Ekoin
0 (düz adam)
yedinci nesil yazar 1 takipçi 0.60 ulupuan
entryleri
oylamalar
medya
takip

    penfa

    2.
  1. biraz olsun kendilerini eleştiremeyen, hatalarını görmek yerine hala insanları suçlayan grup.
    grubun web sitesi sorumlusu facebook'dan mesaj atıp alenen bizi şerefsizlikle ve nankörlükle suçlamakta tereddüt etmedi.
    herhalde entrymi yeni görmüşler, bir de toplantılarında 50 kişi oturup "vay arkadaş bize nankörlük yaptı" demişler.
    güldüm.

    http://i.imgur.com/kCdJv4x.jpg
    0 ...
  2. penfa

    1.
  3. pendik belediyesi'nin aylık geziler için kendilerine tamamen ücretsiz temin ettiği 45 kişilik otobüs için, geziye gelenlerin her birinden "gider" adı altında 20 lira isteyen yönetcelerinin bulunduğu,
    "pendik fotoğraf amatörleri" adlı bir grup.

    bu gider adı altında alınan paralar için herhangi bir resmi işlem (makbuz falan) de uygulanmıyor tabii ki.

    toplanan bu paralar ile grup kurucularından birinin pendik'de bulunan copy center'ında, fotoğrafları beğenilen üyelere fotoğraf baskısı yapılıp hediye ediliyor.
    kendi paraları ile kendilerine hediye fotorğaf basılıyor yani hemde 45 kişiye değil, sadece seçilen bir kaç fotoğraf sahibine. geri kalan hayali para da, hayali bir kasada, yeni baskıların maliyeti için saklanıyor.
    hayali para diyorum çünkü resmi bir kayıt yok. olamazda zaten. belediye'nin temin ettiği ücretsiz araca ücret alıp bir de makbuz kesmek ayıp olurdu değil mi? sonuçta "gantisi benim" diye bir esnaf değimi vardır. aynı böyle bir durum. "para bizde raad ol" diyorlar.
    üyelerinden bir çoğu yok nd filtre, lens, dslr kumanda, tripod falan filan yokluğu çekerken, bedava olan bir şey için toplanılan para ki bu 900 lira,(ki 900 liraya bir iş bulsam hiç durmam yarın başlar çalışırım) tamamen fotoğraf basımına ayrılıyor. vay arkadaş.

    etkinlik açıldığında arkadaşım ve bir iki kişi daha sitem ediyor.
    tabii yönetici ve yöneticinin arkadaşı olan üyelerden biri hemen giriyor olaya:
    http://i.imgur.com/yv4JWlp.jpg
    en son bir arkadaşım "madem belediye arabayı ücretsiz veriyor, o zaman para neden toplanıyor, makbuz kesiyor musunuz?" sorusuna da sinirlenip,
    "arkadaşlar huzursuzluk çıkartmayın. bizim böyle adamlarla uğraşacak vaktimiz yok." deniliyor.
    ve hızını alamayarak devam ediyor:
    "ortalığı karıştırmayın, hesap numaranızı verin ben 30'ar lira yatırayım ne ok konuştunuz be, bir sigara parası bile değil, utanın!"
    http://i.imgur.com/nlRi6rA.jpg

    daha sonra arkadaşım belediye'ye bu konuyu araştırması için mail atıyor.
    cevap geldiğinde caps olarak attı, bende isimlerin üstünü değiştirip buraya atıyorum:
    http://i.imgur.com/Ll9OvFx.jpg
    ama fotoğraf grubu, etkinliğinde para isteyip, "her şey dahil mi?" diye soranlara, "yemek gibi kişisel ihtiyaçlarınız size ait sadece etkinlik için vereceksiniz" cevabını veriyor.
    arkadaşım tekrar bir mail daha atıyor belediye'ye:
    http://i.imgur.com/KWQ5Yqj.jpg
    ve ortalık bir anda karışıyor.

