learning algoritmalarıyla test ediyorlar. sonuç olarak kullandıkları machine learning tekniklerinin onkoloji hastalarının gelecekteki semptomlarını ve bunların şiddetlerini anlamlı düzeyde öngörebildiğini gösteriyorlar.
bunun onkoloji klinisyenleri için önemi; hastaların henüz semptom geliştirmediği ve yaşam kalitelerinin bozulmadığı erken dönemlerde verecekleri tedâvi planlarını değiştirebilmeleri ve tedâviyi hastanın yaşamına daha adaptif hâle getirebilmeleri.
ai uygulamaları yalnızca bunlarla sınırlı kalmayacak. herhangi bir hastada, hastalığın tanısının doğru bir şekilde verildiği, prognozun ve tedâvi başarısının, hangi tedâvi yönteminin daha efektif olacağının öngörüldüğü; klinisyenin tecrûbesi ve klinik decision-making başarısıyla yarışan modeller geliyor.
ileri okuma ve referans:
learning from data to predict future symptoms of oncology patients. plos one, 2018; 13 (12): e0208808
şekersiz tatlandırıcıların, normal şekerden daha sağlıklı ve iyi bir alternatif olmadığı iddiasının bir çalışmada dile getirilmesi olayı.
aslında bunu destekleyen literatürde farklı çalışmalar ama yeni bir meta-analiz ile, şekere alternatif olarak sunulan ve sağlık açısından daha iyi bir tercih olduğu ileri sürülen şekersiz tatlandırıcıların söylenegelen yararlarını gösteren kanıtlar bulamayıp potansiyel zararlarını da göz ardı etmeyin demişler.
tatlandırıcılar zamânında potansiyel zararları ortaya çıkmadan şekerin yerine sunulup popüler olmaya başlayınca kilo vermek isteyenler, diyabetikler, obezler, insülin direnci olanlar bunları epey de kullandı. bunlar çok teşvik edildi. ama tatlandırıcıların, sağlık için şekerden daha iyi bir alternatif olmadığı ortaya çıkıyor. tatlandırıcı kullanmadan şeker tüketimini minimuma indirmek en iyi seçenek gibi görünüyor. tarçın, zencefil gibi tat vericiler tercih edilebilir.
meta-analizde, tatlandırıcıları hiç kullanmayan ya da az kullanan gruplarla çok kullanan insanları çeşitli yaş gruplarından toplayıp araştıran çalışmaları incelemişler. bu insanları kilo, kan şekeri ölçümü, metabolizma, kardiyovasküler hastalıklar, ağız sağlığı, kanserler ve psikolojik durum açısından değerlendirmişler. neticede tatlandırıcı kullananlarla kullanmayanlar arasında sağlık açısından istatistik olarak önemli bir fark bulunmadığını ortaya koymuşlar.
referans ve ileri okuma
association between intake of non-sugar sweeteners and health outcomes: systematic review and meta-analyses of randomised and non-randomised controlled trials and observational studies. bmj, 2019; k4718
carl johann august langenbuch, 1846 - 1901 yılları arasında yaşamış alman cerrah. appendektominin henüz yaygın olmadığı dönemde, akut apandisite bağlı peritonit sebebiyle hayâtını kaybetmiş. 1882'de, tıp târihinde ilk kolesistektomi operasyonunu gerçekleştiren doktordur. yaklaşık 100 yıl boyunca, 1987 yılında ilk laparoskopik kolesistektomi gerçekleştirilene dek kendisinin uygulamış olduğu açık kolesistektomi kolesistit için altın standart tedâvi metodu olmuştur.
"traube aralığı", "traube üçgeni" ya da "traube'nin semilunar timpanik bölgesi" gibi adlandırmaları olan bölge. ancak bölge tümüyle üçgen ya da semilunar şekilli olmadığından, üçgen ya da semilunar bölge şeklinde ifâde edilmesi tam olarak doğru değildir. "aralık" da aslında iki referans arasındaki alana verilen addır; ancak traube alanının referansları iki tâne değildir, o nedenle "traube aralığı" kullanımı da çok doğru değildir. terminoloji açısından en doğru kullanım, basitçe "traube alanı" ya da "traube bölgesi"dir.
traube alanı, fiziksel muayenede yüzeyel olarak tespit edilir. asimetriktir, solda bulunur. dokuz karın bölgesi sistemine göre sol hipokondriyumda yer alır. processus xiphoideus'tan (yaklaşık olarak t9-t10 seviyesinden) alınan horizontal hat, lateralde sol ön aksiller hat ve sol inferior kostal ark arasında kalan bölge, traube alanı'nı verir. ksifoidden çizilen çizgi yerine, sol ac alt kenarı ya da 6. kosta da kullanılabilir. bâzı kaynaklarda traube alanı, sol midklaviküler hat ve sol midaksiller hat arasında gösterilir. anatomik olarak sınırlarını da superiorda sol akciğer alt kenarı ve kalp, inferiorda kostal kenar, letaralinde dalak anterior sınırı ve medialinde karaciğer sol lobu oluşturur.
