elmakebabi
-82 (minibüs şoförü)
altıncı nesil yazar 4 takipçi 44.69 ulupuan
entryleri
oylamalar
medya
takip

    i hired a contract killer

    1.
  1. Daha önce aki kaurismäki sinemasıyla tanışmamış olanlar için doğru bir başlangıç olabilir. Başyapıt demek zor, zaten yönetmenin kendisi de bir başyapıt üretebileceğine inanmıyor, ancak olabildiğince özgün ve her anlamda özgür ruhlu bir film.

    kaynak: http://sinemahzen.com/i-hired-a-contract-killer/
    1 ...
  2. a most violent year

    1.
  3. 34. istanbul film festivali kapsamında son gösterimi 19 nisan'da yapılacak olan filmin meraklıları için eleştiri yazısı: http://sinemahzen.com/a-most-violent-year/
    0 ...
  4. shimotsuma monogatari

    1.
  5. Shimotsuma monogatari (Kamikaze Girls, 2004), yeni nesil Japon sinemasının özgün, deneysel ve yenilikçi ruhunu taşıyan filmlerden.

    Merak edenler için bu da filmin eleştirisi: http://sinemahzen.com/shimotsuma-monogatari/
    0 ...
  6. galaxy quest

    1.
  7. Bir Star Trek hayranı olmasanız dahi izlerken keyif alacağınız bir parodi filmi. Aynı zamanda günümüzde belli türlerin parodisini yapmaya çalışanların ders niteliğinde izlemesi gereken yapımlardan...

    Bu da filmin eleştirisi: http://sinemahzen.com/galaxy-quest/
    0 ...
  8. kaguyahime no monogatari

    1.
  9. geçmişte yaşamaya eğilimli olanlar için oldukça etkileyici bir studio ghibli animasyonu.

    --spoiler--
    Bambu ağaçlarını kesen bir köylü bir gün beklenmedik bir olayla karşılaşır. Parlayan ağaçlardan tekinin yanına gittiğinde içindeki ışık huzmesinden ufak bir oyuncağı andıran kız çıktığını görür. Tanrılar tarafından kendisine gönderilmiş bir hediye olduğunu düşündüğü bu yaratığı ilk iş olarak evine götürür. Ne var ki, avuçlarındaki bu canlı çok geçmeden gerçek bir bebeğe dönüşecektir.
    --spoiler--

    Bu da filmin eleştirisi: http://sinemahzen.com/kaguyahime-no-monogatari/
    1 ...
  10. leviafan

    1.
  11. yarın vizyona girecek olan filmin eleştirisini okumak isteyenleri şöyle alalım: http://sinemahzen.com/leviafan/
    0 ...
  12. the bounty

    1.
  13. Denizcilik tarihinin en ünlü isyanlarından birini Robert Hough’un kitabına dayandırarak anlatan 1984 yapımı film.

    Okumak isteyenler için filmin eleştirisi: http://sinemahzen.com/the-bounty/
    0 ...
  14. en duva satt pa en gren och funderade pa tillvaron

    1.
  15. sene içerisinde insan ruhunun karanlık ve sahici yanlarına inen filmlerle dolu bir sene geçirdiğimizi baz alırsak, insanları seyreden güvercin, bunun en keskin eleştirisini yapıyor.

    filmin eleştirisi buradan okunabilir: http://sinemahzen.com/en-...h-funderade-pa-tillvaron/
    0 ...
  16. deadly is the female

    1.
  17. bonnie parker ve clyde barrow’un hikayesini sinema seyircileri daha çok arthur penn’in 1967 yapımı bonnie and clyde filmiyle tanıyor olsa da hollywood’dan çıkma eli yüzü düzgün başka bir uyarlama daha vardır iki suçlunun öyküsünü anlatan: 1950’de tamamlanan deadly ıs the female daha bilinen ve uygun adıyla gun crazy. tabii gerçek olaylara sadıklık konusunda arthur penn’in filmi ile kıyaslandığında çok uzak bir noktaya düşüyor. önümüzdeki film, oldukça serbest bir uyarlama olarak kabul edilmeli. zira ikilinin birbirlerine duydukları sevgiden başka esas hikaye ile olan benzerlikler oldukça kısıtlı.