    grubun kurucusu uzun bir yazı yayınlıyor ve sonunda"20 lirayı ne için topladığımız bilinirken, ispiyonlamanın anlamı nedir?" diyor. ispiyonlamak. benim bildiğim kötü şeyler ispyonlanır, iyi şeyler değil.
    ve yazdığı uzun yazının sonunda tehditlerden sonra, durum biraz daha netlik kazanıyor:
    http://i.imgur.com/hx6uCJu.jpg

    belediye'nin ücretsiz aracından para talep eden yöneticileri belediye başkanıda tanıyormuşdemek ki.
    ve sonra belediye'ye 2. kez attı mail'den sonra arkadaşıma dalga geçer gibi bir cevap geliyor:
    http://i.imgur.com/KvFMsZc.jpg

    alla alla? e hani 72 saat önce "araba veriyoruz, ücret almıyoruz" falan filan diyen belediye, araba verdiği grubu tanımıyor ve ilişkisi olmadığını söylüyor.
    oysa grup o mail'den tam da bir gün önce etkinliğinde ne demiş:
    http://i.imgur.com/wGm8639.jpg

    garip. tabii türkiye'de bir sürü şey olunca bu devede kulak bile kalmıyor, devede pire kalıyor ama olsun.
    şuan üsküdar'da yerel gazete sahibi bir abimiz ilgilendi bizimle. haberini yapacaklar büyük olasılıkla.

    fotoğraf çekmek isteyen, bunların bu isteklerini görüp ücretsiz araba temin etmiş olan kurumlar üstünden hal-hatır ilişkisine rant elde etmeye çalışmak, hem günah, hem haram hem yasa dışı hem de ayıptır.
    ama oluyor işte. bu da böyle bir anımdır.
    1 ...
  4. hayyam pasajı ali usta

    1.
  5. hayyam pasajı alt katta asıl adı Ali Tekinarslan olan, TAm-iŞ adındaki dükkanında analog makina tamiri-satışı yapan bir insan.
    her ne kadar analog makina kullanıcılarının büyük bir bölümü bu ismin sonuna "usta" kelimesini getirselerde durum sanılandan çok daha farklı.
    şöyle ki;

    netteki araştırmalarımdan sonra makinamı götürüp teslim ettim ona. pazometremde bir bozukluk vardı.
    önce bir bilmişlik tasladı, makinayı anlatmalar bilmem neler... daha sonra yaptı hemen cart curt aldım makinayı çıktım dükkandan. ardından ışığın hala tutukluk yaptığını farkedince geri götürdüm.
    yine bir bilmişlikle konuşmaya başladı. "yok bu ortamda pazometre değer vermez zaten bıdı bıdı" dedi. alla alla dedim yıllardır kullandığım makina. sen tamirde iyiysen bende kullanmakta iyiyim bunu, makinamı bilmez miyim ben, sevgilim gibi olmuş artık yıllar yılı..
    ve makinayı alıp 2 gün sonra gel dedi.
    2 gün sonra gittiğimde yine bi labalilik, bilmişlik, "44 yıldır bu işin içindeyim, bir sorun olursa, içine sinmezse gel, makinanın bakıma da ihtiyacı var bir ara uğra" demeler falan. alıp çıktım makinamı ha ayrıca 2 adet pazometre pilini de 5 liraya okuttu bana sağolsun. bi saatçiden 2 tane pili en fazla 2 liraya alırdım. neyse efendim..
    hayyam pasajından çıkıp fotoğraf çekmek için sultan ahmet'e doğru yürüdük arkadaşlarla. orada makinayı çıkardığımda lensin benim olmadığını anladım. makinam 84 model, lensim ise 91 modeldi. tabi geri döndüm tekrar o kadar yolu, dükkana girdim.
    "abi lens benim değil" dedim. sanki suçlu benmişim gibi bi afra tafralar, arada da "yahu bunların hepsi aynı zaten nolcek" demelerle lensi aramaya başladı. vitrine falan baktı -ki ben tamire vermişim lensimin vitrinde ne işi var da oraya bakıyorsun?- o sırada "abi böyle bir lensti benimki" deyip o anda yanımdaki zenit'in üstünde duran lesi gösterdim.
    "e tamam yahu al bunu işte alla alla ne takılıyosun bunlara" deyip o lensi söküp verdi bana.
    lens çoktandır kullanılmadığndan diyaframı ilk basışta kapanmıyordu adam gibi -ki hala kapanmıyor- ve en önemlisi 90 modeldi yani makinamın orjinalliğini tek kelime ile sikip atmıştı.