traube alanında bir patoloji olmadığında, mide dolu olmadığında ve derialtı yağ kitlesi fazla olmayanlarda perküsyonla timpanik ses alınır. morbid obezlerde traube alanından muayene zorlaşır. traube alanında perküsyon ekserîyetle medialden laterale doğru nizâmî bir biçimde yapılır; böylece dalak matitesinin başladığı yer daha iyi tespit edilir. normalde dalak matitesi küçük bir alan kaplar. traube alanının lateralinde, midaksiller hat üzerinde 9-11. kostalar arasındadır. traube alanında matite alınmasının en sık sebebi splenomegalidir; ancak her dalak büyümesi traube alanına uygulanan perküsyon ile tespit edilemeyebilir. splenomegali'nin traube alanına perküsyon yapılarak tespitine dâir yapılan sistemik değerlendirmelerde bu işlemin sensitivitesi %62-67, spesifitesi %72-75 civârında çıkmıştır. hasta yemek yemeden gelirse muayene daha doğru değerlendirilir. perküsyon, dalak palpasyonu ile kıyaslandığında sensitivite açısından daha başarılı, spesifite açısından başarısızdır. o nedenle hem perküsyonun hem de palpasyonun birlikte ve uyumlu olarak değerlendirilmesi önemlidir. dalak büyümelerinde traube'nin dış tarafından itibâren alan kapanmaya başlar. traube alanının tümüyle kapanması için dalağın 2-3 kat büyümesi gerekir. dalak büyüdüğünde genellikle her yöne genişler; o nedenle yukarıya doğru da matite aranmalıdır. yukarıya doğru yapılan perküsyonda matite kesiliyorsa, matite nedeninin splenomegali olma ihtimâli düşer. bunu değerlendirirken kalp matitesine de dikkat edilmelidir.
dalak patolojisi düşünüldüğünde muayenenin hastanın sağına yatırılıp sol kolunu da başının üstüne alması bâzı hastalarda muayeneyi kolaylaştırabilir. bu pozisyonda (sağ lateral dekübitus) hastada nixon bulgusu aranır. sol kostal marjinin tam ortasından perküsyon başlanır ve dik olarak devâm edilir. matite seviyesi 8 cm'i geçtiğinde splenomegali düşünülür.
traube alanını ilk kez, 1868 yılında alman patolog ludwig traube (1818-1876) târif etmiştir. traube alanının ilk kullanımı, matitenin en sık nedeni olan splenomegali değil; plevral hastalıklarla pnömoninin ayrımı için olmuştur. traube alanı'ndaki matitenin tek patolojik nedeni splenomegali değildir. plörezide ve sol ac plevral efüzyonunda traube alanında matite saptanabilirken, pnömonide/konsolidasyonlarda timpan ses alınmaya devâm edilir. trabe alanında çevre dokulardan gelen büyümeler ve kitleler de matiteye sebep olur. bunlar torakal-plevral, abdominal (kolon, mide, karaciğer, böbrek...) kaynaklı olabilir. perikarditler, perikardiyal efüzyon, fundik tümörler, karaciğer sol lob büyümeleri-hepatomegali, kardiyomegali, sol kolon ve böbrek kitleleri, kolonun aşırı dolu olması da traube alanında matite nedeni olabilir.
traube alanında castell noktası adı verilen özel bir nokta bulunur ve buradan da splenomegali aranır. normal perküsyona ve nixon bulgusuna göre splenomegaliyi yakalama başarısı daha yüksektir. hasta supin pozisyonda iken derin inspirasyonla sol ön aksiller hat üzerinde traube alanı'nın en alt ucundan perküsyona başlanır. 8. ve 9. interkostal aralıklarda, derin inspirasyonda matite alınması splenomegali lehine bir bulgudur ve buna castell bulgusu denir.