    eleştiri yazısının tümü: http://sinemahzen.com/deadly-is-the-female/
    0 ...
  18. kukushka

    1.
  19. 2002 Yılında istanbul Film Festivali kapsamında gösterilen "Kukushka", Türkçe adıyla "Guguk Kuşu" ise her ne kadar savaşı zemin olarak kullansa da aslında savaşanların ve birbirine düşman olanların değil, kendi tercihleri olmadan savaşın kendiliğinden getirdiği doğal ortamda bir araya gelen insanları anlatır. Üç kültür, üç dil, bir kadın ve iki kıskanç adamın kara mizahını ve trajikomik hallerini. Kaynak: http://sinemahzen.com/kukushka/
    0 ...
  20. jariskatsis mama

    1.
  21. 1964 yılında gürcü yönetmen rezo chkheidze tarafından çekilen sovyet yapımı “bir askerin babası” filmi, kendisi de ikinci dünya savaşı’na katılmış ve ağır yaralanmış olan gürcü yazar suliko jgenti’nin özgün senaryosudur. başrol oyuncusu sergo zakariadze 1958 yılında devlet sanatçısı seçilmiş bir aktör olup filmde savaşta yaralanan oğlunu arayan yaşlı bir gürcü köylüyü canlandırmaktadır. her ne kadar dönem itibariyle sovyet filmi diye anılsa da, film bugünkü sınırlara baktığımızda, gerek konu, gerek yönetmen, senarist ve başrol oyuncusunun gürcü olmasından dolayı “gürcü filmi” de diyebiliriz. kaynak: http://sinemahzen.com/jariskatsis-mama/
    0 ...
  22. sanatorium pod klepsydra

    1.
  23. Haksız yere unutulmuş 1973 yapımı Wojciech Has filmi.

    filmin vereceği mesaj da tıpkı masallara has basitlikte veriliyor. bu mesaja başkarakterimiz jozef ve babasının en son konuşmasında ulaşıyoruz. o yüzden bir anlamda bu filmi masal kitaplarının sinemadaki temsilcilerinden biri olarak görmemiz gayet doğaldır. KAynak: http://sinemahzen.com/sanatorium-pod-klepsydra/
    0 ...
  24. en iyi kung fu filmleri

    1.
  25. hong kong’un 50’li yıllardan itibaren komünist rejimin de etkisiyle yalnızca sosyalist, gerçekçi filmlerin istilasına uğradığı bir gerçek. devletin güdümünde gerçekleştirilen bu propagandacı sinema işçi sınıfına eğilen ciddi ve hollywood’un hayaletlerini barındıran eserlerden oluşuyordu. ancak 60’larla birlikte hem seyircilerin hem de sinemanın çehresi değişmeye başladı. ve değişim nihayete ermeye başladığında bu ruhsuz dönemin ardından gelen kung-fu filmlerinin geniş kitlelerce sorgusuz sualsiz kabul edilmeleri tahmin edersiniz ki hiç de şaşırtıcı olmayacaktı. çünkü kung-fu filmleri bütünüyle seyirciye tanıdık gelen motiflerden, tamamen doğuya has kültürden nemalanıyordu. halka yakın gelen bu filmler aynı zamanda eğlendirici bir yana da sahipti. dolayısıyla seyircinin yoğun ilgisine mazhar oldular ve adeta kung-fu filmlerinde patlama yaşanmasına sebep oldular. bazı çevrelerce hor görülen bu tür her ne kadar pek çok istismara alet olmuş olsa da hâlâ sinemanın önemli alt başlıklarındandır! işte türün en önemli 20 örneği: http://sinemahzen.com/en-iyi-kung-fu-filmleri/
    0 ...
  26. ambavi suramis tsikhitsa