    Tam o gün arife günüydü ve bayram sonu makinayı sevgilime yollayacaktım. sinirden çıldırdım, terledim, titredim. adam ise hala bana "içine sinmezse getir" deyip kıvrak el hareketleri ile "bak böyle böyle işte bıdı bıdı" diyordu.
    elimde makinamın seri numarası yazılı bir kartı vardı. tüketici derneğine falan gitsem, sevgilime yetiştiremezdim hem arife, sonrası bayramdı muhtemelen bayramdan sonraya atacakalrdı. mecburen lesi aldım ve çıktım dükkandan içimden küfrede küfrede..

    benim için makina sadece makina değildir. dua etsin dedemden kalma zenitimi götürmemiştim gerçekten polis falan çağırmak zorunda kalırdı o dükkanı yakardım yani. bir arkadaşımın daha başına gelmiş böyle bir durum o da anlattı ertesi gün bana buna benzer bir olay. birde flaş takılan yer kırıktı ama ben öyle sevmişim o makinayı tutmuş kırmış geri kalanınıda. yahu sana ne? bende pense ile kırmasını bilirim, zımparalayıp düzeltmesini bilirim. yani baştan sona fiyasko. şu güne kadar kimseye kötülük etmedim ama biri analog makinama bir şey edince dayanamıyorum hele böylesine..

    Kısaca analogcular arasında internette çoğu yerde adı geçen Ali usta dediğimiz adam,
    makinaya, müşteriye tek bir damla saygısı olmayan, 44 yıl boşuna ustalık yapmış, alternatifi yokmuş gibi kasılan, karşısındakini aptal yerine koyan, Fotoğraf makinasının bir makinadan fazlası (duygusal bir bağ olayı) olduğuna inanmayan herifin tekidir. cidden makina alacaksanız, yaptıracaksanız gideceğiniz son yer olsun. 84 yapımı lensimi kaybedip üstüne.. neyse sustum ben, hala düşündükçe sinirim bozuluyor.

    Dükkanına gitmeyin, gidecekleri engelleyin. en azından analog makinanıza, analog fotoğrafa bir sevginiz saygınız varsa.

    edit: yarın gidip lensinden memnun olmadığımı, lensimi bulduysa onu almak istediğimi ve onun durmadan "içine sinmezse gel halledelim 44 yıllık esnafım bıdı bıdı" demesini hatırlatıp lensin içime sinmediğini söyleyeceğim. sevgilime makinayı mecburi pazartesi yollayacağım, sinirlerim mecburi yine gerilecek.
    4 ...
  6. facebook dislike tuşu

    0.
  7. firefox için şöyle bir eklenti ile kullanılabilirmiş. ben denedim baya eylenceli.
    https://addons.mozilla.or...facebook-dislike/#reviews
    1 ...
  8. 15 saat deliksiz uyumak

    5.
  9. 15 saat

    16777215.
  10. "vuhuuuuuuuuuuu olay budur... benim diyen onca yönetmene, ödüllü filme, oyunculara taş çıkartır....
    izlerken teypleri, kasetleri, eski şarkıları, çıkartılmış rsimleri, eski gerçek oyuncakları, ailemizi,
    arkadaşlarımızı ne kadar kendi hallerine bıraktığımızı, onların terkedilmişliklerini,
    üzerlerinin tozlandığını hayatımızın tıpkı bir seruma bağlanmış gibi teknolojiye
    bağlandığını görünce yüreğimde bir cızzzz sesi duyar gibi oldum...
    oysa hayat eskiden basit ama ne kadar zevkliymiş teknoloji kurtulması
    imkansız bir virüs gibi yayılımş insanlığa....gerçekten de kurtulamıyoruz, bir teklemede hayat duruyor....
    elektirkler kesilince hiç bişey yapamıyoruz üşüyoruz,
    yemek yapamıyoruz, nete giremiyoruz, konuşamıyoruz, göremiyoruz, duyamıyoruz vs vs...
    ama o anda da hep birilerine ihtiyaç duymaya başlıyoruz ve ne kadar yanlız olduğumuzu hissediyoruz...
    konuşmak, eğlenmek, oynamak, gülmek için birileri asla olmuyor bizimle....oysa eskiden...
    vallahi hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim çok güncel bir film olmuş ben biraz da fazlaca
    duygusala bağladım ama izlerken vallahi tam da bunları düşündüm....küçük bir not: kahve olayında kendimi gördüm"*
    0 ...
  11. konstantinos kavafis