basitçe doğada hominin yaşamsal faaliyetlerinden kaynaklanan kemik bütünlüğünün, yapısının ve yüzeyinin değişmesidir. Bu değişiklikler kemikteki yüzeyel değişiklikler (örn. kesi çizgileri, çekiç perküsyon izleri…) ve et parçalama, kemik iliği işleme ve hayvansal yağ elde etme ile ilişkili fraktür pattern modellerini kapsar. Antropojenik kemik modifikasyonunun diğer biçimlerine örnek olarak diş izleri ve sindirim, ısıtma, yanma ve kemiklerle yapılan aletlerin kullanımıdır. Bunlarla birlikte antropojenik diş izleri ve sindirime dair bulguları diğer tafonomik (bedenler üzerinde süreç içerisinde değişikler meydana getiren) ajanlardan, örneğin karnivorların oluşturduğu benzer modifikasyonlardan ayırt etmek zor olabilir. Antropojenik kemik modifikasyonlarının fark edilmesi, karnivorlar ya da nehirler gibi akıntıların etkileri (fluvial tafonomi) gibi diğer tafonomik ajanların aksine, bir fosil kemik topluluğunun homininler tarafından biriktirildiğini ve/veya hominin yaşamsal aktivitelerini ortaya koymak adına oldukça önemli bir noktadadır. Bu modifikasyonlar, tabiatta antropojenik etkileri ve yaşam mekanizmalarının incelenmesi (örneğin kanibalizm) için kullanılmaktadır.
Bir çalışmada Belçika’dan elde edilen Neanderthal kalıntılarındaki antropojenik kemik modifikasyonlarının genel bir illüstrasyonu: https://galeri.uludagsozluk.com/r/1728648/+
ileri okuma önerim:
Hurlbut, S. A. (2000). The taphonomy of cannibalism: a review of anthropogenic bone modification in the American Southwest. International Journal of Osteoarchaeology,10(1), 4-26. doi:10.1002/(sici)1099-1212(200001/02)10:1<4::aid-oa502>3.0.co;2-q
orta çağ mantığında tartışma biçimleri ve tartışma kuralları ile ilgili bölümdür. obligationes'i, doğru ve tutarlı bir biçimde tartışmanın mantıksal ilkeleri olarak düşünebiliriz.
ileri okuma ve referans:
Novaes, C. D. (2005). Medieval Obligationes as Logical Games of Consistency Maintenance. Synthese, 145(3), 371-395. doi:10.1007/s11229-005-6197-y
yunanca andro="erkek" ve gennan="üretmek" sözcüklerinden türetilip biyoloji literatürüne kazandırılmıştır.
androjenler, pregnenolonun vücudun çeşitli dokularında, özellikle de gonadlarda ve adrenal bezlerde dönüştürülmesiyle üretilen 19 karbonlu bir steroid sınıfını ifâde eder. androjen steroidlere örnek olarak testosteron, dihidrotestosteron (dht), dehidroepiandrosteron (dhea) ve dehidroepiandrosteron sülfat (dheas) verilebilir. popüler anlayışın aksine androjenler erkeksi fenotip ve davranışın pek çok yönünden sorumlu olmasına rağmen tamâmen “erkek” hormonu değildir. normal erkek fetal dönem ve doğum sonrası gelişimdeki önemine ek olarak androjenler hem modern insanlarda hem de insan olmayan primatlarda çeşitli davranışlarda önemli rol oynar ve düzeyleri davranışlardan, duygulardan, çevresel koşullardan etkilenir. örneğin üreme davranışındaki mevsimsel değişiklikler, ilişkili agonistik etkileşimler ve bölgesel saldırganlık, gonadal androjen düzeylerindeki değişimlerle alâkalıdır. benzer şekilde gonadal androjenler modern insanlarda bireyler arası fiziksel veya zihinsel rekâbet hâlinde elevasyona uğrar ve kazananlarda yüksek seviyede seyretmeye bir müddet devam ederken kaybedenlerde düşüşe geçer. dolaşımdaki gonadal androjenlerin seviyesi potansiyel olarak diyet ve vücut kompozisyonundaki farlılıklarla ilişkili olarak modern insan popülasyonları arasında büyük ölçüde değişmektedir. androjenlerin uzun süreli, kronik olarak yükselmiş düzeyinin modern insanlarda prostat kanseri gibi ciddi hastalıklar başta olmak üzere pek çok sağlık bozukluğuyla ilişkili olduğu tıbbî literatürde yer bulmuştur.
konusu önermenin özellikleri, önerme türleri ve önermeler arasındaki karşıolum ilişkileri olan, organon'un hazırlık kısmı içinde yer alan aristoteles eserlerinden biridir. türkçeye "önerme üstüne" ya da "yorum üstüne" olarak çevrilebilir.
topika olarak da bilinir. aristoteles’in büyük mantık eseri organon'un 5 numaralı eseridir. diyalektik tartışmalarda izlenecek yöntem üzerine çalışmalarını içerir. aristoteles’e göre kendisinden öncekilerin diyalektik tartışmalara ilişkin eğitimleri hızlı ancak sistemsizdir; öğrencilere tartışma sanatını değil bu sanatın yalnızca ürünlerini vermektedir. aristoteles topikler’de tartışmanın konusundan bağımsız olarak, tartışmanın amacının biçimine uygun olarak izlenmesi gereken yollar belirlemeyi amaçlar. kıyas, araz, cins gibi terimler, incelenen kavramlar arasındadır.