    1.
  27. ermeni asıllı gürcü yönetmen sergei parajanov’un hayatı da en az filmleri kadar ayrıksıdır. her şeyden önce sovyet rejiminin baskı ve zulümlerinden en büyük payı alan sanatçıların başında gelir kendisi. adı sanat eserleri kaçakçılığına ve eşcinselliğe karışan yönetmen sadece bu suçlar yüzünden değil, filmleri rejimin beklentilerini karşılayamadığı için tutuklanır, uzun süre kötü şartlar altında çalışma kamplarında çalıştırılır. bu geçen süreçte filmleri yasaklanır, hatta serbest bırakıldıktan sonra bile yeni filmler üretmesi engellenmeye çalışılır. işte ambavi suramis tsikhitsa (suram kalesi efsanesi, 1986) da tam bu on beş yıllık sinema sürgününün sonrasında güç bela tamamlanabilmiş bir film! bunca dayatmalara, zorbalığa, sinema sektöründen uzak kalışına karşın yönetmenin sinema sevgisinden ve sanatsal dürtülerinden hiçbir şey yitirmemesi gerçekten de ilginçtir. yönetmen, kendisiyle yapılan röportajlarda bu zorlu mahkumiyet sürecini diğer tutukluların hikayesini dinleyerek geçirdiğini ve bu hikayelerin her birinin ona yeni şeyler kattığını, dolayısıyla oradan ayrılırken “dağılmak” yerine daha güçlü bir şekilde çıktığını söyler.

    film eleştirisinin devamı: http://sinemahzen.com/ambavi-suramis-tsikhitsa/
    1 ...
  28. the friends of eddie coyle

    1.
  29. tanım: 1973 yapımı peter yates filmi.

    70’lerin suç filmleri kendilerine has varoşluk duygusuna sahiptir. tercih edilen mekanlar ve karakterler de bu duyguyu perçinlerler. ama belki de en önemlisi bu filmlerin ağır bir umutsuzluk duygusu ile yüklü olmalarıdır. karakterler, tercihleri ve bu tercihlerin sonuçları tarafından kuşatılırlar, hataları onlara nefes alacak bir alan bırakmaz. filmler, suç dünyasını bir hayal ürünü ya da fantezi olarak kabul ederek bir retorik geliştirmektense toplumsal gerçekçilik akımıyla göbekten bağlı olmayı tercih ederler. bu tercihlerde dönemin siyasi ve politik devinimleri önemli bir paya sahip olmuştur. kapitalist ve komunist güçlerle yönetilen ülkeler arasındaki soğuk savaşların gölgesi özellikle suç filmlerinde daha iyi gözlemlenir. buna rağmen 70’li yıllar bir arayış, değişim ve dönüşüm süreci olmuş ve bu değişimden doğan belirsizlik de suç filmlerindeki umutsuzluğun faili olmuştur.

    eleştiri yazısının devamı: http://sinemahzen.com/the-friends-of-eddie-coyle/
    0 ...
  30. kalıpları yıkan filmler

    1.
  31. sinemanın gücü pek çok film seyircisi tarafından istemsizce de olsa hafife alınmakta. oysa ki sinema iyi ellerde bir hikaye anlatma aracından çok daha fazlasını başarabilecek güçlü bir silahtır. yanlış ellere geçtiğinde de elbette çok tehlikeli bir silah olacağını tahmin edeceksinizdir. özellikle ülkemizdeki tv sektörü böyle bir güçle yönetilirken her izlenen filmler aynı klişelerin, kalıplaşmış yargıların ürünü olarak sunulmakta. insan olarak zaten bu konuda son derece katı bir tabiata sahibiz! doğru – yanlış, iyi – kötü gibi kalıplaşmış kavramları kolay kolay zihnimizden söküp atamayız. işte bu noktada aşağıda sunacağımız liste, sinema iyi ellerdeyken zihnimizi özgür kılmanın aslında ne denli kolay olabileceğini göstermesi açısından önemli. elbette bu anlatılanların hepsini benimsemek gibi bir zorunluluğunuz yok ama biraz yaratıcılık ve biraz da geleneksel olmayan yaklaşımla diğer olasılıkları da görmek iyi bir tecrübe olmaz mıydı? öyle inanıyorum ki aşağıdaki filmler -sevmeseniz bile- şu ya da bu şekilde hayatınıza yeni bir bakış açısı, belki de anlam katacaktır!

    buyurun 25 filmlik listeye: http://sinemahzen.com/kaliplari-yikan-filmler/
    1 ...
  32. the bag man