    18.
  12. şehir şiirini bestelediğim şair. http://www.facebook.com/v...200946563892&comments
    biraz hızlı söylemişim ama idare edin efendim.
    0 ...
  13. akustik gitarla çalınabilecek en güzel şarkılar

    12.
  14. varsayımlar nafile

    1.
  15. karma karışık adlı toplama albümde, eren kazım akay'ın kendi albümünden bağımsız olarak söylediği şarkıdır.

    şöyle ki: http://www.facebook.com/v...463365378891&comments
    0 ...
  16. dünya için çal

    3.
  17. kolektif sahne adı altında 27-28 ekim 2010 'da ankara buluşması yapacak olan grup.

    http://www.facebook.com/e...t.php?eid=158926734141233

    Şimdilik Katılımı belirlenmiş grup ve sanatçılar:

    * (bkz: SULUKULE ROMAN ORKESTRASI)
    * (bkz: MAViBiDON)
    * (bkz: PROJECT MAYA)
    * (bkz: ANADOLU ÇINARLARI)
    * (bkz: REMBETiKO TiS THALASAS)
    * (bkz: GÜNEŞE YOLCULUK)
    * (bkz: FOLKETHNiCA)
    * (bkz: SiSLi RÜYA)
    * (bkz: MASALA)
    * (bkz: SÜLEYMAN SAiT)
    * (bkz: DEMOZA)
    * (bkz: TATAVLA KEYFi)
    * (bkz: CÜMBÜŞ CEMAAT)
    * (bkz: KOPTU KERVAN)
    * (bkz: NEŞELi MiLiS)
    * (bkz: PiLAKi)
    * (bkz: FLEMENCO SUENOS)

    Edit: Bugün Evrensel gazetesinde de çıkmıştır haberi.
    http://www.evrensel.net/haber.php?haber_id=76929
    0 ...
  18. ruhi su 25 yıl anma gecesi

    1.
  19. dostları ve korosu aramızdan ayrılışının 25. yılında, zincirlikuyu'daki mezarı başında büyük devrimci sanatçı ruhi su'yu 20 eylül pazartesi günü türküleriyle anacak.

    aynı gün, dostların, sevenlerinin, öğrencilerinin katılacağı anma etkinliği boğaziçi üniversitesi garanti kültür merkezi'nde düzenlenecek "ruhi su 25. yıl anma gecesi" siyle devam edecek.ilk buluşma olan mezar başı anması 12:00 - 13:00 saatleri arasında yapılacak. "...ruhi su 25. yıl anma gecesi" boğaziçi üniversitesi garanti kültür merkezi'nde 20:00 - 22:00 saatleri arasında gerçekleşecek.

    etkinlikte ruhi su dostlar korosu ve konuk sanatçılar sahne alacak, barkovizyon gösterimi yapılacak. öncesi, kültür merkezi fuayesinde ruhi su fotoğrafları sergilenecek.
    anma etkinliğimize giriş ücretsizdir.

    http://www.facebook.com/e...32759053438131&ref=mf
    0 ...
  20. dünya için çal

    2.
  21. 11 eylül 2010 cumartesi günü, nesin vakfı buluşması düzenleyecek olan oluşum.
    bayramın 3. günü nesin vakfı çocukları ile bayramlaşıp, birlikte şarkılar söyleyeceklermiş efendim.

    http://www.facebook.com/e...51709274853838&ref=mf
    0 ...
  22. yosun tutmuş gitar teli

    1.
  23. yıllardır çalınmaya hasret olan gitarın, ustasına tepkisi.
    çaldıktan sonra parmaklarındaki yeşilliğe bakıp "değiştirelim artık telleri" dememek elde değil.
    0 ...
  24. dünya için çal