    1.
  33. Siz hâlâ Pulp Fiction (Ucuz Roman, 1994)’daki içerisinden ışık saçan çantadan etkilenip onu tartışanlardan mısınız? Size bu fikrin bire bir 1955 yapımı Robert Aldrich filmi Kiss Me Deadly (Öp Beni Öldüresiye)’den alındığını söylesem hayal kırıklığı yaşar mısınız? Sanmıyorum. Çünkü Pulp Fiction’ın yaşam kaynağı gizemli bir çantadan ibaret değildi. The Bag Man (Motel) ise tam tersine bütün varoluş amacını bir çantaya bağlarken, öte yandan da Pulp Fiction gibi olmaya çalışan bir film. Çalışan fakat başaramayan… Sözün gelimi Pulp Fiction’ın aykırı karakterlerine öykünen The Bag Man’in karakterleri bir sirkten fırlamışçasına yapay durmaktan kendilerini alamazlar. Orijinal karakterden anladığımız şey mavi peruklu bir fahişe, Rus aksanlı bir cüce, tek gözü korsan göz bandıyla kapatılmış bir zenci değil. Kişilikleriyle yaratıcı olmak yerine marjinal kılık kıyafet seçimleriyle sıra dışı karakterler ortaya çıkarılmaya çalışıldığında şekilci ve klişe olmaktan öteye gitmeniz mümkün olmayacaktır zaten.

    ilgisini çekenler için yazının devamı: http://sinemahzen.com/the-bag-man/
    0 ...
  34. dead of night

    1.
  35. Zaman döngüsü dendiğinde yakın dönemden Looper (Tetikçiler,2012) ve Edge of Tomorrow (Yarının Sınırında,2014) ilk akla gelen isimlerden olacaktır. Sinefiller için ise Groundhog Day (Bugün Aslında Dündü, 1993)’dir ilk akla gelen. Fakat dört ayrı yönetmen tarafından çekilen 1945 yapımı Dead of Night (Ölüm Gecesi), kendi zaman dilimi için devrim sayılacak bu fikri kullanmasına karşın yıllara meydan okuyamayarak unutulmaya mahkum oldu. Elbette söz konusu eser, birebir Groundhog Day’in kurgusuna sahip değildi ama “yaratıcılık” ünvanının bu film yerine Groundhog Day’e kalması biraz adaletsiz bir gelişmeydi bana soracak olursanız. Çünkü Harold Ramis’in filminin Dead of Night’tan esinlenmediğini söylemek pek de yansız ve doğru bir ifade olmayacaktır. Üstelik bu filmin etkilediği kitle yalnızca sinema ve TV sektörüyle sınırlı değil. Bing Bang teorisinin bir alternatifi olan Steady State teorisini geliştiren kozmologların da birincil ilham kaynağı yine Dead of Night olmuştu. Haliyle bu nitelikteki bir filmin unutulması sinema adına işlenebilecek en büyük günahlardan biri sayılmalı!

    Yazının devamı: http://sinemahzen.com/dead-of-night/
    1 ...
  36. ülkücü döven ateist

    1.
  37. Evet efenim ülkemizin kanayan yarasıdır adeta, bu kişiler. Çok görülür bahsettiğim tipler, yazıklar olsun onlara. Bugün de bizzat şahit olmuşluğum vardır ateistlerin ülkücü bir kardeşimize dayak atışına. Şöyle ki;

    Bugün ankara'nın kızılay'daki metro çıkışında apaçi arkadaşlarımla ciks ciks dans edip emo kızlara laf atarken bir anda dikkatimi çekti efenim bu olay.

    Metroda bulunan mescidin önünde güzel giyinimli, takım elbiseli beyefendi bir ülkücü kardeşimizle, türbanlı ve şık bir hanım ablamız oturmuş ders çalışıyorlardı, test çözüyorlardı zannımca. (bkz: kabirde çıkacak sorular)

    Sonra oradan geçen che guevara sakallı, iğrenç görünümlü, kolları jilet yaralı, (bkz: yaralı stayla) ateist olduğu her halinden belli bir tip geldi hanım ablamıza laf attı, sonra ''siz neden ders çalışıyosunuz lan dallamalar'' diye zavallı ülkücü kardeşimize el ense filan çekmeye başladı. Tabi ülkücü ve mülayım arkadaş hiç terbiyesini bozmadı. Ancak bunun üzerine sinirlenen ateist ülkücünün elindeki kuran'ı alıp yere attı, bununla da yetinmeyip kızın kafasındaki türbanı çekip çıkartıverdi. korunmasız kalan Zavallı bacım çığlıklar içinde kaçarak mescide sığındı.