    1.
  25. klasik facebook gruplarından biridir. "beğen, paylaş, arkadaşarını davet et" sözlerini duyamadığınız gibi sadece sokaktan dünyaya sesini duyurmaya çalışan insanların videoları ve resimlerini barındıran sağlam bir arşivdir. playing for change videolarından etkilenip bunun türkiye sayfası olmak için açılmış ama daha sonra sokak müziğine yönelmiştir video ve resimler.

    http://www.facebook.com/dunyaicincal linkinden de girebilirmişsiniz.

    en sağlam video da şudur herhalde: http://www.facebook.com/v.../video.php?v=406851163891 *
    0 ...
  26. gün boyu hiç oy almamak

    4.
  27. oy almak için yazan yazar derdidir. "ulan neden kimse bana oy vermedi" der düşünür.
    bu adamlar facebook'da "ya yeni bi grup açtım beğensene kanka" insanıdır.
    1 ...
  28. uludağ da mangal yapıyoruz zirvesi

    22.
  29. festivaller yüzünden katılamayacağım zirvedir. gerek bir foça olsun gerek bir zeytinli olsun, neden toplanmıyoruz da uludağ sözlük bayrağımız ile çadırlarımızı kurmuyoruz dediğimdir.
    Kanat fiyatları tavan yapmışdiyorlar bu arada.
    0 ...
  30. okan bayülgen

    2706.
  31. demin kendisini disco kralı'nda gördüm, sakalı ve bıyığı kesince resmen maymuna dönmüş şovmendir. ayrıca enseyi falan da almış, "naber lan okan?" deyip ensesine şaplatmak istedim. tam o kıvama gelmiş.
    0 ...
  32. uludağ yazarlarının konu açmak için saçmalamaları

    7.
  33. aslında bir sol sütun'u hareket ettirme uğraşıdır ama fazla ıkınınca geri teper.
    0 ...
  34. hemşirenin kan alırken adamın ağzına sıçması

    4.
  35. hastanesine göre değişiklik gösteren durumdur. artık öyle öküz gibi kan almıyorlar hastanelerde.
    hem siz yeni stajerleri gördünüz mü de konuşuyorsunuz yahu?*
    0 ...
  36. sarhoş olup eski sevgiliyi aramak

    52.
  37. eski sevgiliyi arayıp sarhoş olmaktan daha iyidir en azından.
    1 ...
  38. gecenin tek şarkılık özeti

    173.
  39. the moody blues - melancoly man.

    (bu arada çaylak 40 karakterden kısa entry giremez-miş)
    0 ...
  40. yıllık izinlerde top sakal bırakan memur

    1.
  41. dikkat ederseniz bazı memurlar yıllık izinlerinde hemen top sakal bırakırlar.
    yıllık izinlerinde top sakal bırakan memur sinsidir, çakaldır.
    "ulan ne yapsam da kaytarsam, ne yapsam da şu paraları hesabıma geçirsem" diye düşünür.
    bi yolunu bulsa hemen düzene karşı gelecektir top sakal bırakan memur.
    0 ...
  42. bir zaman makinesi olarak müzik

    2.
  43. şarkılar zamanda yolculuk yapmanızı sağlayan araçlardandır fotoğraf,resim.. gibi.
    bazen bir şarkının dinlendiği yer önemlidir. 10 yıl önce bir şarkıyı sahilde yürüyorken dinlemişseniz, 10 yıl sonra aynı şarkı çaldığında birden o sahilde yürütür sizi tekrar. şarkılar içlerinde her zaman, belirli bir zamanı, bir olayı barındırırlar.
    ayrılık şarkıları vardır mesela. dinlenince ne zaman olursa, nerede olunursa olunsun o an gelir dinleyenin gözüne.
    ya da "bu bizim şarkımız olsun" şarkıları.
    90 ların parçaları dinlenince çocukluğunuza akarsınız. şarkılar zaman makinasıdır.