    Çok korkmuştum, yanımdaki arkadaşlarım da kaçmıştı ama ben hareketsiz kalmıştım bu barbarlık karşısında. O arada, ateist olan sakallı herif ıslık çaldı ve kominist oldukları tahmin edilen dinsiz imansız bir sürü kankası doluştu bu oğlanın etrafına. Yer misin yemez misin diye dövmeye, tekmelemeye, hortumlamaya başladılar... Gariban ülkücünün bir an öldüğünü sandım öyle ki. Bu arada ülkücü kardeşimiz Mahatma Gandhi'den alıntılar yaparak feryat ediyor, dostluk mesajı vermeye çalışıyor, onlara bir nevi gül uzatıyordu. Fakat ateistlerin gözü dönmüştü bir kere, allah korkuları da yok ki zaten. Tam ben ayırmaya gidecektim ki, o esnada polisler geldi ve kavgayı ayırdı. Barbar, gözünü kan bürümüş ateistlerin başını şefkatle okşadılar ve ''bir daha yapmayın cici kardeşlerim, yoksa yaptıklarınızı akşam babanıza biiiir biiiiir anlatırız,'' dediler ve gittiler.

    Son olarak kanlar içinde hastaneye kaldırılırken ülkücü kardeş zar zor şunları söyledi ''Sizin dininiz size, bizim de dinimiz bize,'' ancak ateist faşistleri ülkücü kardeşimizin bu lafıyla da taşak geçtiler ve starbucks'a doğru yola koyuldular.
    1 ...
  38. kendi entrysi olduğunu unutup artı oy vermek

    1.
  39. Asıl başlık şöyle;

    Kendi entrysi olduğunu unutup artı oy vermeye çalışmak

    Geçenlerde başıma geldi, öyle okuyordum başlıklardan tekini, ''Aha ne güzel yazmış şerrefsiz, basayım şuna artı oyu'' derken bir de bakmışım ki Fi zamanlarından kalma bir yazıma denk gelmişim meğerse.

    (bkz: bu da böyle bir anımdır)

    (bkz: narsist)
    1 ...
  40. müslüman olup şeriatı desteklememek

    1.
  41. küçük memeli olduğu halde namaz kılan bayan

    6.
  42. (bkz: ironi algısındaki yoksunluk yüzünden haftanın en kötü entrysini yazmak)*
    (bkz: bakire olmadığı halde oruç tutan bayan)
    (bkz: reklamın kötüsü olmaz)

    Ek olarak; olmaz arkadaş bu bayan ya silikon taktırsın ya da gitsin budist filan olsun.

    * Biliyorum ironi yaptığını anlatmak, anlaşılmayan bir espriyi anlatmaktan farksız, o yüzden ilk entry'imi düzeltmeyeceğim, memesi küçük fakat kalbi büyük sözlük yazarları.
    0 ...
  43. sevgilisini onu yiyecek kadar çok sevmek

    1.
  44. Aşkta fenafillaha ulaşmaktır... Öyle seviyorsun ki, oturup yiyorsun. işte, aşk dedikleri şey budur, yani hiç var olmayan. Şahsen, ben beni yiyecek kadar çok seven birini bulamadığım için çok mutsuzum sözlük.

    Not: ''Yemek'' fiili gerçek manada kullanılmıştır.
    3 ...
  45. islamda erle erdişinin aynı yerde ibadet edememesi

    1.
  46. Diğer pek çok dinlerin aksine Bilhassa namaz kılmak konusunda mecbur kalındığı takdirde dahi kadının arkada yer alması ve benzeri durumlar göz önüne alındığında doğru olan bir önerme. Allah baba öndeki kadını gören adamın pipisinin kalkmasından korktuğu için kadın ve erkeğin birlikte namaz kılmasını caiz görmemiştir muhtemelen (öyleyse, sanki daha az cinsel çağrışım yapan bir ibadet seçemez miydi?), namaz kılan adam gay ise ne olur bilemiyoruz elbette orasını.