    - bu bizim şarkımız olsun mu arif?
    - hhaa???
    - arif çalan şarkı diyorum!
    - evet necla?
    - bizim şarkımız olsun mu?
    - ..
    - ..
    - kızım hah şimdi söyle ya, tuvalette bile rahat yok, bi ağız tadıyla sıçamadım şurada. evet ne diyorsun ne olmuş şarkıya?
    - iğrençsin arif ya, yemin ediyorum iğrençsin.
    - ne oldu ki şimdi?
    0 ...
  44. toplu konutların insan hayatına etkisi

    1.
  45. şu sıralar pek bir moda efendim toplu konut yapmak ve oturmak. vadi evleri, kelebek evleri, arif evleri.. sürüp gidiyor..
    zart yapı zurt yapı'nın verdiği reklamlarda insanlara "bugün pazar ama huarrem beyler evlerinde çünkü burada herşey var" deniliyor. evet herşey var gerçektende. yani sınırlardan çıkmadan ne isterseniz yapabilirsiniz. yüzebilirsiniz, arabanızı park edebilirsiniz, alış veriş yapabilirsiniz, çocukları park'a götürebilirsiniz, eğlenebilirsiniz, güneşlenebilirsiniz, futbol tenis zart zurt gibi sportif faaliyetlerde bulunabilirsiniz, sinemaya gidebilirsiniz, yemek yiyebilirsiniz.. hatta ileride kayak bile yapılacak sloganı "evinizin kapısı doğaya açılsın" olan toplu konutlarda.
    insanlar teller ile dış dünyadan ayrılıp bir hapisane misali betonların arasına tıkılacak. internet falan filan derken.. sosyal yapı tamamen yok olacak efendim. evet evet bu olacak ileride. evinizin kapısı yapay doğa'lara açılacak doğru..
    yanlız birşeyi unuttu bunlar dedim entry'i girerken. "iş" tabiki. iş yerleri uzakta bu adamların değil mi?
    hayır!. işe gittiklerini kim söyledi ki size...

    toplu konutlar'ın insanları hayvanlaştırdığı gerçeğidir. bir at çiftliği, tavuk çiftliği gibi insanlar da çiftlik yerine toplu konutlara yerleştirilir. hayvanlar gibi yemlerini yerler, eğlenirler, vakit geçirirler sınırlar ardından.
    hapisane'den hiçbir farkı yoktur. hatta daha kötüdür. özel güvenlikler falan. evet insanlar kendi ırklarından korkan hayvanlardır. bu yüzden toplu konutların etrafı 3-4 metrelik duvar ile çevrilip duvarın üstüne de dikenli tel çekilir. kameralar konulur. insanın insana yaptığı en büyük ayıptır.

    (bkz: dünya üzerinde kendi türünden tek korkan canlı insandır)
    0 ...
  46. kışın öküz gibi yiyip yazın zayıflamaya çalışmak

    1.
  47. karınca ve çekirge hikayesindeki "çekirge" olmuş insan eylemidir.
    hayır yazın öküz gibi yesen, kışın da eşekler gibi zayıflasan olmaz mı be insan?
    zaten sıcak, vıcık vıcık ter her yer sen bir de kalkıp spor yapacağım diye uğraş of rezillik dizi geçip bele geldi vallahi.
    0 ...
  48. bir yalnızlıktır ki aylardır nutella yemiyorum

    1.
  49. "artık nutella'yı nasıl yiyiorsa.." diye tepki verilesi sözdür.
    adam aylardır yalnızdır ve nutellayı paylaşarak yemek istiyordur. ama kimsesi olmadığı için aylardır tık yoktur.
    klasik küçük emrah sözünün günümüze uyarlanmış hallerinden efendim.
    0 ...
  50. ilkokul öğrencisinin yeni ve temiz sayfa sevgisi

    1.
  51. yıllardır nedeni bulunamayan bir sevgidir. ben de sevmiştim vakti zamanında o temiz sayfaları.
    ilkokul çocukları genelde sayfanın arkasını kullanmazlar, hep çevirdikleri sayfaya değil de önlerine gelen o yeni, pırıl pırıl sayfaya yazmak isterler yazacaklarını. nasıl bir sevgidir bu bilemiyorum efendim.
    0 ...
  52. söz dinlemeyen asi ruhlu saç teli