    ( Ha, daha ''masum'' bir gerekçesi varsa ilgili arkadaşlar söylesin öğrenelim.)

    islam'ın cinsellik konusunda nasıl bir konumda olduğunu, ona tabi olanların cinsel yaşamları ve görüşlerinin ne seviyelerde seyrettiğini tahlil edebilmek için de güzel bir detaydır aslında bahsi geçen.
    (bkz: içi fesat olmak)

    islam erkeklerin pipisine verdiği önemi başka bir konuya vermemiştir, şüphesiz ki ve ne yazık ki. Kadınların kapatılması da, mastürbatik hareketi engellemek için olsa gerektir. Kadından müslümanlar kadar tahrik olan başka kimse yok zannımca, gördüğümüz kadarıyla. Bu denli onu örtmeye, saklamaya çalışmanın başka bir gerekçesi olamaz...

    Dikkat edin haa, kadınlara kalkan o pipilerinizi taş eder allah baba...

    (bkz: Kuran'ın +18 olması)
    0 ...
  47. sözlükte sadece siyasi ve dini yazıların oylanması

    1.
  48. Sorgusuz sualsiz herkesin kabul edebileceği bir hakikattir efendim başlığıma mevzubahis olan iddia ve haliyle sözlüğü bir şeyler öğrenmek/öğretmek için ya da bilgi paylaşmak için değil de ''fikir paylaşmak'' için kullandığımız olgusuna götürür bizi bu önerme doğrudan.

    Umarım sözlüğü başkalarına nutuk atmak ya da fetva vermek haricindeki anlamlı uğraşlar için de kullanmaya başlarız bir gün, zira; sinema / edebiyat / müzik veyahutta herhangi bir sanat dalıyla ilgili yazılan yazılarımın okunmaması ve oylanmaması (oylayın yeter ki kötü oylayın ki okunduğumu ve boşa kürek çekmediğimi bileyim)şahsım adına üzücü bir teferruattır.
    3 ...
  49. namaz kılan seccade

    1.
  50. Evet yanlış duymadınız. Sonunda bu ülke bunu da gördü. Allah diyen aslanın derisinden yapılmış seccadededir kendileri. işte izleyiniz, hala imana gelmezseniz de zaten körsünüzdür!

    Şu allah nelere kadir! Bir teist zekasına itibar etmemek için, şuradan izleyin.

    http://www.youtube.com/wa...8ZmsI&feature=related

    (bkz: Oruç tutan bal kabağı)
    2 ...
  51. çirkin olduğu için aynayı kıran tip

    1.
  52. Kendi görüntüsünden ölesiye tiksinen birisinin yapacağı iştir. Akabinde soluğu bir estetik doktorunun yanında almak lazım gelebilir. imkanlar onu da el vermezse kafaya kese kağıdı geçirilmesi suretiyle gezilir. Psikolojik bir rahatsızlıktır, hele ki bu devirde daha bir yaygındır...

    Bazılarında da sadece ayna takıntısı vardır, durmaksızın aynaya bakma gereği duyarlar. Ayna bulunmadığı durumlardaysa mağazaların vitrinleri, arabaların camları ya da yerdeki su birikintisi aynı görevi yerine getirebilir.
    1 ...
  53. eski bir altıncı nesil

    1.
  54. birbirimizi gruplara bölme, ayrım kayrım yapmada son moda bir yaklaşım. Nesillere ayırmak yetmedi kendimizi, şimdi de nesilleri kendi içinde ayırıyoruz. Ancak atomun dahi parçalandığında nelere kadir olduğunu unutmamak lazım.

    (bkz: ukte)
    0 ...
  55. emo rock

    1.
  56. hisli, hüzünlü bir rock. bu tarz müzik yapanların emo olması da şart değildir tabi.
    0 ...
  57. duyarlı olmak

    1.
  58. hisli ve içli olmaktır, ''bana dokunmayan yılan bin yaşasın,'' diyememektir. Dışarıda birileri ölürken rahatsız olmaktır. insan olmanın beş şartından biridir nitekim.
    1 ...
  59. daha fazla entry yükleniyor...
    © 2025 uludağ sözlük