    1.
  53. sağa yatırsan yatmaz, sola yatırsan yatmaz böyle illaki yerçekimine karşı gelecek olan saç telidir.
    jöle falan da fayda etmez bu saç teline. hatta örgütlenir pezevenk, bi kaç arkadaşı ile birlikte kalkmaya başlar iyice sinir eder insanı.**
    0 ...
  54. asıl klişenin insan vücudu olması

    1.
  55. yapılan tüm klişelerin gerçek nedenini gözler önüne seren önermedir.

    gerçek hayat insanın çevresinde değil, insan vücudunda saklıdır ve çevresi ne kadar değişirse değişsn insan hep aynıdır. bu yüzden aslında yapılan tüm klişeler kolpalıktan ibarettir. tabiki aklın yaptıkları.
    akıl ile beden ne kadar iç içe olsalarda, aynı şeyleri yapmak zorunda değillerdir.
    aklınızdan "hayır ben bu insanla sevişmemeliyim" derken vicudunuz "ohh yee man!" der genellikle mesela.
    çünkü aklınızı siz, vücudunuzu ise duygular yönetmektedir.

    bir kadına buluşmalarda çiçek götürme klişesi aslında klişe değildir. ha aklınız ile düşünerek alıysanız evet klişe olur ama bedeniniz o kokuyu hissedip "ulan bu çiçeği almalısın" diyorsa bu artık duyguya girer.
    yeni yeni tanıştığınız bir insana birşeyler hissetmeye önce vücudunuzda başlarsınız.
    karnınız ağrır mesela. kramplar girer her yerinize. elinizi kolunuzu nereye koyacağınızı bilemezsiniz onun yanında oturduğunuzda.
    oturduğunuz yer bir sahildir ve o size "güneş ne güzel batıyor" der. belki klişedir.
    "saçların çok güzel" der ve belki klişedir. ve belki siz ona sırf yalnızlıktan kurtulmak için "hoş bi çocuksun" dersiniz klişe olursunuz gün batımında. ama bunları söylerkenki halinize bir türlü anlam verememişseniz, bu artık klişelikten çıkmıştır. evet belkide o an dünyadaki 5 milayr insan da aynı şeyi yapmışlardır bir toplu ayin gibi ama klişe olmamıştır hiç biri.
    sonra yolda birden elini tutarsınız. "ulan el ele yürüyen falan filan aşık klişesi" dersiniz belki. ama elini tuttuğunuzda birden karancalanmaya başlıyorsa eliniz, göğsünüzden birşeyler akıyorsa içinize işte orada, tam da orada vücudunuz aklınıza "hassiktir oradan ne klişesi yavrum!" diyordur emin olun.

    eğer karşınızda çok klişe bir insan varsa ve bu insan sizden cidden hoşlanıyorsa, ve siz tüm bu klişelikleri o insana yükleyip dalga geçecekseniz önce durup başlığa bakmanız gerekir:
    "asıl klişe, insan vücudunun kendisidir."
    0 ...
  56. güneşli havada gölgeye bakıp saç düzeltmek

    1.
  57. bir ben mi yapıyorum bilmiyorum bu olayı. ama araba camına bakıp saçları düzeltmek kadar keyfe kederdir.
    yürüyorsunuz, güneş arkanızdan vurmuş önünüzde yere bir gölge düşmüş ama kafası biraz garip sağdan bir şey çıkmış, solda bir olaylar dönüyor falan. hemen bi atarsınız elinizi geriye "lan acaba ne olmuş?" edası ile, düzeltirsiniz saçınızı.

    - lan saçlarım ne kötü olmuş yahu.
    - noldu arif abi?
    - ya gölgeye baksana hüseyin, tip yok gölgede.
    - aman abi ne tipi anlamadım ben, iyisin işte.
    - olum bak kulağımın ordan enseye doğru bişey çıkmış ulan mafolmuşum ya..
    - abi abartıyosun.
    - çabul bi araba camı bulmamız lazım...
    0 ...
  58. daha fazla entry yükleniyor...
    © 2025 uludağ sözlük